@feionada

bunun sonu yok
Avatar
reblogged
Avatar
wontoska

“Yorgun ve yaşlı istemeye istemeye var olmaya devam ediyorlardı. Çünkü ölmek için yeterince güçlü değillerdi, çünkü ölüm onlara ancak dışarıdan gelebilirdi. Ölümlerini, bir iç zorunluluk gibi kendilerinde sevinçle taşıyan yalnız melodilerdir. Varolan her şey, nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rastgele ölür. Varoluş insanın sıyrılamadığı bir doluluktur.”

Avatar
reblogged

rakamlar çokluk ifade ederken ben hiçliğin tanımıyım silik parmak izlerim var tozlu raflarda geçtiğim yerler şimdi nerden baksan virane suskun bir şehir daha o afetin altında

Avatar
reblogged

via weheartit

Avatar
reblogged

Rüya'larımın ray'dan çıkışını izliyorum. umarım bir tren gelip de kâbus'larıma çarpmaz. çünkü o kâbus'lar da sen varsın.

Avatar
feionada

hâlâ uçurumdan düşmekte olan o trende, kâbuslarımdan anneme olan feryatlarımla uyanıyorum gecenin bir vakti,

hiç duymadılar sesimi ne yazık ki—

-zaten hep böyle oldu, hep kendime haykırdım, hep kendime kaldım başımı yastığa koyduğum her vakit-

Avatar
reblogged

Ellerin hiç düzelmicek demişlerdi, inanmamıştım. Bi ara düzelir gibi oldular sonra ise daha derin yanıklar oluştu. Tıpkı ruhumda olduğu gibi.

Avatar
feionada

bir baktım ellerimde kanlar,

geçer sanmıştım izleri,

hâlâ koparmamı istiyor sanki kemiğimden derimi

sonra da somutluğundaki gerçeklik gibi—

ruhumda yer edindi kesikleri.

(parmaklarımı kesmişti ellerim bir zamanlar-kalem tutmama engel olsun, tuttuğumdaysa o yaralar acıtsın istedim canımı. yazmanın zihnime olan zararı gibi bedenimi de acıtsın istedim- am şimdi geçti o yaralar.

–yalnızca birkaç uzun buruşukluk var kopan derinin yerine gelen, onlara değmesin gözüm, durduramam kendimi–)

Avatar
reblogged
Avatar
nyctaeus

Dana Wsye, ‘Pills & Remedies’, from the series ‘Jesus Had A Sister Productions’, 1996-2003

Canadian artist creates fictitious pharmaceutical company that uses 60′s retro and kitsch imagery to sell cures and remedies that aim to dissect our utopic quest for perfection.  

Avatar

yalnız yürümüyorum, yalnız yemek yemiyorum, yalnız gülmüyorum, yalnız konuşmuyorum, yalnız değilim.

ancak yalnız ağlıyor, yalnız uyuyorum.

yalnız susuyor ve yalnızca yanıyorum. kimselerin bilmediği vakitlerde ölüyor, kendi hıçkırıklarımı o sessiz karanlığın boğucu gözlerinde kaybediyorum, zincirlerle bağlandığım o acının yalnızca bende olmadığını biliyorum, bencilim ve bu bencilliğim içinde mahvoluyorum.

Avatar
reblogged

hatırlatma: insanları kurtaramazsın, onları sadece sevebilirsin.

Avatar
feionada

isterdik ki sevgi nefes versin, uyku versin, gülümsemeler armağan etsin,

elimizi boğulduğumuz kuyudan birkaç sanyeliğine çıkardığımız anda tutmamız için sağlamca bir halat uzatsın,

gözyaşlarımızı silsin,

ancak daha da odunlar yüklüyor benim yangınıma,

büyüdükçe büyüyor,

işte

bunun sonu yok.

