Mostari

16’ncı yüzyılda Mimar Hayreddin tarafından 456 kalıp taş kullanılarak yapılmış Mostar Köprüsü. Üstüne yapıldığı Neretva Nehri’nden 20 metre yükseklikte, 30 Metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde bir köprü. 20’nci yüzyılda ‘büyük Avrupa’ devletlerinin gözünün önünde Bosna Hersek’te yaşanan savaş sırasında yıkıldı. Önce 1992’de Sırplar tarafından yaralandı köprü! Sonra 1993’te Hırvat tanklarının seri bombardımanıyla öldürüldü. 456 kalıp taştan kalanlar birbiri ardına Neretva’nın yeşil sularına düştüler. Tüm dünyanın gözleri önünde! İki taraf arasındaki bağlantıyı kesmek, gibi büyük bir stratejik dehanın ürünüymüş yıkma fikri. Oysa o tarihe kadar, sevdiği kızın gözüne girmek isteyen delikanlılar 20 metre yükseklikten 5 metre derinlikteki Neretva’ya atlarlarmış. Yani tek bir din veya milletle sınırlandırılamayacak bir duygunun simgelerindendi Mostar, bölge için!
Vurdular…
2004’te eskisiyle birebir olarak onarılsa da Mostar Köprüsü de aynı değildi, bölgedeki insanlar da. Artık birkaç dolar/euro bahşiş için atlıyorlar köprüden cesur delikanlılar. Turist kafileleri art arda. Köprünün altından çok sular akmış olsa da etrafında ölümün izleri hâlâ elle tutulur yoğunlukta! Köprünün diğer ‘şimdiki hal’leri nasıl peki? Gündüz Vassaf ‘Mostari’ isimli kitabında veriyor tüm cevapları.
Bir deneme kitabı olsa da Vassaf ‘ben’ diye seslense de ‘bir köprü bekçisinin günlüğü’ dese de alt başlığına Mostar Köprüsü’nün hüzünlü hikâyesini anlatıyor aslında. Most Boşnakça köprü demek, Mostari köprü bekçisi! Gündüz Vassaf elinde defter kalem, boynunda fotoğraf makinesi gündüzleri köprünün ayağında, geceleri köprüyü görebileceği bir noktada neredeyse kimseyle konuşmadan köprüyle bütünleşiyor anbean. Vassaf bir köprü bekçisine bürünüyor kısa süre sonra. Aklında, dilinde, kaleminde, objektifinde hep köprü var. Her şeyi köprüyle ilintili değerlendiriyor. Köprü oluyor en nihayetinde belki de köprü Vassaf aracılığıyla dile geliyor. Üstünden atlayan âşıkları, altından akan tarihleri, üstüne dökülen göz yaşlarını anlatıyor. Ciğerini paralayan mermileri, harcına sinen hüznü dillendiriyor. Mezarlığa dönmüş bir şehrin iki yakasını birbirine bağlayan, âşık öpüşmelerinin sessiz mekânı, cesur delikanlıların yoldaşı Mostar’ı anlatırken Gündüz Vassaf türler üstü bir kitaba imza atıyor. Bir çırpıda okuyacağınız, sonra tekrar tekrar okuyacağınız bir kitap.

[Mostari / Gündüz Vassaf / YKY / Deneme]

Watch on rodjo.tumblr.com

Yeni kitap: “Gündüz Vassaf - Mostari / Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü”, Yapı Kredi Yayınları, Deneme kitapları.

Mostar’da günlerim, aylarım, bir türlü ayrılamadığım Köprübaşında geçti. Anı notları diye yazmaya başladıklarım ayakta bekleyen bir köprü bekçisinin nöbet defterine dönüştü. Bazen yüzlerce turist arasında, bazen gece saatlerinde tek başıma Köprü’yü bekledim. Ben Köprü’yü sahiplendim, o beni zapt etti. Bana neler yaşattıysa ben de dünyamı, duygularımı, düşünce ve hezeyanlarımı onunla paylaştım. Taa ki bir gün beni azad edene kadar.

