namusu

İki bacak arasından akacak iki damla kan mıdır kadını namuslu yapan? Yoksa ruh mudur namusu o bedene sokan? Bir zar ile bakire kalır mı sanıyorsunuz o beden? Siz bekareti ne sanıyorsunuz? Asıl ruhtur insanı orospu eden.

-Küçük İskender

Nevin Yıldırım muhtemelen şimdiye kadar alışılagelmiş bazı şeyleri yıktığı, susmadığı, hesap sorduğu için devlet tarafından ‘tehlikeli’ addediliyor. O, tecavüze uğrayıp sessiz kalmadı; köyünde kendisi hakkında kaynayan dedikodu kazanını sineye çekmedi, “Ne de olsa aile içindeki bir mesele, kol kırılır yen içinde kalır” demedi. Tecavüzcüsüne karşı kendisi ‘artık yeter’ dedi.

İşte ‘yeter’ dediği için Nevin’in dosta düşmana ibret olsun diye ağır bir biçimde cezalandırılması şart olmuştu. Yoksa başka kadınların da kalkıp bedenlerine el koyan erkeklerden önce teker teker, sonraysa belli mi olur hep beraber hesap sorması için pekâlâ bir örnek olabilirdi. Kimsenin aklını çelmemesi, kimseye örnek olmaması için ömür boyu hapse mahkûm edildi Nevin.

Devlet devletliğini bilmiş, milletin namusunu muhafaza etmiş, herkese yerini de haddini de bildirmiş oldu böylece. Öyle ya kadın kadınlığını bilmeli, dayağını sessizce yemeli, tacizi de tecavüzü de sessizce sineye çekmeli. Hatta yeri geldiğinde öyle fazla gürültü patırdı çıkartmadan bu erkek milletin namusu uğruna ölmeyi de bilmeli. Devlet Nevin’i mahkûm ederken bütün kadınlara “haddinizi bilin”dedi. Hepimize, hani derler ya “ayar verdi”.

O ayara misliyle cevap vermek, o namusunun üzerine titredikleri düzenlerine çomak sokmak boynumuzun borcu olsun…

"Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!

Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;

"Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü’min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:

"Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!"

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın! Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

Allah’ım!

Sana şikâyette bulunuyorum…

Sana şikâyette bulunuyorum…

Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.

Sen mustazafların Rabbisin… Sen bizim Rabbimizsin… Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?

Allah’ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı… Birliğimiz bozuldu… Yollarımız ayrıldı…

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz…”

Eylül 2003

ŞEHİD Şeyh Yasin

Mazlumun ahini aldık hala mi ibret almayacagiz. İçi yanan bir Mücahidin şikayet ettiği ümmetin geri kalani biziz. Onun bize tek mirası kalan Filistinimiz hala mi uyuyacagiz? Hala mi üç maymunu oynayacağız gerçeklere karşı? Hala mi öbürü bir şeyler yapsın bilincinde kalacağız. Rabbim helal etmek için çırpınan bu ummetine hidayet ver bize mağfiret et!

Hayatının büyük bölümünü İsrail hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen, felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum Filistinli lider… 22 Mart 2004’te, 67 yaşında, sabah namazına giderken bir İsrail füzesiyle şehid edildi…

ŞEHİD ŞEYH AHMET YASİN’in DUASI..

“ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!

Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!

Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu?

Hiç mi kimse yok, ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, ALLAH için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye. ‘Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü’min kullarına yardım et!’ diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:

Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık..

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!

Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! ALLAH aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

ALLAH’ım!

Sana şikâyette bulunuyorum Sana şikâyette bulunuyorum Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların RabbisinSen bizim Rabbimizsin Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana m?

ALLAH’ım!

Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına, sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı Birliğimiz bozuldu Yollarımız ayrıldı

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikâyet ediyoruz”

