mides

7

NİSAN. kapkara bir ağrı.. acil servisler.. gönül-süz açan küpe çiçekleri.. fesleğen kokulu sabahlar.. hastane zamanları.. mide bulantıları.. soğuk hastane odası.. bal ve limon.. yeşeren akasya.. yavru çilekler.. yabancı sözler.. ağrılar.. renksizlikler.. öfkeli insanlar.. iç çekmeler.. ağlayan rüzgarlar.. yabancı gülüşler.. gereksiz kibarlıklar.. yerinde kabalıklar.. vse budet horosho.. sessiz odalar.. sessiz ayaklarım.. ağrı kesiciler.. kbb 300 - 306.. beyin kanaması.. kaybetme korkusu.. sanmak.. huzursuzluk.. unutulmaya bırakılmış özlem.. mavi kuş.. küstüm otu.. gelincik tomurcuğu.. şairlerin düğümleri.. perlon düğümü(aşk düğümü).. yabancı gönüller.. dünyanın kuytusu.. yine üzünç.. yine “no hay olvido”..

Size mutlu bana bulutlu sabahlar.

Uzun zaman olmuş şuraya post girmeyeli. Bu da herhalde angaryalarla kafamın ne kadar meşgul olduğunu gösteriyor. Malum konu yine iş. Çokça buraya da sabrımın tükendiğini anlık sinirlerle yazmıştım ki dün artık big bang tadında patladım. Ne kadar iyi niyetle saflıkla yaklaşırsan yaklaş, mevzu basit: iş hayatında kadın kadının düşmanı arkadaşım. Bunun tek nedeni olabilir zannımca, olmamışlık. Gereksiz ego, kibir, olmayan insiyatifi sahiplenme, başkasının başarılarına engel olma, iftira ve türlü entrika ancak oturmamış bir karakterin geri dönüşümüdür. Ne zaman ki izin kullansam büyük bir zelzele oluyor resmen, çünkü meydanı boş sanıp rahatça koşturuyorlar atlarını. Sonuç: herkes enkazında boğuluyor bir güzel, ben güzelce kendimi kanıtlayıp kendi ipini çekenlerin sahnelerini izliyorum yalnızca. Şunları yazmak bile ne kadar mide bulandırıcı. Ama ben de insanım, sürekli muhatabın olmayan mevzularla insanlarla cebelleşmek de nesi.. şunlar olmasa herkes adam gibi işini yapacak. İnsanız yahu aptal kardeşim bizim de bi sabrımız tahammül sınırımız var, geçme! En trajikomik olanı da, iş yerinde yaşça en küçük olan benim. Kendimden 10-20 yaş büyük tiplerin entrikalarıyla uğraşan da ben, işe gel..

Öncelikle tarafıma yapılan tüm saldırıları ispatlayıp, iftiraları açığa kavuşturduktan sonra herkesin türlü oyunu ortaya serip tüm yalakaları, yancıları birbirlerine havale ettim. Çok inançlı bi insan değilimdir ama allaha da havale etmiyorum malum ben bile uğraşamıyorum yukarıdaki napsın bu dengesizleri. Ateş olsa cürmü kadar yer yakamayacak insanlar yüzünden artık sınırlarım aşılınca, ilkokul beş seviyesi mevzularla uğraşmaktan yılıp verdim istifamı. Zerre pişman değilim. Sinirli olduğum için istifamı duymamaktan yana davransalar da, ben kararımdan dönmem ki dönmeyeceğim, pazartesi benim için zor ama rahatlatıcı bir gün olacak. 

O kadar boktan bi sistem ki bu, çok uzak değil daha 4 ay önce bu işe girebildiğim için mutluluktan havalara uçarken, ilk zamanlarımda ‘insanın sevdiği işi yapması kadar güzeli yokmuş’ diye işe güle oynaya giderken, 4 ay sonrasında sinir hastası olacak kıvama geldim. Mecbur muyum? ASLA. İnsan önce kendi için sonra da güzel bir hayat hayali için yaşar arkadaşım. Eve mutsuz dönecek kadar değersizse zamanın al tüm mevkiler, koltuklar, insiyatifler senin olsun. 

Siktir edin her şeyi, hayatınızı enerji vampirlerinden uzak tutun, daha iyi bir hayat için çabalıyorsanız hayatınızı olumsuz etkileyen her şeyden silkelenin. Doğru dürüst insanların her zaman hayatta en güzelinden bi yeri vardır der, inancımı da sırtlayıp güzel pazarlar dilerim.

anonymous asked:

aklınız sıra ironi yapıp üste çıkmaya çalışmışsınız. komik. mesele f.gülen savunması bile değildi. sadece aklınızın yetmediği bir konuda, ahkam kesip, bir kişiyi hedefe koymanızdı. bu bugün f gülen olabilir yarın başka biri. ama bunu yaparken zarifoğlu gibi bir insanın soyadını mahlas edinmiş bir hesapla bunu yapmanız, mide bulandırıcı. size bakanlar, sizin gibi olmamak için elinden geleni yapacaklardır. aklınızın yetmediği konularda ilim tahsil ediniz. ya da hakikaten susunuz.

pes!

anonymous asked:

Senin neyinle ilgileneçemm amk akakakkakw söylemek istedim gördüm yazdım amk seni kim alırsa bilmiyorum her ay biriyle yatıyosun valla çok mide bulantısısın be

of ne orospuyum be

La distancia no se mide en kilómetros, ni en cuánto debemos viajar para llegar a nuestro destino; se mide en las ganas de querer estar en ese lugar. Se mide en las llamadas, cartas y mensajes diarios porque a pesar de no estar en el mismo cuarto, existen unas líneas imaginarias que nos unen. La distancia, algunos la llaman puta o jodida, y claro, a veces duele, pero no hay distancia más cruel que la de dos seres que ya no quieren verse. Al contrario, nosotros, sabemos que nuestra casa está en el cuerpo del otro, sabemos bien que al momento de pertenecer conjugado en presente, estamos juntos a pesar de los kilómetros. Y no hay distancias físicas que nos alejen porque ya tenemos nuestros labios tatuados en el otro.
—  Alexandrave, Hablemos de amores a distancia
La única vez que hablé con él, me dijo algo así como: “La eternidad de un momento. En eso consiste todo.”
Nunca lo entendí.
El último día que lo vi a los ojos ocurrió; un momento se estancó para siempre.
Un momento, y luego no volvimos a mirarnos… A vernos si, pero no a mirarnos.
La eternidad de un momento no se mide en tiempo, se mide con los ojos, con la lluvia y sin paraguas.
Una vez que se ha perdido, no queda mas que abrir la puerta y ponerse el impermeable.
—  Dias de lluvia. Emm Vi.
Un nuevo mandamiento: NO ayudes al que te necesita

IMM Y MIDES EXHORTAN A QUE NO SE AYUDE A LA GENTE DE LA CALLE”. Este título se lee en la portada del diario El País de hoy. La intención del MIDES al querer frenar la solidaridad de la sociedad civil organizada intenta monopolizar el protagonismo que había conseguido con sus planes de asistencialismo. Si el MIDES estuviera al servicio de una sociedad (que realmente lo necesita) colaboraría con los que se proponen actuar ante una situación tan injusta.

Por Alejandro Sciarra Marguery

Keep reading