sevmeyecek

Yaşadığın aşk büyüktü biliyorum, şimdi de aynı oranda üzülüyorsun. Acın dağları yıkıyor, içini parçalıyor, seni bir duvardan bir duvara çarpıyor, hepsinin farkındayım. Sanki seni bir daha hiç kimse sevmeyecek, sen de bir daha kimseye aşık olamayacakmışsın gibi hissediyorsun, biliyorum. Kimse sana dokunmasın, kimse senin acını yaşamaktan alıkoymasın istiyorsun, haklısın da. Onu düşünerek, onu anlatarak, ondan kalan hatıralara bakarak, onunla dinlediğin şarkıları dinleyerek, onunla gittiğin yerlere giderek geçirmek istiyorsun zamanını, anlıyorum. Yaşam her yerde devam ederken, senin için hayat durmuş, hatta bitmiş sanıyorsun, hatta hayattan vazgeçmek istiyorsun, görüyorum. Evet, tüm bunları hissetmelisin, yaşamalısın. Çünkü yaşamadan bitmez aşk acısı. Ertelemeye falan da kalkma. Ağla, sürün, kendini yerlere at, arkadaşlarına dert yan, arkasından küfür et, kendine küfür et, başkalarını suçla, onu suçla. Ama sonra bitir... Bitirmeyip bu acıyı sürekli tazeleyerek yaşarsan o zaman başka bir şey oluyor işte. Sen acıyı sevmeye başlıyorsun, acının bağımlısı olmaya başlıyorsun. Oysa acıdan kurtulmanın yolu kendinle yüzleşmekten geçiyor. Kendini yargılamaktan kaçmamalısın. Kaçmak çözüm değil ki? Sen bu yüzleşmeden kaçtıkça yeni acılar biriktiriyorsun, ruhuna işkence ediyorsun. Acı içine işliyor giderek, vücudunun bir parçası oluyor. Sadece vücudunun mu? Ruhun da artık kendini sadece acıyla ifade etmeye başlıyor. Sevgiye küsüyorsun, aşka küsüyorsun, sadece acınla yalnız kalmak, acınla yaşamak istiyorsun. Acı çekmektense acının kendisi olmak daha kolay sanıyorsun. “Acının safında olduğum sürece, acı ben olduğum sürece, acıların tiryakisi olduğum sürece hiç kimse ve hiçbir şey acı veremez” diyerek kendini kandırıyorsun.

Senden sonra kimsenin kalbime girmesine izin vermeyecektim. Söz vermiştim. Ama tutamadım. Yoruldu galiba yüreğim. Seni unuttum demiyorum, demeyeceğim. Ama kilit vurduğum kapılar aralandı sanki bir an için. Ne yapacağım? Onu mu yoksa seni mi seveceğim? Ah… Evet. Cevabı buldum. Kimseye izin vermeyeceğim. Sevmeyeceğim. ASLA. Sonbahardan kalma yapraklarım aslında yüreğimdeki izin…

-Huysuz Pisicik. 

Teselli vardı sözlerinde, sevgi yoktu. Olmayacaktı da..

Annemle tartışmıştım. Damla damla akıyordu göz yaşlarım, kendimi dışarı attığımda; birden karşıma o çıktı. İlkte şaşkınlaştı, beni ağlarken görünce baka kaldı. Yanıma gelip ağlama dedi. Sanki o hiç ağlatmamış gibi, o hiç günlerce uykusuz bırakmamış gibi. “Git, dedim. Git senden de nefret ediyorum dedim.” Bir süre baktı, tam gidiyordum kolumda tuttu. Kolumu aniden çektiğimde, ağzımda çıkan hiç bir kelimeyi duymuyordum bile ve buna rağmen kendimi kaybettim, o sinirle ağzımdan; “senin içinde çok ağladım. günlerce uykusuz kaldım. cümlelerle ulaşmak istedim. her gün her gece senin için ağladığımı biliyordun o zaman nerdeydin? şimdi mi ağladığımı önemsiyorsun? yapma sende üzdün sende ağlattın ve sende kendinden nefret ettirdin. git şimdi. git ki bu ilgili halin sonradan aklıma takılıp, günlerce sen düşünmeyeyim. yine aynı aşkla bağlanmayayım. sadece git” demiştim. Bir ton cümleler kurdu ama ben duymuyordum bile çünkü bu sevgi değildi sadece TESELLİYDİ. İnsan sevdiği kişiden sevgi sözcükleri bekler ve o sevgi sözcüklerini duyarmış. O gün anladım. O kadar konuştu benimle ve bahsettiği şey “ağlama, yapma” demekti. Ve bir sürü cümle söylerken bile, ben duymuyordum. çünkü tekbir sevgi yoktu sözlerinde. Hep teselli vardı, hiç aşk yoktu, hiç sevgi yoktu. yine yok olmuştum. Her şey ortadaydı sevmiyordu, sevmeyecekti.

