Hepinizden korktum ve geri durdum. Bir şeye cevap arıyorsanız bunu, varlığı teşhis edilen antropofobi başlangıcında vaziyet gösteriyor olmamda bulmak mümkün. Sorun sizde değil yine bende. İnsan başına gelen patolojik şeylerin sorumluluğunu evvela kendine yüklemeli. Anlamlanlandıramadığım şeyler var hülasa ve ben manayı insanlarda aramayı bıraktım.

Chris Kyle, the the most lethal sniper in United States military history, was killed Saturday after being shot at point-blank range “while helping another soldier who was recovering from post traumatic stress syndrome” at a gun range in Texas. Kyle, who had 150+ confirmed kills, was assigned to SEAL Team 3 and was given the nickname Al-Shaitan Ramad (The Devil of Rahmadi) by insurgents for his deadly track record.

In 2008 outside Sadr City, Kyle made his longest successful shot at a range of 2,100 yards (1.2 miles).

Kyle more recently wrote the best-selling book, “American Sniper: The Autobiography of the Most Lethal Sniper in U.S. Military History.”

anonymous asked:

herşeyin geçmesi için çok para lazım be ünalım

Yok be yavru, şaka maka herşey para diyoruz ama amaçlarımız olmasa aslında bi’ hiçiz şahsen. Scarface filmini izlersen örnekleri canlandırıyor, bak sana birşey itiraf edeyim. Bazen dünyaya sahip olduğumu düşünüyorum ve bir amacımın kalmadığını fark ediyorum sap gibi kaldığımı fark ediyorum. Bir de dünya da tek başıma olduğumu ve herşeye sahip olduğumu düşünüyorum yine sonuçlandıramadığım bir düşünceyle baş başa kalıyorum. Benim küçüklüğüm 5 kuruşluk cinolarla geçti öyle mutlu olurduk, olaya geniş bakacak olursak daha iyi insanlar olabiliriz aslında, şahsen

Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli…

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi…
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular…

Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.

Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.

Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Günlerin ağırlıkları kaldıramadığı zamanlar vardır.
Sözler dibe vurur ;
hiçbir maviliğin kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşır.
Sessizlik , seslerin ötesinde bir hayalet gemi olur.
Gider , en gidilmez limanlara demirler.
Böyle günler , uygun değildir aslında konuşmaya.
Ama konuşuruz.
—  Gökhan Özcan

"dürüstlük, dürüstlük, dürüstlük.." derdi, parmakları hafif çarpıklaşmış ellerini kaldırarak..
“Bir o yadigardır benden size”
Gidecek olacağını yedirirdi de bir o yadigar dediğini sığdıramadılar şu kahrolası bilmem kaçıncı asıra onu kabul etmezdi..

biliyorum elle tutunur hiç bir şey yoktu aramızda

ellerim hiç değmedi ellerine

soğuk mudur ellerin bilmem mesela

 acaba gülmek yakışır mıydı sana

yada ağlayınca seninde önce burnun mu kızarırdı

biliyorum ki 

bilmiyorum hiç birini

yalnız sesini biliyorum 

sesini!

bana huzur veren yüzüme tebessümler bırakan 

mutlu eden sesini 

birde yüreğini

bana ait olduğunu bildiğim yüreğini

sevdamı sığdıramadığın yüreğini

biliyorum 

biliyorum ve susuyorum..!

Kırlarda toplanmış çiçeklerin feryadını nasıl duymamız imkansız ise

fakat rüzgar çanları ,çınar dalları ve geceye ait baykuşlar duyarken bu acıları

onlar da bu hali nasıl çırpına çırpına,deniz kenarına atıp kaçıyorlar ise ben de kendimden 

o derece uzağım ,ve tiksintiyle doluyum

Çünkü hiçbir vaziyeti samimi bir gerçeğe ulaştıramadım.

Bu benim değil başkalarına ait gerçekleri!..

Meral Meri