katm

2

Troops in the field regularly carved their unit’s initials or numbers into corpses, adorned bodies with their unit’s patch, or left a “death card”— generally either an ace of spades or a custom- printed business card claiming credit for the kill. Company A, 1st Battalion, 6th Infantry of the 198th Light Infantry Brigade, for example, left their victims with a customized ace of spades sporting the unit’s formal designation, its nickname (“Gunfighters”), a skull and crossbones, and the phrase “dealers of death.”

Nick Turse, Kill Anything That Moves: The Real American War in Vietnam

" Çok güzelsin.. Yüzünün her detayı saatlerce düşünülmüş gibi. Tanrı seni bir kahvaltı sonrası sigara keyfi sırasında yaratmış sanki. İçini gülen çocuklarla doldurmuş. Büyülü ses tonuna keman tınıları katmış. Teninin yakıcı serinliği sayesinde canlı herşey. Gece uyumak için çok karanlık gel sabahı bekleyelim, sevişerek.
- Dedi bir kadın çam ağacının tepesinden izlerken başka bir kadını. Başka bir kadın’ın üzerinde ayın gölgesi varken, ve anadan üryanken başka bir kadın”

Turist Rehberlerinde Bulamayacağınız 40 Yemek Noktası

Bu ay, iştahları kabartan bir yazı hazırladım size… Bunca yıldır semt semt gezip keşfettiğim lezzet noktalarını bir yazıda topladım. Kebapçısı da var, köftecisi de hatta butik pastanesi de. Buyurunuz İstanbul’un turist rehberlerinde bulamayacağınız 40 farklı yemek noktası… Garanti veriyorum, okuduktan sonra kendinizi size en yakın restorana atmak isteyeceksiniz.

1. Üsküdar’da Kanaat Lokantası

Üsküdar meydanında babadan oğula geçmiş tarihi bir işletmedir burası. Öyle tarihi ki, kasada hala kredi kartı geçmez. Ama aradan geçen uzun yıllar lezzetine lezzet katmıştır Kanaat Lokantası’nın mutfağının. Etli nohutu ve sütlü tatlıları efsanedir. Uzun zamandır uğrayamadım, giderseniz benim yerime de yiyin. 

2. Karaköy’de Köfteci Sami Usta

Karaköy’ün eski esnaf lokantalarından biri. Adından da anlaşılacağı gibi köftesi ve piyazı meşhur. Karaköy katlı otoparkının karşı köşesinde orta çaplı bir işletme burası. Yolunuz düşerse bir bakın köftelerinin tadına, üzerine de kaymaklı ekmek tatlısı yemeyi unutmayın.
Fotoğraf:mekanist.com

3. Karaköy’de Nato Lokantası

Karaköy’de başka bir tarihi esnaf lokantasıdır burası da. Sac kavurması ve döneri harikadır. Eğer et konusunda hassassanız ve kokmayan, lezzetli bir et yemeğini özlediyseniz buraya bir uğramanızı tavsiye ederim.

4. Kuzguncuk’ta Metet Döner

Kuzguncuk’ta közde döner yapan tarihi bir lokanta burası. Lavaş arasına közde pişmiş döner, turşu ve manda yoğurdu buraya gitmişken mutlaka tatmanız gerekenler arasında. Ayrıca İzzet Çapa’sından Vedat Milor’una ağzını tadını bilen ziyaretçisi çok olmuş buranın.

5. Süleymaniye’de Kurufasülyeci Erzincanlı Ali Baba

Burayı İstanbul’da bir başka severim. Hem semt çok güzeldir, hem de kuru fasülyeyle pek arası hoş olmayan biri olarak, bayıla bayıla fasülye yediğim tek yer diyebilirim. Fiyatları da uygundur, yaz aylarında giderseniz, cami avlusunun hemen karşısında, sokağa koydukları masalarda etrafı seyrederek yiyebilirsiniz yemeğinizi.

6. Ümraniye’de Nur Abla Karadeniz Sofrası

Çok sevdiğimiz Karadeniz yemeklerini İstanbul’da en iyi yapan yerlerden. Çayeli kuru fasülyesi, et kavurması, fasülye turşu kavurması, muhlaması, pazı sarması ve harika taze yayık ayranı var.

