mlara

Gökdelelenlerin göğü delemediği, ancak minareleri geçtiği şehrin grisine bulandım. Sonra soğuk kaldırımlara dolandım. Ütopya ancak bir şarkının nakaratında var. Salıncakta sallanmayalı ne kadar oldu sahi, sallanmak yalnızca uykusuzluktan adımların birbirine karışmasından. Sıfır kimyasal, az oksijen. Bir çiçek bile geceleri karbondioksit salgılarken, yalnız insanlardan uyku ve tebessüm bekleyen düzeni reddetmekti farz, uydurma inançlar değil.

2

Merkezi’nden #Muhammed #Emin #Yıldırım #Hoca tarafından kaleme alınan tavsiyeler sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor.

"Gelin hanımlara tavsiyeler" ve "Damat beye tavsiyeler" başlıkları altında yayınlanan kritik ipuçları, evlilik kurumunu son nefese kadar diri tutmak için önemli dayanak oluşturacak cinsten.

İşte o tavsiyeler:

4

Niğde Kalesi ve Saat Kulesi, NİĞDE (Haz.2008)

Niğde iline yolunuz düşerse mutlaka Niğde’nin simgesi haline gelmiş olan saat kulesi ile Niğde Kalesi ni gezmelisiniz. 

Niğde Kalesi: Birçok medeniyetin izlerini sinesinde taşıyan şirin şehrimizin anlattığımız son derece kıymetli, zengin eserleri arasında Niğde Kalesi sönük kalmaktadır. Eski Niğde şehrinin bulunduğu tepeyi çevreleyen kale üç surla çevrilmiştir. Fakat birçok yeri yıkılmış olan kalenin bedenlerinin bir kısmı evlerin duvarı olmuştur. Bugün tepenin kuzeydoğusunda bir hisarı içine alan kısım ayakta kalabilmiştir. Yakın zamana ait yıkıntıları arasında meskene çevrilen iki burcun kalıntıları görülebilmiştir. Bu sur muhtemelen Sungurbey caminin yanına kadar uzanıyordu. Sungurbey caminin karşısında surlardan ayakta kalan az bir kısım restore edilmiştir. Batı taraftaki sur ve burçlar tamamen kaybolmuştur. Kalenin ayakta kalan tek burçtan ibaret ana kulesi tepenin en yüksek noktasına yapılmıştır. Nispeten daha iyi korunmuş olan bu ana kule, dikdörtgen burçlara yaslanan surlardan çok daha yüksektir. Ana kulenin duvarları yıkılmamış ise de iç kısmında bulunan birçok oda ve hücre tamamen harap olmuştur. Güney kısmında yapılan onarımlara rağmen surun ana hatları zorlukla seçilebilir.

Kalenin tarihi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Alt duvarlarında Arap Bizans çeşnisi var ise de M.Ö. 8. asırda yapılmış olma ihtimali vardır. Kale 1740 yıllarında Sadrazam İshak Paşa tarafından onarılmıştır. Bugün ise Belediye tarafından tepenin etrafı duvarla çevrilerek, Tepenin üstü park haline getirilmiştir.

Kalenin eski burçlarından birinin üzerine yapılmış bulunan meşhur saat kulesi fevkalade güzel bir eserdir ve adeta Niğde’nin sembolüdür. Fakat kitabesi olmadığı gibi hakkında fazla bir bilgi de yoktur. Ancak stil yoluyla 19. yüzyıla tarihlenir.

Saat Kulesi Kalenin batı burçlarından birinin üzerine inşa edilmiştir.

(Kaynak: http://www.nigdekulturturizm.gov.tr/)

bana boş zamanlar vermeyin. kafam çalışıyor ya durup durup işte o yaramıyor bana. belki hata, belki alışkanlık belki de cezasını çekmem gerekenler var hala da dünya beni bu yolda sürüklüyor. düşünmek zarar bana. düşünmek bir yerde olmayan aklımı tüketiyor.

bir binanın çatısında durmanın beklemenin de bilmediğin sokaklarda bilmediğin bir kadını öpmenin de  ne demek olduğunu tekrar tarttırıyor bana zaman. ah biraz daha olsaydım ya geceye skandal ya da soğuk kaldırımlara mutlu olurdum. ama bak insanın o anda elinden gelmiyor. bilmem ne dersin şans, kader ya da sadece evren. bilmem ne çeşit basınçların oluşturduğu rüzgar az daha sert esmedi diye yaşıyorsam şu an.. neyse işte. 

sahiden oldu mu o kadar?

