Avatar

Profilim Dezenfektanlıdır

@aerm

Avatar
reblogged
Avatar
reblogged
Avatar
yehmum

Kelimeler de kurşun olabilirdi bazen. Sen yaran görünür değil diye, vurulmadın mı zannediyordun?

Avatar
reblogged

Kalbiniz ne kadar temiz olursa olsun karşınızdakinin düşüncelerine göre yargılanacaksınız. Bu kabulleniş fazlasıyla yorucu.

Avatar
reblogged

Sen yen diye duvarlarımı yıktım, sana yenilmek için kendimi ezip geçtim.

Avatar
reblogged

Birilerinin hayatındaki en doğru kişi olmamış olabilirim ama dürüstüm. Dürüstlüğüm, doğru bir kişi olmaktan kilometrelerce ötededir.

Avatar
reblogged

Birisinin hüngür hüngür ağlayarak kurduğu bir cümlenin, hiç kimsenin gönlüne değmemesi kadar canım yandı o gece. Sonra, gırtlağımda yüklemi olmayan bir cümle ile eve döndüm. İnsan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep.

Canımdan kaç can gitti saymadım o gece. Kendimin en kıyısında ve kendimin en ücrasında gaseyanlarımın çaresizliğiyle koştum. Kendimden kaçtım, bendeki senden,göğüs kafesimin içindeki o mezarlıktan kaçtım. Dizlerimin üzerine çöktüm sonra. Yol bitti. Yol bitince eve döner insan hep

Ciğerlerimi tükürdüm bilmediğim bir şehrin hiç bilmediğim bir caddesinin kaldırımında o gece. Teselli etmek için uzanan her eli itekleyip senin boşluğuna sarıldım. Yanılgılarımı ve yenilgilerimi koydum yanıma. En güzel sana yenildim ben. İlk yenildiği yerden eve döner insan hep.

Celladıma, omuzundaki gülün hatrına gülümsemenin ne demek olduğunu öğrendim o gece. Beni, bir çok kere vurdular çok kez düştüm, ama beni düşüren şeyin senin çelmen oluşunu hazmedemedim. Gırtlağımdaki o cümleyi yuttum. Anlaşılmadığını gördüğü yerin kıyısından eve döner insan hep.

Etimi kemiğimden söküp, canımı yaktım, tarumar ettim, attım seni içimden o gece. Ertesi sabah, dışarı çıktım. Sokak köpeklerini sevdim, çiçekleri kokladım, demli bir çay içtim. Her şey yerli yerindeydi, ben evimde değildim. Hayat yeterince ince davrandığında, eve döner insan hep.

En kuytularımdan vuruldum, cinnetlerimi ve cinayetlerimi kustum sokaklara o gece. Ayaklarımda milyonlarca yıldır yürünmemiş yolla, sana gelmiştim. Kapı dışarı ettin beni. Seni öldürdüm zihnimde acımadan. En güzel sen yaktın canımı. Canının yandığı ilk yerden, eve döner insan hep.

Üzerimdeki beyaz gömleğin kan revan olduğunu gördüm o gece. Zihnimde kaç kere vurdum seni, kaç kere öldürdüm kaç kere diriltip kaç kere sevdim hatırlamadan korkuyu zapt ettim. Gamzelerin ve sen, göğsümde yedi bıçak ve sonsuz sızı. Umudunu kestiği ilk yerden, eve döner insan hep.

Kapısında yıllarca beklediğim evden geriye dönerken, bir başkasının kapıyı ilk çaldığı anda eve girişini görmüş kadar canım yandı o gece. Sonra bir patikada kendimi bulup, düzlükte tekrar kaybettim. Birçok kere veda ettim, gidemedim. İstenmediği ilk yerden, eve dönmeli insan hep.

En babasız evlerin, yetim kalmış odalarında çiçekler büyütmüş kadınlar kadar canım yandı o gece. Kaburgalarıma saplanmış en paslı hançerleri söküp, geceye yürüdüm korkusuz. Ellerinin beyazlığını aradım kuytularda, yoktu. Tutacak bir el bulamadığı ilk yerden, eve döner insan hep.

