“erkeklerin kadınlar üstüne yazdıklarına kuşkuyla bakılmalıdır, çünkü onlar hem yargıç hem de davacıdırlar.”
— poulain de la barre
“Bir erkeği düşündüğü sürece kadının düşünmesine itiraz eden olmaz, erkeğe mektuplar yazdığı sürece bir kadının yazmasına kimse itiraz etmez.”
Virginia Woolf ~ Orlando
Frida Kahlo at ABC Hospital sketching , 1951
Photo by Juan Guzman
-Clara Zetkin devrimci sosyalist Alman politikacısı ve kadın hakları savunucusu- 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi koşullar altında çalışmak için bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, ardından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamamasi sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimaka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oy birliği ile kabul edildi. #DÜNYAYI DEĞİŞTİREN KADINLAR#
8 Mart
Kafalarımızdaki kalıplar kullandığımız kelimelerle kendini ele verir.
MEB 1.sınıf Türkçe kitabı.
Özge “küçük gelin” oldu.
Görsele dikkat.
“Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde. o ölmese ben ölecektim. o size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti. çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. biraz yan gülmüşüm. belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti. karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama. oysa namus benimdir hakim bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.”
Çilem Doğan