7. Bağlarbaşı’nda Ayder Kurufasülye ve Köfte Salonu

Karadeniz yemekleri için bir başka iyi adres de burası. Bağlarbaşı meydanda, Nuhkuyusu Caddesi üzerinde… Akçaabat köftesi, fasülyesi, karalahana sarması, kuymağı pek seviliyor.

8. Kadıköy Rıhtım’da Balıkçı Lokantası

Burası tam bir esnaf lokantası. Karides güveci, balık çorbası, kalamarı ve balık kokoreci tek kelimeyle enfes. Salaş ama lezzetli bir yer arıyorsanız doğru adrestesiniz diyebilirim. Balık kokorecini güveçte servis ediyorlar, içine ekledikleri ahtapot dilimleri ve üzerindeki taze maydanoz lezzetine lezzet katmış durumda. En başta acılı ezmeyle birlikte getirdikleri patlıcanlı mezesi de çok iyi. Bir de en sonda ikram ettikleri muzlu kemal paşa tatlısı var ki, sormayın gitsin. 

 Onu da siz gidip keşfedin bakalım, yorumlarınızı yazarsınız artık.

9. Samatya’da Antik Balık

Kentsel dönüşüme rağmen dimdik ayakta durmayı başaran, İstanbul’un en sevilesi semtlerinden biri olan Samatya’ya bakalım biraz da. Buranın en meşhuru, 25 senedir Samatya Meydanı’nda hizmet veren Antik Balık Restoran. Mevsiminde taze balıkları ve 40’a yakın mezesiyle çok seviliyor. Favasını ve yaprak sarmasını özellikle tavsiye ederim.

10. Tarihi Samatya Midyecisi

Samatya’nın meşhur balık ve midye lokantası. “Burada midye yemediyseniz, şimdiye kadar midye yemiş sayılmazsınız” diyor buranın müdavimleri. Hakikaten de öyle, mutlaka denemenizi öneririm. Mekanın sahibi Midyeci Arap (Mehmet Ali) yaklaşık 50 yıldır bu mekanı işletiyor. Midyeler ise Rumeli Kavağı, Garipçe ve Poyrazköy’den geliyor. Hem lezzeti hem de sohbeti için gidilir derim.

11. Kadıköy’de Fayton

Şimdi biraz da atmosferiyle dikkat çeken yerlerden bahsedelim. Uzun yıllar fayton atölyesi olarak işletilmiş, tarihi bir binada yer alıyor Fayton. Bırakın turistleri İstanbul’da yaşayanlar bile pek bilmiyor. Zaten her akşam rezervasyonla sınırlı sayıda kişiyi alıyorlar içeri. Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik de yapılıyor. Köftesi ve mezeleri lezzetli.

12. Kuzguncuk Balıkçısı

Kuzguncuk’ta şirin bir balık lokantası burası. Hamsi tava, balık çorbası gibi geleneksel lezzetlerle, deniz mahsullü paella gibi dünya mutfaklarından örnekleri başarıyla birleştirmişler menülerinde. Harika bir atmosferi olmasıyla birlikte, güzel havalarda gitmenizi ve sokaktaki minik masasında oturarak Kuzguncuk sokaklarının keyfini çıkarmanızı öneririm.

13. Kadıköy’de Yanyalı Fehmi Lokantası

1900’lerin başında Fehmi Efendi tarafından kurulan ve saraydan ayrılma aşçı Bolu’lu Hüseyin Efendi ile geleneksel Türk yemekleri yapan restoran, günümüze kadar bozulmadan gelmiş. Bugün Kadıköy Rıhtım’da iskeleye çok yakın bir konumda ziyaretçilerini ağırlıyor. Peynir tatlısı çok meşhur, mutlaka deneyin.

14. Beyoğlu’nda Klemuri

Burası da bir başka güzel Karadeniz restoranı. Yanında salata ve yoğurtla servis ettikleri çok lezzetli bir yufkalı köftesi vardır. Hamsili ekmeği ve elmalı ayva tatlısı gibi enteresan tatlıları da denemeye değerdir.

15. Kavacık’ta Bayramoğlu Döner

Dillere destandır buranın döneri… Yağı, tadı, tuzu kıvamında kokusuz mis gibi bir et servis ederler. Ortaya getirdikleri ve siz bitirdikçe de doldurdukları kızarmış patatesleri de ayrı bir efsanedir. Özlediğiniz anne patatesi tadını bunlarda bulabilirsiniz. Misafirperver garsonların ısrarına dayanamayıp üzerine bir de baklava ya da fırın sütlaç yerseniz pişman olmazsınız.

