Follow posts tagged #selected writings in seconds.
Sign up “At times all I would need is a single word, a simple little word of no importance, to be great, to speak in the voice of the prophets: a word of witness, a precise word, a subtle word, a word well steeped in my marrow, gone out of me, which would stand at the outer limit of my being, and which, for everyone else, would be nothing.
I am the witness, I am the only witness of myself. This crust of words, these imperceptible whispered transformations of my thought, of that small part of my thought which I claim has already been formulated, and which miscarries,
I am the only person who can measure its extent.”
—Antonin Artaud, from “The Nerve Meter” in Selected Writings of Antonin Artaud (Farrar, Straus, and Giroux, 1976)
“For over all the other powers of the soul it is understanding which distinguishes what is good from what is bad in human actions. Understanding is therefore a teacher through whom all things are known, for in this way he shakes out all things just as the wheat is separated from the stalks and husks; he examines what things are useful and what are useless, what things are lovable and what are hateful, what things belong to life and what to death.”
—Hildegard von Bingen, Selected Writings (Penguing Classics)“The soul reveals her capabilities according to the capabilities of the body, so that in childhood she brings forth simplicity, in youth strength, and in the fullness of age, when all the veins of the human being are full, she brings forth her greatest strength in wisdom.”
—Hildegard von Bingen, Selected Writings (Penguing Classics)Açık Bir Dilde Manifesto
![]()
Eğer ne iyiye ne de kötüye inanmıyorsam, eğer bastırılamayan bir yok etme arzusuyla yanıp tutuşuyorsam ve eğer hiçbir ilkeyi mantığıma kabul ettiremiyorsam, bunun nedeni bedenimde, etimde saklı.
Yok ediyorum; çünkü bana göre mantık yürüterek elde edilen hiçbir şey güvenilir değildir. Yalnızca iliklerimde hissedebildiğim hadiselere inanırım ben; aklıma hitap edenlere değil. Sinir sisteminde belli kademeler keşfetmeyi başardım. Saf bedenin topraklarında, akıl yoluyla ulaşılması imkânsız bir deneyim yaşadım. Zihin ile yüreğin ezeli çatışması, ta benim etimden başlıyor; ve sinirler de bu çatışma tarlasını sulayan kanallardan başka bir şey değil. Sinirlerimle algıladığım imge, duyuşsal kestirimsizliğin âleminde, yaratının en yüksek formuna dönüşüyor, ve ben, ondan bu niteliği söküp almayı reddediyorum. O nedenle, şeylerin hakiki kıvılcımını barındıran bir kavramın, yaratının sesiyle bana ulaşan bir kavramın doğuşunu izlemeye bırakıyorum kendimi. Aynı zamanda bilgi anlamına gelmeyen, kendi tözünü ve berraklığını barındırmayan hiçbir imge beni tatmin edemez. Ordan oraya koşturmaktan bitap düşmüş zihnimin tek arzusu, yeni ve mutlak bir çekim alanına kapılmak. Benim için bu, salt Mantıkdışı kanunların geçerli olduğu ve yeni bir Anlam keşfinin zaferiyle taçlanacak yüce bir düzen anlamına geliyor. Bu Anlam, uyuşturucunun yol açtığı kargaşada yok olur ve uykunun tutarsız fantazmalarında derin bir idrak olarak kendini gösterir. Bu Anlam, zihnin kendine karşı zaferidir ve bir mantığa oturtulamaz; oysa ki var olmayı sürdürebileceği tek yer, yine zihnin kendisidir. O başlıbaşına bir düzen, zekâ ve kaos ifadesidir. Yine de o bu kaosu sorgusuz sualsiz kabul etmez; çözümlemeye çalışır ve çözümlediği için de onu yitirir. Bu, Mantıkdışı olanın mantığıdır. Ve tüm diyebileceğimiz de budur. Benim apaçık akıldışılığıma gelince, onun kaostan zerre kadar korkusu yoktur.
Ben burada kesinlikle aklı terk ettiğimi söylemiyorum. Benim tek yapmak istediğim, zihnimi kendi kanunları ve organlarıyla başka bir yere aktarabilmek. Ben zihnin cinsel mekanizmalarına boyun eğmiyor, aksine, bilinçle keşfedilemeyenleri bu mekanizma içinde tecrit etmeye çalışıyorum. Düş dünyasının ateşleri karşısında ise tam bir teslimiyet içindeyim. Ancak bunun nedeni de onların vasıtasıyla yeni kanunlara ulaşabileceğimi bilmem. Çılgınlık hali benim için, çoğalmaya, ustalığa ve bilgeliğe açılan bir kapı; saçma sapan kehanetlere değil. Ve hiç yanımdan ayırmadığım bir bıçağım var. Düşlerin tam orta yerine saplanan bu bıçağı, hep içimde taşır ve asla bilinç düzeyine çıkmasına izin vermem.
Akıl yoluyla hayal âlemine ait olan bir şeye ulaşılamayacağı için, onun yine o âlem içinde kalması gerekir; aksi takdirde yok olacaktır. Ancak hayallerde de mantığın izlerine rastlanır; bazı hayaller vardır ki, bir tek yine hayallerle dolup taşan bir yaşamda belirginlik kazanırlar. Zihnin dolaysız taşkınlığında, hayvanlara özgü bir büyüleyicilik ve çeşitlilik var. Bu bilinçsizce uçuşan ve düşünen zerreler, kısıtlayıcı bilincin, mantıklı düşüncenin veya aklın etki alanı dışında, yine kendilerine özgü ilkelerle varlık bulur. İmgelerin yüce ve coşkulu âleminde, bilgi yanılsaması şöyle dursun, hiçbir şey yanılsama değildir ve en ufak bir hataya bile rastlanmaz. Aslında tam da bu nedenle yaşamın gerçekliğine yeni bir bilgi anlamı aktarılabilir ve aktarılmalıdır da.
Yaşamın hakikati, maddenin dürtüselliğinde gizlidir. İnsan aklı, ezelden beri kavramlarla zehirlenmiştir. Sonunda ait olduğu yerde olduğuna inanması için, ondan mutlu değil, huzurlu olmasını istemeliyiz. Fakat yalnızca deliler gerçekten huzurlu olabilir.