senin sevgin, adının geçtiği yerde başımı eğmeme sebep oldu. senin sevgin sırtıma kambur, yüreğime yük oldu. senin sevgin gecenin ikisinde sesim duyulmasın diye dişlerimi sıkarak ağlamama sebep oldu. senin sevgin kendimi suçlamama sebep oldu. senin sevgin, şu milyonlarca insan arasında tek kalmış gibi hissettirdi. senin sevgin, beni harap etmek dışında ne işe yaradı?
tanrı bile görmedi ki beni.
"İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine."
gece uyurken ağla. sabah uyan ağla. annen gözlerinin içine bakınca ağla. telefondan inceden inceden neşet ertaş çalarken ağla. aynaya bakınca ağla. iyi biri değildim de. bu kadarını da hak etmedim.
hiç beklemediğim bir anda yine o şarkı çalmaya başladı. acı bir şekilde kıvrıldı dudak kenarlarım. ben bu şarkıyı böyle derin derin nefesler alıp, yüreğimin üzerinde oluşan o sızıyla birlikte değil. o şarkı çalmaya başladığında yüzümüzde oluşan o tebessümle, göz göze geldiğimiz an dinlemek isterdim.
çok yoruldum ama böyle koşmuş gibi değil. yaşamış gibi.
o gün seni aramamak için kendime on üç sebep saydım. on üç sebep... on üç sebebin bir tanesi bile bana baş kaldırıp seni aramama engel olamadı. sonra tek bir kelime söyledin. o tek kelime on üç milyon düğüm oldu, dizildi boğazıma. git dedin. gittim...
"biraz yorgunum dedi, bir balkondan attı kendini."
aceleci, aşık ve çocuksun.
kime kızayım, nazım senden başka kime geçer? benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok.
söndüm, bu sondu.
ve tüm savaşların, yenilgilerin, çabaların sonucunda o bir an geldiğinde anladım ki; bazı şeyler artık olmasa da olurmuş, hatta olmasa çok daha iyi olurmuş.
bazen olduğum yere oturup sadece seni düşünmek istiyorum.
senden baska kimseyi sevemiyorum senden baska herkesin kocaman kocaman kusurları var



