Bana da mesaj atmaya çekiniyodum falan gibi mesaj geldi zamanında. Şu an çok güzel anlaşıyoruz. Aşağı yukarı her şeyimizi paylaşan iki tumblr kankası olduk. Diyeceğim odur ki, vakit dar içinizden geleni yapın; istediğiniz kişiye çekinmeden mesaj atın.
bu gece alkolle sabahla; ona de ki: ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim. bu gece hüzünle sabahla; ona de ki: ben bedendeki mıknatısın büyüsünü bozdum. bu gece iğrenç bir korku filmiyle sabahla; ona de ki: kabuslarımın orta yerindeki tek güzel mabedin kapısına sıçtım. bu gece imla kurallarına uyulmuş edebi bir intihar mektubu ile sabahla; ona de ki: farkındayım, ölsem, cesedimi gerçekten teşhis edebilecek tek insan odur; ceset de olsam, hainim hâlâ.

Ben belkide en çok eylülü severim. Çünkü en güzel ozaman kokar yağmur sonrası toprak. Ben en çok yağmur sonrası toprak kokusunu severim Leyla. Benim inançım odur ki sen cennetten yeryüzüne düşünce gökler ağladı. Saçlarını okşayan yağmur damlalarına saçının kokusu sindi. Sonra toprağa ilham verdi o damlalar ve yağmur sonrası hep sen koktu toprak. Gerçi tam karşılı değil ama ilhamını saçlarının kokusundan aldığı kesin toprağın. Haklısın hiç koklamak nasip olmadı saçlarını ama benim inancım bu. Görmeden inanmıyormuyuz Allah’a ? Hiç bitmese keşke Eylül daha az özlerim ozaman seni. Daha az sigara, daha az çay, daha çok uyku… Çok yoruldum Leyla kısacık bir Eylül yetmiyor bana. Sahi ne güzel olur çıkıp gelsen bir Eylül. İnan yapraklar sararmaktan vazgeçer şehrimizde. Benim ki de ne ütobik bir hayal öyle. Bi resme inanıp neler düşünüyorum delimiyim neyim Arkadaş! Neyse sen çok başka hayaller kurdurmadan bana ben gidiyim bakkaldan bi sigara alayım. Malum sensiz zor ilerliyor dakikalar sigara olmazsa bitmez bu gece be Leyla…

Watch on zarif-ce.tumblr.com

”İşi Devrim Yapmak Olan Kalem ; Nuri Pakdil ve Anneler ve Kudüsler” Üzerine ;

 Arınmışlık , fazlalıklardan azat olmuşluk Pakdil’in hayatının başat unsurlarından bir diğeridir.Nuri Pakdil’in ” Herşeyi attım üzerimden Elimde bir kitap kaldı” mısraları onun şiirinin ve hayatının rafineliğini yansıtır.Nehirlerde birbirine çarpa çarpa pürüzlerinden arınan taşlar gibi Pakdil’in şiirlerinde de kelimeler birbirine çarpa çarpa çapaklarından azâde olurlar.
Pakdil’in öfkesini
n kaynağı   ve hedefini ise ‘'Benim işim Devrim Yapmak” (http://www.youtube.com/watch?v=_wY_ANDImDw ) mısralarında bulabilirsiniz.Nuri Pakdil’in şiiri esasen mazlum milletlerin yanında yer almayı öngören bir ‘'DağDuruşu”dur, kıbleğahı ise Kudüstür.Kudüs’ün Pakdil için ayrı bir anlamı varıdr.Yaşadığımız çağda İslam dünyasında işlenen her zulümün simgesi Kudüs’tür.Necip Fazıl için Büyük Doğu , Mehmet Akif için Asım’ın Nesli ne ise Pakdil İçinde Kudüs odur.
Saatini Kudüs’e ayarlayan Pakdil ,İslam coğrafyasında olanları adım adım takip eder.Kudüs , Pakdil için hayati bir önem taşır.Anneler ve Kudüsler şiiri Pakdil’in Bütün sanat , aksiyon ve fikir dünyasının muhtasar bir özeti gibidir.”Yürü kardeşim Ayaklarına bir Kudüs Gücü Gelsin” mısralarıyla Pakdil yaşamakla yazmanın biri tercih edilmesi gereken iki şık olmadığını eylem , yazı , şiir , hayat dörtlüsünün birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu ifade etmekle kalmaz ”yürü” ihtarıylada sizi mükellef tutar.Annelerin çocuklarından birer Kudüs yaptıkları ,Babaların içlerinde birer Kudüs canlandırdıkları günler için yazılmıştır bu şiir ;
”insan
soyaçekim
göğe yansır umudu ;
baktıkça aynada..
Ve çocuk gülünce
Işır el-eksâ
el-aksâ bilir ki
çocuk koyacak o taşı..
Ki Biraz kirazdır ki biraz silâltır
çocukların
gözleri ,
parmakları
Getirince baba
Kudüs’ü özümseyen ekmeği
yeniler anne andını
kirazın ve silahın üstüne”
Pakdil ‘'batıya baka baka boynu tutulan” Türkiye'ye kıbleyi göstermeyi amaçlar.Eline aldığı her gazeteyi satır satır taryıp , Ortadoğu’ya ,Kudüs’e dair haber arayan Pakdil için devrimci olmak yazar olmaktan her zaman daha önceliklidir.Onun için edebiyat derğisi ”Kirli siyasa”nın dışında ve ”kirli mülkiyet zebanileri”ne karşı ”Kutsal ekmek , Kutsal emek ,Kutsal el”in kurduğu bir gerilla birliğidir.Pakdil’in Anneler ve Kudüslerinde yer alan şiirleri de bir gerilla birliği gibi değerlendirebiliriz.Pakdil’in Bir Yazarın Notları’ isimli eserinin 3.cildindede ”Bu kitabıda namluıya sürün!” direktifiyle biter.Çünkü ; ‘'Sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma ; gene sanatla  kalkacağız ayağa.”.Sanatla Kudüs rüzğarı estirilmelidir.
Son olarak Bir Yazarın Notları’ndan ‘'İnsan ! seni savunuyorum sana karşı !” ihatında bulunuyor.Anneler ve Kudüsler ise o büyük cephenin en önemli siperleridir.