Şeyh Ahmed Yasin

Geçende yolda yürüyordum ve Özgecan posterlerinin yırtılmış bir parçaı gözüme ilişti .Bilirsiniz olay olduktan sonra duyarlı otobüsçüler posterlerini astılar ve sonrası işte böyle herkes sessiz .Daha sonra yerden o yırtık parçayı aldım ve baktım sadece gözleri gözüküyordu .Ne anlam vermeliydim buna tam olarak bilmem ama keşke her kadın öldüğünde böyle tepki olsun demiştim ve o zaman anladım ki tepki bile olsa şimdi olduğu gibi yine belli bir zaman sonra sessizlik olacaktı .Belki ben bu satıları yazarken bir kadın ölüyordur ve sesini kimse duymuyordur .Boş konuşmayı seviyoruz .İffetten bahsedip iffetsizce davranmak bizim işimiz .Namusu bacak arasında arayıp bacak arasındaki namusu bıçaklıyoruz bu biziz.Bence herkes suçlu ..Her sesini çıkarmayan alçaltan ve buna tepki göstermeyen her insan bu suçun ortağı .Ve ne acıdır ki bu katliamların tek görünen gözü Özgecan ve bu yıl ölen 59 kadın içinden sadece birisi o ve geçen yıl ölenleri ve ondan önceki yıllar ölenleri söylemiyorum bile .Yüzlerce var çünkü .Sevdikleri kişiler tarafından öldürüldüler .Ama işte böyle .O gün yolda bulduğum parçayı aldım ve evde onu dolabıma yapıştırdım .Ve her gün ona bakıp düşünüyorum .Sadece kendi hayatını yaşayan ve mutlu olmak isteyen kadınlardan biriydi ve öldü .Her kadın potansiyel bir kurban çok az kişi bunu farketsede illa ki bir gün başbakanın yada cumburbaşkanının kızına tecavüz edilip öldürülmeli ki ağır cezalar gelsin bunu söylemek istemezdim ama böyle .Bu ülkede bu işler böyle yürüyor .Göstermelik icraat dışında başka bir şey yok .Ve o gözler bana çok şey anlatıyor belki yazdığım bu yazıdan pek bir şey anlamazsınız ama bu yazıda diğer yazılar gibi okuduktan sonra unutacağınız bir yazı .Ve umarım gelecek bundan daha parlak ve güzel olur .Açıkçası ben pek güzel şeyler görmüyorum .Ve son olarak sosyal ortamlarda yada gerçek hayatta duyarlıymış gibi gözüken ama yanından geçemeyen herkesin canı cehenneme .Göstermelik oyuncular asıl suçlu onlar .Sadece rol yapıyorlar .Seviyorum deyip öldürmek için bahane arıyor onun gibiler .Ölüm bu kadar yakın olmamalı .Dünya’yı bu kadar iğrenç bir yer yapmamalıyız .Saygılar ve sevgiler .

anonymous asked:

amk yüzün gözükmüyor fotoğrafta en yakın arkadaşlarında yok güzellik ALLAH yok şu yok bu ulan sen nesin de sana ALLAH diyolar siz kimsiniz mal mal işler yapiyorsunuz şu sanal da reklam olacaksınız diye yapmadığınız şey kalmadı şurda yaptıklarını annen baban görse acaba o akşam eve gidebilecek misin kendin için değil bazı şeyleri babanın namusu annenin namusu için yap yarın bir gün sen de anne olacaksın ayıp be vallahi ayıp.

ya bunları yorumlamak sana mı kaldı amına kodum:D sanane ki yani:D

anonymous asked:

peki hic aldatildin mi ? ondan mi bu nefret ? saniyorum herkes aldatiyor hayatinda, en düzgün görünümlü insanlar bile. Hatta en cokta namusu agzina sakiz eden tipler, ideal ev kizlari.. hepsi eninde sonunda boynuzluyor gibime geliyor. Bu kadar titiz olman neden ?

Bildiğim kadarıyla cinsel olarak hiç aldatılmadım ancak çok yalan duydum. Sanırım çok insan tanımış olduğumdan yalanı da hemen tanıyorum. Titizlik değil bu kişilik. Yalan söylemeyi ve yalan duymayı sevmiyorum. En küçük yalana dahi tahammülüm yok.

Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
Aşkla, acıyla…
Kuşatmışlar
Sesimi, soluğumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluğa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun…
Nicedir,
Kahpe ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu…
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu…

Dur yolcu…. Ecdadımız 100yıl önce şerefi namusu üzerine bu toprakları korumuş savaşmışlar bir dünyayı şaşkına çeviren büyük bir zafere imza atmışlardır ne kadar gururlansak boyle bir ecdadimiz oldugu icin azdır. #18mart #canakkale #zaferi #duryolcu #100yil #turkiye @soydanphotography bu fotografin anlami cok buyuktur benim icin o yillari yasadigini tahmin ettigim amcamiz geldi ve Dur yolcu yazisina dakikalarca iç çekerek bakti. O esnada bende arkadan bu kareye fotograflamak kaldi. Acaba aklinda neler geciyordu? Keske oturup sohbet etseydim. (Canakkale Kordon)

Yeni Haberler için Halkın Habercisi - Bağımsız Habercilik

Haber Adresi:http://www.halkinhabercisi.com/kilicdaroglu-neden-yemini-ettin

Kılıçdaroğlu: Neden o yemini ettin?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Üzülerek söylüyorum, çift başlı bir yönetim var. Toplum bundan rahatsız, huzursuz. Cumhurbaşkanı Anayasa’da tanımı yapan görevi yapsın itirazımız yok ama çıkıp bir siyasal partinin açıkça destekçisi gibi davranırsa o zaman adama sorarlar, bu namus şereften sen ne anlıyorsun, neden o yemini ettin? Namus ve şeref kavramı bu kadar ucuz olmamalı” dedi.

