image

Cherri you rebel. :U

It’s ok, at least it’s better than what Lemu and I came up with.

Like

Cadrian

and Cartian

and Adriater

like what is that is it a revamp on the Terminator or something?? 8I

image

LEMU

WHY DID YOU STOP

THIS IS AMAZING LEMU PLEASE CONTINUE HOLY CRAP <333333

Genç Büyücünün Notları

Ben Lemu. En genç olan. 

Henüz üniversite okuyan görünüşte sıradan bir gencim. İlgim alanlarım herkes gibi müzik, sinema 
ve kitaplar. Boyum ne uzun ne de kısa sayılır. Kimi yerde siyah kimi yerde kahverengi olan 
saçlarımı her zaman ilginç bulmuşumdur. Değişik bir renge sahip. Burada açıklamam biraz zor. 
Yakışıklı olmasam bile en azından kızların tatlı diye nitelendirdiği sınıfa dahil olduğumu 
düşünüyorum. Dedim ya işte sıradan bir gencim diye. 
Ah tabi beni diğerlerinden ayıran küçük bir fark var. Ben bir büyücüyüm. 
Aklındaki soruları görebiliyorum sevgili okur. Evet az önce bir büyücü olduğumu söyledim. Tam 
olarak anlamadığını biliyorum. İster inan ister inanma ama içinde yaşadığımız bu modern çağda 
bile, kadim öğretiler halen nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. 

Kadim öğretiler dedim değil mi? Ah evet şaşırdığını biliyorum. Ben gerçek bir büyücüyüm. Genç 
yaşıma rağmen, ailemizde çok az kişinin eriştiği bir seviyeye ulaşmış kudretli bir büyücü. Aklındaki 
soru işaretlerini görebiliyorum. Beni filmlerde gördüğün, kitaplarda okuduğun karakterler gibi 
fantastik şeyler gerçekleştirirken hayal etme. Büyü sanatı çok daha yavaş işleyen ve birkaç büyülü 
sözcük söylemenin yeterli olmadığı son derece gizemli bir dünya. Elbette burada sana üzerinde 
ustalaştığım bu gizli sanatın inceliklerini söyleyecek değilim. Bunu sana bıraktığım diğer notlarda 
bulabilirsin ama mektubun amacı bu değil. Ancak benim de sınırlarım olduğunu bilsen iyi olur. Kısa 
aile geçmişimizde pek çok akrabamdan daha engin sınırlara ulaşmış da olsam halen anlamadığım bir 
çok prensip ve kanun var. Kimisini tesadüfen, kimisini uzun araştırmalar sonunda keşfettiğim ve 
sanatımda kullanmaya başladığım bazı enerjiler o kadar süptil ki, büyüklerimin onları 
kullanamamasına ve belki de bu enerjilerin varlığından bile haberleri olmamasına şaşmamalı. 

Çok mu teknik konuşmaya başladım? Biliyorum inanması biraz güç. Bu devirde, bu modern çağda 
ciddi bir şekilde büyücü olduğunu iddia eden birisi ha? Ben olsam ben de inanmazdım. Ama ben 
yine de anlatmaya devam edeceğim sevgili okur. Devam etmek istemiyorsan lütfen bu mektubun 
olduğu zarfı bulduğun gibi bırak böylece belki başkaları ismimi ve sanatımı devam ettirebilir. 
Zarfın içerisinde başlamak için sana gereken tüm büyü bilgilerini bulacaksın -tabi benim gibi bu 
yolu seçmek istersen. Senin için hazırladığım bilgiler bir süre sana fazlasıyla yeterli olacaktır. 
Hepsini iyice belle ve ustalaş. 

