ukaleli

kısa kısa;

  • ulan bi geometri sorusu sordum, bi el atmadınız. 
  • işte vergi hukukunu okudukça avukat olmadığıma şükrediyorum. oysa çok isterdim küçükken de, ailem izin vermemişti matematiğim iyi diye. neyse. 
  • zaten müdürlerim de halime acıdı, ingilizce guideline’ı dayadıla önüme; masal gibi gidiyo. ukalalık yapabilecek kadar öğrendim bile. 
  • o değil de yaptığım işin yasal vergi kaçırmak olduğunu söylemiş miydim? bildiğin kılıf uyduruyoruz. valla tam benlik. 
  • bomonti semt olarak nasıl? adı güzel di mi. eve oraya çıkabiliriz. 
  • o geometri sorusu hala çözülmedi. 
  • cumartesi küçük bir avrupa turuna çıkıyorum. çikolata, alkol isteyen? 
  • resmen iki işte birden çalışıyorum, bir ara şuraya ölümü bırakıcam. 
  • yalnız bu iş sayesinde master yapmak kafama yattı bir hayli. üniversitede bir türlü aklıma girmeyen ve ekonomide mastera devam edebilmek için gerekli olan konular bir anda aydınlandı kafamda. yaşasın pratik. 
  • benden ilişki tavsiyesi almaya geliyor insanlar. oldukça saçma ve komik. üstüme göre dikilmiş bir ilişki benimki, en az benim kadar şey işte. ne diyeyim ki? 
  • bizimki en sonunda beni kıskandığını itiraf etti de, rahatladık. kıskanması değil sorun da, kıskanmıyorum diyip kıskançlıkla hareket etmesi zor geliyordu. 

anonymous asked:

Evrim var mi ? Evrim varsa din yalan midir?

taze bitti şeklinde bir ukalalıkta bulunmak tabii ki bana yakışmaz.
vefa nasıl bir semt, dost nasıl bir süt ismiyse evrim de yalnızca bir kız ismidir.

din (islam) ise şu kainatta yaşayıp yaşıyabiliceğimiz tek gerçektir. hayırlı geceler olsun.

Din Doğru Olarak Nereden Öğrenilir ?
— 

Bazı gazeteler promosyon olarak “Kur’an-ı kerim meali” verirler. Gazeteler bu vesile ile satışlarını artırırlar, neticede kazanıyorlar, fakat okuyucu kazanıyor mu, yoksa zararda mı bu tartışma konusu.
Yıllardır yapılan “Dinimizi esas kaynağından öğrenin, fıkıh kitaplarını ortadan kaldırın” gibi sloganlar sebebi ile maalesef zamanımızda Müslümanların çoğu, evlerinde bir meal bulundurma, dini buradan öğrenme yanlışlığına düştüler.
Bu yanlışlık çok tahribata ve karışıklığa sebep oldu… İslâmî otorite ve hiyerarşi kavramları yıkıldı… Söz ayağa düştü… Bir sürü ukalâ müctehid taslağı türedi… Dinimizde zararlı reform hareketleri başladı… Ayetleri yeniden yorumlayalım sesleri yükselmeye başladı. Mezhepsizlik yayıldı… Hemen arkasından da dinsizlik yayılmaya başladı. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’ nin dediği gibi “Mezhepsizlik dinsizliğe bir köprüdür.” zaten.
İslâm düşmanları, asırlardır yaptıkları tecrübelerden, kaba kuvvetle bir yere varamayacaklarını; İslamiyeti yok edemeyeceklerini anladılar. İslâm âlimleri, hak mezhepler, fıkıh kitapları olduğu müddetçe, kısmen zarar verebilseler de, ciddî bir zarar veremediklerini gördüler. Çünkü, İslâm âlimleri, mezhepler ve fıkıh kitapları, İslâmiyeti koruyan sağlam birer kaledir. Bu kale sağlam olduğu müddetçe, İslâmiyete zarar vermeleri mümkün değildir…
Bunun için, 18. asırdan itibaren, hücumlarını bu yöne çevirdiler. Âlimleri, kitapları kötülemek ve Müslümanların gözünden düşürmek için ne lazımsa yaptılar. Bugün, Müslümanların bu hâle düşmesinin en önemli sebebi cehalettir. Cahil kimseyi kandırmak kolaydır. Din düşmanlarının bu kadar taraftar toplamasının sebebi budur. Peygamber efendimiz, “İlim olan yerde müslümanlık vardır, ilim olmayan yerde müslümanlık yoktur” buyurmuştur.
İlmi olmayan, zaruri temel bilgilerden bile yoksun kimselerin önüne, meal, tefsir koymak bu kimselere yapılabilecek en büyük kötülüktür aslında. Çünkü, alt yapı olmadığı için herkes, zekâsına, bilgisine göre bir şeyler anlayacak, ortalık curcunaya dönecek. Zaten istenilen de bu. Hıristiyanlarda olduğu gibi, İslâmiyetin sadece “adı” kalsın.