16. Kavacık’ta İntiba Döner

Bayramoğlu’nun sırasında ve bu işi Bayramoğlu kadar iyi döner yapan bir dönerci İntiba. Değişiklik olsun isterseniz, bir ziyaretinizde orayı da deneyebilirsiniz.

17. Gayrettepe’de Hüsrev

Gayrettepe’de, plazaların ve iş yerlerinin sıklıkla yer aldığı Yıldız Posta Caddesi üzerinde, kuru fasulyesiyle meşhur bir lokanta burası. Ajansta çalıştığım yıllarda, ben de arada sırada öğle yemekleri için uğrardım buraya. Fasülyesi lezzetlidir ama fasülye sevmeyenler için et, köfte, kavurma gibi alternatifleri de vardır.

18. Moda’da Pidesun

İstanbul’da lezzetli pide yiyebileceğiniz adreslerden biri de Pidesun. Canınız sıkkınsa, bol karbonhidrat alıp biraz kendinizi toparlayasınız varsa, gidebileceğiniz iyi adreslerden biridir burası. Kavurmalı kaşarlı pidesi çok iyidir. Benim gibi pideyle pizza arası bir seçim yapmak isterseniz sosisli kaşarlısını da deneyebilirsiniz. Aman dikkat edin alışkanlık yapmasın, kiloları kolay toparlayamazsınız sonra.

19. Sütlüce’de Liman Uykuluk

Uykuluk, kokoreç, tuzlama gibi alternatif et lezzetlerini seven arkadaşlar için önerim Sütlüce’ye gitmeleri. Burası uykuluk restoranlarıyla meşhur. Liman Uykuluk aralarında en bilinenlerinden biri. Gece üçe kadar açıklar. Dilerseniz bir gece eğlencesi dönüşü kaçamak yapabilirsiniz.

20. Kadıköy’de Ako Islama Köfte

Kadıköy çarşının hemen girişinde çok eski bir lokanta burası. Kızarmış ekmeğin üzerinde ızgara köfte ve acılı ezme sosla servis ediyorlar porsiyonları. Yanında ayran ile harika oluyor. Denemenizi öneririm.

21. Karaköy Lokantası

Burası da en sevdiklerim arasında… Öğle yemeklerinde arada kaçamak yapar ve buranın muhteşem izmir köftesini ya da hünkar beğendisini yerim. Isırgan otlu çorbası, yoğurtlu kebabı ve mantısı da çok güzeldir, tavsiye ederim.

22. Suadiye’de Sahan

Yöresel et yemeklerinin İstanbul’daki en iyi adreslerinden biri Sahan. Tandırını, beytisini, yuvalamasını ve içli köftesini tattım, hepsi çok lezzetliydi. Fiyatları biraz ortalamanın üstünde ama güzel et ziyafeti için değer. Ataşehir’de, Caddebostan’da, Acıbadem’de ve Kurtköy’de de yerleri var.

23. Kadıköy’de Dürümcü Emmi

Kadıköy’ün salaş ama lezzetli mekanlarından biri de Dürümcü Emmi. Kadıköy itfaiyesinin karşısında, içerisi hep kalabalık. Oturmak için biraz ayakta sıra beklemeniz gerekiyor. Bu durum da lezzetli bir yemeğe kavuşma heyecanını biraz daha körüklüyor aslında. Dürümleri dışında beyranı, kelle paçası, soğan kebabı da meşhur. Üzerine de güzel bir katmer yemeden kalkmayın sakın sofradan. Doya doya kebap yemek istediğinizde bir uğrayın derim.

24. Kıztaşı’nda Paçacı Mahmut

İstanbul’un tarih semtlerinde Fatih’te eski ve tarihi bir esnaf lokantası burası. Birçok esnaf lokantasında olduğu gibi bazı yemekler yalnızca haftanın belirli günleri çıkıyor. Örneğin çok lezzetli olan kuzu kapaması yalnızca Cuma günleri var. O sebeple gitmeden bir telefon edin derim.

25. Gazi Kanatçısı

Gazi mahallesinin meşhur kanatçısı burası. Bir giden müdavimi oluyor. Tam bir ocakbaşı ortamı var. Menüde kanat dışında et, köfte ızgara çeşitleri ve sac kavurma da mevcut. Her gün 12.00 ile 02.00 arasında gidebilirsiniz.