Benim en büyük öğretmenim babaannemdi. Ailemizdeki üyelerin çoğunun yaptığı gibi ben de bu 
sanata el alarak başladım. Babaannem zamanına göre oldukça kudretli bir büyücüydü. Son 
günlerinde beni yanına çağırdı ve herşeyi anlattı. Bunca yıldır zaten ailemizde kapılar ardında 
gizlice konuşulan ve misafirlerden sır gibi saklanan bir konunun varlığını hissediyordum. 18 yaşıma 
geldiğimde herşey bana da açıklandı. 
Senin aksine benim bu yolu seçip seçmek istemediğime dair bir seçeneğim olmadı. Yılların getirdiği 
çalışmayla elde edilmiş güçlerin ölümle birlikte savrulup gitmesine izin vermek çok büyük bir israf 
ve hoş olmayan bir davranış olarak görülüyordu. Ailedeki en genç kişi olarak bu yolda yürüme 
sırası bana gelmişti. Babaannem bana el verdikten birkaç gün sonra hayata gözlerini yumdu. 

Senin yapacağının aksine sevgili okur, ben bu sanata sıfırdan başlamadım. Çok sevdiğim 
babaannemin elde ettiği inanılmaz güçlerin bana geçmesiyle kısa sürede bu sanatta büyüklerime 
meydan okumaya başlamıştım bile. 
Şimdi gerçeğin bir kısmını biliyorsun. Biliyorum halen anlamadığın pek çok yer var. Belki de beni 
deli sanıyorsun. Ben yine de içinde okuduklarına inanmak isteyen o minik parçana seslenmek 
istiyorum. Sana bu öğretileri sunuyorum çünkü hayatın sıradan bir insan gibi yaşamak için ne 
kadar zor olduğunu biliyorum. 
Bir büyücünün yolunu seçiyorsan senin için başlangıçta bu sanatın gizemlerini çözmek için yeterli 
olacak kadar bilgi zarfın içinde mevcut. Bu bilgileri belle ve anla. Notların arasında bir kaç isim 
bulacaksın. İlerlemeye hazır olduğunu hissettiğinde sana verdiğim bu isimleri bul. Onlar yaşayan 
son büyücüler ve bu sanatta ilerlemek için tek şansın. 

6 Aralık, 

Ben Lemu. En genç olan. 

Devam ettiğine göre bir büyücünün yolunu seçtiğini varsayabilirim değil mi sevgili okur? Umarım 
sana bıraktığım büyü notları senin için anlaşılması fazla güç şeyler değildir. Sabırlı ol genç yolcu. 
Sabırlı ol ve anlamaya çalış. 

Gitmeliyim, yakında burada olacak olan misafirim için hazırlık yapmam gerekiyor. 

8 Aralık, 

Ben Lemu. En genç olan. 

Büyü sanatında her geçen gün yeni bir şeyler keşfediyorum. Herşeyin hazır olarak yazdığı bir 
kitabım olmasını isterdim. 

Hmm, böyle bir kitap yazsam ne kadar satar acaba? Sadece şaka yapıyorum. Uzun çalışmalar ve 
deneyimle elde ettiğim bilgileri seninle karşılıksız olarak paylaştım. Bu yüzden ne kadar değerli 
olduğunu bil. Umarım çalışmaların iyi gidiyordur ve büyü notlarımda senin için yazdığım 
açıklamaları ilham verici buluyorsundur. 

Uzun zamandır muazzam bir büyü üzerinde çalışıyordum. Çalışmalarım son bulmak üzere. Ne 
olacağını ben de bilmiyorum. Hazır olup olmadığımı da bilmiyorum. Sadece o anı yaşamak 
istiyorum. 

Neden bahsettiğimi merak ediyorsun muhtemelen. Bahsettiğim şu misafiri hatırlıyor musun? İşte 
herşey onunla ilgili. 

Ağırladığım en ilginç misafir olacak. 

9 Aralık, 

Uzun bir emeğin karşılığını alacağım günler yaklaşıyor. Bundan tam 3 gün sonra Cuma gecesi 
dolunay gökyüzünde en parlak gününü geçirecek ve o dolunay kilidi açmak için gereken son parçayı 
da bana sunmuş olacak. 

