8

middle 15th century (1455-1460) Austria - Styria

Sankt Lorenzen ob Murau

altar paintings in the local church - Martyrdom of Saint Margaret (the panels are not necessarily in the right order)

tempera on wood

http://tethys.imareal.oeaw.ac.at/realonline/

no. 002126 (courtship), 002127 (dragon), 002128 (breast ripping), 002129 (decapitation), 002130 (scourging), 002131 (torch), 002132 (incarceration), 02133 (barrel)

Read the account of her martyrdom from the Legenda aurea here.

Samsun Basını Ve Tramvay Gazetesi

Samsun Basını Ve Tramvay Gazetesi

Samsun Basını Ve Tramvay Gazetesi :Samsun’da özel sektör tarafından çıkarılmakta olan gazetelerin bir bölümü, hatta belki de büyük bölümü çok zor şartlarda…

Bazıları dayanabildikleri kadar dayanacak bazıları belki de yayın hayatına son verecek.,

Bir gazetenin çıkmasına her zaman destek veren bu satırların yazarı bir gazetenin kapanmasına da son derece üzülmüştür her zaman.

Her zaman da…

View On WordPress

Haydarpaşaya ne olacak ?

Haydarpaşaya ne olacak ?

Haydarpaşaya ne olacak :Anadolu’nun Avrupa’ya, insanların umuda açılan kapısının adı oldu yıllarca Haydarpaşa.Yeşilçam filmlerinin unutulmaz sahnelerine ev sahipliği yaptı. Herkesin aklına “ seni yeneceğim İstanbul” cümlesiyle kazındı. Bugün ise kendi geleceğinin nasıl olacağının cevabını bekliyor.

TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu “tartışmanın sadece Haydarpaşa üzerinden sürdürülmesi…

View On WordPress

Free Download Full Version Download GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014)  Full Version Lifetime License Serial Product Key Activated Crack Installer

Download
GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014) Full Version Lifetime License Serial Product Key Activated Crack Installer

Download GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014)Full Version Download and Install Instructions :

  1. Download the GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014)  Installer
  2. Follow the install setup wizard. Be sure to install all the components for a successful installation.
  3. Click Run if prompted and the Online Launcher will automatically install GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014)] .
  4. Enjoy a FULLY ACTIVATED GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Full Setup Activation+Hack+Cheat Tool (PC-EN-2014) .

Download GRID Autosport (Xbox360/2014/iMARS) Title: GRID Autosport Release: Jun 24, 2012 By: iMARS Genre: Racing Developer: Codemasters Language: English, French, Italian, German, Spanish Size: 8.14 GB It�s all about the teams, the rivals and the race in an intense new world of professional motorsport. Racing alongside a teammate, you must overcome key rivals and satisfy team sponsors in ferocious races where every pass and position counts.


ORMAN KÖYLÜLERİNE DEFNE DAĞITIMI YAPILDI

Hür Işık Gazetesi http://www.hurisikgazetesi.com/orman-koylulerine-defne-dagitimi-yapildi/

Mersin’in en önemli odun dışı ürünlerinden biri olan ve orman köylüsüne gelir sağlayan defnenin bulunduğu sahalar, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı imar çalışmaları sonucunda kullanım hakkı orman köylüsüne verilerek dağıtılıyor. Bu kapsamda Çamlıyayla ilçesine bağlı Darıpınarı köyünde de …

( Kürsü, Haftanın Duası ve Sözün özü )

Dünya ve ahirete kıymeti kadar önem verin 

 

Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de bize talim buyurduğu, “Rabb’imiz, bize dünyada da ahirette de hasene ihsan eyle!” (Bakara, 2/201) duası umumi bir yakarıştır.

 

Bu şekilde hem dünyanın hem de ahiretin güzelliklerini isteyenler Allah’ın lütf u keremiyle niyet ve gayretlerinin semeresini hem dünyada hem de ahirette göreceklerdir. Dolayısıyla insan sadece dünyasını değil, aynı zamanda ahiretini, hatta dünyanın fani ve geçiciliği, ahiretin ise ebedî ve sonsuzluğunu nazar-ı itibara alarak, dünyanın çok çok ötesinde ahiretini düşünmelidir. Evet, o, her iki âlemin de güzelliklerini istemeli, dünyasını imar ederken ahiretini berbat etmemelidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim, sadece dünya peşinde koşanların, “Rabb’imiz, bize vereceğini bu dünyada ver!” şeklinde talepte bulunduklarını zikreder ve “Böyle diyenin ahiretten nasibi yoktur.” (Bakara, 2/200) diyerek, sadece dünya hayatı için talepte bulunanların elemli âkıbetine dikkatleri çeker.

