Avatar

History on the Orient Express

@historyontheorientexpress / historyontheorientexpress.tumblr.com

The Orient Express is a history blog, and a community of enthusiasts especially interested in history of the Ottoman Empire, the Mediterranean, and the Middle East.
Image
Türkiye'nin Vampirleri
“Osmanlı saltanatının Türkiye Cumhuriyeti’ne son mirası” adlı karikatürdeki vampir veya kan emici hayvan metaforuyla karşılaştığımda, vampir fenomeninin bu hâliyle insanları cezbetmediğini, köylere dadanan veya gökyüzünde cenk eden vampirler imgesi kadar alıcısı olmadığını fark ettim. Yanlış anlaşılmasın, Evliya Çelebi’nin Abhaz ve Çerkes cadılarının “horozlar ötene kadar” gökyüzündeki savaşlarını anlatmasının, “Kafkaslar’da vampir belasının vebadan daha ciddi bir sorun” olduğuna değinmesinin insanları niçin heyecanlandırdığını ve cezbettiğini anlayabiliyorum. Isırılan tarihçilerimizden Cemal Kafadar, 9 Ocak 2014 tarihinde Orient-Institut’de yaptığı konuşmasında, Çelebi’nin vampirlerin hayatından da bahsettiğini, Çerkeslerin vampirleri mezarlarına rapt etmek için vampir mezarlarına kazık sapladıklarını, bununla yetinmeyenlerin vampir cesetlerini yaktıklarını anlatmıştı. Çürümemek için kan içmek gibi hikayelerin ve bu imgelerin gücünü hafife almak mümkün değil. Polonya’dan Bulgaristan’a, Bulgaristan’dan İrlanda’ya kadar bu hikayelerin gücünü ortaya koyan birçok kazı çalışması da var. Bu yüzden hikayeler ve imgelerle kavga etmeyi anlamlı bulmuyorum. Yine de Kafadar’ın “Tarih yazıcılığı özgürleştirmiyorsa zulme hizmet ediyordur” sözünü düşündüğümde (her ne kadar tarih yazıcılığının böyle yükleri kaldıramayacağına inansam da), şu sorunun adil olduğunu düşünüyorum: “Tarih yazıcılığı olayların ardındaki asıl sebebi ifşa etmiyorsa bir şeyleri gizlemeye hizmet etmiyor mudur?” Bu soruyu gündeme getirmemin sebebi, bir Marksist (veya daha maddi) değerlendirmenin zorunlu hale getirilmesi veya metaforla folklorik açıdan ilgilenenleri zan altında bırakmak değil. Zira vampir metaforunun ardında illaki ekonomik şiddet aramaya gerek yok ama ifşaya odaklanılmadığı takdirde vampir metaforu gibi bir konuda yahudilerin yeri unutulabiliyor. Bununla beraber son zamanlarda tarih çalışmalarının kümeler halinde (yurt içinde ve yurt dışında bazı farklılıklar gösteriyor olsa da) bir köşeden bir köşeye gidişini ilginç bir fenomen olarak görüyorum. Öyle ki, son zamanlarda uzaya dair anlatılara denk geldiğimde, “Gözümüzü göğe çevirmek içinde bakışı yere indirmeyi de taşımayacaksa neye hizmet eder?” diye sormamın sebebi de bu düşünce ve hisle yakından ilgili. En nihayetinde, tarih ve kültür çalışmaları erbabının kullandığı sosyal teoriler ve yaklaşımlar, söylenenin gerisindeki kuvvetleri ifşa etmek ve açıklamaktan ziyade söyleneni gizleyen fuzuli bir ekten ibaret kalarak, bizi yüzümüzde müstehzi bir ifadeyle yazılanları okumak zorunda bırakmıyor mu? Bu sıkıntıların kaynağında, çeşitliliğin tekil bir kümeye dönüşmeye meyletmesini görüyorum. Öyleyse, kişinin ne söylediği kadar ne söylemediğine de bakmak kendi içinde oldukça tutarlı ve adil bir yaklaşım olarak görülebilir. İnsan herhangi bir metni (bu bir tweet bile olabilir) okurken bunu alışkanlık haline getirirse metinden aldığı verim katlanır. En nihayetinde, söylenilenin gerisinde söylenmeyeni ifşa etmek, çoğu örnekte, okura kalıyor.
bureaupathie.substack.com|Mustafa Türkan

çok güzel bir blogunuz var tebrik ederim, ve de paylaşımlarınız için teşekkür ederim. özellikle erken cumhruiyet ve kurtuluş savaşı dönemine ait karikatür, propaganda posterleri mükemmel. Daha da çok gelir umarım.

Avatar

Teşekkür ederiz.