***

Kendisini Lemu diye çağıran bu adam onu en başlarda eğlendiriyordu. Ama artık okuduğu satırların 
basit bir şaka olmadığına her geçen gün biraz daha inanıyordu. Tekdüze yaşantısını yazlık evinin 
tavan arasında tozlar içinde bulduğu bu dev zarf tamamen değiştirmişti. Kendisine Lemu diyen bu 
adam bir büyücü olduğunu iddia ediyordu. Hem de büyücülerin en genci. En başlarda koca zarfı 
açtığında içinde ona deli saçması gibi gelen tarifler, çeşitli şekiller ve anlamadığı bir alfabenin 
her harfinin açıklamasının olduğu sayfalarca not çıkmıştı. Karmakarışık notların arasında kendisine 
Lemu diyen bu büyücünün bir günlüğe yazarmış gibi tuttuğu kayıtlarını bulmuştu. Kendisinden 
sevgili okur diye bahsetmesi onu biraz heyecanlandırmıştı. Demek ki büyücü olduğunu iddia eden 
adam bıraktığı zarfın bulunup okunmasını istiyordu. Üstüne üstlük bir de okuyan kişinin onun gibi 
bir büyücü olabilmesi için notlar da bırakmıştı! 

Lemu adındaki bu adam kendisini en genç olan diye tanıtıyordu. 

O kaç yaşındaydı? Neredeyse 40’ına yaklaşmıştı. Artık dışarıda gördüğü çocukların onu amca diye 
çağırmalarına alışmıştı. Artık eskisi gibi değildi. Çabuk yoruluyor, çabuk terliyordu. Zaman ne de 
hızlı geçiyordu. Gençliği hakkında zihninde çok az imge vardı. Bu ona biraz garip geliyordu çünkü 
gençliğini sanki yaşamamış gibiydi. Aklındaki vizyonlar ve anılar sanki onun değilmiş gibi içlerinde 
bir sahtecilik barındırıyordu. Uzun zamandır hissettiği bu boşluk duygusuna anlam veremiyordu. 

Artık her gün işten geldiğinde yaptığı ilk iş büyücü Lemu’nun tavan arasında bulduğu dev zarfını 
açıp içinden bir parça okumak olmuştu. Lemu’nun dedikleri başlarda her ne kadar ona gerçek 
dışıymış gibi görünse de, kendi kendine sırf eğlence olsun diye zarftaki büyü notlarına göz 
gezdirmeye başlamıştı. En azından kendine söylediği yalanı buydu. Sadece bir eğlence. 

Ama artık emin değildi. Büyü notlarını okuyarak ve çalışarak geçen bir haftanın sonunda Lemu’nun 
notlarında başlangıç için yapmasını önerdiği bazı küçük büyüleri gerçekten yapmış gibi duruyordu. 
Yaptığını düşündüğü ve notlarda nasıl yapılması gerektiği yazan gün içinde kocaman bir yaş pasta 
yemeyi istemek, eline bir miktar para geçmesi gibi küçük büyüler gerçekleşmişti. Tam olarak bir 
büyü yaptığını söyleyemiyordu çünkü tüm bunların basit birer tesadüf olduğundan halen şüpheliydi. 
İçindeki gerçekçi kısım ilk günkü kadar olmasa da hala güçlüydü. Ama görünüşe göre bir şekilde 
gerçekten bu gizemli dünyaya adım atmaya başlamıştı. 

Uzun süredir aklını kurcalayan bir soru vardı. Kendisine Lemu diyen bu adamın tüm büyü notlarının 
ve günlük kayıtlarının bulunduğu zarfın onun tavan arasında ne işi vardı? Bu soru en başından beri 
zihnini meşgul ediyordu. Cevabın ise zarfın içinde bir yerlerde saklı olduğuna emindi. 

Günlük kayıtları 9 Aralık’ta son buluyor gibiydi. Ama eğer Lemu’yu tanıdıysa mutlaka bahsettiği o 
büyünün sonuçlarını buralarda bir yerde kayıt altına almış olmalıydı. 

Yere dizdiği karmakarışık sayfalarca büyü notlarını hızlıca karıştırdı. Günlüğün devamını bulmayı 
çok istiyordu. Her taraf kağıt içindeydi. Notlar dört bir yana dağılmıştı. Eliyle kağıtlar arasında 
gidip gelirken gözü diğerlerine göre daha sade bir kağıt parçasına takıldı. Zaferle tutup çekti. 
Not 12 Aralık diye başlıyordu. Kağıdın sonlarına doğru Lemu’nun yazısı iyice bozulmaya başlamıştı. 
Sanki acelesi varmış gibi hızlıca ve özensiz yazılmıştı. Arkasına yaslanıp okumaya başladı. 

