Namlunun ucunda ki kayıp giden mermi benim. Önce her şeyimi sonra kendimi ve ruhumu kaybettim..
“Geçmiş, geleceğin üzerinde kendini ateşe vermiş ve gelecek geçmişle birlikte yok olmaya başlamış.”
—
"Bugün ışıl ışılsın," dedim.
"Sende öylesin," dedi nezaketen.
"Benim yüzüme güneş vurmuyor."
"Bu, güneşle ilgili bir mevzu değil."
Bu, Van Gogh'un 1890'da çizdiği ‘Tutuklular Çemberi’ tablosu. Ressam 1888’de kulağını kestikten sonra akıl hastanesine yatırılmıştı. Dolayısıyla bu tabloyu oldukça karamsar bir dönemde çizdiğini söyleyebiliriz. Resimde etrafı yüksek duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda çember halinde volta atan mâhkumlar görüyoruz. Resmin tam ortasında ise bir adam var. Bu adam, fiziksel olarak da benzediği için Van Gogh’un ta kendisi olarak yorumlanabilir. Yani ressam kendini resmin merkezine yerleştirmiş. Kasvetli bir kısırdöngünün ortasında her şeyi anlayan, ancak hiçbir şeyi değiştiremeyen yalnız, üzgün bir mahkum gibi. Çünkü Van Gogh bu tabloyu yaptıktan kısa bir süre sonra göğsüne sıktığı bir kurşunla bizi terk etti. O, şu an dünyada en çok bilinen ressamlardan biri olsa da, yaşamı boyunca sadece bir tablosunu satabilmişti. Garip kısmı şu ki, intihar ettiğinde 37 yaşındaydı ve bu tablosunda da tam 37 tane adam vardı. Bu planladığı bir şey miydi bilmiyorum ama, yaşadığı her bir seneyi zindanda geçirmiş gibi hisseden birisi için oldukça ilginç bir mesaj.
Çok güzel
ben böyle sözleri ezberliyorum kritik anlarda söylüyorum
dalindan tereddut ettiren agacin kokunu sikeyim



