2

Surveillance across two centuries

By Kenneth R. Johnston

There’s a striking similarity between Richard McGuire’s cover image for the 24 June 2013 issue of The New Yorker and James Gillray’s cartoon of 3 December 1790. 

In both, a gigantic face startles an ordinary human figure: the young woman in bed with her iPhone and laptop, or the Revd Richard Price, a leading non-conformist liberal intellectual in 1790s Britain. The young woman could be any one of us, following the ‘mega-data’ surveillance revelations of Pfc. Bradley Manning and data officer Edward Snowden. But Revd Price is—by way of this cartoon—about to become a politically marked man.

It was Price’s pro-Revolutionary sermon of November, 1789, ‘On the Love of Our Country,’ that provoked Edmund Burke’s anti-revolutionary manifesto, Reflections on the Revolution in France, and on the Proceedings in Certain Societies in London relative to that Event, published in November of 1790. Indeed, Gillray’s cartoon marks—celebrates is hardly the word—the appearance of Burke’s book. Burke’s caricatured visage bursts out of a cloud of smoke and lighting, frightening Price into dropping his pen as he works on seditious, treasonous, blasphemous texts, such as ‘On the Benefits of Anarchy, Regicide, and Atheism’—none of which he ever wrote. Burke carries the ruling symbols of church and state in either hand, and is headed not by a legitimizing crown but a propaganda bombshell, his own book, published just days before.

Neither image deals with espionage, strictly speaking. People are being suspected, but less with a view toward arrest and prosecution than a strong bias toward alarm and terror. The pictures are more about scaring than spying. The monsters’ intention is make their victims feel fearfully uneasy about what they are saying and writing, so they will stop doing anything dangerous (if they are). The humor in the cartoons is the human figures’ wide-eyed alarm. The terror is in the monsters’ eyes.

Kenneth R. Johnston is the author of Unusual Suspects: Pitt’s Reign of Alarm and the Lost Generation of the 1790s. He received his PhD from Yale University and spent his entire academic career at Indiana University, where he was honored for distinguished teaching and scholarly achievement, while also heading its Department of English. Read more in "Suspicious young men, then and now" on the OUPblog.

Image credits: (1) Richard McGuire. ‘Uncle Sam is Listening,’ The New Yorker, June 24, 2013; by permission of the artist. Do not reproduce without permission. (2) ‘Smelling out a Rat; — or The Atheistical-Revolutionist disturbed in his Midnight “Calculations”‘ (James Gillray, 3 December 1790) (c) National Portrait Gallery. Used with permission. Do not reproduce without permission. 

T.15 to B-1944 Boy’s suit, dress, trousers and collar of grey-brown hair-striped cotton trimed with brown braid, made in England, ca. 1835

Boy’s suit comprising a dress, trousers and collar of pale grey-brown hair-striped cotton trimmed with brown braid in a hussar style. The trousers have a white cotton bodice, and there are additional sleeves attached to the collar. 

From the donor’s letter on the file: “…worn by the Revd. J H Wilkinson, born 1828…. It was given to me by his daughter, who tells me that even the ribbon on the tippet has not been renewed.”

http://collections.vam.ac.uk/item/O1123328/boys-suit-unknown/

Image reference: 2008BT9656

Image credit: ©Victoria and Albert Museum, London

Memento mori
IN memoriam erectum
REVERENDI DOMINI GUIELMI WHITWELL

ecclesiæ primæ Christi apud Marblehead
Pastoris—Scriba enat in regno cælorium peritus-
Deum precatus eft ardenter, apte & cum So-
lemnitate—Sacrse plura breviter continentes &
concitandis animis, idonæ erant-Totum huma-
num Generis complexus est, & charifsime pal-
riam habuit, quæ eum paperit-Exemplum pi-
etatis & christianæ virtutis præclarum: &, inter
hanc vitam & ejus labores, Novembris 8° AD 1781
Ministerii 19, Ætatisq 45, tranquille Animam emisit.

Erected in memory of ye Revd WILLM. WHITWELL,
Pastor of the first Church of Christ in Marblehead–
“He was a scribe well instructed unto the kingdom of
Heaven”–In his addresses to God, he was fervent, perti-
nent & Solemn–His discourses were evangelical, com-
prehensive & Pathetic–He loved all mankind; and
was most Strongly attached to his country–He set
a bright example of piety & Christian virtue; &, in
the midst of life & of his labours, he calmly expi-
red, on the 8th of November 1781, in the 19th year
of his ministry, & 45th of his Age.