***

12 Aralık, 

Ben Lemu. En genç olan. 

Sana bıraktığım büyü notlarında umarım ilerliyorsundur sevgili okurum. Unutma, büyü konusunda 
öğrendiğin her prensibin aklında yer etmesi için bol bol pratik yapmalısın. 

Bugün büyük gün. Bugün 12 Aralık, dolunayın tepede olduğu gün. Eğer herşeyi düzgün yaptıysam 
büyüm bu akşam gerçekleşecek. Misafirimin gelmesi için gerekli yolu açmış olacağım. Biraz 
heyecanlı olduğumu itiraf etmeliyim. Böyle bir ritüeli gerçekleştirmek çok uzun çalışma ve özveri 
gerektirdi. 

Tarihi bilmiyorum. Artık önemi yok, 

Ben Lemu. Hala en genç olan mıyım bilmiyorum. Görünüşüm genç olabilir ama Cuma gecesi büyüm 
sırasında yaşadıklarım ve duyduklarım zihnimi binlerce sene yaşlandırdı buna eminim. 

Ben kudretli Lemu. 21 yaşımda daha önce hiç bir büyücünün gerçekleştirmeye cesaret edemediği 
bir büyü gerçekleştirdim. 

Şeytanla sohbet ettim. 

Tarihi bilmiyorum. 

Büyümü gerçekleştirmemin üzerinden ne kadar geçti? 3 gün mü, 4 gün mü? Bilmiyorum. Ama 
şeytanla aramızda geçen sohbetin bende derin yaralar açtığını hissediyorum. Az önce yara dedim 
değil mi? Hayır, sanırım doğru sözcük bu değil. Bu bir yara değil bir tür boşluk, bir tür hiçlik 
duygusu. Artık yaptığım hiç bir şeyden keyif almaz durumdayım. Sanatıma karşı dahi ilgim yavaş 
yavaş kayboluyor. 

Bir neden bulamaz oldum. Nedensiz bir hayata adım attım. . 

18 Aralık, 

Sevgili okur, bu iş hiç istemediğim yerlere doğru ilerliyor gibi görünüyor. Çıldırmak üzereyim. 
Nedenlerle yaşayan bir adamken, yaşama nedeni olmayan bir insana dönüştüm. 

Konuşacak birinin olması beni rahatlatıyor – her ne kadar aslında olmasa da. 

Kafan karışmasın sevgili okur. Senin aslında olmadığını iddia etmiyorum. Henüz o kadar 
delirmedim. Ancak gerçek, senin hayal ettiğin gibi basit değil. Şu an için bunu bilsen iyi olur. 
Zamanın yaklaşıyor. Hazır mısın? 

***

Hoşnutsuzlukla gözlerini kıstı. Elindeki eski kağıt parçasına bir kere daha hızlıca göz gezdirdi. 
Önünde yazılarını okuduğu adam sanki yavaş yavaş tanımaya başladığını düşündüğü Lemu değilmiş 
gibiydi. Bahsettiği o büyüden sonra sanki bambaşka bir insan oluvermişti. Yazıları artık çok 
özensiz, isteksiz bir hal almıştı. Okuduğu notlarında, kimi zaman abartılı bulduğu özenden ve 
şekilcilikten eser yoktu. Sanki gerçekten yazmak istemiyormuş gibiydi. Ne olmuştu böyle 
birdenbire? Dediği gibi gerçekten yaşama şevkini mi kaybetmişti? 

Lemu’nun 18 Aralık başlıklı notu onu biraz tedirgin etmişti. Sanki içinde minik bir parça yeniden 
uyanmaya çalışıyor gibiydi. Ne hissettiği duygularına ne de düşüncelerine bir anlam veremiyordu. 
Ama emin olduğu bir şey varsa o da Lemu ile arasında basit bir usta çırak ilişkisinden çok daha 
derin bir şeyler olduğuydu. 

Koltuğunda hafifçe kıpırdanıp okumaya devam etti. 