26. Fatih’te Karadeniz Pidecisi

1957 yılında Tirebolulu Mehmet Yazıcı tarafından kurulmuş tarihi bir pideci burası. Açık ve kapalı pideleri, ıspanaklı, kavurmalı, Trabzon peynirli, sevenler için üzerine yumurtalı versiyonları mevcut. Aradan yıllar geçtikçe şehrin en iyi pidecileri arasındaki yerini sağlamlaştırmış olan bu mekana yolunuz düşerse deneyin derim.

27. Beyoğlu’nda Nizam Pide

Gidip oturmasak bile hepimiz mutlaka ya önünden geçmişizdir ya da adını duymuşuzdur buranın. Ben en sonunda merak ettim, gidip bir pidesini yedim. Babadan oğula geçmiş bir işletme burası. Menüde 20 farklı çeşit pideleri var. Etli, peynirli, domatesli Nizam Spesiyal aralarında en meşhuru. Ayrıca tavuk haşlama, hünkar beğendi, elbasan tava gibi sulu yemek çeşitleri de mevcut. Canınız bol bol karbonhidrat çektiğinde gidip bir tadına bakın derim.

28. Karaköy’de Köşkeroğlu

Canınız kebap ya da katmer tatlısı çektiğinde gidebileceğiniz iyi adreslerden biri. Antep fıstıklı ve üzerinde kaymakla sıcak servis edilen katmeri özellikle biraz karnınız açken yemenizi tavsiye ederim.

29. İçerenköy’de Cumali Usta

Adanalı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine keşfettim burayı. Onun dediğine göre İstanbul’da en iyi kebap burada yeniyor. Adanalısı bile böyle diyorsa bize pek laf düşmez ama ben de çok iyi bir deneyim yaşadım diyebilirim. Salaş bir mekan ama etleri çok lezzetli. Mutlaka deneyin derim.

30. Kadıköy’de Beyaz Fırın

En sevdiğim pastanelerden biri burası. Hele bir paskalya çöreği vardır ki dillere destan. Pişerken mis gibi sokağa yayılır kokusu. Pastaları ve çörekleri de çok lezzetlidir. Tatlı kriziniz tuttuğunda uğrayabilirsiniz.

31. Arnavutköy’de Vacilando

Arnavutköy’de harika bir butik pastane Vacilando. Menüsünde tatlı tuzlu kişler, ev yapımı milföylü pastalar, short bread kurabiyeler, bal kabaklı kekler ve daha birçok farklı lezzet mevcut. Ara sokakta iki üç masalı bu küçük ama sevimli dükkana uğrayın derim.

32. Beyoğlu’nda La Fontana

Beyoğlu’ndaki iyi pizzacılardan biri burası. İstiklal Caddesi’nde üzerindeki Eminevruz Sokak’ta yani House Cafe’nin karşı sokağında minik bir restoran. Pizzaları kadar lazanyası da iyi. O sokağa girmişken, tatlı yemek için biraz ilerideki J’adore’a uğramayı unutmayın.

33. Beyoğlu’nda J’adore

Bilenler bilir, “oh la la beatrice”iyle meşhurdur. Muz, çilek ve kek parçalarından oluşan bu tatlıyı, her çikolata severin yemesini öneririm.

34. Galata’da Privato

Kahvaltısı pek şahane olan bir mekanımız. Ana yemekleri, makarnaları, tatlıları, smoothie’leri de var ama esas olayı her yöreden özel getirdiği malzemeleriyle kurduğu leziz kahvaltı sofrası. Galata civarında yaşayan turistlerin de uğrak noktası burası. Geleneksel Türk kahvaltısını hakkıyla yemek için gidebilirsiniz.

35. Ortaköy’de Mantı Evi

Ortaköy’e her gittiğimde eğer kumpir çekmediyse canım, mutlaka buraya uğrarım. Mantısı çok lezzetli, ayrıca paçanga böreği ve köfteleri de çok başarılı.

36. Eminönü’nde Virginia Angus

Angus etinden yaptığı burger ve biftekleriyle meşhur burası. Tahtakale’de Uzun Çarşı’nın sonunda açmıştı ilk dükkanını. Şimdi ikinci şubesini Nişantaşı’nda hizmete başladı. Uzun bir lezzet geçidi istiyorsanız, şefin birkaç farklı porsiyondan oluşan spesiyalini deneyebilirsiniz. Ayrıca ev yapımı zencefilli limonataları da çok başarılı.

