En yakın arkadaşım “öğretmen” oldu. Bu nasıl tarif edilemez bir duygudur biliyor musunuz? Okul bahçesine ondan önce gelip koşuşturan çocukları izlemek. İçinde bastıramadığın o kıpırtıyı sürekli gizlemeye çalışmak. Acaba nasıl olacak? Heyecanlı mıdır? İlk günü nasıl geçecek diye okula oğlunu yeni kaydettirmiş veli gibi davranmak, nasıl bir duygudur?
    Onu beklediğim bahçede çocukluğumuzu düşündüm. Çocukluğumu. Ve bizi yutan zamanı. Ben sürekli düşüyorum diye benimle ebelemeç oynamayan o küçük çocuğu dün gibi hatırlıyorken, bu yıl iç mimar olacağım fikri bile aklımı oynatmama yetebilir üstelik.
   Ve bu adam, çok güzel adam.

Chris Kyle, the the most lethal sniper in United States military history, was killed Saturday after being shot at point-blank range “while helping another soldier who was recovering from post traumatic stress syndrome” at a gun range in Texas. Kyle, who had 150+ confirmed kills, was assigned to SEAL Team 3 and was given the nickname Al-Shaitan Ramad (The Devil of Rahmadi) by insurgents for his deadly track record.

In 2008 outside Sadr City, Kyle made his longest successful shot at a range of 2,100 yards (1.2 miles).

Kyle more recently wrote the best-selling book, “American Sniper: The Autobiography of the Most Lethal Sniper in U.S. Military History.”

RE6 Analysis - Chris's Voice Commands

 Today I picked up RE6 again, since my goal is to complete Chris’s campaign on ALL difficulties with both Chris and Piers. I already have finished Chapters 1 and 3 with every difficulty BUT No Hope :/ So I went back and started playing as Chris on Normal - Chapter 2~

Now I never noticed how drastically Chris’ commands change during his campaign in RE6. In the first chapter his thanks and praise commands are like ‘Thanks’ or ‘Don’t get cocky’. The tone of his voice too seems to imply he’s wary or at times no-nonesense sounding. Meanwhile, Piers sounds all optimistic and all ‘Thanks!’ , “Good one!’ , ‘Nice!’. Its like Chris still doesn’t comprehend much how his and Piers’ relationship was before, muchless what the hell happened before he lost his memory. 

 In chapter two, when it jumps back to six months earlier, his commands change to ‘I couldn’t do it without you’, ‘Glad I can count on you’, and ‘Good job’. He says it in a much more gentle and praising voice. You can tell he really means it, all the while Piers still has those peppy, ‘I ADORE MY CAPTAIN’ kinda commands and responses. 

By Chapter 3, his commands totally change to ‘Hurry up’, ‘Work faster’, and ‘I dont have time for this’. The more Chapter 3 goes on the more disgruntled, abrupt, and angry Chris’ commands and responses become. Its like he feels Piers is getting in his way and pulling the carpet from underneath him. Piers is a burden to him because he is rationally thinking while Chris’ main drive is to end Carla. You can tell he’s hurting, he’s ANGRY that Carla just fucked him over for the second time and took all his men away. 

I haven’t really used the voice commands for Chapters 4 and 5, so I cannot say how Chris’ attitude is like. However, I love the detail they put into Chris’ emotions and fears. Roger Craig Smith brings every little emotion to life through Chris and it just adds this realistic touch to him.  He’s tough, but he has weaknesses. He shows emotion and reacts like a human, despite the fact he’s practically bulletproof.  Anyways. I just thought it was interesting to how his voice commands and responses are effected by his losses. 