***

19 Aralık, 

12 Aralık akşamı tüm hazırlıklarımı tamamlamıştım. Aylardır bu anı bekliyordum. Aylardır 
gerçekleşmesini istediğim arzum bana hiç olmadığı kadar yakındı. Uzun zamandır zihnim sadece bu 
büyüye odaklanmıştı. 

Şeytanın burada, kendi evimde tezahür bulması süresince bana gerekli korumayı sağlayacak olan 
büyü dairemi özenle çizdim. Yere beyaz tebeşirle çizdiğim bu dairenin içinde olduğum sürece 
misafirim ile aramdaki büyük enerji uçurumu beni fiziksel olarak yıpratamayacaktı. 

Artık her şey hazırdı. Dairenin içine girdim ve yaklaşık bir saat sürecek olan çağırma ritüeline 
başladım. 

Tüm benliğimi büyüme odaklamıştım. Bir tür trans halindeydim. Bu halde ne kadar durduğumu 
bilmiyorum. Kendime gelip gözlerimi hafifçe aralamaya başladığımda karşımda vücudumun buz 
kesmesine neden bir karaltı duruyordu. 
Koruyucu dairemin içinde olmama rağmen etime batan iğneleri hissedebiliyordum. Başarmıştım. 
Buradaydı. 

Benim tedirgin bakışlarım altında karaltı giderek şekil almaya, daha parlak bir hal almaya başladı. 
Koruyucu dairem şiddetle üzerime gelen yıkıcı etkilere karşı iyi dayanıyor gibi duruyordu. Bir süre 
sonra karşımda siyah takım elbiseli, uzun boylu bir adam duruyordu. Çıkık bir çenesi ve uzun bir 
burnu vardı. Özenle taranmış saçları arkaya doğru yatırılmıştı. Simsiyah iri gözleri vardı. 
Gözlerine bakmaya çekiniyordum. İçlerindeki dünya dışı ışıltı ruhuma işliyordu. 

Ağzı sanki gülümsermiş gibi hafifçe aralandı. Başını öne eğip vücuduna baktı. Aldığı şekli merak 
ediyormuş gibi ellerini inceledi. Sonra başını kaldırıp bana baktı. 

“ Kudretli büyücü Lemu, “ abartılı bir selamla önümde hafifçe eğildi. Yüzünde hala aynı belli 
belirsiz gülümseme vardı. 

Kontrolü ve üstünlüğü elimde tutmaya çalışıyordum. Sesimi olabildiğinde sakin ve güçlü çıkarmaya 
çalışarak “ Bana kim olduğunu söyle, “ dedim. Kalbim patlayacak gibi hızlı atıyordu. Kim olduğunu 
elbette biliyordum. Heyecanımın yatışması için biraz zamana ihtiyacım vardı. 

“ Ah, benim pek çok adım var aslında. Çoğunu da siz insanlar koydunuz. “ 
“ Sana nasıl hitap etmemi istersin? “ 
“ Bana sen de üstat Lemu. “ 

Benden üstat diye bahsetmesi beni şaşırtmamıştı. Karşımda duran varlık için gurur, onur ve 
haysiyet gibi kavramlar geçersizdi. İstediği an bir insanın kölesi olabilir istediği an ise 
hükmetmeyi seçebilirdi. Gücünün ve caydırıcılığının en büyük kaynağı buydu. Şekilsizdi. Övgüler 
yağdıran bir ses, bir dost veya düşman olabilirdi. Canı nasıl isterse öyle davranırdı. 

“ Sesini uzun bir süredir duyabiliyordum. Çağrını duydum ve cevapladım. Bu yüzden bana 
minnettar olmalısın. “ 

“ Seninle konuşmak istiyorum. “ dedim. Onu buraya çağırmamda özel bir amacım yoktu. Sadece 
onun bakış açısından yeni şeyler öğrenmek, bilgelik kazanmak istiyordum. Edindiğim değerli 
tecrübeler ile sanatımda daha engin sınırlara ulaşmayı planlıyordum. 