Xwîn hari kûçîkî tayyip, revde wi be imanê kafırâ ışid. disa stembarî xalkî kurmanç, kobanî xwestin xwîn bîrijên. xalkî kurmanç nebextiyarê, hev ji ne be şerê, şervanê.

Bijî Berxwedanî Kobanî

Ankaragücü yönetimi, bir dönem takımı düştüğü beter durumdan kurtarması için Ankara’nın has çocuğu Hakan Kutlu’yu takımın başına getirir. Hakan Kutlu, kariyerine başladığı ve hatta tüm kariyerini harcadığı kulübün başındaki ilk basın toplantısında o zor dönemin vehametini vurgulamak için ”Ateşten gömlek giydim…” şeklinde bir açıklama yapar.

Elbette taraftar boş durmaz. Nihayetinde birilerinin bir yerlerden hikaye devşirmesi gerekir. Basın açıklamasından sonraki ilk maçta Ankaragücü’nün nefis taraftar grubu Gecekondu, hocalarının gönlünü almak ve bu zorlu görevde ona destek olmak için şöyle bir pankart açar; ”Hocam gömlek de yakıyor ha!”

Futbol ve tribün bu gezegenin başına gelen en güzel şeydir, benden söylemesi…

konya’da türk kuşu gösteri ekibi uçakları fazla gürültü yaptığından dolayı şikayetçi olan bir vatandaşa twetter hesabından yanıt veriyor…
hem de üşenmeden..

"bu gürültüler ki, çocuğunun huzurla, özgürce uyumasının teminatıdır" bokpüsür mealinde bir yazıyla..

Ulan ,hadi dış görevde başına çuval geçti bir mermi atmadan,paranın mına koyan elçilik güvenliği ve çalışanlar tek mermi atmadan pantolonu indirirler, eşşek kadar hava pilot başkentte ağız burun hoşaf vaziyette bir mermi atacak göt yok…

sonra vatandaşa yüksek perdeden örtülü azar, ki memleket kurtuluşu size kalsaydı imam anamı daha çok s…di..

Cumhuriyet tarihinin en sert kadrolaşma hareketi; okul müdürleri kıyımı



Paralel yapı falan derken olan yine solculara, Kemalistlere, iktidar muhaliflerine oldu. 17 – 25 Aralık’tan sonra hükümet panik halde kurumlarda paralel araya dursun, tüm kurumlar üzerine vazife olan çalışmaları yapmaya başlamıştı. Bu çerçevede MEB  (Milli Eğitim Bakanlığı) için hızlı bir çalışma başlatıldı ve Mart ayında MEB kanunu hazırlandı ve meclisten geçti. Bu kapsamda Mart 2014 itibariyle görevde 4 yılını doldurmuş tüm okul müdürlerinin görevleri bir maddeyle sona erdi. Mart 2014’ten itibaren okul yöneticisi atama hakkı Vali’lere verildi. Bununla ilgili daha sonra MEB bir yönetmelik hazırladı ve Anayasa Mahkemesinin kanunu görüşeceği gün bu yönetmeliği yayınladı. Yönetmeliğe göre bundan sonra okul müdürleri sadece 4 yıl müdür olarak görev yapabilecekler, 4. yılın sonunda; il/ilçe milli eğitim müdürü, insan kaynakları müdürü, okuldan sorumlu şube müdürü, öğretmenler, okul aile birliği, öğrenci meclisi temsilcisi tarafından performansı puanlanacaklar.  Ve 75 puan üstü alanlar müdürlüğe devam edebilecek, 75 puan altı alanların müdürlükleri sona erecek. 

Değerlendirmeye etki edecek puanlar şöyle: 

En kıdemli ve en kıdemsiz öğretmenin değerlendirmesi (aritmetik ortalaması) 10 puan, 
Öğretmenler kurulunca seçilecek iki öğretmenin değerlendirmesi (aritmetik ortalaması) 10 puan, 
Okul aile birliği başkan ve başkan yardımcısının değerlendirmesi (aritmetik ortalaması) 10 puan, 
Öğrenci meclis başkanının değerlendirmesi 10 puan iken; 
İlçe milli eğitim müdürünün değerlendirmesi 25 puan, 
İnsan kaynaklarından sorumlu ilçe milli eğitim şube müdürünün değerlendirmesi 20 puan, 
Değerlendirilecek eğitim kurumundan ilçe milli eğitim şube müdürünün değerlendirmesi 15 puan. 

