Şubatın ortalarına doğruydu. Kahvaltımı yaptım, beyaz sweetshirt'ümün üzerine deri ceketimi giydim, çantamı ve kulaklığımı aldım. Babamın yanına gidip "Baba arkadaşlarla buluşucam, para verir misin?" dedim. 20 lira uzattı, annemden de 10 lira daha alıp çıktım evden dışarı. İsyan ediyorum kendi kendime, "17 yaşında çocuğum ya, kızla buluşcak olsam 30 lirayla napıcam, zaten sigara iciyorum o kadar para gidiyo, nasıl ailesiniz siz." kendi kendime söyleniyordum yine. Dolmuş beklemeye başladım, bi sigara yaktım. Yürüyen insanlar, kar topu savaşı yapan, kayan çocuklar. Güzel bir mahallem vardı. Kenar mahallede büyümüştüm bende, her kış kayarak, tatil olmasını bekleyerek, evlere kar topu atarak geçerdi ama şimdi "sözde" büyümüş, adam olmuştum. Çarşılarda, cafelerde arkadaşlarımla buluşuyordum. Çok memnundum da bu durumdan ama özlemiyor değildim mahallede geçirdiğim zamanları. Her neyse, dolmuş geldi, her zamanki cafenin önünde indim. Bizimkilerle oturduk 1-2 saat. Saate baktım 17.09, selam verip ayrıldım yanlarından, durağa doğru yürürken 9-10 yaşlarında bi çocuk gördüm. Üstünde kısa kollu, altında yırtık kahverengi bi pantolon, ayaklarında çorap yok, yanları patlamış bir ayakkabı. Arkasında boyunun 2 katı bir torba, taşımaya çalışıyor. Yavaşca yaklaştım çocuğun yanına, eğdim torbayı biraz, eline uzattım, tuttu çocuk torbayı. "Al dostum, böyle daha rahat taşırsın." dedim. "Eyvallah abi." dedi, öyle bir gülümsemesi vardı ki, sarılasım geldi çocuğa. Yavaş yavaş yürürken arkadan bi ses duydum, hızlıca döndüm. Az önceki çocuk, torbayı elinden kaçırmış, buzda kayıp düşmüş, ağlıyordu yerde. Hemen koştum yanına, belinden kavrayıp ayağa kaldırdım. "B-ben, çok üşüyorum abi, kolum çok acıyo." dedi. Kucağıma aldım çocuğu, hemen yakınımızdaki hastaneye götürdüm." Doktorlar baktı, "Çocuğun nesi oluyorsunuz?" dediler. Bi an düşündüm, sokak çocuğu desem, beni almayacaklar. "Abisiyim." dedim. Kolunu alçıya aldılar, ecza masrafı 20 lira tuttu, cebimdeki 15 lirayı uzattım eczacıya, "Abi sözüm olsun, tekrar geldiğimde vericem, kardeşimin çok canı yanıyor, acelemiz var." dedim. Eczacı kabul etti ve çocukla beraber çıktım dışarı. "Abi, bişey sorucam." dedi ufaklık bana. "Söyle canım." dedim. "Beni hiç tanımıyosun, pisim ben, bak suratıma kapkara, tenim esmer değil abi, sokakta yatmaktan böyle oluyo. Babamın belden aşağısı tutmuyo, annem evde ona bakıyo, bende böyle çöp, kağıt toplayıp, yarısını satıyorum yarısını eve yakmaya götürüyorum. Sokak çocuğuyum abi ben, kimse sevmez bizi, hep dışarlar, her gördüklerinde iğrenerek bakarlar. Ben kötü bi çocuk değilim. Daha 10 yaşındayım, kime ne zararım dokunabilir ki ? Zengin çocukları bizi görünce itip kakıyorlar, sesimi çıkaramıyorum. Ben kötü biri değilim abi. Sokak çocuğuyum ben, dışım pistir ama içim temiz. Onların dışları tertemiz görünüyor ama içleri pis abi. Benim karnım aç olsun, yarım ekmeğim olsun. Yanıma gel de ki "Karnım aç ekmeğinden böler misin?" yarısını veririm abi. Biz böyle öğrendik, komşun açken tok yatmayacaksın dediler abi bize." dedi, gözlerinden yaşlar döküldü, gözlerimden yaşlar döküldü.Sol yanımda bir şey parçalandı, sarıldım çocuğa, kendi çocuğummuş gibi.