Avatar
reblogged
Avatar
feionada
günler geçiyor,
boğulan balıklar uğruna sayfaladığım her bir isim dikenlerini arttırıyor gözlerimin önünde.
parmaklarımın hissettiği akan mürekkep olmuyor çoğu zaman, tırnaklarım direniyor derime,
‘dur’ diyorum tekrar tekrar,
'ayırma derini kemiğinden, ellerini tutanlar var işte orada’
ağaçların yaprakları, yaprak olarak kalmıyor artık zihnimde, anlayın işte, hissettiğim başıboş harflerle sınırlandırılan birkaç duygu parçasına layık değil görmüyor musunuz?
durduramadığım o yöneticilerin sesleri artık saplıyor çirkin tırnaklarını gözlerime,
kör oldum fark etmiyor musunuz? gördüğüm yalnızca gözlerimden ellerime damlayan kan, çizmediniz mi o duvarları kelimelerinizle?
duyduklarım artık dilmde, susmuyorum nefretime,
kendime olan nefretime susmuyorum, hak ettiğim darbelere yakınmıyorum artık görmüyor musunuz?
çözüm aramıyorum, kurtulmak istemiyorum bu çukurdan, daha derinlere iniyorum yoksul karanlıkta.
dönmeyeceğimi bildiğim adımlarımda bitirdiğim her an kelimelerimde gizleniyor, dünyanın tüm güzelliklerine şahitlik edip tüm pisliklerine sahiplik eden sizler,
acımı görmüyor, duymuyorsunuz,
sen,
evet sen bana bir darbe daha indiriyorsun, daha çok gömülmek istiyorum o boşluğa.
her günün sonunda başımı yastığa koyduğum an üzerime düşen yorgan yerine toprak olsun istiyorum bu yüzden, gözyaşlarım tükendi canımın içi, kırmasaydın beni bu kadar,
gitmeseydin.
Avatar
reblogged

neden herkesi bu kadaaar severken. sevebilirken. kendine gelince mızıkçılık yapıyorsun.

Avatar
feionada

kendime geldiğimde gerçeklik gözlerimde dudaklarımda yahut ellerimde birden oluşuyor, ruhuma dönüyorum. gördüğüm çirkin kokulu sokaklar beni düşürüyor, çöplük ruhumdan dolup tenime taşıyor. almak istemediğim her bir nefesimi sigara dumanı olarak verirken buluyorum kendimi, sonrayda tenimi yakmamak için durduruyorum ellerimi. çirkinlik bahsettiğim tüm bu şeylere yol açabilen bir hüküm yaşamımda, kendime olan sevgisizliğim de bu yüzden, mızıkçılığım da bu yüzden.

Avatar
mahvolmuş, bitmiş ve bir daha ayağa kalkıp adımlamanın oluşturduğu rüzgârlarda savrulan saçlarıma dokunamayacak gibiyim, ama hayır
sadece yorgunum.
Avatar
günler geçiyor,
boğulan balıklar uğruna sayfaladığım her bir isim dikenlerini arttırıyor gözlerimin önünde.
parmaklarımın hissettiği akan mürekkep olmuyor çoğu zaman, tırnaklarım direniyor derime,
'dur' diyorum tekrar tekrar,
'ayırma derini kemiğinden, ellerini tutanlar var işte orada'
ağaçların yaprakları, yaprak olarak kalmıyor artık zihnimde, anlayın işte, hissettiğim başıboş harflerle sınırlandırılan birkaç duygu parçasına layık değil görmüyor musunuz?
durduramadığım o yöneticilerin sesleri artık saplıyor çirkin tırnaklarını gözlerime,
kör oldum fark etmiyor musunuz? gördüğüm yalnızca gözlerimden ellerime damlayan kan, çizmediniz mi o duvarları kelimelerinizle?
duyduklarım artık dilmde, susmuyorum nefretime,
kendime olan nefretime susmuyorum, hak ettiğim darbelere yakınmıyorum artık görmüyor musunuz?
çözüm aramıyorum, kurtulmak istemiyorum bu çukurdan, daha derinlere iniyorum yoksul karanlıkta.
dönmeyeceğimi bildiğim adımlarımda bitirdiğim her an kelimelerimde gizleniyor, dünyanın tüm güzelliklerine şahitlik edip tüm pisliklerine sahiplik eden sizler,
acımı görmüyor, duymuyorsunuz,
sen,
evet sen bana bir darbe daha indiriyorsun, daha çok gömülmek istiyorum o boşluğa.
her günün sonunda başımı yastığa koyduğum an üzerime düşen yorgan yerine toprak olsun istiyorum bu yüzden, gözyaşlarım tükendi canımın içi, kırmasaydın beni bu kadar,
gitmeseydin.