İngiliz Casusu Hempher bakınız hatıralarında bu konuyu nasıl anlatıyor:
Çalışmalarımdan bir netice alamayınca, ümitsizliğe düştüm. Görevi bırakmak istedim. Müstemlekeler Bakanı bana şunları söyledi: “ Sen bu işlerin, birkaç senelik çalışma ile neticeleneceğini mi zannediyorsun? Bırak birkaç seneyi, bu ektiğimiz tohumların meyvelerini, ben de sen de göremeyeceğiz, belki de senin, benim torunlarımız bile göremeyecek. Bu tohumların meyvelerini en az yüz senede, belki de 150-200 senede ancak alabileceğiz. Çünkü, bugüne kadar İslâmiyeti ayakta tutan, din bilgileri olmuştur. Âlimleri, ilmi yok edip, halkı cahil bırakmadıkça, onların dinlerini bozmak mümkün değildir. Bunun için, âlimleri, mezhepleri hissettirmeden kötüleyeceğiz. Bir müddet sonra da, peygamber sözleri (hadis-i şerifler) hakkında, “Uydurmaydı, değildi” diyerek şüpheye düşüreceğiz. Ayetleri istediğimiz gibi yorumlayacağız… Ancak bunları başarıp, halkı cahil bıraktığımız zaman, meyveleri toplamaya başlayacağız. Bir kültürü, hele asırların birikimi olan din kültürünü yıkmak, kısa zamanda olacak şey değildir.”
Hempher, 1700’lü yıllarda bu faaliyeti gösteriyordu. Gerçekten de iki yüzyıl sonra, 1900’lü yıllarda meyvelerini toplamaya başladılar.
Mealden din öğrenmenin mümkün olmayacağı o kadar açık ki… Kur’an-ı kerim, İslâmiyetin temel kitabıdır, anayasasıdır. Bunu, Resulullahın, müctehid imamların ve diğer âlimlerin sözleri açıklar, tatbikini sağlar. Kur’an-ı kerimden başkasını kabul etmemek, bir devletin anayasasının dışındaki bütün kanunlarını, tüzüklerini, yönetmeliklerini, genelgelerini kabul etmemek, onları yok saymak gibidir.

FIKIH KİTAPLARI VE MEALLER

Ondört asırdır, dinimizi meallerden öğrenme kültürümüz yok iken, son yıllarda niçin bu yola yönelindi, bunda maksat neydi? Sebilürreşad Mecmuası’nın 18 Safer 1924 tarihli ve 618 numaralı sayısındaki, “Yeni Kur’an Tercümesi” başlıklı yazıda, bu sorunun cevabı özetle şöyle veriliyor:
Kur’an-ı kerim’i tercüme etmek, basıp yaymak bir müddetten beri moda oldu. Ne gariptir ki, ilk defa bu işe teşebbüs eden, Zeki Megamiz isminde, Arap asıllı bir Hıristiyandır. Fakat isminin duyulması üzerine, tercümeyi neşirden vazgeçti.
Daha sonra Cihan Kütüphanesi(yayınevi) sahibi Ermeni Mihran Efendi acele olarak, diğer bir tercümenin basımına başladı ve az zamanda sona erdirerek, “Türkçe Kur’an” ismiyle yayınladı.