Biz dedik;
- “ Her şey olacağına varır! ”

Allah c.c dedi ki;
- “ İnsan için ancak, çalıştığı vardır! ” ( Necm suresi- 39 )

Biz dedik ;
- ” Nasipse olur, kısmetse odur.. ”

Allah c.c dedi ki;
- ” Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık.” (İsra Suresi. 13)

Sonra oturduk, kendi beceriksizliğimize kader deyip ağladık..
Ne güzel buyurmuş Geylani hazretleri;

- ALLAH’ ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın;
Çalışın, çabalayın..

devletsiz yaşamak mümkündür .

Kürtler kadına ve yaşama jin derler.
Erkeğe de mer/ zılam ( yani mer : mır. Ölmek fiilinin geçmiş zaman eki- zılam ise zülmü çağrıştırır)
Acaba neden böyle bir adlandırma yapmışlardır ?
Mesela ağaç yeşil iken yani ürün veriyor iken dişildir. Ama kuruyup ürün vermekten düştüğünde yani öldüğünde erilleşiyor.
Etimoloji ( dil bilimi) halkın kültüründen bağımsız bir dilin oluşmayacağını söyler. Yani dilin ne ise felsefen de yaşarken de odur
Şimdi jın ve mer e dönelim
Devlet öncesinde bildiği üzere anaerkil toplum var. Yani yaşamı kadın koordine ediyor
Ve kürtler yaşam ile kadını eş tutuyor.
Ama devletle birlikte sömürü ve zülüm başlıyor. Yani yaşam ölüyor. O özgürlük elden alınıyor.
Bilindiği gibi ilk devlet kuranlar erkeklerdir. Ve bu mezopotamya da oluşuyor
Acaba kürtler devletin ne zalim bir şey olduğunu hisettikleri için mi erkeğe ( devlet sahibi) mer / ölmek, zılam/ zülüm dediler.
Bir iki etimolojik veriden yola çıksak bile devletin yaşam düşmanı olduğunu olduğunu çok net görürüz. Ve gerçek yaşam devlet dışında oluşan yaşamdır
Önderlik bundan dolayı çözüm getirmeye çalışırken devlet dışı / devletsiz yaşam dedi
Rojavada bu gerçekleştirilmek isteniyor.

amk bu siteye bi geldim alayı kareli gömlektir odur budur nutelladır dedim bu ne amk ben markete gidince elimi nutellaya uzatsam babam yuh amk niye o kadar pahalı diyip şokella alır ne nutellası

anonymous said:

ben şimdi busene TEOG magduruyum bizim okuldada çok sıkı eğitim vericekler diye resim müzik beden bilgisayar teknoloji tasarım dersleri yerine matematik ve fen dersi görücez yani diyeceğim odur ki beterin beteri vardır halinize şükredin aq (teog magdurlarına)

image

Maddi ve manevi her şeyin kaynağı halktır. Sarayları yapan ve yıkan o… Toprağı eken, biçen, mezarları kazan, gül fidanını budayan, tarihleri yaratan o. Hep o… Sanatın yaratıcısı da odur… Halktır…

Yılmaz Güney

Watch on gormebicimleri.tumblr.com

yaşlanmakla ihtiyarlamak aynı şey değildir. “yaş almak” diye siyaseten doğrucu saçmasapan bi laf icat ettiler, sinir oluyorum, yaşlanmaktır o işte. ihtiyarlamanınsa bir aydınlık bir de karanlık yüzü vardır; gittikçe bilgeleşmek ve hayatla olan olumlayıcı bağını gitgide kaybetmek. bir gelecek tasarımı oluşturma çabasında her geçen gün biraz daha kuvvetten düşüyorsundur. umut kaf dağının ardındadır handiyse. sevdaya dolanmak bir tatlı masaldır artık. gel gör ki bütün bu acılı şeyler, bir bilgelik sofrasının baharatlı mezeleridir. c’est la vie! bir fırtına kopmuş, ne var ne yok silip süpürmüştür ruhundan. geriye keskin bir acılıkta, kederle karışık bir mesel özü kalıverir işte. hepsi odur. oncacıktır. seni tepeden tırnağa titreten arzunun, keşfetme ve bilme tutkusunun küllerinden yeniden doğacak bir anka mısındır? bunu zaman bilir ancak. seni onduracak da öldürecek de olan bilir yani.

geriye şarkı dinlemek kalır. şarkıları hatırlamak. “took a storm before my love flowed for you” gibi şeyler geveleyen şarkılar.

