köşe başında sarhoş olmayı da seversin, anason kokulu dudaklarınla deli gibi sevişmeyi de...
taze bir günah gibi, pişman et beni işlediğim anda. kıvılcım ol, kanıma sıçra. ateş ol, damarlarımı yak. yangın ol, akılımı başımdan al.
hatırla; sabah lavoba başına gidip zoraki fırçaladın dişlerini, makyajını zoraki yaptın ve zulüm geldi gözlerini boyamak sana ait olmayan bir renge. derin bir nefes al ve düşün kendine, bu gri topluma ait misin sen?
sevmediğin ama sarıldığın, inanmadığın ama taptığın bir tanrın var. bir yanın fukara bir alevi mahallesi, bir yanın alevlere teslim bir katolik kilisesi. farkındasın özgür olamadığının. sağın da, solun da ayrı bir uçurum. bir adım atsan mutlaka düşeceksin bir felakete, korkulusun ve kime sarılsan binbir korku sarıyor.
gördün, bir sokakta yürürken sırtından vuruldu barışa kanat çırpan güvercinlerin. duydun, her felaketten evvel acı içinde feryadı koptu binlerce çocuğun ve kılı bile kıpırdamadı duyanların. çaresizliğe boyun eğmek üzeresin şimdi. yüreğinde bir sıkıntı, iki kaburganın arasında şekilsiz bir boşluk ve aklını çelen geometrik ağrılar. sığınmak istiyorsun şimdi derinlerine kadar bir mucizeye.
düşün! otokrasiden nasibini almış bir dinsizin balkonunda ki hayata küsmüş sardunya değilsin; ayakların var. korkularıyla dili bağlanmış bir demokratın kalemi değilsin, tükenmez kalemin var. gelenekleriyle eli kolu düğümlenmiş bir muhafazakar değilsin, pırıl pırıl düşüncelerin var.
bir sevda kılığına girmiş zincirlerin. bir adam var ki sevdiğin; öfkem kadar sakalı, konuşana kadar aklı var. dudağın sev diyor, kalbin kaç git. bir faninin zincirlerle kulubeye bağlayacağı bir kadın değilsin sen; köşe başında sarhoş olmayı da seversin, anason kokulu dudaklarınla deli gibi sevişmeyi de. zaten şehvet karşısında eli kolu çaresizdir iki yüzlü dincilerin.
muhafazakarlık bir ruh hastalığı ve tam olarak tedavisi yok. siper et hayallerini, baskıya ve zulme boyun eğmesin insansı yanların. barışa kanat çırpan bir güvercin gibi vurulursan şayet, bir adamın kollarına muhtaç değilsin sen. şerefli ölmek, karanlıkta yaşamaktan daha kutludur. alıştırma gözlerini karanlığa, yeni doğan gündeki mucizeyi göremez kamaşırsa gözlerin.
kalk ayağa, kalemini eline al, kağıdını çıkar cebinden. ismini yaz, soyadını sil. hayallerini yaz, korkularını sil. soysuzlardan çok soylulardan çekti bu topraklar ve sefillerden çok asiller sefaleti oynadı her gün. korkma, karanlığın sonu aydınlık.
EMRE