Avatar

Feelblue

@herkestenuzaksanayakin

in my subconscious.

Yaradanı anlamanın ilk paragrafısın sen. Sonsuzluğu hissetmenin... Sevmenin biz olduğunu anlamanın...Yaşantıdaki bütün zorlukların kahramanısın sen. İçindekileri açığa çıkarmanın kudreti sende saklı. Düşüncelerin sen izin verdiğin zaman terkedecek benliğini. Kalpten hissettiğin her şey senin olacak.

İnan ki sevgilim, birlikte bir gökyüzü inşa edip, özgürlüğe kanat çırpacağız. Ve ben anlamak, dinlemek, sevmek, sarılmak ve elini tutmak için hep yanıbaşında olacağım.

-Herkestenuzaksanayakin 💙

Piyano hakkında hiçbir şey bilmem. Notalardan da bi’haberimdir. Nitekim canım sıkıldıkça ara ara kurcalardım o tuşları eskiden ve durup dururken ortaya böyle bir şey çıkarmışım ki yeni buluyorum. Güzeline, çirkinine bakmıyorum. Arada bir replaylerken hoş bir duygu yaratıyor bende. O yüzden paylaşmak istedim

ENTROPİ

Kendi kanında kaynayan bir varlığın emaresi. Dudaklarım sigarayı tüketti. Ciğerlerime dolan nikotine karıştı aklıma zerk eden sarhoşluk. Sağ sağlim varayım diye sabahlara dokunmadan kapadığım gözlerin kaçıncı karanlığına açıyorum yelkenlerimi. Birhaberim. Harabeyim. Sakince sardım tütünümü. Aklım başımdan gitmiş, başım dönmekten deli divane olmuşken, bu sallanan tramvayda sarsıldı ruhum.

Dağıtırın derken topladım.

Aklımı raydan çıkarayım derken yönümü karanlığa oturttum. Savruluyorum.

Başım dönüyor.

Olmak istedim. Var olmak. Uzaklara göç ederken kendimi tanımak. Dalgalarda sürüklenirken kendi denizimde boğuldum. Bana uzak hayatlarda kendimden emâreler buldum. Öyle derin kırılmışım ki, yaklaşanı yakarım diye düşünmekten kendime duvarlar örmüşüm. Gel ki yıkmayı dene. Ben bi kuvvet biriktirdiğim sancımın kalıntısında dövmüşüm çeliği. Etten ve kemikten, birkaç gerçek hikayeden.

Ve nedir, beni böyle yıkıp üstümden geçen? Her aklım sürüklendiginde, kayıp gidecek miyim kıyı köşelere? Anlatamadım. Yüzüm iki elin avuçlarında var olmadı. Ben ise kendimle barışmadım. Kış geliyor. Sonbahar kapımı çalırken yağmurlarda yıkandım. Gündüz vakti vuran karanlığa hasret bir halde aklıma kapandım. Soğuk tenime işlerken içimi aklımdan yaktığım tahtalarla ısıttım.

Gün aşırı düştüm. Ayaklandım. Sallanıp durdu aklım. Terazim şaştı. Ben ise yalnızdım. Bir 90lar masalında, neon ışıkları altında turlamaktaydım. Aklım anda kalsın istedim. Anı biçtim biçimlendirdim. Aslolan anda olmak değil, aklından kaçmak imiş. Nasıl kaçabilirim? Nasıl susturabilirim? Bu kafaya dur diyemedim. Başımı ezdim. Ellerimle. Defalarca. Gecelerce. Gün doğumuna gebelerce. Kaçamadım. Tutunamadım. Zincirleri elime aldım derken, beklenmedik bir gecenin karanlığına yakalandım.

Yüzümde bir bahar esintisi, ben kayıp gidiyorum. El salladım. Bugün ölüp gitsem gocunmazdım.

Ağır bir yük. Yaşamak zorundayım. Hassas bir terazim var ve insanlarla tarttıkça kopan iplerim. Aklıma bağlı. Sökük. Bolca yama. Yaşama amacıma. Sallanıyorum. En şamata sohbetlerle dolu gecelerin sonunda, kendi kabuğumda, başım yastığımda, gözlerim dolarken düşünüyorum. Aktı, gitti. Hayat. Benliğim ise kaldı geride.

İnan gocunmam. Bugün ölsem gocunmam. Hayata demir atacağım diye yer ararken kaybolduğum okyanusta boğulsam, hiç şaşırmam. En derin çukuruna gömün beni bu dünyanın. En uzak diyarına. İnsanlığım. Çöktü umutlarımda. Ben inanmak istediğim anlarda, aklım yerinde dursun diye ayık gezdiğim günlerde, biraz sarhoşluk yetiyor sarsmaya.

Başım, iki elin arasında olamadı. Şimdilerde ise bir et parçasıyım. Beni tanır mı insanlık? Uzak olsam fiziken, ruhum yeter miydi? Ötemdeki gerçeği görebilen kimdi?

Tam şu an. Gerçekten. Loş bir odaya dolan bir parça şehir ışığı, yağmurun gürültüsü, aklımın sessizce seyreden fırtınası olsaydı. Crywolf - Anachronism çalarken arkada, gözlerim kapansaydı. Açılmasını dilemezdim. Geleceğe yelken açmak için çabalarken, geçmişle şekillenen benliğimden soyutlanabildiğim bir gecede yok olmak. Nihai amaç. Yok oluşun en bitter hali.

Kayboldum. Bulamazlar. Tutamazlar. Savruldum. İnan bana, gözümün içine bakamazlar. Ben mutlak sıfırım. Var oluşun sabitlendiği donma noktasıyım. Geçmişin ve geleceğin atfedilmediği, anda çekilmiş bir karenin yansımasıyım. Ben zamandan ve mekandan bağımsız, başlangıcın ve yokluğun temsilinden sorumlu olanım. Sonunda atomlarına ayrılacak evrenin genişlemesiyim. Ben entropiyim. Pas tutmuş, kokuşmuş, gittikçe eskiyen gerçek bir hakikatim. Ben kıyametin haberi, tatlı gülen bir silahın ta kendisiyim. Sıkı tutun. Benimle batacaksın. Sıkı tutunun, benden uzak, hayata yakın olun.