(*) müzik: emerson, lake and palmer, “c’est la vie”, works volume 1. 

anonymous said:

demistim ki :) yaklasık 6 ay önce kapandım namazlarımı bi ara hic aksatmazdım ama sonradan sanki inanclarımı kaybetmis gibi oldum yani böyle ezanı bile duymaz oldum Allah a inanıyorum sükürler olsun ki ama baktıgın zaman yasantıma inanan biri gibi degilim ve gercekten cok uzuluyorum simdilerde dua bile edemiyorum napıcam ben bana bi vesile olur musun dogruyu bulmam icin lütfen Allah razı olsun simdiden

ilk başta kendi durumun ne kadar kötü olursa olsun bunları söyleyip kendi bunlara inandırmak bunları daha çok göz önünde bulundurmak yerine olumlu tarafları görmeyi dene bir de. Mesela dua bile edemiyorum diyosun ama bana dua etmişsiin Allah razı olsun :)) hem bak durumunu değiştirmek adına mesaj atıp bir adım daha atmışsın :))

Derler ya hani vicdan Allah’ın konuştuğu yerdir diye. Seni rahat bırakmayan odur belki de . Zira sen Rahman’ın yolundayken şeytan seni oradan ayırmak için elinden geleni yapmış. hepimizin yaşadığı ya da yaşayabileceği bir durum. önceki gün namaz üstüne namaz kılarken bir sonraki gün tek bir vakiti kılmamak. Ama artık bu böyle devam etmemeli edemez. Sen O’nun katında tahmin edemeyeceğin kadar çok önemlisin. Secde izi taşıyanlardan olmayı sen de çok istiyorsun. O zaman nefsi boş bırakmamak Kuranla namazla manevi kitaplarla terbiye etmek gerek.

Kardeşim ya üzülmeseydin ? Bu halinden rahatsız olmasaydın ? Bu durumun hep böyle devam etseydi de sen halinden memnun olsaydın asıl o zaman ne olurdu halin ? Unutma kardeşim kalbi huzura kavuşturacak olan kalbin yaratıcısıdır. Sen O’nun yolunda bir adım atsan hatta bir adım atmaya niyetlensen O seni mahsun mu bırakır ?

Sana karşı çok şefkatli olan bir Rabbin sana çok düşkün olan bir Peygamber’in(sav) var. Neden yarın  ahirette hayran hayran O’nu (sav) izleyenlerden biri de sen olmayasın ? İStemez misin bir yanında Hz. Fatıma bir yanında Hz. Aişe ?

Sakın şeytandan gelen vesveselere kulak verme. Hangi ibadetle başlamak istiyorsan bir adım at ve başla. Vicdanın Allah seni bekliyor dediğinde buna kulağını kapama . Geldim Rabbim de . Zira bunu demek herkese nasip olmuyor. Namaz kıldığı için dayak yiyenler kapandığı için görmediği zulüm kalmayanlar var. Yatsı okunsun kılayım da eve öyle gideyim ev de kılamam diyenler var. Ailesinden gizli gizli oruç tutmaya çalışanlar var. Elinden  Kur’an alınıp başka kitaplar tutuşturulanlar var.Şu ibadete ayıracağın zamanı okuluna derslerine ayır diye azar yiyenler var.  Sahip olduğun zenginlikleri sakın küçümseme.

Rahat rahat evimizde kılabilecekken kılmıyorsak namazı yarın mahşer de halimiz nolur ? Hangi yüzle gideriz Huzura ? Ümmetim namazı terk mi edecek diye ağlayarak soruyordu  Efendimiz(sav).

Kalpleri elinde bulunduran Allah kalplerimizi hak dinin üzerine sabit eylesin bizleri bir ömür namazla hemdem eylesin inşaallah.

Düğünümde tek ayağının üstünde zıplaya zıplaya kendi etrafında dönerek davul çalan adam kesin olacak. Çünkü ben yakınlarımın düğününe dönen davulcu seyretmek için gidiyorum ve biliyorum ki yakınlarım da benim düğünüme dönen davulcu için gelecek. Ayrıca ben de çok seviyorum. Benim için görsel şölen odur.

eriyip gidiyorum kaldırım taşlarında. pencereye konan her kuş benden korkuyor. eriyip giden her parçamı toplayan bir kedi var. ismi tuna.beni birleştirecek kişi de odur.

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video