Keyifle gözlerini kapattı. “ Uzun tarihiniz boyunca çok az insan benimle konuşmayı seçti. Söyle 
bana Lemu neden sanatında güçlenmek için beni kullanmayı seçtin? “ Şimdi bana bakıyordu. 
Koruyucu daire üzerindeki artan baskıyı tüm benliğimde hissedebiliyordum. “ O varken? “ 

O diye bahsettiği kimdi Tanrı mı? Ayrıca onu çağırmamdaki amacı da biliyor gibi görünüyordu. 
Görünüşe göre zihnime kolayca girip düşüncelerimi okuyabiliyordu. 

Konuşmaya devam etti. “ Demek O’na Tanrı diye sesleniyorsun. “ dedi gülerek. Artık düşüncelerimi 
okuyabildiğine emindim. 

“ O’nun da benim gibi pek çok adı var. “ Yine bana bakıyordu. Gözlerinde tarif edemedim bir ışıltı 
vardı. “ Neden O değil de ben? “ 

Ne cevap vereceğimden pek emin değildim. Ne demek istediğini tam anlayamamıştım. Aklıma gelen 
ilk şeyi söyledim. “ O’nunla konuşamam. “ 

“ Benimle konuşuyorsun ama. “ 
“ Sen farklısın. “ 
Lafımı kesti. “ Beni ondan daha küçük görüyorsun hepsi bu. Kendinin O’na ulaşamayacak kadar 
değersiz olduğunu düşünüyorsun. “ 

“ Ben bir insanım. Daha önce Tanrı ile konuşanı ne duydum ne de gördüm. “ 
“ Sözlerinden sanki Tanrı’yı tanıyormuşsun gibi bir anlam çıkıyor üstat Lemu. Seni 
duyamayacağından nasıl emin olabiliyorsun? Söyle bana üstat Lemu, kendini Tanrı’nın seni 
duyamayacağı kadar değersiz görüyorsan, O’nunla konuşmayı nasıl isteyebilirsin ki? “

Cevap veremedim. Öylece durup devam etmesini bekledim. Beni duymuş gibi konuşmasını sürdürdü. 
“ Eğer iddia ettiğin gibi Tanrı’yı bilseydin, şu anda olduğundan daha büyük bir şey olurdun. “ 
Şeytan tam önümde duruyordu ve Tanrı hakkında benimle konuşuyordu. Böyle bir şeyi 
beklemiyordum. En çılgın hayallerimde bile şeytanla oturup Tanrı hakkında konuşmak yoktu. 

“ Ne oldu insan? Şaşırdın mı? “ 
Yine düşüncelerimi okumuştu. Şeytan’ı hep kötü ve iğrenç bir yaratık olarak hayal etmiştim. Şimdi 
ise karşılıklı durmuş sohbet ediyorduk. Bu varlık mıydı tüm kötülüklerin kaynağı gerçekten? 

“ Kötülük mü? “ Kocaman bir kahkaha attı. Sesi kulaklarımda çınladı. Sivri parmakları ruhuma 
dokundu. 

“ Kötülük nedir Lemu “ 
Yine tam gözlerimin içine bakıyordu. “ İyilik olmadan? “ 

Sözleri mantıklı gelmişti. “ Dediğin gibi birisi olmadan diğeri de olamaz. “ dedim. 
Konuşmaya devam etti. “ İyilik ve kötülük kavramını sizler yarattınız. Beni bu oyunda kötü yapan, 
Tanrı’yı ise iyi yapan sizsiniz. “ 

“ Senin kötü olduğunu söyleyen dinler. “ dedim. Ter içindeydim. Şeytan’dan yayılan enerji bir 
insan için çok yüksekti. 
Hafifçe başını kaldırdı. “ Ah, şu konu. “ Yine gülüyordu. “ Dindar bir insan mısın Lemu? “ 
Sorusunun cevabını zaten biliyor olmalıydı. Zihnimi okuyabiliyordu. 
“ Herhangi bir dine mensup değilim, ” dedim. Doğruyu söylüyordum. 
“ Ama bir yaratıcıya inanıyorsun, “ diye tamamladı. Başımla onayladım. 
“ Ne güzel, ne güzel. Siz insanlar yarattığınız ilüzyonların arkasına öyle güzel saklanıyorsunuz ki, 
çoğu zaman beni bile şaşırtmayı başarıyorsunuz. “ 
“ Ne demek istiyorsun? ” diye sordum. 

