Avatar

Gizem

@gizooo13-blog

20:33

“Hiçbir zaman sizi mutlu edemedim.” Her zaman biraz eksiğiz bu hayatta ve her zaman biraz eksiğiz bu hayata. Zaten hep böyle olmadı mı? Ne yaparsan yap, birileri bir eksik bulmadı mı?

Sevdiği işi yaptığı için her geçen gün bir öncekinden daha fazla küfür yiyen bir adam tanımıştım üniversite yıllarımda. Ressam deniliyordu ona, ama o sadece sevdiği, mutlu olduğu şey yapıyordu. Ona bir sıfat takılması veya hiçbir şey denmemesi pek umrunda değildi. Sadece resim çiziyordu. Öğle molasında anlattığı kadarıyla, yaşının geçmiş olmasına rağmen hala ailesiyle yaşıyormuş ve babası memnun değilmiş yaptığı işten. Bir ekmek kazanmayı bile bilmiyomuş babasının dediğine göre. Bir boka yaramazmış. Bir baltaya sap olamamış babasına göre. Ama ben onun çizdiği resimlere hayranlık duyuyordum. Mükemmellerdi. Harbiden işini yapıyordu. Güzel sanatlar okumuş yıllarca, şimdi üniversitede kalabilmek için bir şeyler yapıyordu. Ne zaman okula gitsem görürdüm onu.

Sigara içerken denk geldiğimizde hep sevecen olurdu, muhabbeti insanın içini ısıtırdı. Güzel bir abiydi lan. Sonra günler geçti, aylar geçti, okuduğum bölümün bitmesine az kalmıştı. Sonra bir gün geldi, hiç unutmuyorum, okula gittiğimde ağlayan birkaç insan vardı hep onu gördüğüm yerde. Zaten fakülte önünde birkaç polis arabası görünce kafamdan geçirmiştim bir terslik olduğunu. Okula girip arkadaşlarıma selam verip, rahat bir tavırla ‘nabıyonuz lan ne bu kalabalık’ diye sorduğumda öğrenmiştim işin rengini. Asmış kendini. Dayanamamış. Ne oldu ne bitti en son konuştuğumuzdan sonra bilmiyorum ama asmış kendini. Okulda. En sevdiği işi yaptığı yerde. Bir de not bırakmış ‘Hiçbir zaman sizi mutlu edemedim’ diye. Lan kanım dondu duyunca. Birkaç saat kafama takıldı, sonra bende unuttum.

Ama bu sabah hatırladım. Düşündüm, bir insan neden bunu yapar? Bir insanı ne bu kadar bıktırmış olabilir? Bence: Baskılar, insanları mutlu edememek. Saygı bulamamak hele böylesine hak etmişken. Anlaşılmamak. Anlatamamak. Düşünün siz de, otuz yaşlarını geçmiş bir adam resim çizdiği için aile tepkisine fazla maruz kalması sonucu kendi canına kıydı. Ne acı değil mi?

Hiçbir insanın bu muameleye reva değildir beyler bayanlar. Çoğumuzun başına böyle şeyler gelmiyor belki ama gelmeyeceğinin bir garantisi de yok. Çocuklarınıza ve kendinize öğretin. Saygı, önemli. Sevgi de öyle. 

