(via volkanncicek)
&
Yerinde olsaydım, yerimin değerini bilirdim.
&
Aramızda iki sokak, birkaç apartman ve birkaç yüz metre yürüme mesafesi olsaydı, keşke. Başka bir insan değil.
(via ucanbisiklet)
ruh halim
Küçüğüm 5 yaşındayım, annemin işi çıktığında beni bir arkadaşına bırakıyor. Arkadaşının benden 4 yaş büyük bir oğlu var. Annem işini bitiriyor ve beni alıyor, "sana bir sey yaptımı?" Diye soruyor. Seneler geçmesine rağmen hala aklımda, tuhaf geliyor, burda tek eksikliğim kadınlığım. 8 yaşındayım, matematik hocası birkaç kişiyle beni de evine kahvaltıya çağırıyor. Ve babam soruyor "hocan erkek mi?". Burda da tek eksikliğim kadınlığım. 10 yaşındayım, elimde bir dondurma yiyerek sokakta dolaşıyorum. Bir amca tarafından uyarılıyorum, "kız kısmı sokakta bu şekilde dondurma yiyemez!". Yine anlamıyorum, tuhaf geliyor. 12 yaşındayım, yanımda iki kız arkadaşım elimde bir spreyle okulun arka duvarına isimlerimizi yazıyoruz ve bir belediye işçisi tarafından uyarılıyoruz, "Kızlar böyle şeyler yapamaz!". Aynı şekilde tuhaf geliyor. Ayıp bir sey yapmıyoruz. 13 yaşındayım sınıfta oturuyorum. Bir erkek arkadaşımın defterine yanlışlıkla basıyorum. Üstüme hiddetle yürürken "erkek olsaydın görürdun sen" diyor. Anlamıyorum, beni zayıf görüyor sanirim. 14 yaşındayım, durakta otobüs bekliyorum. Bir erkek turistin yol sorması yanımda oturan teyzeyi kizdıriyor. Turist gidince, cevap vermemem gerektiğini söylüyor. Alt üstü yol sormuştu diyorum içimden, tuaf geliyor şaşırıyorum. 16 yaşındayım babamdan en yakın arkadaşımda kalmak için izin istiyorum. Arkadaşımın babasının vefat ettiğini biliyor, ve abisinin olup olmadığını soruyor. Olduğunu öğrenince göndermiyor. Şaşırıyorum, çünkü ben evde olmama rağmen abimin arkadaşları gelip kalıyor. 18 yaşındayım abim nişanlısından ayrılıyor, ablam ise evli olduğu kocasından şiddet gördüğü için. Abim anlının akıyla başka biriyle evlenirken ablam ayıplanıyor. 19 yaşındayım artık sokaktaki küçükken amca diye adlandırdığım insanlar bana pis bir bakışla bakıyorlar. Evet arkadaşlar bizler kızız. Erkeklerden narin ve zayıf olanlar biz olarak adlandırılıyor "kız gibi vuruyor." "Kız gibi koşuyor." "Kız gibi yapıyor". Toplum tarafından hep küçüğüz. Gücümüz yetmiyor ağızlarını kapatmaya, sürekli kem gözle bakıliyoruz. Evet kadınız, güzel bacaklarımız mı var? Sakın açma, tahrik olurlar. Güzel mi saçların? Kes uzatma azıyor sonra Aşağı mahhallenin bilmem nesi. Ya çarşaf giyen bir kadının gözlerinden dahi tahrik olan bir zihniyete karşı oynuyoruz. Hep ezileceğiz arka planda kalacağız. Kadınız çünkü, saçımız uzun diye mi?
- Neden hiç evlenmedin abi? + Tüm sevdamı bir kişi için harcadım ben . İyi niyetimi , güvenimi , kalbimi, her şeyimi bir kişi uğruna kaybettim ben . - Kimdi abi o? Neden bitti? + Nazlı . Nazlı bizim mahallenin en güzel kızıydı. Bizim de fiyakamız vardı hani. İlk okula gidiyordum o bizim mahalleye taşındığında . Bizim karşı evde oturuyorlardı , odalarımız karşılıklıydı . Akşamları sokakta maç yaparken odasının camından bizi izlerdi. Gel zaman git zaman derken tanıştık okula beraber gider gelir olurduk. Akşamları okul çıkışında onu beklerdim okulun kapısında. Öyle güzeldi ki onu beklemek. Bir akşam okul çıkışı eve dönüyoruz sokakta kimse yok hava kararmış elini tuttum yavaşça. Çekmedi elini . O da beni seviyordu. Tam 8 yıl. 8 yıl devirdik nazlıyla . Evlenecektik. Çocuklarımızın adı bile hazırdı. Onun için kaç kere kavga ettim. Lise de ayrılmıştı yollarımız. O zeki kızdı. Bende meslek liseli olmuştum. Lise bitince kendi aramızda söz kestik. Diğer yaza da evlenecektik. Bi akşam mesaj attı erken uyuyacağını söyledi şaşırdım. Erken uyumazdı. Hastayım dedi . Hastaneye götüreyim dedim istemedi. O gece uyuyamadım. Sevdiğim hastaydı oturdum balkona bir sigara , iki sigara derken ikinci paketi devirdim sabahı beklerken. Saat 4,30 civarıydı bi ara lambası açıldı kapandı annesi kontrol ediyor sandım. 5 gibi de sokağın başında fiyakalı bir araba belirdi. Noluyor demeye kalmadan nazlı belirdi sokak kapısında . Elinde ufak bir çantayla . Kafasını yukarı kaldırdı göz göze geldik. O sırada çocuk geldi nazlının elini tutup elindeki çantayı aldı . Nazlı diye bağırmışım . Noluyor kim o çocuk. Öylece kaldı . Tek kelime etmedi . Mahalleli ayaklandı sesime. Çocuk nazlının elini tutup hadi derken nazlı tek bir şey dedi. ’ Affet Şahin ’ .. Tek bir şey hatırlıyorum sonrasına dair ‘yetişin şahin ölüyor..’ Balkondan aşağı düşmüşüm. Nazlı ise arabaya binip gitmiş.. Hastaneden eve geldiğimde biri bizim duvara ‘şahin ölüyor 5:28’ yazmış. Hiç boyamadım duvarı . Hala durur o yazı orda. Tam 5 yıl 8 ay 3 gün oluyor o gideli. Evlenmiş . Bir de kızı olmuş..
🚬
its glowing




