“Bizim en temel öznellik deneyimimiz şu ‘benim içsel yaşamımın zenginliği’ tecrübesidir: bu, sosyal hayatta (baba, profesör vs. olarak) yüklendiğim sorumluluklar ve sembolik zorunluluklara karşıt olarak, benim ‘gerçekte kim’ olduğumu ima eder. Buradaki psikanalizin ilk adımı bu ‘içsel yaşamın zenginliği’ denen şeyin kökensel olarak sahte olduğunu ortaya koymaktır: o bir korunaktır, işlevi, sözüm ona, görünüşümü kurtarmak, benim gerçek sosyal-sembolik kimliğimi görünülür (hayali narsisizmimi ulaşılabilir) kılmak olan yalancı bir derinliktir. Bu ideolojinin [yanılsamanın] eleştirisini ortaya koymanın yollarından biri, o yüzden, ‘içsel yaşam’ın ve onun ‘içten’ duygulanımlarının bu aldatmacasının maskesini düşürmek için stratejiler geliştirmektir. Kendimizden hareketle hayatlarımıza dair edindiğimiz tecrübe, yaptığımız şeyin hesabını vermek için kendimiz hakkında kendimize anlattığımız hikâye, bu yüzden, bir yalandır —oysa hakikat [bizde, içsel yaşamımızda değil] aksine dışarıda, yaptığımız şeyin içindedir.”

—Slavoj Žižek, İlkin Trajedi, Sonra Komedi

Forældreevneundersøgelse - der er ingen standard

Danmarks Radio bragte d. 9. marts 2012 et indslag om den svingende kvalitet når vi taler om forældreevneundersøgelse.

Faktum er at metoderne vælges som vinden blæser, men uanset om undersøgelse er lavet med høj faglig kvalitet eller som venstrehåndsarbejde, så er betydningen for børnene lige så stor for undersøgelsen som ingen i princippet kan bestå har al for stor betydning for hvor at børnene kan få lov til at leve.

Det er på tide at folketinget kommer ind over den praksis de forskellige kommuner anvender. Fejlprocenten er langt over 50 når vi taler om anbringelsessager. 14.000 er boende undenfor eget hjem og teknisk set kunne over halvdelen være børn der aldrig skulle have været fjernet fra deres hjem.

Undersøgelse af forældreevne under lup (Danmarks Radio)

Loading more posts...