Benim adım Mişenka. Gün ışığından saklandım doğduğumdan beri. Omuzlarım günü kaldıramadı. İnsanların beni görmelerinden, bana dokunmalarından, bana aile, arkadaş, sevgili olmalarından korktum. Karanlığa biraz olsun ait olabilmek için uyanır uyanmaz şarapla yıkadım ağzımı. Nefretimi üfledim şişesine. Sevdiğim kadının kasığına dayadım dudaklarımı. Ancak hiçbir şey güne karşı olan nefretimi durduramadı. Yalana karşı olan nefretimi. İnsanların gündüzleri maskelerinin ardına sığınıp, yüzüme karşı oynadıkları oyunlara olan nefretimi hiçbir şey dindiremedi. 

Benim adım Mişenka. Ölüm. Kan tanrısı. Katil. Üstünde yürüdüğüm her kaldırım taşına varoluşumu kustum. Varlığımı. Ve nefretimi. Gördüğüm her insan yüzüne nefretimi kustum. Kanatlarım kırılıp, sevdiğim kadın pençeleriyle gözlerimi dağladığından beri and içtim. Kan içtim. Katliam için. İntikam için. Hiçliğin yarattığı mükemmel senfoni için. 

Benim adım Mişenka. Omuzlarım her zamankinden daha güçlü. Güneşin altında durmayı öğrendim. Ellerime öldürmeyi öğrettim. Ve ölmeyi her gece yeniden. Boğazını kesip Schubert’in, sessizliğim için onlarca senfoniye sahip oldum. Sizin için hazırladığım kusursuz ölümlerde çalınmak üzere onlarca senfoni. İntikam için onlarca senfoni. Katliam için onlarca senfoni. Ve nefesinizin hızlanıp, kasıklarınızın ıslandığı her gece için onlarca senfoni. 

Benim adım Mişenka. Her şeyi gördüm. Her gün öldüm. Odamın içinde çalan her senfoni tanıktı buna. Yüzlerce yıllık gözler tanıktı. Hayatıma giren her kadını göğsümün içinde binlerce kez öldürdüm. Binlerce kez seviştim. Binlerce kez kustum sevgimi kasıklarına. Şarapla yıkadım ağzımı, sakallarımı kanın kutsal tadıyla süsledim. Ve şimdi ben Mişenka, hiç olmadığım kadar nefret doluyum. Hiç olmadığım kadar aranızdayım. Sahte orgazm çığlıklarınız için. Sahte sevgileriniz için. Yalanlarınız ve masum insanların duygularını hiçe saydığınız her an için aranızdayım.

Benim adım Mişenka. Ölümünüzü viski kadehimin içine doldurduğum bir fahişe kanını içerken keyifle izleyeceğim. Son çırpınışlarınızı. Nefesinizi son kez vermemek için dünyanın bütün tanrılarına yalvarışlarınızı. Ancak yardımınıza hiçbir tanrı, hiçbir ilahi yaratık gelmeyecek. Çünkü önce cennete kustum. Önce tanrıyı, sonra iblisi öldürdüm. Meleklerini düzdüm. Orgazm sırasında boğazlarını kestim hepsinin. Benim literatürüm buna ölüm orgazmı dedi. Son keyif. Son çığlık. Şimdi parmaklarınızı küçük pembe vajinalarınıza son kez götürün. Son kez düzüşün. Son kez kanatın kendinizi. Kendinize son kez yalan söyleyin. Çünkü karanlık çöktüğünde, hiçbir şey hiçbiriniz için eskisi gibi olmayacak. 

Benim adım Mişenka. Ölümü bedenlerinize kusmak için geliyorum. Ruhlarınızı birer evcil hayvana dönüştürmek için. Nihai yok oluş için. Nihai orgazm için. Cehennemi parmaklarımın ucundaki ustalıkla yeryüzüne çıkarıyorum. Kaçabilirsiniz. Ancak sıranız geldiğinde kendi ayaklarınızla geleceksiniz bana. Zihninizdeki o çaresizlik çığlıklarını susturmak için. Çaresizliği tattırdığınız her insanın zihninizdeki çığlıklarını susturmak için. Az kaldı. Geliyorum. 

