Avatar

Hayrunnisa

@dusukpilmi-blog

Sc:hysezer / Antalya
Avatar
vedaettim

Bu kitabı okuyup da pişman olursanız, bloguma engel atın. Kitabın adı “Affeder Mi İnsan Çok Severken.” Etkileyici bir roman.

İki sene evvel, 11. sınıfın başlarına doğru. Günlük tutuyordum o zamanlar. Her gün yazamasamda fırsat buldukça anlatıyordum. 2 senelik bir günlüktü. Ben öyle arkadaşlarıma, aileme pek anlatamam derdimi. Susarım. Haklı haksız önemli değil. Susmayı öğrettiler bana. Bende sustum. Her neyse.  Bir gün yine yazdım günlüğe yazımı, kitaplığımda kitapların arasına sıkıştırdım defteri. Odama çok girilmez zaten. Rahattım o yüzden. Annemde “ben okumam sen hep yaz” derdi. Neyse işte yazdım yerine koydum defteri. Diğer gün okuldan döndüm her şey güzel, işte saat bu saatlere yaklaşıyor. Yazacağım yine. Tüm gün birikmişim zaten. Kitaplıkta günlüğümü arıyorum. Ama YOK. Anneme sordum, aradım, baktım, koyabileceğim koyamayacağım her yeri talan ettim ama yoktu. Annem bir ara “bugün çocuklar bir defter karalıyordu, bende sen görme diye attım” dedi. Tabi ben yıkıldım. Bildiğiniz dibe vurduğumu hissettim. Yazmayanlar anlayamaz hissettiğimi. Öyle sıradan “bugün şunun yaptım bugün bunu yaptım” tarzı günlüklerden değildi. Mutluluğumu, kızgınlığımı, hislerimi yazdığım defterdi o benim. Evde misafir vardı o akşam. Tek yaptığım masamın altına girip saatlerce ağlamak olmuştu. Annem arada bir odama girip “kendi kendine konuşuyorsun misafirler duyacak sessiz ol” demişti. Gerisi sadece gözyaşlarıydı. Zaten diğer gün annem yanıma gelip psikolağa gideceğimi söylemişti. Her neyse 2 ay kadar psikolağa gittim. Bana yazmaya devam etmem gerektiğini söyledi. “Ama iyi sakla bu sefer” dedi. İlk cesaret edemedim ama bir süre sonra tekrar günlük tutmaya başladım. 3 ay sürdü. Sadece 3 ay. Bir gün okulda çıktım, annemle buluştuk dışarda ama annemin suratı kireç gibi. Ne oldu dedim. Yok bir şey dedi. Israr ettim. “Senin dedim böyle olmana iki şey sebep olur, ya abimle kavga ettin ya da birinin gizli bir şeyini yakaladın” dedim. “Evet” dedi. Aklımda günlük ihtimali dahi yok. Ve o sadece ‘günlüğün’ dedi.  O sokağın ortasında boğazıma bir şey düğümlendi, gözlerim doldu. Sadece yürüyebildim. Eve doğru yürüdüm. Şimdi herkesin içinden “ne vardı ki bu günlükte bu kadar” diyecek.

Hayatım vardı. Bana yapılanlar, konuşamadıklarım, bağırdıklarım, sevdiklerim, sevmediklerim, babama nefretim, insanlara kinim. HER ŞEYİM vardı. 

Velhasıl kelam, ilk günlüğümü de annem bulmuş, okumuş ve atmış. 

İşte bu da benim o hayatımı çöküşe sürükleyen olaylardan birisidir.

tm şimdi gidip bütün defterlerimi yakacam annem de bana aynısını söylemişti ._.