" Eski defterin en anlam yüklü sayfasında yazılmış bir hikayeydik belkide biz birbirimize. Ne defterle bir bağlantımız vardı, ne de deftersiz bir anlamımız. Hayatının bu zamanına kadar, o anlam yüklü sayfayı arayan birisiydim bende. Bu zamana kadar içinde geçirdiğim her sayfanın, acılarıyla hayli yorulmuş, bitmiştim. Her içinde parmaklarımla ince bi esinti havasında çevirdiğim sayfalarda umutlarımı, sevgilerimi, inancımı, gülüşlerimi bırakmıştım karşılıksız. Defterin kapanmasında umudumun yitikliği en büyük etken olmuştu benim için. Ta kii, aranan o esas hikayenin defterin alt kısmından hafif sarkmış olduğunu farkedene kadar.. o defterin o hikayesiz bir anlamı olmadığı gibi, hikayeninde deftersiz bir anlamı yok. Şimdi benim ne o defteri tekrar açmaya gücüm var, ne de seni o eski sayfalar bahçesinde mutluluklarım arasında kaybetmeye direncim. Hoşçakal."

mantarpanoraptiyesi ‘nin kaleminden;

-Esas Raptiye

" Adam, pencereden düzensizce süzülen yağmur damlalarına bakıyordu. Bakmasına bakıyordu fakat, damlalar pek umrunda değildi. Adam düşünüyordu. Düşünmenin lüzmu nedir bilemem fakat, adamın yüz ifadesinde saklıydı. Yüz ifadesini tek bir kelimeyle ifade edebilirim, acı.. O camdan süzülen yağmur damlaları gibi, acısı herneyse her bakışında içine süzülüyordu. Düşünüyordu, adam sadece ve sessizce düşünüyordu. Adam "düşünmek-" fiilinin sıradanlığına kapılmamıştı. Bu düşünce bir "düş-" değildi. Kelime kökünde "acı-" olan, adamın beyninde farklı çekim-yapım ekleri alarak "düşünce-" olarak nitelendirilen bir sözcük olarak düşünmek'ti bu."

mantarpanoraptiyesi ‘nin defterinden.

-Esas Raptiye

Sen hiç koştun mu çocuk? Sen hiç okula gittin mi? Ciltli defterlerin oldu mu senin çocuk? El yazısı öğrendiğinde ilk adını yazdığın? Okul önlüğün oldu mu çocuk? Tenefüste top oynayınca çamurlanan? Bayramlıklarını giyip bayram sabahı dedenin elini öptün mü? İlk harçlığınla hayalini ettiğin bir şeyi almanın mutluluğunu yaşadın mı? Daha doğrusu sen hiç hayal kurdun mu çocuk? Bir gün yaşanmasını beklediğin hayallerin oldu mu? Bisikletin oldu mu senin hiç çocuk? Mahallede sürüp mutluluk saçtığın? Ramazanda pide kuyruğu bekledin mi sen hiç? Daha doğrusu iftar yaptın mı çocuk? Yoksa tüm oruçlara iftarsız mı niyet ettin? Annen taradı mı saçlarını çocuk? Tarağınız oldu mu sizin hiç? Kardeşlerin var mı peki? Yoksa bombaların hedefi mi oldu onlarda senin gibi? Siz o hallerdeyken, dünyanın sesi çıktı mı çocuk? Önce hayallerini, sonra toprağını mı bombaladılar senin? Secdedeyken babanı kurşunladılar mı çocuk? Biliyoruz sana olanları, ama malesef sadece bilmekle yetiniyoruz. Hakkını helal et çocuk, çünkü biz her şeyden önce bir müslüman olarak üzerimize düşeni yapmıyoruz.

Hakkını helal et çocuk, hakkını helal et.

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video