8

middle 15th century (1455-1460) Austria - Styria

Sankt Lorenzen ob Murau

altar paintings in the local church - Martyrdom of Saint Margaret (the panels are not necessarily in the right order)

tempera on wood

http://tethys.imareal.oeaw.ac.at/realonline/

no. 002126 (courtship), 002127 (dragon), 002128 (breast ripping), 002129 (decapitation), 002130 (scourging), 002131 (torch), 002132 (incarceration), 02133 (barrel)

Read the account of her martyrdom from the Legenda aurea here.

anonymous asked:

akp düşmanlığı yaptığın belli hasbahce yi öneririm sana tartışmak için :D

O kadar belli oluyormu ya :) Ben alenen yapıyorum belli olması için çabalamıyorum ki .

AKP yi sevecek değilim…!

Hasbahçe demişisn de ben hasbahçe deyince ilk aklıma gelen şey şudur.

"İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın arkadaşı Mustafa Günaydın’a ait, Esenyurt’taki ‘Hasbahçe Konakları’na uygun plan değişikliğini kabul etti. Uygulamadaki planlara göre yarısı dini tesis ve park alanında kalan arazinin büyük bölümüne, 7 blok halinde lüks daireler yapılmıştı. Plan değişikliği ile imar planları ‘konaklara’ uyduruldu"

Ne tuhaf  bir ucu AKP ye dayandı yine:)

Christmas bells, Wedding Bells, School Bells

My cousin sent out e-vites for his wedding this December 13 and we had to RSVP on their website: http://www.theknot.com/wedding/Imar-and-Ella/view/7664444332267000/44543734

I was surprised to see their pre-nup photos shot at my second home where I spent 9 years of my life being pressured in joining MTAPs, making investigative projects and participating in science fairs. The couple met during their high school days in Science and Technology Education Center (STEC). And so a thought dawned on me, maybe I actually have a chance with my one true forever crush. hahahaha

image

image

Who knows I might end up with Zenas in 10 years? hahaha xD

2

9 senedir bireysel çabalarla yapımı süren Cem Evi nihayet bitti ve bugün açılışı yapıldı.
Son kertede olaya dahil olan Chp tüm krediyi topladı.
Bir de Chp, Mhp’nin ismi dahil olmasın diye otobüs hatta isteğinde bulunmamış. Halk iki otobüsle gidiş geliş yaptı.
Uzakta olması en büyük sıkıntı olan cem evi için başka bir yer verilmemişti zamanında. Zaten verilseydi de daha pahalı bir arsaya kimsenin parası yetmezdi.

Çok geniş ve kapsamlı yapılan cem evi’ni kullanması beklenen kesim günde 4 otobüs parasını karşılayabilecek kesim olsa zaten belediyeye minnet edilmeden tamamlanırdı imar.

Fotoğraftakilerden biri benim babocan, atatürk rozeti var. Kendisi chpli. Lakin rozeti takan İsmail amca. Malatyalıymış. Adamın çekmesi atatürk rozetiyle doluymuş ve herkesin yakasına rozeti takıyormuş. Hakikaten de öyle oldu. Cebinde bir avuç rozet vardı. Ben taktırmadım.

16 Kasım 2014/ cem evi

Eğer insan;
imânî çerçevede,
Allah, Peygamber ve Ehl-i Beyt ve Sahabe sevgisini,
şu üç hakkın herhangi birisinden yoksun tutuyorsa, 
kalbini ve imanını yeniden yoklamalı, yeniden revize etmeli, imar etmelidir…

1 - Allah’ı sevmek imanın hakkıdır.
       (2/BAKARA-165)
2 - Peygamberi sevmek Allah’ın hakkıdır.
       (3/ÂLİ İMRÂN-31)
3 - Sahabeyi ve Ehl-i Beyt’i sevmek ise Rasûlullah’ın hakkıdır. 
      (42/ŞÛRÂ-23)

İmânî ölçüdeki sevgide, birini diğerinden koparamaz Müslüman…

Meclis’ten geçti: Yedikule Bostanları imara açılıyor!

Yenileme Kanunu kapsamına alınan Yedikule Bostanları için Fatih Belediyesi’nin hazırladığı uygulama imar planı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edildi. Buna göre Yedikule Bostanlarına konut yapımının önü açıldı.

DHA

Yedikule ve Belgradkapı arasında yer alan Bizans döneminden kalan surların dibindeki bostanları imara açacak plan değişikliği, CHP ve MHP’li üyelerin ret oylarına rağmen Meclis’ten geçti.

Büyükşehir Meclisi’nde tartışmalı bir şekilde kabul edilen imar planı değişikliğine göre, tarihi Yedikule Bostanları’na süs havuzu, sosyal tesis, dinlenme alanları ve konutlar yapılabilecek. Alanın bir kısmı ise bahçe olarak kullanılacak.

