salds

İnna lillahi ve inna ileyhi râciûn.

Susuşumuzun
bilmem kaçıncı gündönümü.
Onlar öldürüyorlar, biz bakıyoruz. Unuttukları bir şey var: hesap günü.
Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz.
Meslektaşım ve Sayın Savcım Mehmet Selim Kiraz’a Rabbim’den rahmet, ailesine ve yavrularına sabırlar diliyorum.
Ruhuna el-Fatiha

Masumiyetten bahsedenler ve bu saldırıyı destekleyenler bilsin ki yetim bıraktığınız bu Çocukların ahı ömrünüz boyu yakanıza yapışacak !

Burada gevezelik yapmayı özlemişim. Tam seviyeli blog olacağım diye karar veriyorum bir gülme tutuyor. Neyse, ben de bilirdim şiir, az bilinen şarkı paylaşmayı, lakin canım sıkılıyordu saldım goygoyu.
Çağlayan…

Çağlayan’daki rehin alma eylemi ve sonrasında polisin gerçekleştirdiği infazın somut siyasal sonuçlarının ne olacağını bugünden söylemek güç. “Provakasyon” edebiyatına alelacele prim vermek de “terörizmi lanetleme” korosuna katılmak da eylemi bir kutsallık halesine sararak tartışılmaz kılmak da sorunlu. Şimdilik sadece, eylemin hükümetin eline siyasal hak ve özgürlüklere yeni ve kapsamlı bir saldırı için ciddi bir koz verdiğini söyleyebiliriz. Bu saldırıyı göğüslemek, olası ve zaten “iç güvenlik” yasasıyla altyapısı da hazır olan bu otoriter yöneliş karşısında meşru ve kitlesel bir savunma oluşturmak bugün acil bir ihtiyaç.

Bu kısa notun konusu bu muhtemel ve kaygı verici gelişmeler değil. Burada kısaca ve kabaca (dolayısıyla biraz karikatürleştirerek) bireysel nitelikli şiddet eylemlerinin toplumsal mücadeleler açısından rolüne dair bazı genel hatırlatmalarda bulunmaya çalışacağım.

Lafı uzatıp vakit kaybetmeyelim:

* Devrimci sıfatını taşıyan eylemlerin,  ezilenlerin özgüven ve cesaretini pekiştirmek, onların (yani hepimizin) kolektif eyleme ve örgütlenme kapasitesini artırmaktan başka hedefi olamaz. Kitle mücadelelerinin ürünü olmayan, bu mücadelelerden kaynaklı özsavunma niteliği taşımayan, kitlelerin gıyabında cereyan eden bireysel intikam eylemleri, “aşağıdakilerin” özgüven ve kolektif gücüne olumlu bir etkide bulunmaz.

* Bir örnekle izaha çalışalım: İşçilerin birleşip mesela patronun çıkarları uğruna onlara hoyratça davranan ustabaşını pataklaması, patronu ya da genel müdürü fabrikada rehin alması, bir kitle şiddetidir. Kitlelerin mücadele ve direnişinin doğal ve aracısız uzantısıdır. Onların kolektif gücünü ve kendine güvenlerini pekiştiren bir özsavunma, bir “karşı şiddet” biçimidir. Herhangi bir örgüt ya da bireyin mesela patronu vurmasıysa işçilerin gıyabında gerçekleşen “bireysel” nitelikli “cezalandırıcı” bir eylemdir. İşçilerin kendi örgütlülüğü ve eyleminin bir sonucu, mücadelenin doğrudan bir uzantısı değildir ve işçilerin deneyiminde olumlu anlamda somut bir değişimi tetiklemez.    

* Yani şiddet, kitle mücadelelerinin, toplumsal hareketlerin gücü ve kapasitesiyle orantılı değilse, bu mücadelelerin içinden ve o mücadelelerin savunulması amacıyla doğmuyor ve bizzat kitlelerce uygulanmıyorsa “bireysel” niteliktedir. Bireysel olduğu için de emekçi ve ezilenleri gıyabında, onların irade eve çıkarlarına rağmen gerçekleştirilir. Bu manada kitleleri “kahramanca” eylemlerle ikame etmenin yoludur.

 * Bireysel şiddet esas itibariyle bir temsil eylemidir. Devletin ya da sermayenin acz ve zaaflarını sergilemeyi hedefleyen bir temsil. Sembolik jestler aracılığıyla iş görür, medya aracılığıyla bir mesaj (devletin güçsüzlüğü mesajı) göndermeyi amaçlar. Bu mesajı alan kitlelerin devletin zaaflarının görünür olmasıyla etkileneceği ve eyleme geçeceği varsayımına dayanır. Yani “bireysel şiddet” eylemi, söz konusu “temsili” seyreden ezilenlerle ancak gıyaben ve dolayımlar (medya) aracılığıyla temas eder. Onların gündelik deneyimlerinde somut değişimlere yol açmaz, açmadığı için de çoğu zaman istediği etkinin tam tersini yaratır.    

