Hocanın ismine bakın lan, adam resmen mesaj veriyo :D
Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan, ‘Ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum.
Depresyondayken ben;
f
Artık hiç bir şeye şaşırmıyorum
Kuzenim Ömer . İki sene önce bir kızla cıkmaya başladı . Kızı önceden seviyordu ama söyleyemiyordu . En sonunda gitti açıldı kıza . Kızda onu seviyormus meğer . Cıkmaya başladılar işte . Hegrün beraberlerdi . Tek birgün ayrı olmazlardı Çünkü ya o özlerdi yada Ömer . Ben acıkca söyleyebilirim ki hayatımda o kadar güzel seven erkek görmedim . Geliyordu yanıma mesela konuşuyorduk . Anlatıyordu bana ‘’ Ya kardeşim gülüşünü seviyorum yemin ederim . Kalbimi söküp aldı kız . Onsuz naparım ben ? ‘’ hep aynı şeyi söylerdi . ‘’ O giderse ben naparım ? ‘’ herşey o kadar güzeldi ki . Hergün fotoğraflarını atardı bana ; inanın bana öyle yakışan bir cift göremezdiniz . Gecen sene oldu olanlar . Ömerin gülüşüyle sevdiği kız trafik kazası gecirip hayatını kaybetti . Ömer ; ilk başlarda öldüdüüğünü kabul etmedi . Kız birkac gün hastanede kalmıştı . Ömer öldükten sonra bile hegrün yoğun bakımın başında bekleyip ‘’ Gülüşünü sevdiğim kalkıcak Aslı . Biliyorum ben . ‘’ derdi . Her anında yanındaydım . Çünkü gercek anlamda kuzenden öteydi aramızdaki bağ . Herneyse ; iki ay gecti Ömer artık hastanede beklemeyi bırakmıştı . Ama bukezde beraber gittikleri yerlere gidiyor ve onu bekliyordu . Hergün buluştukları bakırköy sahilinde ilk buluştukları yerde onu bekliyordu . Yengemler arıyordu beni ; ‘’ Aslı Ömer nerde telefonları kapalı gine . ‘’ ben biliyordum tabii orda olduğunu . Gidiyordum yanına ; ‘’ Ömer yetmedimi artık ? ‘’ dediğimde ‘’ Gülüşünü sevdiğim gelicek şimdi . Hep gittiğimiz cafeyemi gidelim yoksa sahildemi gezelim ? ‘’ diye cevaplardı beni . Gözleirm dolardı sarılırdım ona ağlardı hemen . Eski hayat dolu neşeli Ömer yoktu artık karsımda . Sürekli ‘’ özledim gülüşünü sevdiğim ‘’ diyip ağlayan bir Ömer vardı . Kabullenmiyordu birtürlü . Sahilde beklemeleride gecti . Bir ay gecmişti işte , Bir gece aradı beni . Saat nerdeyse 3 filan . Actım tabii hemen . ‘’ Ne oldu Ömer ? ‘’ dedim . Ağlama sesini duydum anında . Ben o güne kadar öyle ağladığını bilmezdim . Ama ağlıyordu . ‘’ Kapıdayım Aslı ‘’ dedi kapattım telefonu hemen . Zaten evlerimiz arası iki sokak . Bişey olduğu an gelir yanıma . Cıktım hemen sarıldım ağladı . En sonda nefesini toplayıp bana baktı ‘’ Gülüşünü sevdiğim gitti dimi Aslı . ‘’ dedi ‘’ Gitti ve birdaha dönmeyecek . Dimi ? ‘’ diyede ekledi sessizce . Gözlerim doldu ; uzun zaman sonra yanında ağladım bende . ‘’ Gecicek Ömer ‘’ diyip durdum yanında . O gün sabah ezanına kadar ağladı yanımda . Durmadan . ‘’ Bugün gidicem yanına . ‘’ dedi sonra . Yaşları gözlerini sildi eliyle . ‘’ Bende gelicem ‘’ dedim sonra . Saat 12;50 gibi filan buluştuk bizim orda . Mezarlığa gidiyoruz . Geldik tam kapıdan giricez Ömer döndü bana ‘’ sakın beni susturma ‘’ dedi . Girdik içeri , Ömer direk