…sonra intihar etti. Gazetede intihar diye yazıldı. Ama bu düpedüz cinayetti. Herkes boğazındaki ip izine takılı kalmıştı. Nerden bilebilirlerdi ki küçücük bir cümlenin vücudunda bıraktığı izin kocaman bir bıçak yarasıyla eşit olduğunu. Kimse anlayamadı, ama bu düpedüz cinayetti…

Avatar
batuvansss

Kimse senin baktığın gibi bakamaz bana,

Kimse senin dokunduğun gibi dokunamaz,

Kimse senin güldüğün gibi gülemez,

Kimse senin sevdiğin gibi sevemez beni.?

Avatar
athenayim

  Orpheus, gelmiş geçmiş en büyük lir sanatkarıdır. Karısı Eurydike'yi her şeyden çok sever, lirinden bile. ancak gün gelir, Eurydike ölür. Orpheus bu acıya dayanamaz ve karısını kurtarmaya karar verir. Ancak bu iş onun için zor olacaktır, karşısında hem ölülerin efendisi Hades, hem onun eşi Persephone, hem de bekçi Cerberus vardır. Ama öyle sever ki Eurydike'yi onu kurtarmak için her şeyi göze almıştır. Yeraltı dünyasının geçidini bulur, aşağı iner. Hades'in ve Persephone'nin karşısına çıkar. Konuşarak onları ikna edemeyeceğini bildiğinden tanrılara lir çalmaya başlar. Hades ve eşi o kadar etkilenir ki çaldığı lirden ona izin verirler. Öyle bir şarkıdır ki bu Cerberus'u sakinleştirmiştir. Hades, Orpheus ile bir anlaşma yapar. Karısının gitmesine izin verecektir ama bir şartla: Orpheus ölüler ülkesi'nden çıkmadan ona bakmayacaktır yoksa Eurydike'nin ruhu sonsuza kadar kaybolacaktır. Orpheus kabul eder ve yola çıkar eşiyle. Ona bakmaması gerektiğinden Orpheus önden gider, lir çalarak. Çıkışa çok yaklaştığında kimine göre emin olmak için, kimine göre karısının çığlığını duyduğu için, kimine göre sadece bir ses duyduğu için dönüp geriye bakar ve eşiyle göz göze gelir. Eurydike'nin ruhu sonsuzluğa karışırken eşini bir daha kaybeden Orpheus iyice kahrolur. Yaşayanların Dünyası'na döndüğünde kahrından fazla dayanamaz ve o da hayatını kaybeder. Eşi ile buluşup buluşmadıklarına gelince, bazıları onların buluşup sonsuza dek mutlu olduklarını söyler, bazıları da Orpheus'un lir çalarak eşini her yerde aradığını rivayet eder.

neden bilmiyorum ama bu benim en sevdiğim mitolojik hikaye belki de birini kurtarmak için ölüler diyarına gidecek kadar çok sevmek bana masalları anımsattığı için.

Daphne ile Apollon

Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: -“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir: -“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçecek. Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar. İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir. Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor.

Avatar
drezpect

HERKES OKUMALI Onu ilk gördüğümde beynimdeki herşey sustu.

Tüm sesler, yenilenen görüntüler yok oldu.

Obsesif kompülsif bozukluğunuz varsa, sessiz zamanlarınız pek olmuyor.

Yataktayken bile düşünüyorum:

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Ama onu gördüğümde, tek düşünebildiğim dudağının kıvrımıydı.

Yada yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği.

Onunla konuşmam gerektiğini biliyordum.

Otuz saniye içinde ona altı kez çıkma teklifi ettim.

Üçüncüden sonra kabul etti. Ama hiç biri doğru gelmedi. O yüzden devam etmek zorunda hissettim.

İlk buluşmamızda, zamanımı onunla konuşmak yada yemeğimi yemek yerine, tabağımdaki yemeği renklerine göre ayırmakla geçirdim.

Ama bunu sevdi.

Günde ona on altı kez yada yirmi dört kez elveda öpücüğü verişimi sevdi.

Eve yürümemin kaldırımdaki çatlaklardan dolayı uzun sürüşünü sevdi.

Beraber aynı eve taşındığmızda, kendini güvende hissettiğini söyledi. Kapıları on sekiz kez kilitlediğim için hırsız giremiyeceğini düşünüyormuş.

O konuşurken hep onun ağızını izledim-

Konuşurken-

Konuşurken-

Konuşurken.

Beni sevdiğini söylediğinde, dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrılırdı.

Geceleri, yatağa uzanıp ışığı kapatıp açışımı, kapatıp açışımı, kapatıp açışımı izlerdi.

Gözlerini kapatıp gece ve gündüzün önünden geçtiğini hayal ederdi.

Ama sonra… Onun zamanını çok harcadığımı söyledi.

İşe geç kalmasına neden olduğum için ona çok elveda öpücüğü veremeyeceğimi…

Beni sevdiğini söylerken, dudakları dümdüzdü…

Kaldırımdaki çatlağın üstünde durduğumda, o yürümeye devam etti…

Geçen hafta annesinin evinde kalmaya başladı.

Ona bu kadar bağlanmama izin vermemesi gerektiğini, herşeyin bir hata olduğunu söyledi, ama…

Ona dokunduktan sonra ellerimi yıkama gereği duymamam nasıl bir hata?

Aşk bir hata değil, onun bundan kaçabilmesi ve benim kaçamamam beni öldürüyor.

Gidip yeni birini bulamam çünkü tek düşünebildiğim o.,

Genelde bir şeye çok takıntılı olduğumda, cildim de tomurcuklar görürüm.

Arabalar arasında ezildiğimi görürüm…

Kafama taktığım tek güzel şey oydu.

Uyandığımda onun direksiyonu tutuşunu düşünmek istiyorum.

Duşu, kasa açarmış gibi açışını.

Mumları üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini.

Artık, düşündüğüm şey onu başka kimin öptüğü.

Nefes alamıyorum çünkü o adam onu bir kez öpüyor ve mükemmel olması umurunda bile değil!

Onu çok istiyorum…

Kapılarımı kilitlemiyorum.

Işıklarımı kapamıyorum.

obsesif kompülsif bozukluğu yani takıntı hastalığı olan birinin yazdığı ve bence harika olan şiir.

Her zaman RB yapacağım tek post. Harika bi adamsın be.

Bunu ilk okuduğumda da ağlamıştım biliyor musunuz?

Obsesif kompülsif yakar

Obsesif kompülsif acıtır

♥️
Source: drezpect