Böyle bir gündü işte.. 

Bak bir yerde bir adam var çok güzel öyle güzel ki.hiç karşıma çıkmayacak.çıksa bana yine bakmayacak.beni sevmeyecek.olsun o bir yerde ve çok güzel.hep öyle kalacak.

Sen hiçmi aşık olmadın be? Hiç mi birisinin yollarını gözlemedin? Hiç mi onu göreceğim diye kalbin yerinden çıkacak gibi olmadı? Sana bişey söyliyeyim mi, bir insan seviyorsa eğer lafta sevmeyecek. Onun her an yanında olacak. Onun kollarında,kokusunda,gülüşünde,omzunda huzur bulacak. Özledim demeyecek, dedirtmeyecek. Bekle geliyorum diyecek. Belki şimdiye kadar hiç böyle bişey hissetmemiş yaşamamış olabilirsin. Ama ben hiç kimse değilim, bana kimseye davrandığın gibi davranamazsın. Ha görüşürüz ha görüşmeyiz demeyeceksin, hayatında olmazsa olmazı olacak. Bir şehri sevmen için tek sebep olacak. Onunla yan yanayken kalbinin atışlarını hissedeceksin, bi insan gerçekten sevdiği birinin yanında kalp atışları birleşir bir olurlar. Aşkı yaşayacaksan öyle olsada, olmasada olur havasında yaşayamazsın. Eğer sevilmek istiyorsan, sevmek istiyorsan onun kokusunu özleyeceksin. Öperken koklayarak öpeceksin. Yanındayken öyle bir sarılacaksın ki onun senin olduğunu hissedecek. Sen hiç fotoğrafına bakarken yine bana bakar gibi bakmış dedinmi? her yaktığın sigarada onu anımsadınmı? Ben sigarayı içerken bile sen sadece sigara içtiğimi görüyorsun, yakıp yıktığım umutları görmüyorsun. Eğer seviyorsan göz göze bakacaksın, bakarken yüreğin ısınacak. Öyle bir seveceksinki nerede olursan ol, hangi şehirde, hangi evde onu arayacaksın, yanımda olsa diyeceksin. Çünkü aşk,sevgi bunu gerektirir. Ya aşkından öleceksin, yada kimseyi sevmeyeceksin. Bu böyledir.

Neden sevdiğini sorduklarında nedenini bilmezsen eğer, seviyorsundur gerçekten. Tek bir nedene bağlayamazsın çünkü, o sebep gittiğinde onu sevmeyecek değilsin ya.. Neden bittiğini sorduklarında nedenini bilmezsen eğer, bitmiştir gerçekten. Artık bir neden aramakla uğraşmıyorsundur çünkü, bir sebep bulsaydın yanından gitmezdin ya..

Sarhoşum yine ben bu gece

Beraber izlediğimiz filmler geldi aklıma

Beraber yürüdüğümüz,beraber güldüğümüz,beraber eğlendiğimiz yollar geldi aklıma

Sevdiğin her şeyi biliyorum,seveceğin her şeyi biliyorum

Seni tanıyorum.

Seni tanıyorum, ey kara kaşlım kara gözlüm

Sen bilmezsin ki ben seni hala seviyorum,

Hala özlüyorum,

Hala sayıklıyorum adını bitmek bilmeyen gecelerde.

Sen beni hatırlamıyorsundur belki ama

Ben seni çok özledim be güzel yüzlüm.