Asırlardır, bütün ömürlerini dini yaymakla geçiren, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan İslâm âlimlerinin, Kur’an-ı kerimin tercümesini, meallerini hazırlamayıp da, gayrı müslimlerin böyle bir çalışma yapması, düşündürücü olsa gerekdir… Tercüme ve meal, gerçekten dine faydalı olsaydı, İslâm büyükleri bu faaliyeti gayrı müslimlere bırakırlar mıydı?

Hıristiyan yayımcılar tarafından başlatılan Kur’an tercümesi kampanyaları, şiddetli tenkitlere mâruz kalmıştır. Kur’an-ı kerimin tercüme ve meallerinin yayılması karşısında, Diyanet İşleri Başkanlığı da hareketsiz kalmamış, Müslüman halkı uyandırmak maksadıyla o tarihte bir beyanname yayımlamıştır.
Bu beyanname özetle şöyleydi:
1- Kur’an tercümesi furyası, İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra başlamış zararlı bir faaliyettir.
2 – İkinci Meşrutiyet’ten önce, Osmanlı devleti, dini yayınları kontrol altında tutuyor ve ulu orta, yalan-yanlış tercüme ve tefsirlerin neşrine asla müsaade etmiyordu.
3- Meşrutiyet’ten sonra, basın hürriyetinden istifade eden birtakım art niyetli kimseler, gayrı müslimler, sinsi gayelerine uygun Kur’an tercümeleri neşrine başlamışlardır.
4- Türkçe Kur’an demek, küfür sözüdür. Kur’an-ı kerim İlâhidir. Kur’an’ın tercümesi olmaz.
5- Kur’an tercümeleri vasıtasıyla, İslâm dünyasında bir reform hareketi başlatmak istemişler ve muvaffak da olmuşlardır.
6- İslâmiyeti halka ve gençlere Kur’an tercüme ve mealleri ile öğretmeye çalışmak, son derece yanlış ve zararlı bir metoddur. İslâmiyet, Kur’an tercümesinden değil, islam âlimlerinin, halk için yazdıkları ilmihâl (akaid, fıkıh, ahlâk) kitaplarından öğrenilir.
Bilhassa ilk zamanlar çeşitli maksatlarla kimler Kur’an tercümesi yapmamıştır ki? Tercüme paraları ile meyhanede her akşam arkadaşlarına içki ısmarlayan Ömer Rıza Doğrul… Arapça bilmeyen İsmail Hakkı Baltacıoğlu… Yıllar geçtikten sonra nasıl bir inanca sahip olduğunu, kendisi ilan eden Abdülbaki Gölpınarlı ve daha niceleri…

Anadolu’muzun yetiştirdiği büyük âlimlerden İmam-ı Birgivî hazretleri, bu konu ile ilgili olarak şu hadis-i şerifleri bildirmektedir:“Bir kimse, Allahın kitabını kendi fikri, görüşü ile tefsir etse ve bu tefsirinde isabet etmiş bulunsa, açıklaması doğru olsa bile hata etmiş olur.” “Kim ki, Kur’an hakkında, ilmi olmadığı hâlde, kendi kafasına göre açıklarsa, cehennemdeki yerine hazırlansın.”