Aynalar yolumu kesti o gece kaçtım, kurtulamadım. Gölgem gibi benimleydin. Ben seni unutup unutup tekrar hatırladım her seferinde ve bu en güzel mağlubiyetim oldu. Bir sabah yastığımda bir tutam saçın vardı, kimseye anlatamadım. Konuşacak kimse kalmadığında, eve döner insan hep.

Bir çocuğun, herkesin salıncakta sallandığı yerde, mendil satması kadar canım yandı o gece. Sonra göğsüme, kınına hayran kaldığım bir hançeri saplayıp tam yedi kere çevirdim. Herkes gitti, sen kaldın. Ben yoktum orda, sen vardın o gece. Bir acıyı ev bilince, eve döner insan hep.

Göğsümü yumrukladım defalarca yutkunmak, ağlamak için, ağlayamadım o gece. Ben, senin yokuşlarında son sürat sana doğru koşarken vuruldum, adım dahi atmadın, dönüp bir kere bakmadın. Bir çiçek, cehennemde de çiçekti, darılmadım. Kendini suçladığı ilk yerden, eve döner insan hep.

Dünya bir ağrıydı göğsümde, göğsümü kanattım o gece. Sabahlara kadar, ağladım. Bilmediğim şehirlerin sokağında öksüz kaldım. Kaçtım, kaçtıkça yakalandım kendime. Herkes vardı sen yoktun, babam beni terk etti sen yoktun, annem öldü sen yoktun. Kimsesiz kalınca eve döner insan hep.

~@gregorsamsamsi

Avatar
reblogged

Kendime bile açıklayamadığım şeyleri size nasıl anlatayım?

Zaten anlaşılmamaya bağışıklık kazandım.

Artık bi şeylere çabalamıyorum,

Çaresizliğin son noktası.

Avatar
reblogged

Karşındakine ne kadar açıklarsan açıkla anlamayacağını fark ettikten sonra içine oturan o his

Avatar
reblogged

Çaresizlik nedir biliyor musunuz?

Kendini anlatamamaktır.

İçinden aslında öyle değil diye bas bas bağırır ortalığı dağıtırsın ama dışında yalandan kırıkça bi tebessümle kabullenirsin, kabullenmek zorunda kalırsın!

Tebessüm edip kabullenmekte başka çare var mıdır ki? Zaten anlamayacaklarını biliyorsun kalbinin yorgunluğuna yorgunluk katıp üstüne beden yorugunluğuna gerek yok.

Yorulan yorulmuş;anlaşılan anlaşılmıştır

Avatar
reblogged
“Ve insan yola çıkmalı Bir yola çıkmalı Belki bir vapurla belki bir trenle Ama düşmeli iki ağaç arasındaki göğün altına Istikamete vardığında ya yüreğinde olursun ya da yabancı bir sokakta Veyahut yüregine yabancı da… Zira düşüncelerine ayna tutar gecen zaman Ya eskiye gider aklın ya yeni hayallere Denizin mavisini görüyorsan mesela Ilık bir su gibi yıkıyorsa rüzgar yüzünü Ve geride bıraktığın bir dunya yük gittikce yerini savıyorsa yeni umutlara Bırak duşünmeyi ac cami, muzigi Saclarında hisset o değisen atmosferi. Insan ilk once kendine gitmeli Sonra kendisiyle hayallerine Ve asil uzun olan kendine gidendir Çünkü varış noktadan hep bir adım önündedir”

Beyza Bekgöz

Avatar

Çocukken ne çok mutlu nede çok mutsuz biriydim.

Şimdi düşününce zor ama tadı olan günlerdi.

Soğuk havada misket oynarken elimin üşümesi ve nefesimle ısıtmam gibi yada kedi,köpek ve kuşların peşinden koşturmam gibi tadı olan günlerdi.

Kardeşimle beraber ailemle beraber geçirdiğim çocukluğum.

Dediğim gibi tadı olan günlerdi.

Kardeşimin elinde bir muzla evimizin sokağında beni beklemesi kadar güzel günlerdi.