“ Sizin ülkenizde çoğu kişi, insanın benim yüzümden cennetten kovulduğa inanıyor. Ah, ne büyük 
bir yanlış anlaşılma. “ Alınmış gibiydi. Devam etti “ Bu talihsiz olaydan geriye aklınızda sadece 
bana duyduğunuz öfkenin kalması. “ 

Adem ile Havva’nın cennetten kovulma hikayesini ben de az çok biliyordum. 

“ Benim adım çıkmış bir kere. Ben miydim yaptığınız tek bir hatadan ötürü sizi dünyaya mahkum 
eden? Ben sadece Tanrı’nın da en az benim kadar acımasız olduğunu görebilmeniz için sizi birazcık 
kandırdım. Ama Tanrı her zamanki gibi beni yanıltmadı ve hatanızı görür görmez cezanızı verdi. 
Sizi buraya sürgün etti. Bir de bana acımasız derler. ” 

Konuşmaya devam etti. Sesi buz gibiydi. “ O’na şükredenler yok mu. İşte asıl komedi orada 
başlıyor. Şükrettiğiniz rızıklar Tanrı’nın verdiği acımasız kararı yüzünden size sunduğu teselli 
girişimlerinden başka bir şey değildir. Seni buraya mahkum eden O. O’na kızacağınızı biliyordu. 
Bu yüzden hedef olarak beni gösterdi. “ 

Şeytan’ın mantığı ilginçti ama bir türlü göremesem de bir yerlerde bir yanlışlık seziyordum. 

“ Dininin ona buyurduğu tüm görevleri eksiksiz yerine getiren bir adamı kimse kıskanmaz. Ama 
para içinde yüzen, en lüks arabalara binen, kadınlarla yatıp kalkan, her gece alem yapan bir 
adamı herkes kıskanır. İşte bu yüzden benim tavsiyelerim her zaman daha caydırıcıdır ve içinizden 
bir parça taşır. Ayrıca ben Tanrı gibi ödülünüzü öbür dünyada vereceğimi söyleyip erteleme 
yapmam. Yatırımınız anında değer kazanır. Mukafatınızı hemen alırsınız, hemen şimdi şuracıkta. “ 

Konuşmadan rahatsız olmuştum. Yine de söyledikleri ilginç geliyordu. Ne de olsa karşımdaki 
şeytandı. 

“ Tanrı hakkında nasıl bu kadar rahat konuşabiliyorsun? “ diye sordum. 

“ Ah, o bizi duyuyor. Ama sanılanın aksine O her düşünceyi kabul ediyor. Tanrı’nın bir egosu yok. 
Yaratımını bu iyidir, bu kötüdür yine ayırmıyor. Çünkü iyi ve kötü olarak tanımlanan her şeyin 
kaynağının kendisinden geldiğini biliyor. Eğer yargılasaydı, Tanrı aslında kendini yargılıyor olurdu. 
Bu yüzden gerçekte iyi ve kötü diye bir şey yoktur. Bu yalnızca sizin bu oyun alanında deneyim 
kazanmanız için gereken bir ilüzyondu. “ 

Bir şey düşünemiyordum. Büyülenmişçesine karşımdaki uzun boylu adamı izliyordum.
“ İyiler sıkıcıdır Lemu. Hem de inanılmaz derecede. Bu yüzden yarattığınız her eserin içine birer 
kötü yerleştirdiniz; işler ilginç bir hal alsın diye. “ 
“ Peki ya kötüler? “ dedim. 
“ Onlar mı? Onlar sadece hayatın tadına varmak isteyenlerdir. İyiliğin bir üst noktası can 
sıkıntısıdır. Kötülüğün ise delilik ve delilik özgürlük getirir. Bir delinin asla bir an sonra ne 
yapacağını kestiremezsin. Bu yüzden çoğu insan bir delinin yanında olmaktan rahatsız olur. Çünkü 
çürümüş toplumuza işlemiş olan iyilik havası her şeyi tek düze bir hale getirmiştir. Davranışlarınız 
belli kalıpların eseri olmuş durumda. Belli bir durumda bir insanın ne tepki vermesi gerektiği 
önceden toplum tarafından belirlenmiştir. “ 

