This is so beautiful and took a lot of patience!!! ✊
Unmute !
Hi I'm Dimi and I'm 22. I am a little. My little age is 5 years old and I like pink, drawing and playing video games. My favourite games atm is animal crossing, god of war, little big planet and crash bandicoot. I'm looking for friends both littles and daddies 😊❤️
“Coffee is wealth itself, because there is nothing that cannot be lost, no problem that will not disappear, no burden that will not float away, between the first sip and the last.”
Hoca Uhud dağına uzun uzun bakıp sormuş;
-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
Cevap yok..
Tekrar etmiş..
-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?!!!
Sonunda muhibbanları mahçup bir şekilde;
-Bilmiyoruz hocam.. demişler.
İşte o an her birimizin beynini, kalbini titretmesi gereken şu kelamlar dökülmüş dilinden..
Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
İnanın bunu bende bilmiyorum..
Aslında hiç kimse bilmiyor!
Bu asla İslam tarihinde de yazmaz..
Hatta o okçular kimdi öz çocukları da bilmez, karıları da bilmez.
Çünkü Ashab-ı kiram kimseye söylememiş, saklamış!
Ağızlarından bu konu hakkında hiç birşey çıkmamış.
Hatta ve hatta yıllar sonra Cemel, Sıffın gibi hadiselerde birbirlerine ters düştükleri vakitlerde bile;
-Sen zaten Uhud'da da tepeyi terketmiştin!" dememişler!
Orada dahi birbirlerini hataları ile vurmamışlar.
Ya Rabbi..
Bu nasıl bir ahlak..
Birbiri hakkında konuşmak için en ufak bir fırsatı kaçırmayan, hatta "olanı söylüyorum, benim niyetim temiz" diye nefsini aldatıp ağzından akan kardeşinin ölü etinin kanlarını temizleyeceği en ufak bir fırsatı kaçırmayan ümmetin buradan alacağı çok ders var. ( alıntı)
-Geçmişte insanlar hacca araba ile değil daha çok at sırtında giderlermiş. Giderken de üzerlerindeki ağırlıkları, kıymetli ziynet eşyalarını Şam’da bulunan Mithat Paşa caddesine bırakıp dönüşte alırlarmış.
-Bir gün bir hacı adayı caddede bulunan esnafın birine içerisinde 3 bin osmanlı lirası bulunan bir keseyi teslim etmiş ve "ben hacca gidiyorum dönüşte bunu senden alacağım" demiş.
-Aradan 3 ay gibi bir zaman geçmiş ve adam hacdan geri dönüp geldiğinde keseyi bıraktığı kişiye gidip "ben buraya bir kese emanet etmiştim onu almak istiyorum" demiş. Bunun üzerine dükkan sahibi:" biraz müsaade et benim çarşıda işlerim var, bu arada çocuklar sana ikramda bulunsunlar, çok sürmez ben gelirim" demiş. Aradan birkaç saat geçmiş ve dükkan sahibi içerisinde 3 bin lira bulunan kırmızı bir kese ile geri dönmüş ve emaneti sahibine teslim etmiş. Kese sahibi teşekkür edip tam çıktığı esnada keseyi emanet ettiği dükkanın yan tarafta bulunan diğer dükkan olduğunu farketmiş. Kese sahibi hayıflanarak büyük bir üzüntüye kapılıp keseyi bıraktığı asıl dükkana gider ve dükkan sahibi hacıyı görünce tanır :"Allah haccını makbul ve mebrur etsin" demiş ve kesesini kendisine teslim etmiş. Bunun üzerine adam şaşırıp kalmış, "nasıl bir yanlış yaptım" diye düşünmeye başlamış ve "benim olmayan bir keseyi nasıl bana verdiler" demiş.
--Keseyi teslim aldığı ilk dükkana gider ve "sende olmayan bir emaneti bana nasıl verdin" diye sorar.
--Dükkan sahibi:"ben senin samimi olduğunu gördüm, doğru söylediğini anladım ve sana inandım ama tüm bunlara rağmen bahsettiğin keseyi sana verecek imkanım yoktu. Belki sen keseyi bırakmışsındır da ben unutmuşumdur diye kendi kendime hayıflandım, sonrasında gittim elimde bir eşyam vardı bin liraya onu sattım, komşumdan bin beşyüz lira borç aldım, beş yüz lira da cebimde vardı, bir şekilde toparladım ve sana emanetini verdim. Tüm bunları yaparken şundan korktum, Allah korusun sen memlekete döndüğün zaman, ben gittim Mithat Paşa’da bulunan herhangi bir dükkana emanetimi verdim sonrasında dönüp almaya gittiğimde bana emanetin burada yok dediler, inkar ettiler dersin ve memleketimizin, sokağımızın ismi kötü anılır diye çok korktum ve emanetini bir şekilde toparlayıp sana teslim ettim" der.... (Alıntı)
İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar !
diye niye küçümserler ki;
Kalp pek mi büyük incirden?
Bakın bakalım insan neler çekiyor, incir çekirdeği kadar kalbe düşenden...
Guzel bir gune Gunaydin 🌹
Çok fazla da anlam yüklemeyin dünyaya.
Yarısı şükür, yarısı sabır...
Yarısı teselli, yarısı kahır...
Kimseyi de bilmeden yargılamayın.
Herkesin derdi kendine ağır...
Anlatmak ve anlaşılmak içinde yormayın kendinizi;
İnsanların yarısı samimiyetsiz, diğer yarısı size sağır...
Ve unutmayın asla,
Ne kadar zorlarsanız zorlayın sonuçta herşey olacağına varır...
İnsanoğlu Yaradana dönerse kula benzer.
Yaradandan dönerse pula benzer.
Mevlana
HAYIRLI CUMALAR
her ateş küllenip sönmez
Sevgiye dâir söylenen en güzel söz bu olabilir ;
يَا خَدِيجَةُ! كُنْتُ فَقِيرًا فَأَغْنَانِي اللهُ بِكِ.
Ey Hatîce! Ben fakirdim; Allah, beni seninle zengin kıldı.
“Ölmek üzere olan insanlara sorulduğu zaman, kimse daha fazla televizyon izlemek, uyumak ya da alışveriş yapmak istemez.Herkes sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmiş olmayı ister. Sarılmayı ya da son kez öpebilmeyi. Vakit varken sarılmalı.Henüz zaman varken; yarın, geç olmadan.”
Taha sûresi’nin son ayetlerinde öyle güzel ve öyle nâif bir uyarı var ki, herkes bu ayetle tanışsın istiyorum; “Kendilerine sınamak için dünyâ hayatının süsünü bol verdiğimiz kimselere sakın göz dikme. Allâh’ın ahiretteki rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.”



