parçalara ayrılamamış bir yığın cümle*

sen otobüslerde kafanı omuzlarına devirirken
omzun olmak için otobüsler altına yatan benim
meyilliyim güneş görünce allah’tan bile güzel
olan saçlarının ardından yürümeye

allahtan güzelsin dedim bak bu da
masaya süreceğim son kartım
ya çarpılacağım rabbin meleklerince
ya da lütfen şu devrik ellerimi tut
göğsümdeki boşluğu doldur,
çünkü benim göğsüm sahiden yırtıldı
kafamdan aşağıya palmiyeler devir
ellerimi tut topraklarım kaymasın.

ellerine uzatacağım kağıda bir resim çiz
ellerini uzat ayıp olacak ama öpeceğim
ben ve içimdeki bir grup haddini bilmez olarak
bahar geldiği gün boynuna papatyalar süreceğiz

upuzun yürüyüşler ve veda öpücükleri
şiirim bitsin istemiyordum lakin saçlarını görene kadar
sesim tükendi*

Küçükken her gece yıldızların kaymasını izlemek için koşa koşa balkona çıkardım. Kırmızı beyaz yanıp sönen ışıkları yakalayıp dilek tutardım. Bir gün abim "Ne yapıyorsun?" diye sordu , bende "Dilek tutuyorum bak yıldız kayıyor!" dedim, "Kızım onlar yıldız değil, uçak" dedi... O gün dilediğim onca şeyin nereye gittiğini düşündüm ve bidaha yıldızların kayabileceğine hiç inanmadım. Oysaki hergün milyonlarca yıldız kayıyordu sadece ben görmüyordum. Ve bu gece ilk defa bir yıldızın kaydığına şahit oldum. Hayat çelişkilerle doludur ve amacınıza ulaşma yolunda önünüze hep engeller çıkarır ama ne olursa olsun inandığınız şeylerden asla vazgeçmeyin. Bunu neden mi anlatıyorum? Evet o günden sonra yıldızların kayabileceğine hiç inanmadım ama ne zama gökyüzüne baksam kayan bir yıldız aradım.
Sizinle tanıştırmak istediğim biri var..

Kaan benim kaymağım. Dokuz yaşında. Bir süredir beraber vakit geçiriyoruz. Çok tatlı, çok özel bir çocuk. Görür görmez tok sesiyle bana doğru koşarken ”Burcuuumm ben geldiiimm, seviyorum seniiii” diye bağırmaya başlıyor. İşimin hafif olduğu zamanlarda alıyorum onu basket oynuyoruz, sohbet ediyoruz (ki göz kontağıyla sohbeti becerene kadar akla karayı seçtim), koşuyoruz, bisiklete biniyoruz, resim yapıyoruz, yaratıcı drama çalışıyoruz, kitap okuyoruz….. Bazen benimle köylere de geliyor. Hayvanlarla bire bir iletişim iyi geliyor. Aşılara, enjektörlere pek meraklıyız, veteriner olma kararımızı aldık.

Haftanın hemen hemen dört günü böyle, ”hadi bakalım biraz faydalı bir şeyler yapalım seninle bir-iki saat” diyorum hobaaa birde bakıyoruz dört-beş saat falan olmuş. 

Ayrıca dikkat derslerimiz var. Çünkü başta da dediğim gibi özel bir çocuk o. Dikkatini çekmek başlarda çok güç oldu. Çok kapalıydı kendine ama artık başardık açılmayı. Düzgün cümlelerle kendini ifade edebilmeye başladı. Şimdi ” hoşçakal deme vaktimiz geldi Kaan” dediğimde çığlıkla ”hayır!” demesinin ardından aşağıda belgesi bulunan ”seninle kalmak istiyorum” bakışı geliyor. Bir de yol yapma takıntımız var ki sormayın. Ondan da vazgeçirebilirsem ne ala. Çalışmalara devam.

Bembeyaz bir sayfa o, üzerinde dünyaya ait hiç bir iz yok. Sanırım benim ona iyi geldiğimden fazla o bana iyi geliyor.

Şaşkın bakışlım :)

image

Bir yıldız kayması kadar kısa olmalı her şey büyüsünü zamanın bozamayacağı kadar kısa…

'Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte… İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun…'

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

Türkiye'de değişen bir şey yok...