Son devrin büyük din âlimlerinden Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, Mes’eletü Tercümeti’l-Kur’an adlı eserinde, Kur’an tercümesi modasının arkasındaki gizli ve sinsi emelleri ve dinimizi içten yıkma plânlarını açıklamaktadır. Bu kitap Bedir Yayınevi tarafından basılmıştır.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Asırlardır din, meallerden, Kur’an tercümelerinden değil, fıkıh kitaplarından, ilmihâl kitaplarından öğrenilmiştir. Dinimizi doğru olarak öğrenebilmek için, bu sağlam yolu devam ettirmemiz, çıkmaz yollara sapmamamız şarttır. Çıkmaz yollara sapan, kurda kuşa yem olmaya mahkûmdur!

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Bazı şeyler için artık sabrım yok;
ukala biri haline geldiğim için değil,
aksine hayatımda artık beni mutsuz eden
ya da üzen şeyler ile
vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim
bir noktaya ulaştığım için…

Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere
ve hangi türden olursa olsun
talep ve beklentilere artık sabrım yok.

Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye
ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.

Artık yalan söyleyen
ve beni yönetmek isteyen insanlara
bir tek dakika bile harcamak istemiyorum.

Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların
ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda
bulunmak istemiyorum.

Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.
Aynı şekilde boş dedikodulara da
bulaşmak istemiyorum.

Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan
nefret ediyorum.

Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan
bir dünyaya inanıyorum,
bu nedenle katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyorum.

Arkadaşlıkta sadakatsizlikten
ve ihanetten hoşlanmıyorum.

Birisine nasıl iltifat edileceğini
ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum.
Abartılar beni sıkıyor.

Ve her şeyin de üzerinde,
sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”.

MERYL STREEP

Sur Dibinde Kıvırcık,Kuş Dilinde Pıtırcık,Yaz Gününde Bürümcüktür Yaşam

Dün yine dilimde şarkılarla çıktım evden. Hava kapalıymış, soğukmuş ne gam. içimde lunapark, karınca yuvasına basmamaya özen göstererek geçtim toprak yoldan. şarkımın makamı değişti, az daha göbek atacaktım. Derin derin çektim içime kışın kokusunu, şöyle bir gerindim. 

Bir parka girdim sonra, mutlu mutlu yürüdüm gülümseyerek. ilerde, bir bankın üstünde kendimi gördüm. Oturmuş düşünceli düşünceli sigara içiyordum. Yanıma yaklaştım. 

- Oturabilir miyim? dedim. Bana hiç bakmadan başını salladı. 
- Ne düşünüyorsun? diye sordum. 
- Karışık, sen anlamazsın, dedi önüne bakarak. Son bir nefes çekip, “Çok karışık…” diye dumanları savurdu ağzından… 
- Her zaman bir çözüm yolu vardır, dedim. 
- Ukalâ, dedi. Hayatım boyunca hiç derin düşündün mü sen? Hiç korktun mu? Tasalandın mı? Riskleri hesap edip planlar kurdun mu? Senin için hava hoş. Dilinde şarkılar, deli başında bahar,vur patlasın çal oynasın. Nasıl böyle iyimser olabiliyorsun?” 
- İşim bu, dedim. 

İlk kez dönüp baktı yüzüme, gözlerimin ta içine. Ne mutlu, gözlerimi kaçırmadım kendimden. 

- Yaşam nedir sence? dedi. 
- Şu andır işte, dedim. Yani nasıl diyeyim, sur dibinde kıvırcık, kuş dilinde pütürcük, yaz gününde bürümcük. Evet evet tam olarak budur yaşam. 
- Bu kadar basit öyle mi? dedi. 
- Öyle, dedim. 
- Peki benim de senin gibi olmamı ister misin? diye sordu. 
- Sakın haa! diye bağırmışım. Sen benim gibi olursan, nerede durmamız gerektiğini kim söyleyecek bize, kim riskleri hesap edip plan kuracak? Kim korkacak, kim kızacak, kim derin düşünecek ve kim ağlayacak insan gibi? Senin de işin bu… 
- Demek ömür boyu ben böyle kalacağım, sense gülüp eğleneceksin,dedi. 
- Üzülme, dedim. Ben hep yanında olacağım. Sen kederlendiğinde sırtına vurup, “hadii boş ver, sur dibinde kıvırcık, kuş dilinde pütürcük, yaz gününde bürümcüktür yaşamak.” diyeceğim. En çaresiz anında omzunda omzumu bulacaksın. Ve sen, sen sevgili ben, ben hiçbir şeyden habersiz lay lay 
lom düşerken hatalara, uçurumların kenarında kaygısızca seksek oynarken, yetişip tutacaksın kolumdan. 

