YOKSA İNSAN
İnsan sevdikçe mi güzelleşir,
Yoksa sevilmek midir asıl güzelleştiren?
İnsan insanı anlamak mı ister,
Yoksa anlaşılmak mıdır asıl istenen?
Büyüdükçe mi zorlaşır hayat,
Yoksa insan mıdır hayatı zorlaştıran?
Ruhlar bir gün ölecek midir,
Yoksa bedenler midir ölümlü olan?
Çığlık atmak için bağırmak mı gerekir,
Yoksa sessizlik midir en büyük çığlık?
Kalpler midir masum olan,
Yoksa masumiyet çocuklara özgü bir şey midir?
İnsan uyku tutmadığı için mi uyuyamaz,
Yoksa düşünceler midir uyutmayan?
Dert midir insanı perişan eden,
Yoksa insan mıdır perişan olmayı seçen?
Unutmak mıdır zor olan,
Yoksa insan mıdır hatırlamak isteyen?
İnsan yağmuru öylesine mi sever,
Yoksa gözyaşlarının gözükmemesi midir asıl sevdiren?
İnsan soğukta mı üşür,
Yoksa yalnızlık mıdır asıl üşüten?
Ne söylediğin mi önemlidir,
Yoksa nasıl söylediğin midir önemli olan?
Şiir midir insanı dinlendiren,
Yoksa insan mıdır dinlenmek için şiiri seçen?
Müzik evrensel midir,
Yoksa hisler midir evrensel olan?
Dünya duracak mı,
Yoksa sadece kalp mi duracak olan?
Ben ben miyim,
Yoksa benden öte bir ben daha mı var?
~Nisa Nur Y.~
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış. Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.
Sezai Karakoç🌾
En sevdiğim Şiirsin Mona Roza..🌿
*yasei
Hayat pamuk şeker renginde değilmiş Anne.
Çok zor meslekmiş insan olmak. Yaşayabilmek, boynuna geçirilen binlerce halatın düğümleri çözülür umuduyla....
Tabureye nekadar sıkı basarsam, okadar korkmalıymışım meğer tekme atılmasından..
Büyüdükçe küçülüyormuş etrafındakiler.
Büyüdükçe çirkinleşiyormuş insanlar, yalanlar yorgan oluyormuş ihanetlere.
Parçalanıyormuş güven dedikleri.
Hayat masal değilmiş Anne.
Ve kırmızı başlıklı kız, kurtulmazmış gerçekte hiçbir kurdun elinden....
Nursen Yıldırım
.
Elinden bir şey gelmeyince
Uzun uzun susarmış insan...
Bende susuyorum ,
Ne kadar dayanır yüreğim bilmem ama,
İçimde bir şeyler ölüyor hissediyorum...!
~
AHRÂZ SNR
Suskunluğunda sakladığın çığlıkları,
kaşlarının arasındaki çetin kışları,
omuzlarındaki yorgunlukları,
yine de ve her şeye rağmen sevdiklerin için zorladığın gülümsemelerindeki ağlayışlarını, kitap arasında kurutulan çiçekler gibi günler arasında kuruttuğun özlemlerini,
kendine hep geç kalışlarını
yalnızca tüm kalbiyle bakanlar görür.
Gerisi öylesinedir.
Gerisi misafir..
~
Seçil Oğuz
Dostoyevski şöyle sesleniyor bizlere:
- "Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır."
Gülümsemek, bir kadının acısını kapatan devasa bir makyaj malzemesi.
Hangi kozmetikçide vardır bir tutam tebessüm..
Yoktur... Yerin yedi bin kat altına dahi gitsen yoktur.
Aradığın kadının kalbindedir, yüreğindedir.
Kadınlar ilk mutluluktan gülerler daha sonra gülüşlerinden ödün vermemek adına acılara gülümsemeye başlar,
bir süre sonra ağlamayı da bırakır kadınlar.
Güçlü olmanın hakkını vermeye çalışır yumruk kadar kalbini acıya mahkum eder.
Rimelini bahane edip ağlamayan kadınlar bilirim gözyaşlarını içine akıtan..
Geceleri yastığı sele boğan güçlü kadınlar bilirim.
Avazı çıktığı kadar susarak ağlayan kadınlar...
O yüzden kadınların yüzlerine iyi bakın beyler ,
çünkü kadınların yüzleri mezar taşı gibidir.
Kendi mezarını bulmak adına son bir bakış ,
gerisi upuzun bir kahkaha zaten....
~
Şehnaz Suer
bak sükûtum dağlar aştı.
İnsanın yaşadıkları yaşıyla ölçülmezmiş.
öyle bir yere geldik ki hiçbir sokağın adı yok
"sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte / sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel / o başkası yok mu bir yanındakine veriyor / derken karanfil elden ele
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle / sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil / bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk / birleşiyoruz sessizce."
“biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık, bundan değil midir aşkımızda sürekli bir akşam hüznü vardır” |• enkazın altından çıkarılan bir kağıttan.