Demokratikmiş gibi görünen bu uygulamada gizli kalan kısım şurası; 100 tam puanın 60’ını milli eğitim müdürü, insan kaynakları müdürü, şube müdürü verirken; 40’ını sadece öğretmen, veli ve öğrenci veriyor. Yani siz müdürünüzü ne kadar başarılı bulursanız bulun fark etmez, yandaş değilse matematiksel olarak yoluna devam edemiyor zaten. 

Bu kapsamda Ağustos’un sonunda apar topar 4 yılını doldurmuş 16 bin okul müdürünün görevine son verdiler. Yandaş-sen Eğitim-Bir-Sen bütün yaz milli eğitim bürokratlarıyla beraber okul müdürü puanlama mesaisi yaptı, sonunda ortaya şu çıktı; 7 bin okul müdürünün görevine son verildi, 9 bin okul müdürü yoluna devam etti. Bununla ilgili net sayılar için de Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle soru önergesi verildi ama henüz cevaplanmadı. Sendikaların yaptığı tarama sonucunda 75 puan üstü alan 9 bin okul müdürünün %90’ı Eğitim-Bir-Sen üyesi, %10’u diğer tüm sendikalar ve sendikasız okul müdürleri olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet tarihinin en aymazca kadrolaşması bu olmalı. Alenen 7 bin okul müdürünün neredeyse tamamı Eğitim-Sen, Türk-Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarına üye ya da hiçbir sendikaya üye değil. Eğitim-Bir-Sen üyesi olmadıkları kesin bilgi ama. Çünkü onlar “default” diğer kategoride yer alıyor. Puanlamanın tamamen yandaşlık üzerine kurulduğunun en açık örneği İzmir Karabağlar örneği; Karabağlar ilçesinde 53 okul müdürünü puanlayan İmam Hatip Lisesi mezunu olmasıyla guru duyan İlçe Milli Eğitimi Müdürü Halit Aslan, görevine puanlamanın son günü atandı ve o gün 53 okul müdüründen tam 36’sına 0 (yazıyla sıfır) puan verdi. Önceki yıl ilçenin resmi törenler komisyonunda yer alıp, ilçenin merkezi törenlerini organize eden okul müdürlerine “resmi törenlere katılım sağlama” seçeneğinde 0 puan verdiler. Hâlbuki aynı okul müdürlerine Karabağlar Kaymakamı dönem sonunda çalışmalarından dolayı başarı belgesi vermişti. (Şu olay, azıcık da olsa haber değeri taşımıyor mu?) Okul müdürlerinin yandaş olmadığını yeniden hatırlatayım. Yani Karabağlar İlçesi’nde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda hangi programların, nasıl yapılacağını planlayan ve koordine eden okul müdürlerine “resmi törenlere katılım sağlama” seçeneğinden 0 puan verdiler. Demek ki organize ettikleri resmi törenlere katılmamışlar. Bu şekilde 53 okul müdürünün 36’sı İlçe Milli eğitim Müdürü Halit Aslan ve İnsan Kaynakları Müdürü Yasin Koç’tan 1 puan bile alamadı. Oysa sadece bu iki yöneticinin puanlamaya etkisi 45 puan. (Milli Eğitim Müdürü 25, İnsan Kaynakları Müdürü 20, Şube Müdürü 15, toplamda 60 puan MEB’den gelen) Aralarında 30 yıllık okul müdürleri var. Yani 30 yıldır 0 puanlık kişiler okulları yönetiyormuş. Bir de diğer ortak özellikleri Eğitim-Bir-Sen üyesi olmamaları. 36 okul müdüründen bilinen sadece 6 tanesi –paralel- cemaatçi. Diğerlerinin tamamının ortak özelliği yandaş olmamaları, farklı sendikalara üye olmaları, muhalif olmaları. Bu işi öylesine arsızca yaptılar ki yüksek lisanslı, doktoralı, MEB’in yurtdışına bursla eğitime gönderdiği okul müdürleri bile 75 puanın alamadı. 

