Siz büyüdükçe ve insanlar büyüdüğünüzü ufak ufak kabullendikçe size gerçekleri anlatmaya başlıyorlar bir şeyleri gizleme ihtiyaçları azalıyor ve küçükken duymaya meraklı olduğunuz onca şey ”keşke asla öğrenmeseydim” oluyor. Size anlatılan o film gibi hikayelerin yalan olduğunu, kahramanlarınızın o kadar da kahraman olmadıklarını görüyorsunuz. Sonra oradan kaçmak istiyorsunuz. Çünkü ağızlarından çıkan her kelime temiz ve saf çocukluğunuzu lekeliyor, hatırlayıp mutlu olduğunuz şeyleri, dayanaklarınızı alıp götürüyor. Lanet ediyorsunuz ama değiştiremeyeceğinizi de biliyorsunuz artık.

Güneşin ışıklarının yüzüme  vuruşuna lanet eder gibiyim bu sabah da. Sarıdan nefret edişlerim, ona dokunamayışlarımla bir yine. Vurmasın istiyorum sıcak gezegenin umut ışıkları yüzüme. Ve ben görmeyeyim gelen yeni günü, gecenin bitişini. Kendimi en ait hissettiğim geceden bile uzaklaşışım belirtisi ,hastalığımın. Boşluğa bırakıyorum gülüşünü, son kez bakışını, şehrimin en yüksek binasından. Parçalanışını, canımın kırılan tüm parçalarıyla birlikte izliyoruz. Ama ben, ben yine dayanamıyorum çünkü, öyle. Avuçlarıma topladığım tüm parçalar etime batıyor. Kanıyorum ama görmüyorsun. Ölüyorum ama bilmiyorsun ve ben o sarı ışıklı güneşten daha çok batıyorum. 

İlk, ilkin ilki nedir? Gözlerimi dünyaya açtığım an ağlamış olmam değil miydi belirtisi ışığa hastalığımın? Her bebek ışığa alerjisi olarak doğar, sonra alışır. Ama ben alışamadım, ne ışığa , ne yaşama. Ne de annemin göğsüne. İstemediğimi biliyor musun annemden sütü. Doğar doğmaz reddetmiş olmalıyım o kadını. İtmiş olmalıyım kendimi, kalbinin en yakın olduğu yer olan göğsünden.

Adımı aldığım gezegen olan aya yakın hissettim kendimi. Bir kurtun ulumasını düşün, efsanelerdeki gibi. Ben her dolunay gecesi gökyüzüne bakarak ağlıyor ve ağıt yakıyorum çocukluğuma. Henüz doğmamış bebeğimi öldürüyorum en ıssız ormandaki mezarlıkta. Annesini sevmeyen bir kız çocuğunun , babası olmayan başka bir çocuğu öldürdüğünü düşün. Kanıyorum. Toprağa karşı. 

Karanlığa karşı akan kanımda boğuyorum sevdiğim adamı. Menekşeler ekiyorum mezarına ve son defa öpüyorum parmak uçlarını, gecenin.

Dedikoducu komşu lanet bir şey. Ne duyduysa duymuş, bu saatte bize geldi. Anneme bi ton şey anlatıyor. Kadın ayni anda 15 konu anlatma potansiyeline sahip. Beyin amcıklanması geçirdim anasını satayım ya.

ne yaparsanız yapın ama insanları sizinle tanıştığı güne ve yaşanmışlıklarına lanet ettirmeyin… düşebileceğiniz en son nokta bu laflar zaten… 

anonymous said:

afedersiniz ama çok yavşaksınız yok kuzum yok canımın içi falan bi büyüyün ya... ayrıca boy ve kilo arasında 11 fark olması sağlıklı bi vücudu temsil eder örneğin 1.70-59 olmalısın, bahsettiğin yummy göbekte çoğu erkeğin hoşuna gitmez. gidin istikrarlı olun kilo verin. ayrıca sende kendimi sevdiricem diye herkese böyle davranmak zorunda değilsin, çok yapmacık

Tabii ki kuzum demek canımın içi demek yavşaklık tabii,lütfen.Erkekler için yaşıyoruz lanet olsun hemen kalorileri yakmalıyım! Bi saniye kendimi sevdirmek için yapmam gereken planlar var.Yapmacıklığım içinse çok özür dilerim,sana erişemedim.İyi geceler yavru,düşünceni belirttiğin için sağ ol

evde tek olmak bana yaramıyor ya. bi gülüyorum bi ağlıyorum. bazen sesli kendi kendime konuşuyorum. konuşmayı geç muhabbet ediyorum. dedikodu yapıcam şimdi kendimle. lanet olsun ya 

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video