Kocaman kararlı cümlelerin sahibi olamıyorum. Büyük adımlara korkum büyük. Merhaba, ben, defalarca uçurumdan aşağı bakan. Başım dönüyor artık. Üşümekten çok korktuğum için kat kat giyiniyor ve mevsim farketmeksizin hep en çok ben terliyorum.

Dostlar yeni yılda biraz arşiv karıştırıp renk ve soyut temalı çokça fotoğraf paylaşımı yapmayı planlıyorum.Spontane bir şekilde ilerleyen her telden blogumu biraz düzene koymak iyi olur diye düşündüm.Her güne bir tema vermeyi düşünüyorum. Mesela bir gün konulu video diğer gün müzik öbür gün fotoğraf gibi.Yazılara şiirlere diğer bomba gibi paylaşımlara devam edicem tabi ama fotoğraf ve görselliğe daha çok ağırlık vermeyi istiyorum.Sizce nasıl olur ? Bir anda fotoblog zannedilip takipçi kaybetmek istemiyorum da hani baştan söyleyeyim dedim ^_^ 

anonymous asked:

ya seni yerim türk olduğun aklımın ucundan bile geçmedi fvnfdjgv güzel paylaşımlara devam x

Ahahahfdg sagol cok mutlu oldum dkjghkdlg

FEMİNİZM

Kadın kelimesinin etimolojik incelemelerine baktığımda “kraliçe” kelimesi karşıma çıkıyor. Kraliçe kelimesinin anlamına baktığımda ise Kralın eşi olduğunu görüyorum. Hükümdarlık makamında Kraliçe gücünü hatta unvanını Kralın eşi olması sayesinde kazanır.
Feministler, “KADIN DİYELİM, KIZ DEMEYELİM. BİZ KADINIZ, KIZ DEĞİL! KENDİ AHLAK KURALLARINIZI BİZE DAYATMAYIN!” isyanı biraz daha anlamsızlaştı şimdi. O çok övündükleri kadın kavramı bile aslında erkekten gelen gücü temsil ediyor. Halbuki feministler KADIN ERKEK EŞİTTİR, CİNSİYETÇİLİK YAPMAYALIM diyorlar. Bunu kavramlar üzerinden yapmaya çalıştıklarından 18.yy da başlayan bu akım günümüzde hala beklenilen başarıya ulaşamadı. 

Kadına şiddete hayır demek, kadının mağdurluğundan bahsetmek, kamusal alanda yer edinmesin istemek, kadının erkeğin kölesi olmadığını dile getirmek feministlere sorarsanız biricik amaçları. Kendi içlerinde liberal feministler, rasyonel feministler, aydınlanmacı feministler diye bölünmüş olsalar da günümüze baktığımızda hala bir “çözülmüş” sorun göremiyoruz. Farklı düşünceler farklı akımlara yol olmuş fakat günümüzde durumlar hala aynı.

Feminizmde anlamadığım ve bence onlarında farkında olmadıklarından çözüme asla ulaşamamalarının nedeni, CİNSİYETSİZLİK kavramını CİNSİYETLER üzerinden konuşmaları. 

Kadının erkeğe eşit olduğunu, kadın şiddetini göstererek kanıtlayamazsınız. Böyle sadece mağdur insanlar yığınını gösterip, vicdan üzerine oyun oynamış olursunuz. Ki zaten bir insana “mal” muamelesi yapan başka bir insanda vicdan bulunmaz. Yaptığınız mükemmel çıkış elinizde patlar. 

Günümüze kadar yapılan KADIN ERKEK EŞİTTİR eylemleri sırf kavramlar yüzünden bile anlamsızlaşıyor aslında. Yazının başında da anlattığım gibi kadın kelimesi kraliçe kelimesinden geliyor. Kraliçe kelimesi de Kralın eşi olmaktan geliyor. Kadını, kadın yapan ERKEK miş gibi bir kavram karmaşası olmadı mı sizde de ? 
Erkek kelimesinin kökeni ise, emin olmamakla beraber, erk kelimesinden geliyor. Yani güç. Bu iki kavramı, insanı düşünmeden, eşitleyebilir misiniz? Benim için cevap hayır.

İşte tam burada feministlerin başarısızlığından söz açmanın tam sırası. Kavramlar üzerinden, cinsiyetsizliği savunuyorlar fakat kavramın bile birçok misyona sahip olduğunu unutuyorlar. Günümüzde hala bir yerlerde kadın dediğimiz insan gurubu varsa feministler başarısızdır. Günümüzde hala erkek dediğimiz bir insan grubu varsa feministler başarısızdır. Yöntem değişmek zorunda! 

