Bir insanın sizi sevip sevmediğine emin değilseniz sizi sevmediğine emin olabilirsiniz.
- Neden gitti? + Herkes gider. Boşver. Bırak gitsin. Böylesi daha iyi belki. - Neden beni sevdiğini söyledi öyleyse? + … - Neden ellerimi tuttu, gözlerime derin baktı öyle? Neden bana gelecekten bahsetti? İnsan sevmediği birini geleceğine eklemek ister mi hiç? + Ah, Melisa! Lütfen kendine gel.. Lütfen aç gözlerini. İnsanlar iyi değil. İnsanlar çok iyi birer oyuncular. İnsanlar.. Çok kurnazlar. Seni elde edene kadar taklalar atarlar, oyunlar oynarlar. Tuzaklarına düştüğünde ise canını daha fazla yakarlar. O sana gelecekten bahsetti, seni elde etmek istedi. O senin ellerini tuttu, ait olma hissini tat istedi. O sana derin derin baktı, çünkü oyunculuğu öğrenmişti.. - Bu acı.. Bu acı çok derin. Sanki.. Sanki sol yanımı ateşe vermişler gibi. Sanki sol yanımda yangın varmış gibi. İçimi deşiyorlarmış gibi sanki. Bu acı geçer mi sahi? + Geçecek.. Belki yarın, belki haftalar sonra.. Ama elbet geçecek. Bazen geçmesini istemeyeceksin. Geçmesine göz yummak koyacak elbet ama, geçecek. İnan bana öyle bir geçecek ki, yangın olsa dahi, külleri kalacak geriye. - Ya o küllerinden yeniden doğmasına izin vermeye çalışırsam? İşte o zaman kendimi asla affetmem. ~ bayan mavi
şaka gibieeeağ
Güzel de değilim çirkin de. Neden sevilmediğimi bazen daha iyi anlıyorum.
Ümit Yaşar Oğuzcan (via fthlc)
Hiçbir zaman şöyle sevilmeyeceğiz
Adile Naşit, 1950'de kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1952 yılında çiftin bir çocukları oldu. Bu bebeğin sağ yanağında bir ben vardı ve çok da güzel gözlü bir bebekti. Adını Ahmet koydular. Ahmet ilkokul 2.sınıfa geldiğinde rahatsızlandı. Kalbinin doğuştan delik olduğu anlaşıldı. Uzun yıllar okula gidemedi bu sebepten. İlkokul bitirme sınavlarını dışarıdan verdi. Orta okul bitirme sınavlarına hazırlandığı dönemde kalp ameliyatına girdi. 1966 yılının 16 Haziran günü yapılan operasyon çok başarılı geçti, ama sonrasında Ahmet fenalaşarak komaya girdi. Bir daha da uyanamadı. Adile Naşit o gün, Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosu'yla İzmir'de turnedeydi. Bu haberi aldıktan sonra bağrına taş bastı ve sahneye çıktı. Salondaki izleyicileri kahkahaya boğdu, kendi içi cayır cayır yanarken. Üstelik oğlunu kaybettiği gün, kendisinin de doğum günüydü. Adile Naşit, bu dramı yıllarca evinin baş köşesine astığı Ahmet'in resmiyle her gün yeniden yaşadı.Ancak tek çocuğunu kaybeden Adile Naşit, yıllar sonra milyonlarca çocuğun, koca bir neslin değil birden çok neslin sevgisini kazandı.
Seni seviyorum diyip terk edenlere ne diyorduk?
ingilizce şarkılarrdan bşka şarkı dinleyemiyorum hatta dinleyenlerden tiksiniyorum