UNESCO Dünya Mirası içerisinde yer alan bostanların “Zirai Botanik Dinlenme Alanı” adı altında yok edileceğini belirten CHP’li İmar Komisyonu Meclis Üyesi Esin Hacıalioğlu karara tepki gösterdi.

Kararın alelacele verildiğini belirten Hacıalioğlu, “Sura bitişik alanlarda bulunan bostanların korunacağına dair kararlar da alınmıştı. Sosyal tesis, otoparklar, konut alanı düzenlemeleri yapılarak imara açılıyor. Burada yapılan her çalışma tarihsel dokuya zarar veriyor. Dosya geri çekilsin. Yoksa burada onaylanması halinde, bir kültür katliamının ortağı olursunuz” dedi.

Eleştirilere yanıt veren AKP’li İmar Komisyonu Başkanvekili Timur Soysal ise alanın “mezbelelik” bir halde olduğunu söyleyerek, “Orası bostanlıktan çıkmış, hafriyat atıklarıyla doldurulmuş, tinercilerin yatağı haline gelmiş bir yerdi” ifadesini kullandı.

KORUMA KURULU’NUN ONAYINA SUNULACAK

Osmanlı’nın 16. ve 17. Yüzyıl’dan itibaren uyguladığı tarım yöntemlerini günümüze taşıyan bostanlar, 17. Yüzyıl’dan kalma haritalarda “İsmail Paşa Saray Bostanı” olarak geçiyor. Dünya Miras Alanı ve Karasurları İç Koruma Alanı sınırında yer alan bostanları da kapsayan plan değişikliği, Koruma Kurulu’nun da onayına sunulacak. Kurul, planları onaylarsa yürürlüğe girecek

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. 

 | Kuran-ı Kerim - Tevbe Süresi 18. Ayet Meali

Seferihisar 15. Mandalina Şenliğini coşkuyla kutluyoruz…

Mandalina belki de hayatın bize sunduğu en büyük mucizelerden biri. Düşünün her daim yemyeşil bir ağaç, bahar aylarında mis gibi kokan bembeyaz çiçekler açıyor, o çiçekler daha sonra, yuvarlak küçük toplara dönüşüyor ve ardından içi sulu, dışı turuncu olağanüstü bir meyve ortaya çıkıyor.

İşte bu mucizenin en güzelinin en lezzetlisinin yetiştiği topraklar Seferihisar. Ne kadar şanslıyız ki Seferihisar bir büyük mandalina bahçesi.

Bu estetik ve doğal güzelliğin aynı zamanda, son 50- 60 yıldır, Seferihisar’ın en önemli ekonomik dinamiği, zenginliğinin en temel sebeplerinden biri olduğunu biliyoruz. Bu zenginlik kaynağını çok iyi korumak, sahip çıkmak, büyütmek zorundayız. Pazar ve rekabet koşulları, bahçelerin miras yoluyla küçülmesi, genelde tarım sektöründe yaşanan sıkıntılar, imar baskısı, bu görevimizi zorlaştırıyor. Ancak çaresiz değiliz elbette.

Öncelikle, kurduğumuz Mandalina Üretici Birliği ve Sefeko’ya, Ulamış, Gödence, Orhanlı, Hıdırlık tarımsal kalkınma kooperatiflerine destek olmaya devam edeceğiz.

Mandalinanın yan ürünlerini daha çok geliştirip,katma değerini arttırmaya gayret edeceğiz.

Yine çocuklarımıza mandalina suyu dağıtmaya başladık, devam edeceğiz, diğer ilçelerimize de bu uygulamayı yaymak istiyoruz.
Mandalinanın fiyatını olumlu etkileyecek en önemli adımlardan biri olarak, soğuk oda ihtiyacını tesbit etmiş ve inşaatı ile ilgili çalışma başlatmıştık. Biliyoruz ki, sadece mandalina üreticisi için değil, Seferihisar’da diğer sektörler için de önemli bir eksikliği ortadan kaldırmış olacağız. O nedenle en kısa sürede hizmete sokmak için gayret edeceğiz.

1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarını hazırlarken Mandalina bahçelerimizi korumayı en temel hedef olarak belirledik ve bundan sonra da bu hedefin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Bu çalışmaların tamamlayıcısı olarak Seferihisar mandalinasının markalaşması ve Seferihisar ismiyle özdeşleşmesini sağlamak için festival gibi tanıtım çabalarımızı sürdüreceğiz. #seferihisar #cittaslow #mandarin #mandalin

sabahzora asked:

Našt'i imar čhib phandl'i l'ikerav tu mironipo mujeha khamestar, O mire manuša, bronziko mujeha ezeraberšengra jagatar hordines apsinakro šlajiris tele mujeha, sa sako rat'i sar nekžužeder čerchen labarela. E čhib phandl'i l'ikerahas ezeraberša, phirahas pherde jilenca na avri phende lavenca sar baro pani sa dživipen pherdol' lenenca. I found this beautiful Romani poem translated into Swedish, written by Dezider Banga and I just wanted to share it with you in case you hadn't read it before! :)

AHHH I love Dezider Banga!! Thanks for sharing! Love this poem too…

Gazze’de Yeniden İmar İçin “Bağış Konferansı”, Filistin’in Tanınması, Hamas Pragmatizmi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada İsrail’i “savaş suçlusu” olarak tanımlayıp “işgal ettiği topraklardan çekilmesini” istediği konuşması, İsrail Hükümeti tarafından ironi sayılabilecek bir şekilde “nefret söylemi” olduğu gerekçesiyle kınandı.