 

Böyleleri Cenab-ı Allah’ın vermiş olduğu nimetleri, “Bütün zevklerinizi dünya hayatında kullanıp tükettiniz, onlarla safa sürdünüz.” (Ahkaf, 46/20) fehvasınca yemiş bitirmiş olurlar. Bu durum ulvî gayeler için yaratılmış bir insan için başka değil sadece bir sukûttur (düşüştür). Kendi seviyesinin altına düşmektir. Çünkü sadece dünyasını düşünüp, hayatını yeme ve içmeye bağlamak insan dışındaki mahlûkatın yapacağı şeydir.

 

Bir kere daha ifade edecek olursak, insan Allah’ın (celle celâlühü) kendisi hakkında takdir ettiğine razı olmalı, Allah’tan hakkında hep hayırlısını dilemeli, her zaman, “Allah’ım, hakkımda hayırlı olanı ihsan eyle. Eğer Senin bana ihsan edeceğin daha başka nimetler benim baştan çıkmama sebebiyet verecekse ben onları istemiyorum. Kût-u lâ yemûtla, ölmeyecek kadar bir rızıkla yaşamaya razıyım. Ben Senden sadece Seni istiyorum. Bana Seni gerek Seni.” demelidir.

 

"Allah’ım! Arkadaşlarımıza Bol Bol İhsan Eyle!"

 

Bundan dolayı insan başta Allah Resûlü olmak üzere infak kahramanı diye vasıflandırabileceğimiz insanların hayatına bakarak kendini çokça test etmelidir. Mesela servet geldiği gibi, o insanın kalbinde-gönlünde hiçbir iz bırakmadan Allah yoluna gidiyor mu, ona bakmalıdır. Az iken verebiliyorsa, yani bir ceketi, bir paltosu varken çıkarıp onları verebiliyorsa, böyle birisi arabası olduğunda Allah’ın izniyle onu da verebilir. Yine böyle birisi, “Bana her gün bir milyon dolar gelse, gelse de ben o dolarlarla dünyanın değişik yerlerinde şu kadar eğitim yuvası açsam; oralarda vazife yapan eğitim gönüllülerinin alamadıkları burslarını yetiştirsem, hatta o bahadırların yaptıkları bu civanmertlikler karşısında beş bursunu birden peşin versem.” diye düşünür. İşte insan böyle düşünebiliyor ve kendine uyguladığı testlerden Hakk’ın inayetiyle geçtiğine inanıyorsa onun için servet –inşaallah– tehlikeli olmaz. Bu ölçüde bir niyet enginliği ve kalb safveti içinde bulunanların kasalarına keşke hep servet akıp dursa. Fakir, büyük çoğunluğu itibarıyla arkadaşlarımızın işte bu seviyede üstün karakterli, civanmert ve semahat ehli insanlar olduklarını düşünüyor; onlar için Cenab-ı Hakk’a çokça dua ediyor ve “Allah’ım, o arkadaşlarımıza bol bol ihsan eyle. Zira onlar Senin lütuflarını dünyanın dört bir yanına i’la-yı kelimetullah için saçıyorlar.” diyorum.

 

Fakat insan Erzurumluların ifadesiyle gırgıtsa, hep cimrice davranıyor, kendi rahatını milletinin ve mü’minlerin rahatının önünde tutuyor, insanların hakkını nazar-ı itibara almıyor, din-i mübin-i İslam’ı düşünmüyor ve bir türlü iç dünyasında bu olumsuz duyguları aşamıyorsa böyle bir insan Allah’tan mal-mülk, servet u sâmân istememelidir. Yürekli davranmalı, kendinden emin olmadığını kabul etmeli ve “Allah’ım bana vereceğin ihsanlar, onların getirdiği rahat beni Senden uzaklaştıracaksa istemem onları. Bu zamana kadar benimle Senin arana girenleri de al.” diyebilmelidir. Çünkü kulluk bu ölçüde bir samimiyet ve sadakat ister.