Bundan 24 yıl önce iktidar uğruna bu ülkenin yetiştirdiği binlerce genci sağ-sol diyerek birbirine düşüren ve bir çok insanın ölümüne sebep olan, bu ülkeyi uzun bir süre karanlığa sokacak ve insanların sorgulama yetisini ellerinden alacak olan, insanların korku içerisinde yaşamalarına sebep olacak olan kötü günün yıl dönümünde, bu ülke evlatlarına korku içerisinde yaşamaya sebep verecek yaşamın dayatıldığı, aslında o günden bugüne hiç bir şeyin değişmediği, sadece insanları korku hegemonyasında yaşatan kişilerin değiştiği bir ülkede yaşamak güzel olsa gerek…

12 Eylülde insanlar siyasete bulaşırsanız öldürülürsünüz, darbe gelir korkusuyla yıllarca yönetildi. Şimdi de bunun kaymağını yiyenler; ülke de yapılan her türlü demokratik eylemi “bu bir darbe planıdır.” diyerek yönetmeye devam ediyorlar.

Yıllar önce okuduğum bir roman vardı. "Batı cephesinde değişen bir şey yok." Çok hoşuma gitmiş ve nasılsın sorularına hep bu kitap ismiyle cevap vermiştim uzun bir süre. Yıllar geçti, insanlar, yönetimler değişti. Ülke halkı değişti. Şimdi Türkiye’nin durumunu soracak olsalar verilecek cevap çok basit sanırım. "Hiç bir cephede değişen bir şey yok." 

Aynı boktan korku hegemonyasında yönetilmeye devam ediyoruz. Çalanlar aynı, kazık yiyenler aynı. Sadece figüranlar farklı…

Koyu Pembe Sardunya / Dark Pink Geranium

Çiçeklerde pembe rengin tüm tonlarını seviyorum. Belkide içimde büyümemiş küçük bir kız çoçuğu vardır halen. Büyümüş kadın bile olsam, belkide içimdeki çoçuğu büyütmemişimdir.  Kız çocukları küçük yaşlarda pembe rengini çok severler. Büyüdükçe başka renkleri de yanına koyarlar. Ergenlikte siyaha doğru bir kayma başlasa da, pempe renkten asla vazgeçilmez. Şimdi ”bazı ergenlerin” ”ben vazgeçtim” dediğini duyar gibi oluyorum. O zaman baksın şöyle eşyalarına, bu rengi kıyafetlerde aramasın ama. Küçük bir saksı, ve belkide bir kalemde pembe renk ona ”ceee” diyecektir. Aynı bu koyu pembe sardunyada olduğu gibi. İçinizdeki çoçuğu sevin ve ona sıkıca sarılın…

Photo By www.nesedentarifler.com

Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
—  Şükrü Erbaş

anonymous said:

Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama bi kitap okursun mesela karakterlere aşık olursun falan ama kitap bitince bunlar gerçek hayatta niye yok diye üzülürsün.İşte sen benim hayatıma taşıdığım boyle birlikte yaşadığım bi kitap gibisin.İyiki de varsin

Bugün mutluluktan ağladım ya resmen. Seninle Bonnyfoodumu paylaşırdım lan ben :’) Dürümün etsiz kısmını yer,sütün kaymağını içer, sucuğun sonunu ayırır, kağıt helvalı dondurmamı bölerdim senin için :’)

anonymous said:

tuzlu falan bilemedim ki şimdi tansiyonum çıkar kxcmandkaxöçzm 4 kişi çok kötü olur güzelse bile tabi ansdlnasm sen düşünür müüsün ağzına boşaltmayı kanka çocuklar zevk tabiki aldı da benim acımı gördüler yani o gözlerimin kayması nefes alamamam falan s.s.s.

ben düşünmem böyle bişey şaskjdfhgfds

Müzik tarzımda EDM den alternatif rock a doğru bi kayma yaşanmadı desem yalan olur. Lise yıllarıma geri döndüm ve çok mesudum ^.^

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı, hüznün arması ayrılık …

—  Şükrü Erbaş - Ayrılık
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video