01:44

Telefon çaldı o sabah. Abim aradı, akşam 6'da hazır ol düğüne gideceğiz dedi. Uykuluyum tabi bende, ne diyorsun abi sabah sabah dedim kapattım. Anlam veremedim. Birkaç saat geçti ben hala uyuyorum, hazırlan diye aradı bu sefer. Abi dedim daha var, sen hazırlan, senin deri çantayı da al yanına dedi kapattı. Sonra saat geldi altıya ama altıya gelene kadar altmış kez çaldı o telefon. Aldı evin önünden beni gidiyoruz. Arka koltukta poşet var bir tane siyah, al içindekileri bir çantaya koy dedi. Yaptım. Bir otuzbeşlik var, bir de siyah toka. Anlam veremedim tabi. Girdik düğün salonuna ama kafası eğik abimin. Bin kişilik salonda toplasan yirmi kişi anca var daha. Abi dedim noluyor amınakoyim? Sus dedi. Para sıkıştırdı elime, git aşağıdaki büfeden su ve iki pet bardak al diye. Aldım geldim. Ama meraktan deliriyorum, söylemiyor da bir şey. Yani yaz günündeyiz, daha akşam yeni oluyor, kimin olduğunu bile bilmediğim bir düğünde rakı içeceğiz. Anlam veremiyordum işte. Sonra kalabalıklaştı ortalık. Gelmeye başladı insanlar, tanıdık çıkıyor arada, selamlaşıyoruz konuşuyoruz. Her şey güzel, bekliyorum ben boş boş ama abimin gözler cinayet. Abim benden birkaç yaş büyük. Ayrı şehirlerde yaşıyoruz, muhabbetimiz eskisi gibi sık değil. Ama hep abi kardeşiz. Her derdimi dinler, çözer. Ama abimin ağzını bıçak açmaz. 19 yaşımdayım daha bir kere abimin bana dert yandığını görmedim. Sormam bende zaten. Hayatında bir kişiyi sevdi. Aleyna adı. Uzun sürmedi pek ilişkileri. Ama abimin cüzdanında hep fotoğrafı vardır. Düğün başladı sonra. Yemekler dağıtılıyor, biz en arka masadayız. Bana bir bardak anca düştü. Abim içti ne varsa. Abi diyorum yavaş. Sus sen diyor, işine bak. Bekle diyor. Gideceğiz birazdan. Birazdan gelecekler. Anlam veremiyordum tabi hala ama delireceğim meraktan. Aslında kafamda canlandı bir şeyler ama sormaya deli gibi korkuyorum. Sonra rakı bitti, nikah töreni başladı. Meşaleler yandı. Konfetiler patladı. Müzik açıldı. Yavşağın biri mikrofondan alkış istedi genç çifte. Düzenini sikeyim dünyanın. Ulan karşıdan Aleyna abla geliyor. Ama bembeyaz. Abim kalktı ayağa ama çenesini nasıl sıkmış. Gözleri hafif buğulu, susuyor, izliyor. Girdim koluna yürü abi dedim, ama yerinden kıpırdatamadım. Sus dedi, geldiler. Gideceğiz birazdan. Otur yerine. Bak ben hayatımda çok fazla o filmlerdekine benzer sahne görmedim ama bu tam içine düşülmüşüydü. Abime bakıyorum bir şey yapmasın diye. Oturdu yerine, film izler gibi izliyor. Sonra klasik konuşmalar falan oldu, geline damada sordular içinde mutlulukta ve sağlıkta, hür iradenle kelimeleri geçen soruyu. Abim sanki milli takım maçındaki penaltı anını izler gibi izliyor. Aleyna abla evet diyene kadar salondaydık. Koşar adım, hızlı hızlı çıktı salondan. Bindik arabaya, soracağım soramıyorum. Gözleri yaşlı biraz. Ama nasıl hızlı kullanıyor arabayı, sanki kaçıyor bir şeylerden. Neyse işte. Eve girene kadar sahilde bira içti abim. Parası bitinceye kadar içti o gece. Ağlıyor ama konuşmuyor. Bakıyor boş boş, ama konuşmuyor. Aylar, yıllar sonra görüştüğümüzde sordum. Neden oradaydık abi, neden kendine yaptın bunu diye. Son ana kadar umudum vardı paşam dedi bana. Belki evet demez de kalkar bana gelir diye umudum vardı dedi. Sağ bileğindeki tokayı gösterdi bana. Bu tokayı Aleyna ablanın saçından ben aldım paşam dedi. İnsan dedi, gönlünü vermediği birisinin dizlerine yatıp, saçlarını okşatır mı saatlerce diye sordu. Ben o günden beri abime neden diye sormuyorum. Bu da böyle işte.

Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamasını istedim. Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim. Ama bütün bunların sonunda felaket geldi. Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum. Kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra, ‘bir doğru’ yaratmak zorundaydım…

Albert Camus (via sokaktakiyazar)

UNUTABİLİR MİYİZ bakalım görelim!

Bakmaya değer!

İlginç :)

rbleyelim ki diğer arkadaşlarada yardımcı olalım bence :)

Ah, unutmaya çalışırken bu postu gördüm, pekala.. Baştan başlıyoruz.

saklandığım yerden çıkıyorum bunu merak ederek

Deneyelim

İyi şeylere odaklanarak

Mükemmel

bulan varsa bizede söylesin lütfen. Diger türlü tek çozüm kafana sıkmak.