Şimdi sırada okul müdür yardımcılarının bu yeni görevlendirilecek okul müdürleri tarafından seçimi süreci var. Okul müdürleri beraber çalışacağı müdür yardımcılarını seçecekler. Hepsi tornadan çıkmış gibi, aynı tip, aynı bıyık, aynı zevksiz pantolon, aynı sendika üyesi olan okul müdürlerinin, müdür yardımcısı seçerken de hangi kriterlere göre seçeceği sanırım yeterince anlaşılmıştır. İtaat eden, başını eğen herkes ağzını açmış, ahmakça iktidardan koltuk bekliyor. 

Bu yönetici kıyımını ve kör göze parmak kadrolaşmayı sadece bir iktidarın sıradan bir kadrolaşma hamlesi olarak okumak son derece eksik olur. Burada esasen yapılmak istenen, okul müdürlerinden başlayarak sırasıyla müdür yardımcıları ve öğretmenlere uzanan 1 milyona yakın eğitim emekçisini yandaşlaştırma, kendisine biat ettirme ve sonraki merkezi politikalarını okullarda sorgusuz sualsiz hayata geçirme. Memleketin topyekun dindarlaşmasında, gericileştirilmesinde en önemli alan olarak görülen eğitim camiasında büyük bir tahakküm sağlama, muhalif tüm unsurları sisteme ve iktidara biat etmeye zorlama. Aynı şekilde teknik olarak okul müdürlerinin puanlanması, bütün kamu çalışanlarına getirilmek istenen performans sisteminin de ta kendisi. Bu başlangıç beraberinde güvencesiz, esnek, kuralsız, süresi belirsiz çalışma yaşamını da getirecek, okulların özelleştirilmesi gündemini de. Bugün özel okullara giden öğrenci başına 3.000 TL ödeme yapan MEB, kamu spotlarıyla velilerden 56 TL para istiyor ki kız çocukları okuyabilsin. Salak olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Salak değiller, kamu kaynaklarını özel sektöre aktarmak konusunda büyük liberal tecrübeleri var. (Torun İnşaat’a değeri %50/50 olması gerekirken %17/%83 verilen Ali Sami Yen Stadyumu arsası aklınıza gelsin) 

Bugün artık bu kıyıma uğrayan 7000 bin okul müdürü –ki devamı da gelecek- barutun ateşlenmesi anlamına geliyor. Milli Eğitim’den başlayarak kamuda büyük bir dönüşümün, kadrolaşmanın, gericileştirmenin ve özelleştirmenin… Ülkeyi iyiden iyiye yapboz tahtasına çeviren bu iktidarın, eğitim ile ilgili en ufak kaygısı yok. Taşıdığı kaygı bu alanda ne kadar çok öğrenciyi İslami formasyondan geçiririm, bu ülkenin yarınlarını nasıl dindarlaştırırım, iyi kötü, kör topal laikliği nasıl ortadan kaldırım, ne kadar ağzını açmış bekleyen aç gözlü, kimliksiz ve kişiliksiz yandaşımı koltuk sahibi ederim. Bu ülke eğitim alanında çok ilginç deneyimler de yaşadı. Ama diyebilirim ki 91 yıllık Cumhuriyet tarihinin en kötü ve en saçma dönemini yaşıyoruz. Hem okullarda, hem müfredatta, hem kadrolarda, hem yarınlarda… 

Combined benefices: Music and Services: 14th Sunday after Trinity (S Matthew)

The usual schedule is being observed as to choral services this week.

The Revd Mr Campion is returned from holiday leave. The Rector is now recovered from his brief indisposition as well.

Music: (note: where canticles, preces, and responses are not noted, they are to be plainchant)

All three parishes:

Mattins settings, Sunday through Saturday: Sunday, Ireland in F; Monday, Boyce in C; Tuesday, Stanford in G; Wednesday, plainchant; Thursday, Short Service, Gibbons; Friday (S Cyprian), Handel, Utrecht Te Deum and Jubilate; Saturday, Purcell in D.
Evensong settings, Sunday through Saturday: Sunday, Dyson in D; Monday, Noble in B minor; Tuesday, Stanford in A; Wednesday, Wood in G; Thursday, plainchant; Friday (S Cyprian), Great Service, Byrd;Saturday, Ebdon in C.