 

Kılıçdaroğlu, Ankara Holliday Inn Otel’de Organize Sanayii Bölge Başkan ve Temsilcileriyle buluştu. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemine ilişkin AK Parti’nin seçim bildirgesini “bizzat okuduğu ve düşüncelerini ifade ettiği” yönündeki açıklamasını değerlendirdi.

 

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

 

“Cumhurbaşkanları namusu ve şerefi üzerine ant içerler ki toplumu tatmin etsinler, topluma güvence versinler. Ben ‘namusun ve şerefim üzerine ant içiyorum’ dediği andan itibaren toplum onun ettiği yemini tutmasını beklerler. Sayın Erdoğan TBMM’ye geldi, saygıyla karşılandı. Kürsüye çıktı, tarafsızlığı konusunda, namusu ve şerefi üzerine ant içti ama ettiği yemini tutmadı. Şu soruyu sormak isterim, lütfen gazeteci arkadaşlarım da Sayın Cumhurbaşkanıyla karşılaştıklarında aynı soruyu sorsunlar; ‘sizin kafanızdaki şeref ve namus kavramı nedir’, bir onu öğrenmek istiyorum. Sayın Davutoğlu’na da seslenmek isterim, eğer sen oturup da bir parti olarak kendi seçim beyannameni düzenlemekten acizsen o koltukta niye oturuyorsun?

 

Senin danışmanların yok mu? Senin siyasetçilerin, devlet adamların yok mu? Oturup kendi seçim beyannameni hazırla. Üzülerek söylüyorum, çift başlı bir yönetim var. Düne kadar Türkiye’de yoktu, neden şimdi oldu? Toplum bundan rahatsız, huzursuz. Cumhurbaşkanı Anayasa’da tanımı yapan görevi yapsın itirazımız yok ama çıkıp bir siyasal partinin açıkça destekçisi gibi davranırsa o zaman adama sorarlar, bu namus şereften sen ne anlıyorsun, neden o yemini ettin? Namus ve şeref kavramı bu kadar ucuz olmamalı.”

 

 

 

Taze Hurma
Taze Hurma Rüyada mevsiminde görülen taze hurma, memuriyettir.Mevsimsiz olarak yaş ve taze hurma yediğini gören kimse hasta olur. Tüccar için taze hurma ticarettir.Bazıları da rüyada taze hurmayı yemek kendisiyle o kişi arasında sevineceği rızıktır, dediler. Taze hurma erkek çocuk ile müjdeye ve düşmana galip gelmeye ve namusu hakkında söylenen şeyden kurtulmaya işarettir. Taze hurma, helâl rızık, şifa ve üzüntüden kurtulmaktır.

Devamını Oku

Yeni bir siyaset anlayışını egemen kılacağız

Yeni bir siyaset anlayışını egemen kılacağız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İzmir’den tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu kabul ediyorsanız, halka hesap vermenin siyasetin namusu olduğunu söylüyorsanız 7 Haziran’da tercihinizin belli olması lazım. Türkiye’nin yeniden dirilmesi ve ayağa kalkması lazım. 4 yıl için yetki istiyorum, 4 yıl içinde yeni bir Türkiye, özgür, büyüyen, ayrımcılık yapan değil…

View On WordPress

Öldürdük çünkü... abli dayi

Kaynak http://www.abli.net/oldurduk-cunku.php

Öldürdük çünkü…

Eşlerini öldüren erkeklere göre kadınlar ahlaksızlaştı, sevişmeyi öğrendi. En büyük cinayet nedeni ‘namus’ mu?Çok önemli. “Neden şiddet uyguladınız” sorusuna en çok gelen cevap namusu korumakla ilgiliydi. Sonra da egemenlik ve kıskançlık. Namus da kıskançlık da egemenliğin alt başlıkları sayılır. Yani bir başkasının bedenini kontrol etmek. Onun sana ait olduğunu düşünmek. “Ne biçim adamsın, erkek adam yapar mı, delikanlıysan söyle” gibi cümleler aslında erkek dili. Bu dil erkekleri buna göre davranmaya zorluyor, mecbur bırakıyor. Yani onlar da mı kurban?Hayır. Biz biliyoruz ki bütün bu dile, aynı yaşam ve toplumsal baskı koşullarına rağmen şiddet uygulamayan bir erkek grubu da var. Bu çalış

" Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, Helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu? Başımıza gelen bu acı ve felaket karşısında? Bir halk yok mu? Hiç kimse yok, Allah için ümmetin namusu için kızacak? Şerefli Direnişcilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefleri çiğnenirken?!" #ŞeyhAhmetYasin #palestine #free #gaza

