2

Karel has some size/intimidation factor complex and since his little sister beat him in that department he’s been pretty touchy since

Hector continuously laughs at his pseudo big bara Pint dad and unrelated albino Bree aunt trying to navigate in average-people sized enclosures 

I CAN PROMISE YOU ONLY BREE AND PINT GROW UP IDIOTICALLY BIG but it doesn’t help a lot of the other characters are also idiotically big (Marcel and Jericho both belong to altes gestalt, which are vaguely explained here and in general most gestalts are hella tall) 

"Beni Affet Bu Gece"

Tırnak uçlarıma kadar acıyla donatılmıştım senin olmadığın ve senin hiç adım atmadığın şehre inerken. Şimdi senin gelişini bekleyemeyecek şimdi şehirler arası yollarda sol yanıma cümlelerini alıp, sesinle avunamayacaktım. Bazen gitmek bıçak gibi keser insanı, bu sefer beni değil de bizi ikiye ayırmıştı.

Gitmek yerine kalmayı deneyenlerden olsaydım sensizliği hiç icat edemezdim. Bazen gitmek kalmanın bir başka ismidir ve kimi zaman gidince daha çok kalır insan. Özlediğin şehri bir uçak penceresine sıkıştırıp tüm ışıkların kümelendiği dakikaların sonunda sol yanında inceden bir sızı beliriyorsa daha çok kalmaya başlar insan. Ve bir martı ne denize ne kadar uzak olursa olsun deniz kokar. Senin bana ne kadar uzak olduğunun hiç önemi yoktu. Benimdin sen. 

 Alsancak iskelesine Karşıyaka seferini yapacak vapur yanaşmış onlarca beden birbirine sarılarak biniyordu. Rüzgar suratıma çarpıyordu. Zaman durmuş saniyeler buz kesmişti. Öylesine hayaller kurmuştuk ki tek celsede yakama yapışmış uzakta görünen ışık kümesine kilitlenen gözlerimin önünde sahneleniyordu birer birer. İsmine sahiplik eki getirdiğim ilk gece, korkmuştun, tenha sokaklarda tek kaldığın dakikalarda parmaklarım buz kesmiş kilometrelerin ötesinde zaman düğümlenmişti. Telefon numaranı çevirmeye çekiniyor, sana zarar gelecek diye aklım yerimden çıkıyordu. Yanında olacaktım, ilk hayalimiz buydu. Belki kordonda basit bir apartman dairesi, belki vapur sesleriyle uyanacağın bir teras katımız olacaktı. Uykulu sesinle uyanacaktım, uyku mahmuru gözlerim gözlerine çarpacak, parmakların avuçlarımı dolduracaktı. Senin kokun sinecekti her yanıma. Tüm bu hayallerin yanı sıra adrian her şeyi anlatıyordu tek celsede, “beni affet bu gece” konuşamadıklarımızı sustuklarımızın içine saklamayı unuttuklarımızı tekrarlıyordu her nakaratta. “beni affet bu gece”

Konuşamadıklarımız vardır bazen…

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video