O ilk kez tebessüm etti ve ilk kez gözlerim doldu benim. Sarıldım boynuma. 
- İyi ki varsın, dedi. Ellerimle ellerimi tuttu sıkıca. 
- İyi ki varsın, dedim. Ve işte böylece barıştım kendimle. 

Kalkıp hoplaya zıplaya yoluma gitmeden önce yüzüne baktım, gözlerinin ta içine. Ne mutlu gözlerimi kaçırmadım kendimde

http://www.siir-defteri.com/duz-yazilar/Kaynak-bilinmiyor/Sur-Dibinde-K%C4%B1v%C4%B1rc%C4%B1k,Ku%C5%9F-Dilinde-P%C4%B1t%C4%B1rc%C4%B1k,Yaz-G%C3%BCn%C3%BCnde-B%C3%BCr%C3%BCmc%C3%BCkt%C3%BCr-Ya%C5%9Fam/1-11.aspx

anonymous asked:

Ya fazlaca ukala da insanın sevdiğine sökmemesi gerekmez mi bu hareketleri ,çıldırıcığıım ,ki benim mantığım çirkin olsun benim olsundur başlatmasın ukalalığına ,sakin olayım beeen

Sökmüyor işte ego oldumu bitiyo iş :D

Ankara’da olan kardeşlerimizin görmeleri ve davete icabet etmeleri için

Yayalım…

İlim ehlinin olduğu sohbetlere katılmaya gayret edelim inşaAllah..

İLİM ÖĞRENMENİN FAZİLETİ

* İlim tahsil etmek maksadıyla yollara düşen kimseye Allah Teâlâ cennete giden yolu gösterir. ( Ebu Dâvud,-Tirmizî, İbn Mâce ve İbn Hibban, (Ebu Derdâ ve EbuHüreyre’den) )

* Melekler ilim yolcusunun hâlinden râzı oldukları için kanatlarını onun ayakları altına sererler. (  Ahmed b. Hanbel, İbn Hibban ve Hâkim, (Saffan b. Assal’dan)

* İlimden bir bölüm öğrenmen, yüz rek’at namaz kılmandan daha hayırlıdır.( İbn Abdilberr, (Ebu Zer’den) )

 

* Kişinin ilimden öğrendiği bir bölüm, onun için dünya ve dünyadakilerin tümünden daha hayırlıdır.(  İbn Abdilberr, İlim; İbn Hibbaıı, Ravzat’ul Ukalâ, (Hasan’dan) )

 

* İlim Çin’de de olsa bulup öğrenin! (  İbn Adiy ve Beyhakî (Enes’den); Taberânî, (İbn Mes’ud ve İbnAbbasdan) )

* İlim öğrenmek her müslümana farzdır. ( İbn Adiy, Beyhakî ve İbn Abdilberr, (Enes’den))

* İlim hazinedir. Bu hazinenin anahtarı soru sormaktır. Sormaktan çekinmeyin; zira ilmin sorulmasından dört kişi birden mükâfat kazanır: Soran, cevap veren, onları dinleyen, onları seven! (Ebu nuaym, Hilye, (Hz. Ali’den))

* Câhil, cehaletine razı olup durmasın. Âlim de ilmini susmak suretiyle saklamasın! (Taberânî, (İbn Merduveyh’den) )

* Bir âlimin (ilim okuttuğu) meclisinde, (ilim tahsil etmek veya dinlemek için) hazır bulunmak, bin rek’at namaz kılmaktan, bin hastayı ziyaret etmekten ve bin cenaze na mazında hazır bulunmaktan daha faziletlidir! ( ırâki bu hadîsin Ebu Zer’den değil, İbn Ömer’den rivayet edildiğini söylemiştir. İbn Cevzî ise bu hadîsi Mevzuat adlı eserinde zikretmiştir.)

