UNESCO, bireylerin temel eğitim hakkından yararlanmalarına vurgu yapmak üzere her yıl 8 Eylül tarihini Dünya Okuma-Yazma Günü olarak ilan etmiştir. Her yıl 8 Eylül’de okuma yazma bilmenin birçok ülkede hala bir ayrıcalık olduğunu hatırlıyoruz.

Bu eğitim sorunu yalnızca gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerin değil gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerin de sorunu. Araştırmalar yalnızca Türkiye’de yaklaşık dört milyon okuma yazma bilmeyen yetişkin olduğunu söylüyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çeşitli sivil toplum kuruluşları bu amaçla kampanyalar düzenlemeye ve farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

Watch on kalpherzamansoldanatar.tumblr.com

Delal..Delal Dexil Omar..Ben Şengalli’yim..

Ailem Şengal’den Duhot’taki kampa gitti.Ağabeyim savaşmak için Şengal’e geri döndü.Bende Şengal’e savaşmaya geldim. Ben Derebune’ye oradan Suriye sınırına gittim.Taksi ile Rojava’ya geçtim. Benden hiç para almadılar. Hiç param da yoktu. Kimliksiz bir şekilde geldim. Hiçbir şey almadım yanıma.

Bir çok aile 33 saat yürümek zorunda kaldı. 7 gün 7 gece dışarıda kaldık.Taşların üzerinde battaniyesiz elbisesiz uyuduk. Hiçbir şeyimiz yoktu, ayaklarımız şişmişti. Bende yürümekte zorlanıyordum. Babam beni taşıyordu. Yaşlıların çoğu öldü. Çok ölen oldu. IŞİD kadınların, kızların peşine düştü. Kadınlar, kızlar korkudan öldü. Yaşadıklarımdan sonra hiçbir şeyden korkmuyorum.

IŞID annelerinin göğsünün üzerinde taşıdığı çocukların başını kesti. Kızları kaçırıp götürdü. Binlerce kızı götürdüler.Bazıları onların eline düşmemek için intihar etti. Bizim köyümüzden de götürdükleri oldu. Doktor Faiz O’nu ve kız kardeşini götürdüler. O’nu serbest bıraktılar ama kız kardeşini bırakmadılar.

Gidip intikamımızı alacağız ve dönmeyeceğiz. Biz Şengal’i bırakmayacağız. Şengal’e dönünce kadınların da bir hukuku olmalı. Peşmergelerin içimizde olmasına izin vermeyeceğiz.

Bak, ölüm güzü kıskanıyor
Şimdi işsizdir onun sevimli kedisi 
ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor. 
uzayor defterine uğrayan kan lekesi 

senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran 
içli taşra kızların, gizemli eviçleri 
kapılarin olurdu korkudan çok denizlere açılan 
o denize açılan ellerin nerde şimdi? 

yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin 
o üzünç ordulari tarlalar çiğnemekte 
bak, ölüm güzü kıskanıyor
mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin 

güze el değdirmeyen ellerin nerde?

—  Ismet Özel - Bakir tenli yapraklar

-Bugün yedinci gün.Yedi gündür odamın penceresinden bile bakmıyorum.Alkolü bile evde içiyorum.Dışarı da hayat nasıldı unuttum galiba. En son yurtdışından geldiğimde böyle olmuştum, yolun karşısına geçmekte zorlanmıştım. Gerisini siz düşünün artık.

-Yedi gündür (her sahnesini ezberlememe rağmen)Yedi Güzel Adam izliyorum. Galiba güzel adam olabilmek için sadece Maraş’ta yaşamak gerekmiş dostlar.

-Yedi gündür aynada suretime bakıp kendimi incelememiştim.En son kendimden tiksinmiştim.Haklıymışım da.. Saçlarım uzamış, sakallarım kabarmış.Uzayınca farkediyorsun hafiften beyazlaştığını.Ve ergenlik döneminde bile tohumundan eksik olan sivilceler tek tek kök salmışlar vücuduma..

-Tam yedi gün sonra gidiyorum dostlar. Istanbul bana hep dardı sadece siz bilmiyordunuz.

-Yedi gün sonra yarın “gün aydın” olsun.

GÜNAYDIN!

Senin erkekte aradığın birinci şey şu: Asalet. Sulu, yılışık, çocuk gibi adamları oldum olası sevmedin zaten. Senin kafandaki erkek, konuştu mu herkesi susturan, az ama öz konuşan, yürüdü mü asaletinden yolları titreten birisi olmalı. Biz de araştırdık ve buna en uygun erkek tipinin İngilizler olduğuna karar verdik. Bunun yanında zekilerdir ve jilet gibi giyinmeyi kendilerine adeta bir borç bilirler. Uzun lafın kısası, bizce siz bir “çay” için! :)
—  diyorlar.Ee İngiltere’ye gidemeyeceğimize göre şu an çay içmekte fayda var :D
bakır tenli yapraklar

bak, ölüm güzü kıskanıyor
şimdi işsizdir onun sevimli kedisi
ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor.
uzuyor defterine uğrayan kan lekesi

senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran
içli taşra kızların gizemli eviçleri
kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan
o denize açılan ellerin nerde şimdi?

yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin
o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte
bak, ölüm güzü kıskanıyor
mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
güze el değdirmeyen ellerin nerde?

~ismet özel

Watch on filanfalangil.tumblr.com

"…
yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin
o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte…”

CHP KENDI SEÇMENLERINE HAKERET EDEN SEÇMENLERINI YOK SAYAN BIR ANLAYIŞLA YÖNETİLMEKTEDİR.