Meydanlara çıkıp,  ”kadınlar”dan oluşan gruplar halinde kadına yapılan muameleden isyan edilerek son 200 yılda çözüme ulaşılamadı. 200 yıl bir fikrin başarıya ulaşamaması, kusurlu noktalar olduğunun en bariz kanıtı zannımca. 

Peki bence yöntem nasıl olmalı? Orası hala muallak fakat bir sonrakinde bunu çözmüş olacağım. 

Hoşçakalın..

Paylaştıklarım işine gelmeyen unfollowu basıyor.Çokta umrumdasınız arkadaşlar.Siz kendi halinize yanın bence.


Çünkü nefsini yenemeyenler bu paylaşımlara unfwlar.Allah hidayetinizi artırsın.

2

Cumhurbaşkanımızın katılımıyla “Aknefer Hamidiye” olarak “Şeb-i Arus” programına katılım sağladık

Güzel bir dündü, eskiden olduğu gibi iktidârların turistik amaçlı Din’den parçalanmış ve baskı altında âyin edilen Mevlevî ibâdetinden http://vimeo.com/20684324
bu doluluktaki günlere, katılımlara gelebilmemiz ve her kim ne konumdaysa Hz.Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’den feyz ile İslâmî kelâm etmesi, takdire şâyan, hoş ve müeddeb bir hâl aldığımızın, kimin neye sâhib olduğunun göstergesi, elhâmdül’ilAllah. İki kişilik protestoyla siyâset karıştırıp, karşılığında 15,000 kişilik cevâb alanların, Mevlevî dervişânına küfr edip, “Mevlânâ’nın (sümmehaşa) kemiklerinin sızladığını” söylemesi manidâr, kimi siyâset için gelmiş, varsın gelsin, Tayyib’e teşekkür etmek gerek ki: tâkib edenlerini ne dağa, ne rakı sofrasına götürüyor, Mevlevî’lerin huzuruna getiriyor, tebrikler.

