@gecemavisibiri

kafamın içindekiler ve hislerimdeki karmaşıklıklar

insanlar hep oyunlarına dahil olmaya kalkacak, kuralları öğrenince kaçacak.yeni bir oyun bulana kadar şeytanlarınla oynayacak ya da kaybedene kadar.daima bu devam edecek.

- yağmur yağıyor, tanrı ağlıyor olmalı.

+ hayır poena, tanrı çiçekleri suluyor.

asıl acı vereni acı geçince anlıyorduk, acıyı çekerken her şeye alışırdık ama acı bitince hissedilen öğretirdi bize acıyı,neye katlandığımızı.işte her şeyi o zaman farkederdik.

asıl acıtan yaralanmak değil, yaralanacağını bilmek ve kabuk bağladığını izlemektir.

gerçekten yeniden mi?nesini farklı bulma ya da yapma umuduyla geldin ki?ben senin sevdiğin o yaralı değilim, iyileştim.sen iyileştirebileceğini seversin ama sen beni yaralayamazsın iyileştirmek için.

sen acıya tutunansın ,

ben şifacı

sen geçmişi sar ben yara izlerini

zehirde şifa arayan;suya burun kıvırdın

ellerimde gelecek sen geçmişi izliyorsun

bir kere gözünü açıp bakmıyorsun

önüme geç artık peşimden gelme

geride kaldıkça geçmişi takip edeceksin

beni dâhi geçmişte bırak

ama kendini asla.

Avatar
lmunis

içeriye yönelen adımlarımın tokluğu peşime takılmıştı yine. yıkımın* parçaları gölgelerden kuşkulanmaya* başlamış gözüküyordu. kıstım sesimi ve girdim korkunç bir kin* taşıyan bu odaya. etrafı süzen gözlerimin* varlığı kendini belli edercesine savunmasız kalmış gibiydim. hüsrana* doğru uzanan, yakın* anılarımın* sayısız bitimindeydim. bomboştu. oda bıraktığım gibiydi. tüm olup bitenin izini taşıyan karşı duvarın yalancı* elleri... hâlâ özlemin* kokusu vardı havada. tehlikeye ilişkin tasvirsiz* bir savaşın* içindeydim. pişmanlığımın* dinginliğini işitemez oldum. adım attıkça gıcırdıyan parkelerin sesi* kulaklarımı doldurdu. ayaklarımı birbiri ardınca sürüklüyordum. görünmüyordu. kenarda duran koltuğa çöktüm. beklenmedik, rahatsız* edici sessizliği* dinlemeye başladım. gözlerimi kapatmış kurtuluşumu* tasvir etmeye başladım. fotoğrafların* çılgınca konuşan ve dayanılmaz* sevincini hissettim bir anlığına. böyle olmamalıydı. içimdeki karmaşık* duyguların çarpışması ile araladım gözlerimi yavaşça. yorgundum. üzerime atılan bu yorgunluğun* imdadına yetişememiştim. kafamda kurduğum her vuzuhsuzluk* saplanmıştı bedenime. kahkahayla güldüler. bu koca odaya sığamaz oldum. boğazımı sıkan kemiklerimin* acısı arttıkça artıyordu. sarsak adımlar ile sığındım beyaz duvarların* pençesine. kavramsal algımı kaybettiğim ve geriye dönemeyecek bir geçmişin avuçlarındaydım. gerçekliğin somut şüphesine* teslim ettim kendimi. zarardım.* her şeyimle kendime verilen en büyük cezaydım.*

Avatar
lmunis

Yara izlerini yok etmeyi önerdim. Başını iki yana salladı.

"Kendimi nasıl tanıyacağım."

+insanların kendileri için önemli olan davranışları beni üzmez ve kırmaz,ondan gidebilirsin.belki gelir belki gelmez, belki sadece hatırlarsın.hadi git,ben hep burda olacağım.

-ben sana gelmenin yolunu unuturum.

+ama ben bana gelenleri unutmam, merak etme.

asıl acı vereni acı geçince anlıyorduk, acıyı çekerken her şeye alışırdık ama acı bitince hissedilen öğretirdi bize acıyı,neye katlandığımızı.işte her şeyi o zaman farkederdik.

asıl acıtan yaralanmak değil, yaralanacağını bilmek ve kabuk bağladığını izlemektir.

insanlar hep oyunlarına dahil olmaya kalkacak, kuralları öğrenince kaçacak.yeni bir oyun bulana kadar şeytanlarınla oynayacak ya da kaybedene kadar.daima bu devam edecek.