 

Burada konuyla alâkalı yönleriyle Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nden ve onun acz u fakr yaklaşımından da bahsetmek icab eder. Üstad Hazretleri, ilim ve dinin izzetini muhafaza etme, iman hizmetine halel getirmeme düşüncesiyle hep istiğna ruhuyla hareket etmiş ve çok fakirane bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. Eşref Edip merhum onun bu halini Tarihçe-i Hayat’ta, “Kendisi bir çanak çorba, bir bardak su, bir lokma ekmekle teğaddî eder. Elbisesi pek basit ve fakiranedir. Temizliğe fevkalâde itina eder. Mâmelek namına dünyada hiçbir şeyi yok. Kendi için yaşamaz, cem’iyet için yaşar.” ifadeleriyle anlatır.

 

Onun cemiyet ve insanlık için fedakârlık ufkunu anlama adına fikir verecek bir hatırayı Vehbi Vakkasoğlu Bey’den dinlemiştim. Kendisi Necip Fazıl merhumu ziyarete gittiğinde ona Zübeyr abiden işittiği bir hatırayı naklediyor. Büyük Doğu dergisinin sıkıntılar yaşadığı, bir yayınlanıp bir yayınlanmadığı dönemlerden birinde yine parasızlıktan dolayı dergi basılamayacak gibi oluyor. Bu mevkûte o zaman için çok önemli bir misyon ifade ettiğinden Üstad Hazretleri ona İslam’ın sesi ve soluğu olarak bakıyor.

 

 

İşte Büyük Doğu’nun parasızlıktan dolayı basılamayacak olması Üstad Hazretleri’ne çok dokunuyor ve Zübeyir ağabeyi çağırıp ona, “Zübeyir, Doğu çıkmayacakmış, mutlaka bir şey yapmamız lazım.” diyor. Zübeyir ağabey de, “Üstadım, neyimiz var ki bir şey yapalım?” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Üstad Hazretleri “Benim, kışın üzerime aldığım eski, yamalı bir yorganım vardı. Belki birisi bir değer atfeder de onu satın alır. Siz de elinize geçeni Doğu’ya gönderirsiniz.” diyor. İşte Hazreti Üstad o yorganı sattırıp bedelini dergiye gönderiyor. Vehbi Vakkasoğlu Beyefendi, “Bunu Üstad Necip Fazıl’a anlattığımda yüzünü pencereye çevirdi ve hıçkıra hıçkıra ağladı.” demişti.

 

1 - Kur’an-ı Kerim bizden ne ahireti ne de dünyayı tamamen terk etmemizi ister. Fakat her birine kadrü kıymetine göre önem vermemizi tavsiye eder.

 

2 - Sahip olduklarını kalp safveti ve niyet enginliğiyle Allah yolunda sarf edebilen insanlar için mal, onlara cennetteki yüce dereceleri kazandıran bir çift kanat gibidir.

 

3 - Üstad Hazretleri her şeyini din yolunda feda etmişti. O kadar ki sahip olduğu bir tek yamalı yorganını bile ihtiyaç durumunda satıp Allah yolunda parasını tasadduk etmişti.

 

ZAMAN 

 

21 Mayıs 2010, Cuma

 

 

Taklit âfeti ve biz 

 

Hâl-i pürmelalimize bakılacak olursa çoğumuz itibarıyla, erkân-ı imaniyeyi ele alıp tek tek tahlilden geçirdikten ve hepsini sağlam bir zemine oturtup yerli yerine koyduktan sonra o iman âbidesini yeniden inşa etmiş ve ona göre bir tahkikî iman ufkuna ulaşmış değiliz.

 

Tabir caizse atalarımızın bize kazandırdığı iğreti bir imanla yaşıyoruz. Bazı Ehl-i Sünnet imamları taklide dayanan böyle bir imanı kabul etmemişlerdir. Çünkü onlara göre imanın tahkikî olabilmesi, kişinin, iman ettiği esasların her taşını kendi eliyle yerli yerine koymasıyla gerçekleşecektir. Evet, imanın her bir cüzünü düşünerek, tahlilden geçirdikten ve onların üzerine şuur mührü vurduktan sonra işte böyle bir iman şart-ı âdi planında senin iradenin ürünü demektir. Ancak şu anki hâliyle pek çoğumuzun imanının mimarı babalarımızdır; babalarımızın imanının mimarı da dedelerimizdir… ve hakeza taklit öteden beri bu şekilde devam edegelmiştir. Fakat şunu da hemen ifade edeyim ki, iman çok kıymetli olduğundan, taklit bile olsa onu reddetmek imana karşı saygısızlık olur.