37. Beşiktaş’ta Pişi

Annemizin yaptığı o çıtır çıtır hamur kızartmalar (yani pişiler) burada farklı kahvaltı menüleri halinde sunuluyor. Pişi müptelası olup da, kızartmaya üşenenler varsa, sabah kahvaltısı için mutlaka denemeli burayı. Yalnız önünde biraz sıra bekleme ihtimaliniz var, o sebeple gitmeden biraz atıştırmak isteyebilirsiniz belki.

38. Arnavutköy’de Ali Baba Köftecisi

Yıllarca seyyar arabasında köftecilik yaptıktan sonra, Arnavutköy’deki bu samimi dükkanı açmış Ali Baba. Ünlüler camiasından ziyaretçileri çok. Köftesi ve piyazıyla pek meşhur olduğu gibi, ilk dükkanının yanına açtığı balık lokantası da pek seviliyor.

39. Sirkeci’de Filibe Köftecisi

Balkan köftesi geleneğini 1893’ten beri sürdürüyor meşhur Filibe Köftesicisi. Çok salaş bir mekan burası. Özellikle orası için gitmezseniz, önünden geçip görmeme ihtimaliniz yüksek. 40 yıldır aynı ustanın elinden çıkan köfte, piyaz, turşu ve salata denemeye değer.

40. Nişantaşı’nda Hünkar


Hünkar, esnaf lokantası geleneğini Nişantaşı’nda sürdüren tek yer. Her sabah taze pişen yemekler, Hünkar’ın tezgahına gün başlamadan diziliyor. Babadan oğula geçen lezzet geleneği, 1950’den beri Nişantaşı esnafına hizmet veriyor.

Yazar: Gizem Telci @bohemisko

Kaynak: geziko.com/blog

Korktuğumda refleks olarak elini hafifçe tutup sana sığınmam da sevdaya dahil sanırım..Ve kalp atışlarımı hesaba katmıyorum bile..Ah..Nasıl sevdim seni adam.

Nasıl oluyor da insan, yaşamına onca güzellik katmış birini günün birinde bu kadar anlamsız bulabiliyor.
—  İnci Aral

Bana Masal Anlatma

Çok merakla beklediğim, spoil görmemek için hemen hemen hiçbir yere bakmamak için mücadele verdiğim filme sonunda gittim Şahaneydi! 👌 Salonda kahkahalar havada uçuştu.

Sıcacık bir film, sıcacık bir mahalle. İnsana keşke ben de orada olsaydım dedirtecek kadar gerçekçi, bir prensesi bulunduracak kadar masalsı bir film olmuş. Samimi, bizden, komik, hüzünlü, özlediklerimizi hatırlatacak yüzümde tebessümle çıkmama sebep olan film!

Burak Aksak konusunda hayal kırıklığına uğramadım tam tersine beklentimi de aştı. Leyla ile Mecnun kafası bekliyordum ama kesinlikle üzerine daha çok şey katmış. Yine güldürürken içimize dokunmayı ihmal etmemiş tabi ki. Göndermeler de harikaydı.

Fatih Artman, Hande Doğandemir, Devrim Yakut, Cengiz Bozkurt daha nicesin hatta hepsinin oyunculukları çok iyiydi.

Elbette eleştirilecek yanları vardır ama inanın ben öyle kendimi kaptırmışım ki  eksiklikler ya da eleştirilecek şeyler varsa görmedim bile.

Uzun süredir geçirmediğim kadar güzel iki saat geçirdim herkesin emeğine sağlık. Yüreğine sağlık Burak Aksak!

"Gerçekleşmeyen tüm hayaller hüzün olup çarpıyor suratımıza."

ellere düş’ü de unutmayalım tabi ^^

Hadi bir daha gidelim!