370 sayfa üç günde bitebiliyormuş. Kitap, Gündüz Vassaf babasının anladığım kadarıyla doğum yeri olan Mostar'da çoğunlukta köprünün iki ayağı Tara ve Halebija ayaklarında bir ay içinde sabah-akşam tuttuğu notları içeriyor. 

Zaman zaman köprü bekçiliğinden sapsa da deneme anlamında güzel kitap. Most Boşnakça köprü demekken Mostari köprü bekçisi demek. Kemer dünyanın tekerlekten sonraki en önemli icadı iken Mostar yapıldığı sırada dünyanın en uzun kemeriymiş.

Mostar köprüsü 1993 yılında Hırvat ustaşalar tarafından top atışına maruz bırakılarak yıkılmıştı. Ardından 2004 senesinde bir Türk firması tarafından yeşil rengiyle müsemma Neretva nehrindeki köprünün parçaları çıkarılarak tekrar inşa edilmiş. Ancak Allah’ın 99 ismine işaret eden 99 basamaklı köprünün basamak sayısı 96’ya düşmüş. Neyse ki Mostar köprüsü yaşadığı onca kötü tecrübeye rağmen bugün dimdik ayakta kendisini görmeye gelenleri genellikle de ilk olarak Koski Mehmet Paşa Camii minaresinin dibinden selamlıyor.

Mostar dibinde durularak bile destan yazılabileceğini bu kitapla kanıtlıyor.

I nocas mi dolazis s licem boje jeseni,
u san mi se uvlacis kao vjetar pustinjski,
i pokrivas suzama ugaseno moje lice
sa kisom u ocima i davne leptirice…
Pa me ostavljas da pijem s ulicama umornim,
i lumpujem s vjetrovima nemirnim
i milujem uspavani Stari Grad !

(Sareno Kamenje)

Watch on mostar-bih.tumblr.com

Ja te nisam pozvao
Da mi srezes krila napola
Vec sam te pozvao
Da mi lijecis dusu dovijeka

Ne vidis to
Ne vidis to, tugo

Tebi sam se zakleo
Samo tebi srce predao
Oko moje nevjerno
Neretvi sam tiho saptao

Ne cujes to
Ne cujes to, tugo

Zakopana ljubav stara
Ispod mosta mog Mostara
Kameni su moji svatovi

Idu ljeta, idu zimu
Svrate tuge po sestrine
Neretva je moja postelja

 

(A new idea I’m working on is posting songs by Mostar musicians,or about Mostar. Translation of this will be up soon)

Places to see in Mostar: The Old Bridge (part 2)

The Old Bridge stood for 427 years, until it was destroyed on 9 November 1993 during the War in Bosnia and Herzegovina. After its destruction a temporary cable bridge was erected in its place.

Responsibility for the destruction of the bridge is attributed to  Croat artillery fire. Starting on 8 November 1993 the Croatian Defence Council (HVO) attack the bridge with tank fire.

Sarajevo-based newspapers reported that more than 60 shells hit the bridge before it collapsed. After the destruction of the Stari Most, a spokesman for the Croats admitted that they deliberately destroyed it, claiming that it was of strategic importance.

Academics have argued that the bridge held little strategic value and that its shelling was an example of deliberate cultural property destruction

After the end of the war, plans were raised to reconstruct the bridge.

The World Bank, the United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO), the Aga Khan Trust for Culture and the World Monuments Fund formed a coalition to oversee the reconstruction of the Stari Most and the historic city centre of Mostar.

Additional funding was provided by Italy, the Netherlands, Turkey, Croatia and the Council of Europe Development Bank, as well as the Bosnian government.

In October 1998, UNESCO established an international committee of experts to oversee the design and reconstruction work.The bridge was re-built with local materials by Er-Bu Construction Corp a Turkish company, using Ottoman construction techniques.

Tenelia stone from local quarries was used and Hungarian army divers recovered stones from the original bridge from the river below. Reconstruction commenced on 7 June 2001. The reconstructed bridge was inaugurated on 23 July 2004.


Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video