Süngü ve Mızrak
Süngü ve Mızrak Rüyada görülen mızrak hanıma, çocuğa, doğru şahitliğe veya yolculuğa işarettir. Bundan dolayı bir kimse elinde bir mızrak olduğunu görse, onun erkek bir çocuğu dünyaya gelir.Bir kimse at üzerinde ve elinde mızrak olduğunu görse, izzet ve yükseklikle devlet ve zenginliğe işarettir. Mızrak erkek kardeş yahut insandan zararı def eden arkadaştır. Elinde mızrak olduğu halde sokakta yürüdüğünü gören kimsenin, erkek çocuğu olur.Bir kimse rüyada hükümdarın kendisine bir mızrak verdiğini görse, bir vilâyete vali olur. Eğer verilen mızrakta bayrak ve sancak gibi bir şey varsa valiliğinde muhafazakârlığı ve şöhreti halk arasında yayılır. Bir kimse rüyada birisinin kendisini mızrak ile vurduğunu görse, o adamın lisanı ile o kimseye eza ve cefası, ırz ve namusu hakkında kötü söz söylemesi, meydana çıkar. Kendisinin mızrak ile vurulduğunu ve kendisinden kan aktığını görse, o kimse vurandan kendisine isabet eden bir şey üzerine sevap alır. Bazdan da o kimsenin vücudu sağlam, malı çok olur. Aile ve evlatlarından kaybolmuş varsa sapasağlam ailesinin yanına döner. Rüyada mızrakla birisini yaraladığını gören kimse, eğer o yaranın kendisi için diyet lâzım gelecek şekilde değilse, yaralayan yaralanana kötü bir fiili atfeder. Mızrak ile yaralandığını ve yarasının şiddetli olduğunu görse, yaralayandan yaralayan kimseye haram mal isabet eder. Eğer mızrak eti veya bir uzvu veya bir takım azalarını kesse, kesilen şey yaralayanın elinde olsa, yaralanandan yaralayana mal ve dince kötü bir şey erişmesine işarettir. Mızrağı ile düşmanla dövüştüğünü gören kimse, haram mala nail olur ve mızrak hakkında konuşulur.

Devamını Oku

ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!.. Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!.. Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!.. Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!.. Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!.. Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?.. Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok,ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?.. Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!.. Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? .. Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!.. Omuzlarımıza el verecek ve göz yaşlarımızı silecek bir bakış!.. Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz şahsiyetleri,ALLAH için kızmaz mı!? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; Ey RABBimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım et! diye çağıramaz mı!?.. Buna da mı gücünüz yetmiyor!?.. Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak: Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!.. Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!.. Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!.. Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!.. Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!.. Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!.. Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! .. Temennimiz, ALLAH’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!.. Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! ALLAH aşkına, bari aleyhimize olmayın!.. Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!.. ALLAH’ım! Sana şikayette bulunuyorum Sana şikayette bulunuyorum.. Sana şikayette bulunuyorum.. Gücümün azlığını, imkanımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı sana şikayet ediyorum.. Sen mustazafların RABBisin Sen bizim RABBimizsin Bizi kime bırakıyorsun?.. Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?.. ALLAHım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına sana şikayette bulunuyorum… Sana şikayette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı ve Birliğimiz bozuldu Yollarımız ayrıldı Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikayet ediyoruz…

Behey utanmayı arlanmayı, arı namusu bir pula değişmiş Bin Kalıplı!

Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesinin

İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair… (17)

Behey utanmayı arlanmayı, arı namusu bir pula değişmiş Bin Kalıplı! Denizler’in idamına oy veren azılı antikomünist, Amerikan işbirlikçisi, halk düşmanı Hasan Korkmazcan’ı da hırsızlama partinizin Genel Başkan Yardımcısı yaptın ya…

Güleceksin belki bu sözümüze. Ne var bunda şaşacak, diyeceksin. Bu benim için yeni bir şey değil ki; ben Denizler’in idamına 218 milletvekiliyle birlikte evet oyu veren (verdiren) Demirel’le ve onun adamlarıyla da zaten yıllardan beri müttefikim. Ve ben, Denizler’in idamına evet oyu veren faşist Amerikan ajanı “Başbuğ” Türkeş’in MHP’sinin döküntüleriyle de müttefikim. Birlikte “Milli Merkez”ler kuruyoruz, “Milli Anayasa Forum”ları düzenliyoruz. Ha şimdi de bunların benzeri olan, 16 yılı parlamenterlik olmak üzere uzun siyasi ömrünü Demirel’in Adalet Partisi’nde, Ferruh Bozbeyli’nin Demokratik Parti’sinde, Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’nde geçirmiş Hasan Korkmazcan’ı partinin Genel Başkan Yardımcısı yaptım. Yaptıysam ben yaptım. Size ne, diyeceksin.

Dersin ulan, dersin! Uyar sana…

Keep reading