ülkede çok mal var

erasmusla bi kız gelmiş polonyadan adam içkisine ilaç katmış bayıltıp tecavüz etmiş 

şimdi hapse gircek çünkü beyinsiz 

amına koyim karıyla içiyormuşsun falan zaten biraz takıl 

o karıyı 2 güne sikerdin en geç hapis falan da yatmazdın 

işte salak çok 

tüm erkekler bu şu demişken,

geçen gün instagram da DM’den toplu mesaj geldi herif tanıdığım biriydi üstelik 5 tane kıza aynı mesaj altında selam naber diye yazıyor. sonra cevap gelmeyince bide iyisinizdir inşallah yazıyor. huyum değil, susamam. kalktım herife bu ne lahana turşusu illa biri düşecek diyorsun yani. saf mısın aynı mesajtan 5 kıza yürünmez dedim. sonra herif başladı ya ayşan yanlışlıkla seni katmışım falan filan cevap vermeyince bir de ekliyor tepkin çok hoşuma gitti ama diye. bundan yürümeyi bile ihmal etmiyor. 

sonra bugün kafede otururken bir kızla gördüm sevgilisiydi galiba. kızı kenara çekip şunları göstermek vardı gece gece dert oldu. hayır tamam yapacaksanız da işi biraz profesyonel ilerletin olmuyor böyle.

'…Küçük kızlarını,altına yaptığı için kışın en soğuk gecelerinde helaya kapatmaya başladılar. Sanki o yaşta, deliksiz uykuya dalmış bir çocuk tuvalete gitmesi gerektiğini haber verebilirmiş gibi.
Ceza olarak pisliğini yüzüne sürüyor, ağzına sokarak yemeye zorluyorlardı. Bunu yapan,kızın öz annesiydi!
Bu ana, kızının pis helada inlediğini duyarken yatağında rahat uyuyabiliyordu! Düşün!
Başına geleni kavrayamayacak kadar küçük yaratık, o murdar, karanlık, soğuk yerde, ufacık eliyle sızlayan göğsünü yumruklayarak gözyaşları döküyor, Tanrı’sına onu koruması için yalvarıyordu. Bu anlamsızlığa akıl erdirebiliyor musun sen dostum, kardeşim, dindar rahip adayı?
Bu saçmalığın ne lüzumu var, dünyada varlığının sebebi ne? Bu olmasa insan, iyilikle kötülüğü ayırt edemeyeceği için yaşayamazmış derler. Bu kadar pahalıya mal olan iyilikle kötülüğün canı cehenneme!
Bir yavrunun Tanrı’sına döktüğü gözyaşları dünyanın bütün bilgisine bedeldir. Büyüklerin ıstıraplarını hesaba katmıyorum; onlar elma yemişler -cehenneme kadar yolları var- fakat bunlar, bunlar !…’

Karamazov Kardeşler

anonymous asked:

benim burnumdada öyle bir kemik var ama bence aldırma çok kötü durmuyo doğallık katmış

Yandan fotoğraf çekilemiyorum. Bakıyorum diğer kızların burunları böyle minnak fındık gibi rampa benim ki… nys bişe demiyorum 

Agop İnciyan, Kumkapılı balıkçı ve meyhaneci. Kör Agop, balıktan döner dönmez her akşam soluğu meyhanelerde alması ve artık buna para yetiştirememesi nedeniyle 1938’de teknesinin yanı başında kendi meyhanesini açtı. Buzdolabı falan olmadığı için kıyıda küçük bir havuz yapar, içine buz, balık, domates, rakı, ne bulursa atardı. 50’li yıllarda sahil yoluna asfalt dökülünce, Kumkapı’da onca dükkan değiştirdikten sonra bugün hala yerinde olan mekanına geçti. 69 yaşında ölümünden sonra mekanın başına kendi gibi meyhaneci olmasın diye Fransa’ya okumaya gönderdiği oğlu Hayko geçti. 1994’de bayrak eşi Silva İnciyan ve oğlu Daniel İnciyan’a geçti. Bu meyhanenin başlıca özelliği, erkeklerin tekelinde olan meyhane kültürüne kadınları da katmış olmasıydı. Kör Agop’un masalarından kimler geçmedi ki; Yaşar Kemal, Zeki Müren, İslam Çupi, Ali Şen, Müzeyyen Senar ilk akla gelen isimlerdi…

Ne diyordu Yaşar Kemal ‘Deniz Küstü’ romanında “Kör Agop, bu dünyaya şu pezevenklere salt balık pişirmeye, içki sunmaya gelmemiştir. O sohbete, sıcaklığa, dostluğa gelmiştir. Eğerkim dostluk yoksa, çekiver şu dünyanın kuyruğunu gitsin…”