Sesi güven vericiydi. “ İyiler kötüler olmadan var olamaz. Kötüler ise onları yargılayan iyiler 
olmadan sadece hayatın tadını çıkarır. “ 

“ Ben bir meleğim Lemu. “ 
“ Sen şeytansın. “ 
“ Sadece herkesten daha zekiyim. “ 

Konuşma her ne kadar ilginç ilerlese de artık daha fazla dayanamıyordum. Bir insan için muazzam 
büyüklükteki büyümü sürdürmek tüm gücümü tüketiyordu. Koruyucu dairem artık eskisi kadar güçlü 
değildi. Şeytan’ı geri göndermeliydim. 

“ Konuşmamızı burada kesmek zorundayım. “ dedim her ne kadar devam etmek istesemde. 
Vücudum ter içinde kalmıştı. Sarf ettiğim çaba yüzünden dizlerim titriyordu. 

“ Bu kadar hayal gücü yeter. Söyle bana Lemu, hayatın tüm sırrını bir cümlede öğrenmek ister 
misin? Gerçeği bilmek ister misin? “ dedi usulca. 

Yüzünde bir kurnazlık, sinsi bir düşünce aradım ama bulamadım. Samimi bir ifadesi vardı. 
Gözlerindeki ışıltı yine beni büyülüyordu. O an bir şey farkettim. Karşımdaki adam yalnız bir 
adamdı. 

Sevgili okur, şeytan gitmeden bana son bir cümle söyledi. Her şeyin içinde olduğu son bir cümle. 
Bana söylediği sır bu dünyanın çok ötelerinden geliyordu ve kulaklarıma değil kalbime söylenmişti. 
Bana söylediği cümle bir duygu içeriyordu. Sevgili okur bunu sana harflerle ve sözlerle anlatmam 
imkansız. Bir duyguyu kağıda dökemezsin. Bir duyguyu elinde tutamazsın. 

Davetimden sonra geçen günler boyunca uzun uzun bu sırrı düşündüm. Kendimi alamıyordum. 
Yaşama nedenim elimden alınmıştı. Büyük bir sırra vâkıf olmuştum ama aynı zamanda lanetlendiğimi 
biliyordum. 

Sonunda bu duygu beni deliye çevirdi. Hayata karşı duyduğum arzu ve istek artık yerini ucsuz 
bucaksız bir çöle bırakmıştı. Kupkuruydum. Nedensiz bir adamdım. 

Kendi hafızamı silip, tüm bu olanları unutmaktan başka çarem yoktu. Herşeye baştan 
başlayacaktım. İnsana özgü o ilerleme tutkusuyla hayata yeniden başlayacaktım. 

Sevgili okurum ben senim, sen de bensin. Herşeyi geride bırakıp yeni bir hayata başlamak üzere 
hafızamı sildim. Tüm bildiklerimi kağıtlara döküp bir zarfın içine kendi evimin tavan arasında uzak 
bir köşeye yerleştirdim. Böylece bir seçme şansım olacaktı. Gençliğin hakkında anlam veremediğin 
boşluklar olduğunu biliyorum, nedeni benim. Bu mektupla yıllar sonraki kendime sesleniyorum. 
Hayatımı mahfettiğim için üzgünüm. Kendini keşfetmeyi seçip seçmemek tamamen sana kalmış. 
Ama şunu bil ki bir duyguyu silemezsin. Şeytanın bana verdiği büyük sır ruhumun derinlerinde bir 
yerlerde halen gizli; keşfedilmeyi bekliyor. 

Ben kudretli Lemu. Şeytanla sohbet eden kişi. 21 yaşında deliliğin eşiğinden dönen kişi. 

***

Ben kudretli Lemu. Bu mektupla kendimi yeniden keşfediyorum.

slemuslugsnail replied to your photoSo I rather like how I look without glasses. I…

Hi cutie pie~

Awwww. *blushes* Thank you. *hugs* Here. Have a donut.

Bezig met laden van meer berichten…