Sen o çocuğun elini her tuttuğunda ben ölüyorum

Kalbime bıçaklar giriyor delicesine

İstemiyorum seni sevmek

İstemiyorum seni özlemek

ama biliyorum ki ama biliyorum ki,

Bir daha kimseyi senin gibi sevemeyeceğim

ve şunu da biliyorum ki

Seni de benim kadar kimse sevmeyecek

Kimse bakmayacak gözlerine benim gibi

Kimse görmeyecek seni benim gibi

Sen bende saklısın.

Kalbimde saklısın ve sonsuza kadar orada saklı kalacaksın.

Sen şimdi gittin,

Sen şimdi geri gelmeyeceksin

ama şunu bil ki ey zalim sevdiğim

Ben seni asla ama asla

Ben seni asla ama asla,

Unutmayacağım…

Yaşadığın aşk büyüktü biliyorum, şimdi de aynı oranda üzülüyorsun. Acın dağları yıkıyor, içini parçalıyor, seni bir duvardan bir duvara çarpıyor, hepsinin farkındayım. Sanki seni bir daha hiç kimse sevmeyecek, sen de bir daha kimseye aşık olamayacakmışsın gibi hissediyorsun, biliyorum. Kimse sana dokunmasın, kimse seni acını yaşamaktan alıkoymasın istiyorsun, haklısın da... Onu düşünerek, onu anlatarak, ondan kalan hatıralara bakarak, onunla dinlediğin şarkıları dinleyerek, onunla gittiğin yerlere giderek geçirmek istiyorsun zamanını, anlıyorum. Yaşam her yerde devam ederken, senin için hayat durmuş, hatta bitmiş sanıyorsun, hatta hayattan vazgeçmek istiyorsun, görüyorum. Evet, tüm bunları hissetmelisin, yaşamalısın. Çünkü yaşamadan bitmez aşk acısı. Ertelemeye falan da kalkma. Ağla, sürün, kendini yerlere at, arkadaşlarına dert yan, arkasından küfür et, kendine küfür et, başkalarını suçla, onu suçla... Ama sonra bitir... Bitirmeyip bu acıyı sürekli tazeleyerek yaşarsan o zaman başka bir şey oluyor işte. Sen acıyı sevmeye başlıyorsun, acının bağımlısı olmaya başlıyorsun. Oysa acıdan kurtulmanın yolu kendirle yüzleşmekten geçiyor. Kendini yargılamaktan kaçmamalısın. Kaçmak çözüm değil ki? Sen bu yüzleşmeden kaçtıkça yeni acılar biriktiriyorsun, ruhuna işkence ediyorsun. Acı içine işliyor giderek, vücudunun bir parçası oluyor. Sadece vücudunun mu? Ruhun da artık kendini sadece acıyla ifade etmeye başlıyor. Sevgiye küsüyorsun, aşka küsüyorsun, sadece acınla yalnız kalmak, acınla yaşamak istiyorsun. Acı çekmektense acının kendisi olmak daha kolay sanıyorsun. “Acının safında olduğum sürece, acı ben olduğum sürece, acıların tiryakisi olduğum sürece hiç kimse ve hiçbir şey acı veremez” diyerek kendinizi kandırıyorsun. O zaman senin için geliyor, Orhan Gencebay’dan “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum...” şarkısı... Dinle bu şarkıyı; bin kez dinle, tekrar tekrar dinle... “Bir teselli ver” diyor ya şarkı, üstelik bu teselliyi sana o acıyı yaşatan sevgiliden istiyor ya... Sen kanma buna olur mu kanma... İlle bir acı çekeceksen kendinle yüzleşerek çek. Evet bu da can acıtır ama son kez acıtır. Bu yüzleşme sayesinde kurtulursun ikiyüzlülüğünden, yalanlarından, dolaplarından... Hiç mi hatan yoktu söylesene, sütten çıkmış ak kaşık mıydın sen bu ilişkide... Geç bunları artık, aşkın karşısına çık çırılçıplak. Bırak aşkın, koşulsuz, önyargısız, maskesiz, yalansız çıplaklığı sarsın