 

Hz. Üstad bu mevzuda, insanları tahkik kapısına çağırıyor, bizlere tahkik kapısını aralamak istiyor. Risale-i Nur’da sadece bir Âyetü’l-kübra’yı bile düşünecek olursak, Üstad’ın orada okuyucuyu kâinatın her bir parçasıyla yüzleştirdiğini, her nesneyi dillendirdiğini ve bizi her nesne karşısında düşünceye sevk ettiğini görürüz. Onu okuyan kişi âdeta iman adına kendi düşüncelerini yeniden inşa ediyor gibidir. Zaten taklidî iman çağımızdaki şiddetli inkâr ve dalâlet fırtınaları karşısında dayanamamış ve maalesef gümbür gümbür yıkılıp gitmiştir. Hatta asırlarca İslâm’ın mânevî hayatının soluklandığı müesseselerde bulunan insanlar dahi böyle bir taklidî imanla dalâlet fırtınaları karşısında ayakta duramamış ve çeşit çeşit şüphe ve tereddütlerle dinlerini, imanlarını kaybetme noktasına sürüklenmişlerdir. Hâlbuki onlar iman binalarının her parçasını çok iyi bilse ve ona göre sağlam bir zemine oturtmuş olsalardı netice böyle olmayacaktı.

 

Ayrıca unutulmaması gerekir ki, taklitten sıyrılıp tahkikin sağlam zemininde iman binamızı inşa edebilirsek, bu hâl, bizim tavır ve davranışlarımıza da aksedecektir. Zira inanmış bir insanın bakışında, konuşmasında hep ciddiyet nümâyandır. Bu mânâda, Hz. Üstad’ın çevresinde de inanmış insanların bulunduğunu söyleyebiliriz. Hâlbuki bizler taklidin kocaman kahramanlarıyız. Çünkü biz kendimizle yüzleşerek, inandıklarımızı analitik mülâhazayla ele alıp tahlil ederek; tahlil edip yeni terkip ve sentezlere ulaşarak o imanımızı sahiplenmiş değiliz. Taklitten kurtulamamış böyle bir fert, çok güçlü bir dalâlet fırtınası karşısında devrilip gitme tehlikesiyle karşı karşıya demektir. Böyle bir netice bazen itikat sahasında, bazen amelde, bazen hizmet felsefesinde, bazen de benliğin öne çıkması gibi hususlarda kendini gösterir/göstermektedir.

 

ZAMAN 

 

21 Mayıs 2010, Cuma

 

 

 

Ümit ve endişe 

 

Sırtımda müthiş bir dağ, ufkumda taze bahar,

Gözlerimde sevinç, sînemde ürperten acı;

 

Her lâhza yudumladığım bir zakkum ağacı,

Hicranla inliyorum, inliyorum hep zâr zâr…

 

Dertten anlayan pek az, onun da gönlü harap,

Kıvrım kıvrım zavallı cismaniyet ağında;

 

Kalmamış ne fitil ne kıvılcım çerağında;

Hissedip yaşayana kalıyor her ızdırap.

 

Cız cız ediyor içim, hep o hüzünlü melâl,

Ancak, her zaman nabzım da ümitle atıyor.

 

Ve imanım bütün ufkumu aydınlatıyor,

Şimdilerde bir tüy gibiyim, önümde visal…

 

***

 

ZAMAN 

 

21 Mayıs 2010, Cuma

Yeni Haberler için Halkın Habercisi - Bağımsız Habercilik

Haber Adresi:http://www.halkinhabercisi.com/bayraktardan-bir-kiyak-da-yargitaya

Bayraktar’dan bir kıyak da Yargıtay’a

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Emine Erdoğan’ın ricasını kıramaması gündeme bomba gibi düşmüştü. Bayraktar’ın şimdi de Yargıtay hakimini kıramadığı ortaya çıktı.

