Sigaranı ben saracağım, rakına suyunu ben koyacağım, kusarsan da söz ben sileceğim yerleri. Ah geriye ne kaldı ki sevdiğim? Bir tek kalbine beni koyacaksın.



Ankara’dan geldikten sonra da tumblr’ı da tamamen sileceğim.
ciddiyim yapacağım, ya yeni bir tumblr açarım yada hiç açmam.



Nasılsa blogspot var ve orada kimse yok, kafa huzur içinde olacak, aklım da buradaki ”önyargısız” insanlarda olmayacak. 


Sözde önyargısız..  :) 



Hoşça kal tumblr. 

Babam sabah yoğurt yiyecekken mutfağa yoğurt dökülmüş sonra da yeri sadece sulu bezle iki kere silmiş. Akşam eve geldim, mutfağa girdim yerler bi yandan yapış yapış bi yandan yağ gibi kayıyor. Duşa girdim, babam her zaman ki gibi zile basınca duştan çıkıp kapıyı açmak zorunda kaldım. Sonra mutfağa makarnamı hazırlamaya girdim, annem geldi ve yerin yağlı olduğunu söyledi. Terliğimi çıkartayım mı, diye sordum annem de gerek olmadığını çünkü bütün evi sileceğini söyledi. 

Babam da dedi ki “ver ver ben silerim, bırak ya o bez öyle mi sıkılır bunu da mı ben öğreteyim sana. ne gerek var, hani nerde yağ, kayıyormuş, neresi kayıyor, ben sabah burayı suyla iki kere sildim, sabah iki kere sildim ama suyla sildim, yer tertemiz. sanki ev tertemiz de tek kirli yerimiz mutfağın zemini, sanki her yer tertemiz, her yerde toz var, derdimiz mutfağın zemini oldu…” diye söylenmeye başladı.

Dün akşam da cereyanda kaldığım için hem babama hem de kardeşime kardeşim aracılığıyla sitem ettim, sabah kalktığımda kafamı kaldıramadığımı söyledim. Babam geçmişte bir çok defa anneme, kendisini cereyanda bıraktığı için bağırıp çağırmıştı, cereyandan kalınca sırtı tutulduğu mu olmadı, kolunun ağrısından öldü, başının ağrısından geberdi… hepsinde de annemi suçladı, bağırdı çağırdı. Dün ise “cereyanda kalmakla bir şey olmaz, kapıyı kapatsak bile kapının altından, anahtar deliğinden cereyan yapıyor, o da etkiliyor, ayrıca kapıyı açtığımız anda kapatana kadar da cereyan yapıyor, hem cereyan etkilemez, açık balkon kapısının dibinde oturuyor saatlerce…” dedi.

Bir insanın ergenlik, menopoz veya orta yaş bunalımı gibi dönüm noktalarında yanında olmamak gerekiyor, evde bir de ergenliğe girmekte olan erkek kardeşim var….

ŞAİRE DAİR

Sözde bir sevmek var ruhumda
Asıl olan serzeniştir her kahrımda
Sözde olan sevmek değil elbet
Tüm kainattır, benim sevdamın yanında

Anlıyorsun değil mi sözlerimi
Nasıl mı neden mi sözlerim gizler gözlerimi
Dökülenler var sonra, yaş derler elbet
Oysa kapanırlar, koyunca ellerimi

Sorma işte, sorma ki nasıl şairim
Elbette ölümü de yazmayı bilirim
Lakin ötesi varken bir de
Ölüme mi yoksa sevdaya mı gelirim

Şairliğime bakma öyle, o gözlerle
Yüreğimi oku, beraberindeki sözlerle
Sayısız yazacağım, duvarlar bitecek
Lakin sileceğim gözlerini, susmayan seslerle

Bir olma durumu derlermiş buna
Başkasını dahil etmekmiş ruhuna
Oysa şairlik sevmek ister sadece
Bile bile gerçekleri, ölmek uğruna

Dakikaları siler ellerinde şair
Yazdıkları olmalı insana dair
Lakin öyle mükemmeli ki
O nasıl da böyle insan olabilir?

BAY STREÇ

anonymous said:

senin diğerleriyle kavganı falan okumuştum biraz soğumuştum seni tanımadan yargıladım diyebilirim. Sonra blogunu gezdim anonimler hep sana soru sormuşlar, yanıtlamışsın falan. İşte baktım bayağı bilgili bir kızsın yani ömrünü birşey yapmayarak geçirmemişsin, birçok edebi eserler okumuşsun, birçok dil biliyorsun, millet bi tane dili konuşamıyor sen 5 dil konuşuyorsun. Sonra da hala cahil diyolar sana

Tamam dedikodu yapmayalım lütfen. Bununla ilgili son soru yanıtlayışım, bir daha bununla ilgili gelirse sileceğim soruları.

Derler.

Desinler.

Demeleri normal. 

onlar okul kitaplarından öteye gidemeyen insanlar değiller, okul kitaplarını bile doğru düzgün okumamış insanlar. İstediğin kadar çok dil bil, istediğin kadar edebi eser oku, cahillerle asla tartışma. Ben bunu öğrendim arkadaşım. Çünkü asla kazanamazsın. Bir söz vardır, cahil ile sohbet etmek güçtür biline, çünkü cahil söyler ne gelirse diline diye. İmam Gazali’nin de dediği gibi:

”Cahillerle asla tartışmayın. Çünkü ben hiç kazanamadım.”

Bu yüzden umursamayın. Şaşırmayın da. Tamam?

Sana Dair Ne Varsa..

Hepsini sildim, mesajlarını, c2 linkini, ev adresini, bana anlattığın bir çok şeyi sildim aklımdan…hiçbir şey kalmadı o şirin fotoğraflarından başka, dün onları da silecektim, aklımdan çıkmıştın bir an.. Dalmıştım filme, kendimi o dünyaya kaptırmış gidiyordum.. Yalnızlık, sabaha karşı çok ağır bastı ve ben en uzun yazıyı yazdım, bir aydır hiç bu kadar uzun ve keder dolu bir şey yazmamıştım..

Merak etme, arkadaş bile değiliz nasılsa, değeri olmayan gülümseyişlerin ve o fotoğrafların, bugün laptop’u açtığım anda sileceğim ve bir şarkı dinleyip son kez ağlayacağım.. İçim kan ağlıyor ya ondan dolayı işte.


Artık arkadaş bile değiliz nasılsa..
Ne önemin var ki benim dünyamda.?
Nasılsa beni hiç umursamadın.

Gereğin de yok.

Elveda.

Son.


G.

Dipnot : Kişiseldir, reblog etmeyin.

leyenhecker said:

the asks you deal with are hilarious and sad, the denial in the Richard Armitage fan base seems to run thicker than blood! kudos to you for maintaining a level head of any kind.....

Haha, thanks xD the level of denial is indeed astonishing, though it appears that some of the big players in the fandom are maintaining radio silece which is very telling :p.

anonymous said:

nerdeyse mesajlarını yanlışlıkla sileceğin için mi iyi değilsin yoksa başka bi sebep mi var :(

Hasta oldum işte onun dışında :d

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video