Hoş yine güzel günler ama işte eskilerin ayrı bir tadı vardı.

Evde kurulan odun sobalarının,sokakta salça ekmek yemenin,eskimodan renklere bürünen dillerimizin,sigara kağıtlarından oyunlarımızın,gazoz kapaklarından oyunlarımızın tadı vardı.

Arkadaşlıkların, o küçük kalplere sığan dostlukların tadı vardı.

Mahalle kavgalarının,sabah tatlı satan tatlıcıların “tatlı isteyen” diye bağırışlarının,korumanın,kollamanın anlamı değeri vardı.

O minik kalplere sığan hayallerin,paylaşılan samimiyetin,içtenliğin.

Akşam arkadaşlarla oturup birbirimize korku hikayeleri anlatıp birbirimizi korkutmanın.

Ramazan aylarında arkadaşlarla gidilen teravihlerin tadı vardı.

Bakkal Mehmet amcayla bakkal halim amcanın arasındaki çekişmenin,bayram günlerindeki sevinçlerimizin,şeker toplamanın,boncuklu silahlarla binalardaki ampulleri patlatmanın.

Top oynarken emine teyzenin pencereyi açıp bize fırça atmasının

Tadı vardı.

Babamın giydiği takım elbisenin,fiyakalı yüzüğünün,parlamış kundurasının,yapamadığı babalığın bile.

Şimdi dönüp bakıyorum da büyüyerek büyük çocukluk etmişiz.

Avatar

Merhaba yine ben

Uzun zaman oldu yazmayalı

Kalbimin soğuk,kırık,dökük taraflarını onardım sayılır.

Farkına vardıkça ben eski ben olmaktan uzaklaştım biraz ama olsun.

Artık kabullendim bazı şeyleri

Böyle daha iyi yaşanabiliyormuş anladım.

Bu yüzden keskin çizgilerimi dizginledim.

Tabi bedelini ödedim bunları yaparken.

Mesela artık eskisi gibi kalbim avuçlarımın içinde atmıyor.

Yada eskisi gibi içim kanaya kanaya üzülmüyorum.

Bütün benliğimle,güvenmiyorum kimselere.

Her yeni yaşın getirdiği hayatı yaşıyorum,akışına bıraktım anlayacağın.

Kendimi yormaktan yoruldum ben.

Bu yüzden kabullendim.

Kimsenin değişmeyeceğini,

Herşeyin bir gün bitme ihtimalinin olduğunu,

En güvendiğin kişinin seni yanıltabileceğini,

Kendinden çok kimseye değer vermeyeceğini,

Anladım ve kabullendim.

Her kabulleniş gibi acıydı bu kabullenişlerde ama olsun.

Öğrendim acının hissedilmeyi talep ettiğini.

Kitaplarla aram daha iyi şimdi

Yada hayvanlarla

İnsanlar

Evet onlar var birde onları ise anlamaya çalışmayı bırakalı çok oldu

Kimsenin istediği kişiyi olmayı tercih etmiyorum neysem oyum ne bir eksik ne bir fazla.

Zaman akıp geçiyor Kendi kalbimin kurak topraklarında büyüyüp,yaşıyorum.

Belki bir gün bir yağmur yeniden yağar o kurak topraklara,hoş yağmasada olur artık.

Aklımla kalbim arasındaki dengeyi kurdum bağdaştırdım..

Haksız olduğum halde bunu sineye çekecek kadar kimseyi sevmiyorum.

Kim bilir belki bir gün sevsem dahi bunu sineye çekmeyecek kadar tecrübe edindim.

Zaman çok hızlı işliyor aksi gibi farkına varmakta bir o kadar yavaş.

Hayat dedikleri bu olsa gerek.

Avatar
reblogged

Küçük şeylerle, güzel samimi sofralarla, deniz kenarlarıyla, sımsıkı sarılmakla, “sen seversin diye aldım"larla, sokaktaki kedinin başını okşamakla çok güzel mutlu olunuyor, mutlu olmak biraz da onu nerede aradığınla ilgili. Benimki çok yakınımda.