Benim adım Mişenka. İblisin uykusuz ikizi.

Fazla abartmadık mı?
Yerlere göklere sığdıramadığınız aşkı
bir hoş çakala sığdıracağımızı..

bir boşluk var.

bu boşluk yeri dolmayan biri değil.

özlediğim bir duygu veya his değil.

uzun bir tatil, huzurlu bir sahil kasabası değil.

yalnızlıktan değil.

sevgilinin dizinde uyumak, saçımın okşanması değil.

seks değil.

huzurlu bir aile kahvaltısı değil.

para değil.

içimde bunların yerini dolduramayacağı bir boşluk var.

en iyi dostunla karşılıklı rakı içmek değil,

hayatın anlamını aramak değil,

en sevdiğin diziyi izlerken cips-bira yapmak değil.

akşama kadar uyumak, sabaha kadar internette takılmak değil.

güzel bir müzik eşliğinde dolunayı izlemek değil.

aşk acısı değil. özlem değil, hasret değil.

anlamlandıramadığım bir boşluk.

sevgiliyle uyumak, onun güzel yüzüne uyanmak değil.

sabaha kadar eğlenmek, sokaklarda sabahlamak değil.

deniz, kum, güneş değil.

mutlu olmak.. uzun süre mutlu olmak.. değil..

dini bir huzur değil, huzurlu bir ülke’de yaşama isteği değil.

içimde bir türlü yenemediğim bir boşluk var, ansızın gelen, hiç yoktan üzen..

Biraz Uyu
  • Biraz Uyu
  • Zakkum&Cem Adrian
Play

sadece cocukken uyanıksındır bunu bil.. her şeyin farkındasındır.. her sese dönüp bakarsın.. büyümek uyumak ve unutmak gibidir.. ve büyüklerin de dediği gibi uyuman gerekir büyümen için.. sağır ediyorsa sessizlik ve kör ediyorsa aydınlık.. sadece sana görünen ve kimseyi inandıramadığın bir hayalet gibi yanıbaşında oturuyorsa yalnızlık bu gece.. hep aynı saatte kapını calan bir düşman gibi bekliyorsa seni.. ve canına kastedecek bir kılıç gibi sallanıyorsa tepende.. unutabilmek icin hepsini.. biraz uyu..

A lot of people claim Chris Redfield has it easier than Jill Valentine. I think its about even between then considering the events between Revelations to RE6 (I’m most familiar with the newer gen).

~•Chris• ~
•Constantly losing his partners (excluding Jill and Sheva)
•Dedicates every moment of his life to fighting bioterrorism
• Puts himself in the frontlines with his men
•Lost his memory and spent 6 months in extreme guilt and confusion
• Upon readying to retire lost his successor (Piers)
• Spent 3 years feeling the loss of Jill’s ‘death’
• Constantly looking for Jill

• Faces being reminded of his losses and failures by Wesker and Carla Ramades

~•Jill•~
•In Revelations, spends half the game worried sick about Chris
•Lost 3 years of her life in a stasis and then being experimented on
•Was forced to kill comrades and innocents while conscious for Wesker
• Endured pain of the device that forced her to kill


I’d say they both suffered losses and endured their pains and horrors. Neither of them are weak nor have it easy. I think people need to give Chris more credit than he deserves. Big muscles and all.

Şu kocaman dünyanın, aslında insanın kendi küçük çevresinden çok daha fazlasını barındıramadığına, barındıramayacağına inanıp, hayatı hep uzak bir yerde arama gafletinden kurtulabilirdim. “İnsan daha başlangıçtan itibaren, kendinde durmayı bilmeli” diye geçirdim içimden. “Çünkü kendinde durmayanın bir adresi yoktur. Ve eğer insan kendisini bir adres olarak gösteremiyorsa, ona postalanacak bütün mektuplar, bir kere bile açılmadan geri dönerler.”
—  Ali Ayçil
Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video