Aslında her şey göz önündeydi.
Titreyen elleri, gittikçe zayıflayan bedeni, yaz geldiğinde bile kat kat giyinmesine rağmen, üşüdüğü için morarmış elleri ve dudakları, eskiden büyük bir hayranlıkla baktığım, ışıltısı solmuş gözleri, bir kenarda oturup sürekli uzaklara dalışı…
Bazen kafasını kollarının arasına bırakıyordu, sonra aniden yerinden sıçrıyordu, nefes alış-verişleri o kadar hızlı ve düzensizdi ki, uzaktan bile yeterince dikkat edildiğinde fark edilebilirdi. Sonra kendini bulunduğu ortamdan dışarıya atıyordu. Yarım saat kadar sonra geldiğinde, gözleri kıpkırmızı ve şişik, bacakları titrek, yüzü korku dolu bir ifadeyle kaplanmış oluyordu.
Her şey bu kadar göz önünde olmasına rağmen, o zamanlar bunların birine bile önem vermedim, kimse önem vermedi.
Bu yüzden belki de, bugün senin cenazende olmayı hak etmiyorum.
Eğer sana yardım edebilseydim…
Hayır, eğer sadece bunları fark edebilseydim, bugün belki de benimle beraber olabilirdin.
Yapmadığım her şey için özür dilerim. Seni tek başına bıraktığım için özür dilerim, Martha.
17 yasinda bir lise öğrencisinin 1996 yılında yazmış olduğu bi intihar mektubu :
canimdan cok sevdigim annem ve babam´a sabah uyandığınızda anne yine odama gelip beni uyandırmak isteyeceksin. belkide bu defaki soğuk tenimin sonucu, geceleri içtiğim sigara dolayısıyla açık bıraktığım pencereye yükleyeceksin.
ama bu defa ben kalkmayacağım anne. çok düşündüm çok tarttım hayatin hafifliğiyle kalbimin ağrılarını . bir çok sorunuz belki yanıtsız kalacak biliyorum. ama bu dakika hiçbirini açıklamaya yetmez artık.
ben boşverdim sizde boşverin. bu odada kafamı yastığa koyup tavana baktığım günlerin anisi geçiyor gözlerimden.
yüreğim çok burkuldu anne , ne yalnız kalabilmeyi becerebildim nede bir birlikteliğin bir parçası olabilmeyi.
beni ölüme götüren yolun hiç mümkünü olmayan bir hayat olduğunu anladım. hayatım boyunca hiç birseye karar veremedim belki ama bu intihar sanirim hayatımdaki en önemli kararım.
kimsenin sucu yok sadece birilerini ben kaldıramadım
Sevgisinin büyüklüğüne güvenip kırıp döktüğünüz kim varsa sizden vazgeçecek, birini hem itip hem de aynı yerde kalmasını beklemek aptallık.
Hani bazen birini öyle bir durumda görürsün ki o güne kadarki onunla ilgili bütün bildiklerini yeniden düşünürsün. Çok eskiden beri tanıdığın biri bile olsa acaba yanlış mı tanıdım diye düşünüp kalırsın
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim. Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim. Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim. Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
Sen şimdi kayıp bir çocuksun, karanlıkta yürüyorsun… Kalbin senin, yollar senin… Bensiz mi büyüyorsun?
Değersiz hissettiren kim olursa olsun er ya da geç terk ediyorsun.Üstesinden gelinen ne varsa artık durdurmaya yetmiyor.Defalarca şans vermenin,görmezden gelmenin sınırına gelindiğinde harcadığın emek de gözüne gelmiyor.Tükenmiş bir toleransla devam etmek kendini hiç etmek demek.
Senin bana gülümsemen yeter her şey geçiyor, her şey. Kendi hayatımda bana ne kadar yük olan, canımı ne kadar sıkan şey varsa hepsi hafifliyor. Senin hayatımda duruşun yeter.
Ahmet Kaya'nın da dediği gibi “Haykırsam duyamazsın, çağırsam gelemezsin, yürekten sevemezsin sen.”
Ne bileyim ya işte insan yine de soruyor . hiçbir şey mi yolunda gitmez?
Kuşları sevdik, Kedileri sevdik, Maviyi, yeşili sevdik, Her şeyi öğrendik, Ama, Başkalarının acısını duymayı, İnsan olmayı bilemedik.
Detaycı olmayan hayatta kalır cidden bizi hep o detaylar delirtti.
“Kendimle savaşırken bütün duygularımı kaybettim,o kadar çok yaslandım ki kendime,başka birine sığınmayı öğrenmedim hiç.”
Bana dürüstçe açıklama yapıldığında çoğu şeyi tolere edebilirim ama yalan söylenince dünyayı ateşe veresim geliyor. “Ben ne güzel affedecektim seni neden beni aptal yerine koydun” öfkesi.
“Her şeyi alttan aldığında seni ciddiye almıyorlar. Her şeye anlayış gösterdiğinde sana anlayış göstermiyorlar. Her şeyini sevdiğin zaman, seni sevmedikleri gibi. Bazen de gitmen gerek. Bazen de, sonunu göremediğin hikayeyi yaşamayı bırakman gerek.”
Umarım beni anlamak için, benim kadar kaybetmezsin.
Senden önce de böyleydim ben, yine kimsem yoktu. Üzülme, sıkma yüreğini. Su akıyor ve yatağını buluyor. Bulmasa bile akıp gidiyor işte. Sen geldin, izledin ve gidiyorsun. Sadece bana biraz da olsa gülebileceğimi gösterdin. Çokça teşekkür ediyorum.






