Güvendiğim yerden incittiler, inancım kırıldı.
Her şarkı kulağıma adını fısıldarken seni unutmaya çalışmak da aptallık biraz.
01.14
özlemek,bazen çok çaresizce.
hani böyle elinden bir şeyin gelmemesi,nasıl tanımlayabilirim inan hiçbir fikrim yok.
sadece özlemekten öldüğüm noktalarda dahi kendimi avutabildiğim tek bi konu,elimde kalan son bi fotoğraf gibi.
bazen ondan kalan bi kaç parça.
zor bi durum.
özellikle üzerimde binmiş onca şey varken birde senin aslında hiç olmayışınla bile yük olman,çok zor bi durum.
inanır mısın sana karşı kızgınlığım bile ilk gün ki gibi. nasıl atabilirim ki seni?
sanki zaman geçse dahi benden geçmeyecekmişsin,sanki ölene dek zihnimde seninle beraber acı çekicekmişim gibi hissediyorum.
ve durmadan bu hisleri yaşamaktan da korkuyorum.
bak farkındaysan artık barışma veya başka bir şans,olanak tarzı konulara değinmiyorum,oraları geçtik.
ben sensiz yaşarken seninle yaşlanmayı öğrenmeye çalışıyorum kendimce.
bazen insanların gitmesi gerekir anlıyorum seni de.
fakat gökyüzüne bak,kuşlar hâla uçuyor ve bulutlar hâla değişik değişik şekiller almaya devam ediyor.
sanırım benim için en zoru,seninle tekrardan hiçbir zaman yan yana olamıycağımız.
binalar çok yüksek geliyor bazen.
böyle kendimi nokta kadar hissediyorum,sanki binalar öyle büyükmüş ki gökyüzünü kapatırcasına.
ismimizi kalp içinde yazdığın ve sonuna oku batu oku diye not ettiğin kağıdı büyük bi öfkeyle yırtmıştım.
sonra gidip onu çöpten tekrar alıp birbirine yapıştırıp yatağımın en uç köşesine yapıştırdım.
ben artık kapılarımı kapattım.
sen yokken bile bana dersler verdin.
fakat şey demiycem,yok mutlu olsun falan diye
sürün,kötü yollara düş,tanınmıycak hale gel.
çünkü sen beni düşünmedin.
benim de böyle yapmam gerekiyor sanırım sana benzeyebilmek ve dik durabilmek için ha?
öyle haksız yere senden uzağım ki.
öyle boş kalplerde yer almış ev edinmişsin ki.
üzülüyorum.
ben senden sonra kilide mühür bastım.
“sevdiği kadar sevilmez insan,ağlama.” pera’nın şarkı sözü ile geceyi kapatıyorum.
umarım ölürsün.
çünkü mezarına gelip yanında olup ağlamak istiyorum.
Bir şeylerin zorunluluğu beni çoğu şeyden yıldırıyor.
“Canından saydığın bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun kalkar düşmanına dönüşür, düşmanın kalkar dostun olur; öyle garip bir dünya.”
bazılarını öylesine var etmişim ki, hiç yoktan. ama şimdi öylesine bitirmişim ki, öylesine varken. zaman büyüttüğü çiçeği kökünden söküp attırabiliyormuş insana.
Değiştim diyemem daha fazla üzülmemek için değişmek zorunda kaldım ikisi farklı şeyler.
Yanlış insanlara fazla sabır gösterince doğru insan geldiğinde ona sabrın kalmıyor. Gerçek bir ziyan oluş.
Güvendiğin insanlardan darbe yediğinde ve güvenin boşa çıktığında hayatın çokta önemli olmadığını ve yalnızlığın değerini anlıyorsun.
Binbir türlü fedakarlık yaptığım insan bana nankörmüşüm muamelesi yaparsa eğer, o insanı fedakarlığımın yüzde birini mumla aratacak hale getirmek benim hakkım. Kendi alnımdan öpüyorum bu kadar karakterli olduğum için.