* İslâm dinini ihyâ etmek maksadıyla ilimle uğraşırken ölen kimseyle peygamberler arasında, cennette sadece bir derecelik fark vardır. ( Ebu Nuaym, (İbn Mes’ud’dan)

** Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir ( Tirmizi ) **

"Entelektüel Seksi" çıktı!

Senin seksiliğin o kocaman beyninden ileri geliyor. Evet zeki ve sofistike bir insansın. Seninle oturup iki lafın belini kırmak çok zevkli bir şey. Konuşacak/anlatacak şeylerin var çünkü. Bunun yanında çok bilgili olduğunu söylemek gerek ve bilgini göstermekten utanmıyorsun. Az biraz ukala da olabilirsin. Ukalalığın bazılarına gıcık gelse de, gıcık olmayanlar tapıyorlar sana. Kısaca sen 9 şiddetinde deprem ve ardından gelen Tsunamigibi bir şeysin; çünkü seksilik+beyin dayanabilecek bir insan bu yeryüzüne gelmedi daha

Yalnizlik bir tür kişinin kendi seçimi aslında.

Son günlerde bir sürü insandan mesajlar geliyor, hiç arayıp sormuyorsun, mesajıma geri dön de bir yüzünü görelim aylar oldu gorusmeyeli vs… Hepsini görmezden geliyorum çünkü benim görmek istediğim tek kişi var ve o bir türlü gelmiyor! O olmayınca arayıp soranlarin bir değeri kalmıyor gözümde. Bu yaptığım ukalalık olarak algılanabilir ama inanın ic dünyamda işler hiç de yolunda degil. Kimseyi görmek istemiyorum. Bir çeşit gölge feslegeni. Bir çeşit içime hatta dışıma kapanmak. O kadar tuhaf bir karakterim ve ki kimseyle anlasamiyorum. Muhabbet edebilmek ve içi dolu cümleler kurmak çok önemli benim için. Karşımdaki insanın boş olduğunu hissedince ister istemez uzaklasiyorum.
Az önce mesaj geldi kahvedenkupa mesaj at da bir kahve içelim diye. Şimdi ben bu insanın geçmişte nasil biri olduğunu biliyorum konuşacak tek ortak noktayı yakalayamadigim biriyle geçireceğim vakit kuşkusuz zaman kaybı..
Özetle görmek istediğim tek kişi var ve diğerleri umrumda degil.

anonymous asked:

ukala mısın ? sen asdfgh inanmam kızım melek gibisin lan sen kim ukalalık kim asdfghj

ya ahhaha bu dediğini bi de benim arkadaşlarıma der misin ?? 

anonymous asked:

Daha önce hiç aşık olmadım yani 1. sınıfı saymazsak. Kimseyle de çıkmadım. Ya ukalalık olmasın ama bi çok çıkmak isteyen oldu umrumda olmadı. Ağır başlı bi kızım. Ve şimdi birşey oldu, burdan tanıştığım birine karşı tuhafım ne oluyor bilmiyorum. Farklı şehirlerdeyiz, benden bi yaş küçük, ve tipi iyi benim ise çirkinliğe depar atmış halim var. İçine kapanık biriyim bunu ona söyleyemem kimseye söyleyemem. Ya aslında napcam bilmiyorum, yardım eder misin ?

ilk önce aynanın karşısına geç ve ben güzelim de,sen kendini beğenmezsen başkasının beğenmesini nasıl beklersin.
Ya gerçekten kendine güvenmiyen insanlar görüyorum öylesine tipsizim,çirkinim diyen,gerçekten tuhaf geliyor