 
Halktan ve Meclis’ten kaçırılan 4 bakanın yolsuzluk dosyalarından Bayraktar fezlekesinden bu kez Yargıtay hakimine kıyak çıktı. Bayraktar’ın, 5 yıl boyunca Yargıtay 5. Ceza Dairesi Başkanlığı yapan Ahmet Ceylani Tuğrul’un Mersin’deki arazisinin imar planı için devreye girmesi dinlemeye takılıyor. Aykut Küçükkaya’nın Cumhuriyet’teki haberinde Bayraktar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman’a, “şimdi bu arkadaşımız bu şimdi bir şey olduğu zaman söylüyoruz ona Yargıtay’da bir işimiz olduğu zaman” diyerek Tuğrul’un imar işinin halledilmesi için ricacı oluyor. Adalet Bakanlığı’na gönderilen fezlekede yer alan dinleme kaydında bürokrat Kahraman, Bakan Bayraktar’a, “Tamam bakanım” diye yanıt veriyor.

 

11 ARALIK 2013 SAAT: 10.04… BAYRAKTAR, KAHRAMAN’I ARIYOR

 

17 Aralık operasyonundan 6 gün öncesi. Konuşma 56 saniye sürer. Telefonun bir ucunda operasyon günü gözaltına alınan bürokratlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Kahraman, diğer ucunda dönemin Çevreve Şehircilik Bakanı Bayraktar var.

 

Fezlekeye giren kayıtlara göre konuşma şöyle:

 

Mehmet Ali Kahraman: Bakanım buyrun.

Erdoğan Bayraktar: Mehmet Ali beni şimdi Ahmet Ceyhani Tuğrul aradı bu Mersin Karahisarlı da onların bir 100.000’lik plan şeyleri var. Ömer Yıldız’daymış sende senin Ömer Yıldız’daymış.

M.A.K.: Bakanım bakanım orası şöyle biz Mersin Adana 100.000’lik planını yaptık çok sayıda itirazlar var onların hepsini değerlendiriyoruz o yüzden biraz daha vakide ihtiyacımız var sayın bakanım.

E.B.: Ben ne diyeyim ona şimdi.

M.A.K.: İncelemedeyiz inceleme çerçevesinde inşallah sene sonuna kadar şey yapacağız sonuçlandıracağız.

E.B.: He tamam o zaman bu şimdi bu arkadaşımız bu şimdi bir şey olduğu zaman söylüyoruz ona Yargıtay’da bir işimiz olduğu zaman.

M.A.K.: Tamam tamam bakanım.

E.B.: Şey yapalım da ben diyeceğim onun kendisinin de dilekçesi var sende onun da kendisinin…

M.A.K.: Var bakanım evet evet…

E.B.: Tamam…

M.A.K.: Tamam bakanım…

E.B.: Hadi iyi günler.

M.A.K.: Sağolun.

 

 

居酒屋風「寿司処七八」 カラオケボックス「七八」もオープン

#和食 #寿司 [サンパウロ新聞]【既報関連】7月にサンパウロ市モエマ区に新しく開店した日本食レストラン「 寿司 処七八(すしなや)」(Av. dos Imares, 776)。同店内にある10人用のカラオケボックス(1時間60レアル)2部屋以外に、店名を冠した78人用のパーティールーム・「ボックス七八(なや)」(1時間250 …

Watch on cytone.tumblr.com

GTLK from 2apictures on Vimeo.

Full project info: 2apictures.ru/GTLK

Concept: Components of the space. Between existence and “No!”. Alive — аbsorbs.

Client: Gosudarstvennaya Transportnaya Lizingovaya Kompaniya | GTLK
Agency: Communication Group IMARS | imars.ru ©
Production/Postproduction: 2A | 2apictures.com
Producer/Director: Andrey Muratov
D.O.P: Alexander Kuznetsov
Sound design: Nebulo | myspace.com/nebulo

«Nebulo — Plasticmare» was licensed for this promotion video | hymen-records.com ©

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, GAZZE’DEKİ SÜRESİZ ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILADI

Hür Işık Gazetesi http://www.hurisikgazetesi.com/disisleri-bakanligi-gazzedeki-suresiz-ateskesi-memnuniyetle-karsiladi/

Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail ve Filistin arasında Gazze’de süresiz ateşkes ilan edilmesine ilişkin varılan mutabakatı memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, ‘Ateşkes süresince Gazze’nin yeniden imarı için gerekli olan malzemeler ile acil insani ihtiyaçların girişi için İsrail ve Gazze …

Yeni Haberler için Halkın Habercisi - Bağımsız Habercilik

Haber Adresi:http://www.halkinhabercisi.com/onlarin-bir-telefonu-yetiyor

Onların bir telefonu yetiyor

Kuzey Ormanları’nda bulunan Sarıyer Gümüşdere ve Kısırkaya bölgesinin imara açılmasında 12. Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın etkili olduğu iddia edildi.