CHP YENI CHP OLALI BERI BIR DAHA TOARLANAMAYACAK ŞEKILDE ERİMEKTEDİR. HELE YENI YÖNETCİLER ADETA HEPIMIZE YANI CHP LİLERE HAKARET EDR GIBI TAVIRLAR SERGILEMEKTEDIR.
CHP KADROSU VE BIR KISIM MILLETVEKILLERI DINCI MANDACI VE BÖLÜCÜ TIPLERDEN OLUŞMAKTADIR.
CHP NIN KÖKÜNE BALTALAR INDIREN BU ANLAYIŞA KARŞI MAKAM BEKLENTISI ILE SINSICE SUSANLARI DA AYIPLAMAMIZ LAZIM.
MAKAM UĞRUNA MAŞA OLMAK KÜÇÜLTÜCÜDÜR.
Bu anlayışa karşı olan CHP üyeleri ve seçmenleri lütfen sesimizi yükseltelim.
CHP EMPERYALIZMIN ARACI OLAMAZ.

anonymous said:

Merhaba cok acil bir sorum var Ben ve farketdigim kadariyla cogu genc dizi bagimlisi olmus durumda ama simdi okular basliyor ama diziler kafamizdan cikmiyor ne yapalim :(( cevap verirseniz sevinirim türkce pek iyi yazamiyorum😔 almanyadan selamlar

Dünya’nın her gelişmiş ülkesinde tv bir bağımlılık iken, gelişmekte olan ülkelerde tv bir bağımlılıktır. Bunun amacı ise topluma kültür empoze etmek yani kültürel emperyalizmi gerçekleştirmektir. Batılı ülkelerin oyuncağı olmak istemiyorsak, kendi kültürümüzü yaşatmak istiyorsak hayal dünyası olan tvden uzaklaşıp kitaplardaki gerçek hayata bağlanmalıyız :)) bu konu hakkında bilgilenmek isteyen herkese bir kitap tavsiyem var; Küçük Adamlara Büyük Oyunlar/ Ömür Kurt

Risâle-i Nûr'dan Bir Vecîze

Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” de, pencerelerden seyret, içlerine girme. Mektûbat

TÜRKİYE 2015 EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKASI

Abd Merkez Bankası Başkanı Yellen’in 2015 yılından itibaren sıcak parayı geri toplama politikası, Bernanke’nin genişlemeci para politikasını desteklemesine zıt olarak, gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Akp’ nin 2015 yılından itibaran sıcak paranın ülkeden çekilmesi, ve özelleştirme gelirlerinin bitmesi ile cari açığın nasıl kapanacağı konusunda kara kara düşünmesi doğaldır. Ve dış politikada bağımsız bir kürdistan devletinin cari açığın kapanmasına yardımcı olacağı görüşü hakimdir. Kuzey Irak petrolleri Türkiye üzerinden Avrupaya geçecek ve bu Türkiye açısından yeni bir gelir kaynağı olacaktır. Bu sebeple kürt lider Barzani kardeş kabul edilmiştir. İlişkiler sıkı tutulmaya çalışılmaktadır. Işid in Irak’ı karıştırması için çeşitli destekler verilmiştir. Bu karışıklığı fırsat bilecek olan kürt yönetimi bağımsızlık hayalini gerçekleştirmeye çalışacaktır. Politikanın en büyük destekçisi İsraildir. Genesis’e giden yol bağımsız kürdistandan geçmektedir. Türkiye ise ekonomik sıkıntılarını atmak için dolaylı yönden israil ile birlikte hareket etmektedir. Işid e destek ise buradan doğmaktadır.

Peki ya tüm bunlar olurken bölgede kürt devletine karşı olan İran, Suriye, Mısır, gibi ülkeler Türkiye ye karşı ne gibi tutumlar alacaktır. İran bölgenin boşluğundan yararlanarak kurulacak bir Kürt devletinin kendi içinde yaşayan kürt halkınında ayaklanmasına neden olacağından endişe etmektedir. Peki tüm bu gelişmeler yaşanırken bağımsız kürdistan ile birlikte yapılacak ittifakla cari açık gerçekten kapatılabilirmi ? yoksa bu plan hüsrana uğrar ve Türkiye Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin çok korktuğu o krizle karşı karşıya kalırmı ?

Bu krizin gerçekleşmemesi için Yellen in belkide Bernanke’nin politikalarını devam ettirmesi gerekebilir. Fakat bu zor görünüyor. Istikrar anlamında Türkyenin geçirmiş olduğu 2 kritik seçim; güven ortamının devam etmesine katkı sağlamış olsada bu sadece bir ertelemedir. Tarıma dayalı sanayi yok edilmiş bir ülkede tek çare endüstri üretimini anlamında pozitif yol katetmektir. Ama bu da yoksa geriye tek alternatif olan çirkin ittifaklar gelir. Başbakan da Davutoğlu oluverir…

Denize düşen yılana sarılır hesabı, terörist olan Barzaniyle kardeş olmak ve el sıkışmak! Aynı zamanda varsayımlar üzerinden ülke yönetmek… Ardından ise “bu ülkede kriz çıkmaz, çıkamaz” diyen bir ekonomi bakanı… Veri yok, düşünce yok, proje yok. Amaç piyasalarda güven oluşturmak. Tamam ama nereye kadar ? Sizin haklı çıkmanız dileklerimle…

SONER KAYA

7 EYLÜL 2014 SAKARYA

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video