Denemek lazım

Deneyin

Bu postu herkesin görmesi lazım bence :)

Unutmaya çalışırken bile hatırlamak 😔

Unutmanın tek yolu, unutmayı gerçekten istemektir.

Hepsi aklımdan bir bir geçti süper

Yeni hatıralar yaratarak

Bir hafıza kaybı şart

okumadım ama okumak isteyen varsa diye rbliyorum dkabfjbskdk

Bence herkes okumalı bunu kcmsıxkz

Bence de okumalıyız!

ben unutmak istiyom la

Deneyin

Bence cok güzel deneyin

izlemeye değerdi

Faydalı bi post olabilir

işe yarıyor

Yalnız, hissediyorum ki artık bunun sonu yok. Saatlerce evde hiçbir şey yapmadan oturuyorum. Sonra tam çıkarken evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim gibi hissediyorum. Galiba hep acele ettim. Hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip, hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim. İçimde adı boş ukdeler biriktirdim. Dolduracak birini bekledim, kendimden umudu kestikten sonra. Sonra beklemekten de vazgeçtim.

Oğuz Atay (via sokaktakiyazar)

1 kilo demir mi daha ağırdır yoksa sevdiceği whatsapp'ta çevrimiçi görmek mi?

1 Kilo daha ağırdır. Çünkü kalp (normal koşullarda) en fazla 340 Gr’dır.

Üstteki yorumu atan kişi Ainstein’ın torunu

Avatar
srtiyog

Kalp 340 gram olabilir ama taşıdığı duygular ölçülerle anlatilamaz kadar büyükse ?

Üstteki yorumu atan kişi de Goethe’nin torunu o zaman

Avatar
umutsuzkiz

Yalnız o ainstein değil.Einstein.

Yukarıdaki kişi de ünlü dilbilimci george kingsley'in torunu

Yukarıdaki kişide ünlü filozof Sıgmund Freud'un kayıp oğlu

Yukarıdaki de Müge Anlı'nın yerine göz dikmiş.

Ya ulan kxkdkdksndkdjdjjsjdnbznxnnx

Yorumlar için rb fjfnjfnfn

Ya sndjsjjshsnsnd

Yukarıdaki kişide ünlü randomcu bizim torunumuz o zaman

Yukarıdakiler hepiniz çok biliyonuz

Yukardaki sende çok biliyon

Yorumlar djdödjsöslhdksıdödkdkdkdkdkrldjdmrkr

Yukarıdakinin randomu <3

Yukarıdakinin yorumu

Kendimin amk yukardakilere bişey olmasın

Yukardakinin fedakarlığı

yukardakinin üstündeki eyv kardeş…

Ajjsjsjsjsjskssjqjqjsjskskqkqljqjs

sogukduman

yukarıdakinin rondomunu yiyiym ne kadar içtensi 

aşağıdaki bi dur

durdum

İlerle aq sıra var

ilerlesene laaan hoop

İsmail abi?

Yorumları okurken postu unuttum ama yorumlar için rb

Yorumlar xndndjdhdjskdhdjdjdhdkdkdkjfjkdkdkdkff

Kankam yorumlar xndndjdhdjskdhdjdjsfddhdjj dedigi icin rb xkskzkskkd

ÖXMDMDMNCKDÖMXMDDLD

Yukarıya soxum

bele vaziyetin içine soxum

Bu efsanedir aksini iddia eden etmesin

Amk lsbjabwjabıqbwoehwpjwpsjwom

aha yine gördüm ulam öcmxöxşxjmfcöckdmcşzildvlzsmzdmövşmdfjfgknnnflcmşxğwğğwwlröşdö

Kardeş bi türlü ilerleyemediniz bağırıyolar arkadan

Buyur abla sen güzelsin önden geç

kaynak yapmayalım genjler

“yüreğimizin derinliklerine kök salmış bir çınardır kavgamız ummana ulaşmak için coşkunca yatağına sığmadan akan ırmaktır sevdamız deniz'in, yusuf'un, hüseyin'in bileklerine kelepçe düşmüş mahir'in o dağ yüreğine tarifi imkansız sızılar bağrına saplanan hançerdir boyunlarımıza yağlanan urgan ölüme sayılan günler özgürlüğü sayılsın diye düştü yola mahir, bastı tetiğe”