LIVE Ghana

EurosportLIVE Ghana - Algeria - African Cup of Nations Football - 23 January 2015EurosportView all on Football. National Championships. Premier League · Liga · Serie A · Bundesliga · Ligue 1 · All competitions. Continental. Champions League · Europa League. International. World Cup 2014 · African Cup of Nations · Tennis · View all on Tennis.Africa Cup of Nations: Asamoah Gyan nets late Ghana winner against AlgeriaCNN (blog)Ghana’s Asamoah Gyan strikes late to give his side victory over AlgeriaThe GuardianAfrican Cup of Nations - Last-gasp Asamoah Gyan seals dramatic win for GhanaYahoo Eurosport UKall 448 news articles »

anonymous asked:

Sevdiğin kişiyi başkasınında sevdiğini bilmek iğrenç. Biliyorum, sen onu sevdiğinde bende öyle düşünmüştüm.

Ukalalık etmek istemem fakat; o bir şiir olsaydı eğer, şairi ben olurdum

anonymous asked:

Kör değiliz gördük. Ankarada nerde onu soruyoruz. Ukalalık yapma hemen

Ukalanın anlamı çok farklı bişeyde… Adam gibi sorarsan adam gibi cevap alırsın. Gülücüklerin sevimli kılmıyor seni…

Ankara / Fatih

Güzel bir çevre ve güzel bir çocukluk.İnsan daha ne isteyebilirki.Benimde çocuklugum bu çerçevede geçti sayılabilir.Birçok arkadaşım vardı.Ama tam anlamıyla bir arkadaş gibi olamadık birbirimizle.Sadece oyunlarda kaldı arkadaşlığımız.

Evet beraber oyunlar oynardık birbirimizin evlerinde kalırdık kozalak boyardık takılar yapar satardık kazandıklarımızla abur cubur alır eşit bölüşürdük.
Dışardan her şey çok güzeldi.Ama her şeyin bir aması vardı.Dışardakiler bunu göremiyolardı.Bencillikleri,ukalalıkları,şımarıklıklarını gördükçe onlardan kendimi korumaya çalışmam gerektiğimi anladım.Kendimi uzaklaştırdım çünkü sırf yalnız kalmamak için onlara katlanamazdım bu kendime yapabilcegim en büyük ceza olurdu.Her nekadar bana yabani gözüyle baksalarda umrumda değildi.

Bende bildiğim tek sığınağım kendi dünyama sığındım sonucunda tek kalsamda.Şimdi düşününce keşke diyorum keşke o zamanlar karşıma gercekten güvenebilceğim ve çocuklugumdan büyük bir yük olarak kalan içimde biriktirdiğim duygularımı paylaşabilceğim biri çıksaymış.Keşke..

Signal failure disrupts Portsmouth train services
http://tinyurl.com/cqm8g5m - Freezing UK in travel hell as airport closes, flights delayed and motorists …

South West Train services to and from London Waterloo were disrupted, as well as trains to Gatwick Airport, after the problem occurred at Guildford in Surrey. Trains travelling from Portsmouth to Waterloo faced either diversion via Basingstoke, as well …Heathrow Express services cancelled after train derailsTelegraph.co.ukTravel chaos around the country as snow hits BritainAOL Travel UKall 8 news articles »

Freezing UK in travel hell as airport closes, flights delayed and motorists abandon cars

BRITONS travelling by road, rail and air faced chaotic journeys full of delays and cancellations today due to the freezing weather, accidents and technical hitches.

Signal failure disrupts Portsmouth train services

The problem at Guildford in Surrey disrupted South West Trains services to and from London Waterloo and delayed trains to Gatwick Airport. Trains between Portsmouth and Waterloo were either diverted via Basingstoke and did not call at stations between …Travel misery for the South&s articles »