http://www.lokmanavm.com/yahoo.shtm ◄ YAHOO MAİL www.LokmanAVM.com ► https://profile.yahoo.com/NT26KDPTWMLBDUEI3LCWYLZZR4/ ◄ İnsanlar artık günümüzde beğendiği bir ürünü başkalarına tavsiye etme konusunda çok daha detaylı seçeneğe sahipler. Bunun için de internet çok kullanışlı bir bileşen olarak önümüze çıkıyor. Şifalı bitkiler ve ilaçlar için de bu söylediğimiz geçerli. Mucizevi şekilde iyileştirici etkileri olan şifalı bitkilerin başkalarına da faydalı olabilmesi için daha paylaşımcı bir kişiliğe sahip olmamız gerekir. Bu etik bir yükümlülük olarak da kabul edilebilir. Sosyal ağlar içersinde Sosyal Bağlantı Yahoo bu açıdan çok güzel bir seçenek. Mail yoluyla, mail listenizdeki yakınlarınıza bu mucizevi bitkilerin verdiği şifaları ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz. Bu konuda çok güzel bir referans oluşturup kolaylık sağlayan Yahoo Mail, zaten günümüzdeki en çok kullanılan mail servislerinden biri olarak da karşımıza çıkmakta. Bu yüzden Yahoo İletişim sayfasını kullanıp gerektiği yerde Yahoo yetkililerinden yardım almanız da mümkün olabilir. Yahoo Bitkisel Ürünler açısından yaptığınız paylaşımlara da hiçbir sıkıntı çıkartmayacaktır ve bunu bir illegal paylaşım olarak görmeyecektir. Sizin de Yahoo servisini kullanarak kullandığınız şifalı bitkileri arkadaşlarınıza paylaşmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Bitkisel ürünler bazında Yahoo gibi büyük bir platformda profil hesabı bulunan LokmanAVM’yi tercih etmenizi öneriyoruz. Sosyal ağlarda etkin ve etkili Online Satışı ile site mağazamız LokmanAVM.com size her alanda yardımcı olmaya devam edecektir. LokmanAVM.com olarak Yahoo Mail Ağ/Bağlantımız ile de hizmetinizdeyiz. ► http://www.lokmanavm.com/sosyal-aglar.shtmwww.LokmanAVM.com ► https://profile.yahoo.com/NT26KDPTWMLBDUEI3LCWYLZZR4/ ◄ İnsanlar artık günümüzde beğendiği bir ürünü başkalarına tavsiye etme konusunda çok daha detaylı seçeneğe sahipler. Bunun için de internet çok kullanışlı bir bileşen olarak önümüze çıkıyor. Şifalı bitkiler ve ilaçlar için de bu söylediğimiz geçerli. Mucizevi şekilde iyileştirici etkileri olan şifalı bitkilerin başkalarına da faydalı olabilmesi için daha paylaşımcı bir kişiliğe sahip olmamız gerekir. Bu etik bir yükümlülük olarak da kabul edilebilir. Sosyal ağlar içersinde Sosyal Bağlantı Yahoo bu açıdan çok güzel bir seçenek. Mail yoluyla, mail listenizdeki yakınlarınıza bu mucizevi bitkilerin verdiği şifaları ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz. Bu konuda çok güzel bir referans oluşturup kolaylık sağlayan Yahoo Mail, zaten günümüzdeki en çok kullanılan mail servislerinden biri olarak da karşımıza çıkmakta. Bu yüzden Yahoo İletişim sayfasını kullanıp gerektiği yerde Yahoo yetkililerinden yardım almanız da mümkün olabilir. Yahoo Bitkisel Ürünler açısından yaptığınız paylaşımlara da hiçbir sıkıntı çıkartmayacaktır ve bunu bir illegal paylaşım olarak görmeyecektir. Sizin de Yahoo servisini kullanarak kullandığınız şifalı bitkileri arkadaşlarınıza paylaşmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Bitkisel ürünler bazında Yahoo gibi büyük bir platformda profil hesabı bulunan LokmanAVM’yi tercih etmenizi öneriyoruz. Sosyal ağlarda etkin ve etkili Online Satışı ile site mağazamız LokmanAVM.com size her alanda yardımcı olmaya devam edecektir. LokmanAVM.com olarak Yahoo Mail Ağ/Bağlantımız ile de hizmetinizdeyiz. ► http://www.lokmanavm.com/sosyal-aglar.shtm ◄ @LokmanAVMcom #LokmanAVM #Bitkisel #Sosyal #Medya #Haber #Facebook #Twitter #Google #GooglePlus #Pinterest #Linkedin #Instagram #Tumblr #Blogger #Worldpress #Flickr #Delicious #Foursquare #GoogleMap #Yandex #Youtube #Dailymotion #GooglePlay #Android #Organik #Dogal #Guvenli #Magaza #Satis #Firsat

Bilim bile bize bir şeyi doğrudan söylemez. Her zaman varsayımlarla yola çıkar ve bulduklarımıza göre “bu varsayımlara altında böyle diyebiliriz” der. İman da bir önyargı/varsayımdır ama bu varsayımın bize sunduğu ve ortaya çıkardığı hazineler bizi varsayımımızın hakikat olduğuna ve adeta kainatın bu varsayımı bulup ortaya çıkarmamız için yaratıldığına iman ettirir bizi. Bunu bir misalle anlatacak olursak: Bir yarışma programındasınız gibi düşünün. Bir sürü kutu var ve her birinin içinde çeşitli şeyler var ama siz neler olduğunu bilmiyorsunuz. Size de kutuların içerisinden çıkanların sizin olacağı söylenmiş. Eğer o kutuyu seçmek isterseniz tabi. 1 numarada bir sürü mükafat, huzur ve mutluluk verici şeyler var. Bir kısmında 3-5 kuruşluk ancak karnınızı doyurmanızı sağlayacak ancak onda bile sizi minnet altında bırakacak şeyler var. Kimisinde çok acı elem veren meyveler var. Bakıldığında size kimse kainatın amacı 1 numaralı kutuyu seçmek demiyor. Ama sonuçlara baktığınızda gidin 1 numaralı kutuyu seçin diye yapılmış adeta bu yarışma. (Burada kutular varsayımları temsil ediyor) Sen de bu şartlar altında birine diyorsun ki “hacı bak bizden öncekilerin de bugün yaşayanların da seçtiklerinden çıkanları görebiliyoruz. seçmemiz gereken varsayım 1” o da diyor ki “hayır burada öyle bir zorunluluk yok. 1.varsayımı seçmicem de diyebilir.” Ama 1.varsayımın getirdiklerini görüp de bunu yaptığı için zaten “Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez.” 

Yani sonuçlardan yola çıkar varsayımın doğruluğu hakkında karar veriyoruz. Bu da bir yol.