oturdu mezarın kenarına ben biraz uzak kaldım . Ömer konuşmaya başladı sonra . ‘’ Sen gittiğin günden beri ; hiçbişey yolunda gitmiyor . Sana ben sensiz naparım derken ciddiydim . Ama sen ‘’ seni bırakmıycam ‘’ derken ciddi değildin sanırım . Beni sensiz bıraktığın için affetmeyeceğim seni . Gülüşünü öptüğüm diyememek ne hissettiriyor bana biliyormusun sen ? Hergün ölüyorum . Sen birkez öldün ama ben ? binlerce kez . Kimseyi sevemiyorum . Sevememde zaten . Nasıl birinin elini tutarım ki ? Sana nasıl ihanet ederim . ‘’ ağlama sesini duymaya başlayınca yanına gittim bende kendime gelmeye calıştım tabii önce . ‘’ Ömer kalk hadi . ‘’ dedim baktı yüzüme ‘’ Kuzen ; ben onsuz napıcam ? ‘’ dedi bana . O an emin olun ölmek istedim . Ben hayatımda öyle sevene denk gelmedim gelmemde zaten . Ve evet ömer hala seviyor onu . Hergece gine anlatıyor bana onu . ‘’ Bazen ‘’ diyor ‘’ fotoğraflarına bakıyorum , gülüşünü görüyorum ağlıyorum . Sonra beni gördüğünü biliyorum . benim ağladığımı görünce canı yanar diye düşünüyorum . Sonra resmine bakıp gülüyorum . ‘’
Şimdi ne biriyle cıkabiliyor ne birini sevebiliyor . Ve hala ilk günki gbi buluştukları yerlerde ağlıyor , resimlerine bakıp gözyaşlarını zor tutuyor , mezarına gidiyor hergün çiçek bırakıyor ‘’ seni seviyorum gülüşünü sevdiğim ‘’ diyor . Gecen gün unutmuş mezarına gitmeyi ; geldi yanıma ‘’ Kuzen ; yanıan gitmeyi unuttum . papatyasını götürmeyi unuttum . Üzülür küser bana şimdi . ne yapıp kendimi affettirebilirim ? ‘’ diye soruyor . Daha ne dim be kardeşim ben .
Acitti ulan hemde cok acitti.
Yutkunamadım.
Ağladım be
Nefesim kesildi.Acıdı.
Ağlattı be.
sol tarafa yakin bir yer acidi
Üzdü. Fazlasıyla..
Hafızam o kadar kuvvetli değil, rakamlarla da aram pek yoktur zaten. Bir kez buluştuk sadece, onu hayatımda bir kez gördüm ben. Sıradan bir arkadaş buluşmasaydı, gördüğüm gibi sarılmıştım. Sonra küçük, şirin bir parka geçtik ve oturduk banka. O soluma oturdu, aynı zamanda soluğuma oturacağını bilmiyordum. Konuştuk. Bir saat kadar sadece konuştuk. Salıncağa geçtik ve deliler gibi sallanmadık. Hüzünlüsün ve salıncağa oturacağını hayal et. Yavaş yavaş sallanıyorsun. Elimi uzattım, uzattı mı hatırlamıyorum. Kalktık. Yürümeye başladık. Ben sarılıyorum, saçıyla oynuyorum, komiklikler şakalar, eğlen eğlen, gez toz. O gün bir otele girip holding sahibiymişiz gibi fiyat sorup geri çıktık, su dolu ağzımızla birbirimize bakıp gülmemeye çalıştık. Ben o gün ona sarıldığımda, herkese sarılmadığım gibi sarıldım. Bana tam onu minibüse bırakırken, hadi sevgiliymişiz gibi sarılalım dedi. Sarıldık. Alnından öptüm. ‘Alnından.’ O gün, masum öpücüklerimle alın yazısına kendimi işlemek istedim. Aynı kafa yapısına sahip değildik ama aynı duyguları besleyecek kocaman kalp vardı bizde. En azından bunu yapabilirdik. Büyük bir yangındı, hiç bir gözyaşının söndüremeyeceği kadar büyük bir yangın.
Şüphe (2007) filminden Shia LaBeouf ve Sarah Roemer’in unutulmaz “Caught in the Act” sahnesi…