 

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası oluşturulan, dört bakanla ilgili fezlekelerdeki dinleme kayıtlarını haberleştiren Cumhuriyet gazetesi, dün Kuzey Ormanları’nın imara açılmasında kimlerin hangi rolleri üstlendiğine dair bir haber yayımladı. Buna göre Kuzey Ormanları’nda bulunan Sarıyer Gümüşdere ve Kısırkaya bölgesinin imara açılmasında 12. Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan etkili oldu.

 

Söz konusu imar değişikliğinin gerekçesi, 18 Temmuz 2013’te dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Ayyıldız arasındaki telefon görüşmesinde ortaya çıkıyor. Erdoğan Bayraktar, Başbakan‘la konuştuğunu, “adamların iflas edeceğini” ormanın imara açılmasında acele edilmesi gerektiğini söylüyor. Ayyıldız ise, Emine Erdoğan’ın özel kaleminin de aradığını, acele ettiklerini belirtiyor. Söz konusu haberde “Emine Erdoğan’ın bir arkadaşının bölgede arsası olduğu, iflastan kurtarmak için böyle bir girişimde bulunulduğu”na yer veriliyor. Yasal dinleme kaydı, bölgenin imara açılmasında Koruma Kurullarının nasıl çalıştığını da ortaya koyuyor. Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun doğayı korumaktan çok tahrip ettiğini bir kez daha gözler önüne seren dinleme kayıtlarında, 4 No’lu Koruma Kurulu’ndan kişilerle görüşülerek arazinin imar planının değiştirileceği belirtiliyor.

 

Konu hakkında bilgi veren Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu, Koruma Kurullarının 2011 yılından beri koruma yerine tahribat merkezi haline geldiğini dile getirdi.

 

2011’DEN BERİ TEK SİT İLANI YOK

 

Sadece bir telefon görüşmesi ile ağaç tahribatının önünün açılmasının nedenlerini Taraf’a anlatan Muhçu, kurullardaki değişim sürecini şöyle aktardı: “2004 yılında koruma kurullarına operasyon ile kadrolar değiştirildi. Ancak bununla da yetinilmedi. 2010 referandumunun arkasından Kültür Bakanlığı’na ait koruma kurulları, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü olarak ikiye ayrıldı. Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, Kültür Bakanlığı’na bağlı kalmaya devam etti. Ancak Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandı. Her şey bundan sonra hızlandı.

 

O dönemden sonra birçok yerin sit statüsü ya kaldırıldı ya değiştirildi. Koruma Kurulu’nun Bakanlığa bağlanmasıyla ilk olarak Çamlıca Tepesi imara açıldı. Yüzlerce alanı imara açan Koruma Kurulu 2011 yılından beri yeni tek bir sit alanı dahi ilan etmedi. Bu da görevlerinin korumak olmadığının göstergesi.”

 

“AKTİVİSTLERİ BURAYA SOKMAYIN”

 

Sarıyer bölgesinde birçok yeri korumak için mücadele eden Kuzey Ormanları Savunması’ndan Hasan Afacan bölge için mücadele verdiklerini ancak büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını anlattı. Afacan, “Burasıyla ilgili imar değişikliği ve kamulaştırma çalışmaları gündeme geldiğinde köylülerin dava açması için Türkiye Barolar Birliği’nden ücretsiz avukat ayarladık. Her türlü imkanı sunmamıza rağmen yapılan baskıdan korktukları için sadece iki kişi dava açabildi. Köylülerden duyduğumuza göre kendilerine ‘Eğer buraya Kuzey Ormanları Savunması gibi aktivistleri sokarsanız arazileriniz için alacağınız bedeller düşer’ denilmiş” diye konuştu.

 

Kaynak: Taraf / Billur Özgül

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video