S Margaret Woolfont Magna:

BWV 636
Hymns:
‘The King of love my shepherd is’, Henry Williams Baker, to ‘Dominus regit me’, Jno Bacchus Dykes
‘Praise to the Lord, the Almighty, the King of Creation’, Joachim Neander, transl. Catherine Winkworth, to ‘Praxis pietatis’
‘Joyful, joyful we adore thee’, H van Dyke, to ‘Hymn to joy’, Beethoven
‘Glorious things of thee are spoken’, Jno Newton, to ‘Austria’, Haydn
‘Guide me, O thou great Jehovah’, Wm Williams, transl. Peter Williams, to ‘Cwm Rhondda’
Anthem: ‘The Heavens are telling’, Haydn, Creation
Mass setting:
Bairstow in D

S Aldhelm Woolfont Crucis:

BWV 683
Hymns:
‘For all the saints, who from their labours rest’, Wm Walsham How, to ‘Sine nomine’, RVW
‘All creatures of our God and King’, S Francis, paraphr., to ‘Lasst uns erfreuen’
‘O for a thousand tongues to sing’, Chas Wesley, to ‘Richmond’, Thos Haweis
‘Immortal, invisible, God only wise’, W Chalmers Smith, to ‘S Denio’
‘Praise, my soul, the King of Heaven’, HF Lyte, to ‘Lauda anima’, Jno Goss
Anthem: ‘Alleluia’, Wm Boyce
Mass setting: Sarum Plainsong Mass

SS Mary and Leonard Woolfont Abbas:

BWV 642
Hymns:
‘I bind unto myself today’, attrib. S Patrick, transl. CF Alexander, to ‘S Patrick’s Breastplate’
‘Let all the world in every corner sing’, Geo Herbert, to ‘Luckington’
‘Alleluia, sing to Jesus’, Wm Chatterton Dix, to ‘Hyfrydol’, RH Prichard
‘Let us, with a gladsome mind’, Jno Milton, to ‘Monkland’, Jno Antes arr. JB Wilkes
‘Not here for high and holy things’, GA Studdert-Kennedy MC, to ‘Morning Song’
Anthem: ‘Alleluia, Amen’, Handel, Judas Maccabeus
Mass setting:
Mass for four voices, Byrd

image

Senior Campus Chapel

Peace Prayer in Chapel

During this term in Chapel we have explored the theme of “Peace”, with our theme becoming more and more pertinent with so much in the news about “wars and rumours of wars” (Matt 24:6).

This beautiful “Peace” prayer was composed and presented in Chapel in the final week of term by a group of the students in Miss Chloe Brown’s tutor group.

Revd Paul Grayston
Senior School Chaplain

Dear Lord,

Give us the strength it takes
to listen rather than to judge,
to trust rather than to fear,
to try again and again
to make peace even when peace eludes us.
 
We ask, O God, for the grace
to be our best selves.
We ask for the vision
to be builders of the human community
rather than its destroyers.
We ask for the humility as a people
to understand the fears and hopes of other peoples.
We ask for the heart it takes
to care for all the peoples
of Afghanistan and Iraq, of Palestine and Israel as well as for ourselves.

For You, God, have been merciful to us.
For You, God, have been patient with us.
For You, God, have been gracious to us.
 
And so may we be merciful
…and patient
…and gracious
with all these others whom you also love.
We ask through Jesus Christ,

Amen
 
In Senior Campus Chapel, Week 1 of Term 4

A reading from Matthew Chapter 9.

Jesus went through all the towns and villages. He taught in their synagogues. He preached the good news of the kingdom. And he healed every illness and sickness.

When he saw the crowds, he felt deep concern for them. They were beaten down and helpless, like sheep without a shepherd.

Then Jesus said to his disciples, “The harvest is huge. But there are only a few workers. So ask the Lord of the harvest to send workers out into his harvest field.”

Jesus called for his 12 disciples to come to him. He gave them authority to drive out evil spirits and to heal every illness and sickness, and he sent them out among the people of Israel.

Here ends the reading.

Prayers

Dear God,
Comfort and heal, merciful Lord, all who are in sorrow, need, sickness, or any other trouble. Give them a firm trust in your goodness; help those who minister to them; and bring us all into the joy of your salvation.  
In the Lord’s name. Amen.

Dear God,
We pray for healing in our world, in our community and among our friends and families…
In the Lord’s name.                    Amen.

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video