 * Kitlelerin kolektif mücadelelerinin yerine kahramanca feda eylemlerini koyan çizgi, toplumu siyaseten güçsüzleştirir, emekçi ve ezilenleri izleyici konumuna iter, pasifleştirir. Bireysel şiddet eylemleri kitlelerin rolünü onların kendi bilinçlerinde küçültür, onları güçsüzlüklerine tersinden ikna eder, umutlarını bir gün mutlaka gelecek bir kahraman intikamcıya veya kurtarıcıya çevirmelerine yol açar. Bireysel şiddet eylemlerinin etkisi ne kadar artarsa, kitlelerin dikkati o kadar bunlar üzerinde odaklaşır; özeyleme, özörgütlülüğe ve özeğitime ilgileri o kadar azalır.

 * Devrimci sıfatını taşıyan eylemler, kolektif siyasal bilinci ilerletmeyi, kitlelerin siyasal ve sosyal çelişkilere dair idrakinde ileriye doğru bir sıçramayı, berraklaşmayı hedeflemelidir. Karamsarlığı değil, umudu pekiştirmelidir. Emekçi ve ezilenlerin toplumu kendi çıkarlarına uygun bir biçimde değiştirebileceklerine dönük bir kolektif muktedirleşme hissinin önünü açmalıdır. Bireysel şiddet eylemleri genelde böyle bir hissi değil de umutsuzluğu, çaresizliği, acz hissini, sadeleşmeyi değil de kaos ve belirsizlik duygusunu (hatta tedirginliği, korkuyu) çoğaltır. Bugün işyerinizde, mahallenizde etrafınıza bakın, hangi duygunun hâkim olduğunu maalesef göreceksiniz.

 Bir husus net: Berkin’in katillerini açığa çıkartacak ve onların hesap vermelerini sağlayacak tek şey, onun ardından yürüyen milyonların kitlesel adalet arayışıdır. Cenaze günü sokakta olan insanların bu arayışına yol olacak kanalları, Gezi sonrasında açığa çıkan talep ve özlemlerin serpileceği, törpülenen adalet hissinin onarılacağı kolektif mecraları inşa edemediğimiz için hepimiz sorumluyuz. Bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmekten, hatayı hızla telafi etmekten başka çaremiz yok.

haberleri açıyorum bir sürü öldürme, saldırı, o bu. insanın iştahı kapanıyor. sonra da vay efendim neden haberleri açıp bilgi sahibi olmuyosunuz.

3

Selena Quintanilla-Pérez (April 16, 1971 – March 31, 1995)

Called the Queen of Tejano music, her contributions to music and fashion made her one of the most celebrated Mexican American entertainers of the end of the 20th century as Hispanics elevated her into a sainthood-like status. Selena was only 15 when she won female entertainer of the year at the Tejano Music Awards, and was named the “top Latin artist of the ’90s” and “Best selling Latin artist of the decade” by Billboard magazine, as well as the “Mexican equivalent” of Madonna in terms of her clothing choices. 

On March 31, 1995, Selena was shot and killed by Yolanda Saldívar her friend and former employee. Hispanics reacted negatively to the news of her death, and was compared to the death reactions of John Lennon, Elvis Presley, and US president John F. Kennedy. Her posthumous crossover album, Dreaming of You, debuted Billboard 200 becoming the first Latin artist to accomplish this feat. Two weeks after her death, George W. Bush (governor of Texas at the time) declared her birthday Selena Day in Texas. In 1997, Warner Bros. released a film about her life and career, which starred Jennifer Lopez as Selena. She would have been 40 today, and would have been just as amazing as she was before her death. I hope her memory and music can live on forever.

Vatan Caddesi üzerindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü binası önünden silah sesleri duyuldu. Yerde bir kişi yatıyor. Cadde çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.

Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne silahla saldırı düzenlendi. Saldırganlarla polis arasında çatışma çıktı. Olay yerinde yaralılar var.

Olayı gerçekleştirenlerden birinin kadın, ikisinin erkek olduğu açıklandı. Çatışmada bir kişi öldürüldü, iki kişi yaralandı.

Ayrıntılar geliyor…


kaynak: mynet son dakika.


mağduruz demek için yapılıyor tüm bunlar sanırım.

ne oluyor bu memlekete.

livinginwrongcity asked:

Peki ben sana soruyorum, siz leşleriniz için ne yapacaksınız? Yine nereyi yıkıp leşleriniz için kimleri şehit edeceksiniz?

Bana bak yer faresi; Berkin hiçbir zaman siyasi yem olmadı. Kimseyi Berkin’i savunuyor diye korumadık ya da desteklemedik biz. Boyunun yarısı yerin altında kalmış hala aklım var benim düşünebiliyorum diyorsun. ısıd saldırdığında anlaşmaya giden o biricik polisiniz ve devletiniz pezevenk savcınız gebermesin diye kılını kıpırdatmadı. Sen bana kimi neyi savunuyorsun lan, bu nasıl düşünmek? Infazi verilecekken sahip çıkmadığınız savcınız varken beni dövüşerek ölen Yoldaşlarımızla yargilayacak durumda mısın sen? Doğduğundan beri siyasetin içindeyim ne demek, zaten kaç senedir varsın ki yeryüzünde? Seni son kez uyarıyorum sıçan. Ceneni kapat!