İsrail’in Gazze işgalinin sonuçlarından birisi aralarında uzun süredir problemler bulunan FKÖ ve Hamas’ın Mısır’da biraraya gelerek ortak Hükümet konusunda anlaşmaları oldu.

Bu gönüllü bir biraraya gelişten ziyade aynı zamanda uluslararası baskının ve Hamas pragmatizminin bir sonucuydu.

Buna göre Hamas Gazze’de iktidarı Filistin yönetimine devretmeyi kabul etti. Böylece memur maaşları merkezi yönetim tarafından yönetilirken, tartışmalı sınır kapılarının Filistin Yönetimi ve BM tarafından devralınmaları, ablukanın kaldırılması ve Gazze’in yeniden imarı, inşaat malzemelerinin İsrail sınırlarından geçirilmeleri vd. kararlaştırıldı.

Bu Gazze’de Hamas üzerinde artacak bir baskıyı ortadan kaldırmış oluyordu. Hamas uluslararası baskılar sonrasında böylesi bir anlaşmaya onay verirken, öte yandan tüm mali ekonomik sorumluluğu Filistin ortak yönetimine devretmiş oldu.

Ancak varılan anlaşmaya rağmen Gazze’de iki yapı arasındaki gerilim varlığını sürdürdü. Hamas ‘uzlaşı’ya rağmen burada devlet kurumlarındaki etkisini kaybetmemek için bir direniş göstermeye başladı. Çünkü devlet kurumlarındaki (yaklaşık 20-30 bin civarında bir personel sözkonusudur) etkisinin azalmasının Gazze halkı nezdinde aynı şekilde bir güç kırılmasına sebebiyet verebileceğine dair bir öngörüye sahiptirler.

Bunun dışında en önemli konu olan Hamas’ın askeri olarak bağımsız varlığını sürdürmesi, yeni bir sorun yaratmaya aday pozisyonunu korudu.

Ancak, Mısır’ın arabuluculuğunda İsrail’le yürütülen dolaylı müzakerelerle varılan anlaşma doğrultusunda ateşkese bağlı kalınacağı taahhüt edildi.

Hamas ve Filistin yönetimi arasında varılan anlaşmaya göre Uzlaşı Hükümeti’nin kurulmasından altı ay sonra seçimlerin yapılması kararı bir diğer önemli konu oldu.

Alınan kararlarda 2006 anlaşmasına atıfta bulunuldu. Filistin topraklarını kontrol altına alma, yahudi yerleşim yerlerinin iptali ve yerleşimcilerin tahliye edilmesi, “utanç” duvarının kaldırılması, Filistin’de başkenti Kudüs olan ve 1967 sınırlarını kapsayan bağımsız bir devlet kurulması, tutsakların serbest bırakılması gibi, ulusal hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlayan siyasi girişimlerin sürdürülmesi doğrultusunda kapsamlı, uzun vadeli kararlar alındı.

Gazze’nin yeniden imarı meselesi gelişmelerin belki en trajik kısmıydı. Gazze’yi yıkanlar, yıkılmasına göz yumanlar, İsrail ile son derece yakın askeri, siyasi ve ekonomik ilişkileri sürdüren onlarca ülke bu kez Gazze’nin imarı için yoksullar için düzenlenen “yardım baloları”, “kermesler” ayarındaki konferansta “bağış yapmak”, “yardım toplamak” üzere biraraya geldiler.

Gazze için Kahire’de düzenlenen uluslararası “Bağış Toplantısı”na BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin aralarında olduğu yaklaşık 30 Dışişleri Bakanı katılırken toplamda 50 ülke temsil edildi.

İsrail’in 50 günlük işgaline maruz kalan Gazze’nin tamamen imha edilen altyapısının yeniden imarı için gerekli olan paranın 8 milyar dolar civarında olduğu açıklandı.

Bu kampanyaya Amerika’nın öncülük yapması ise olayın en vahim boyutunu sergiliyordu. IŞID’la mücadele kapsamında Ortadoğu’ya dönüş yapan ve ciddi bir meşruiyet elde eden ABD Gazze’nin imarı üzerinden İsrail’i üzmeden bu meşruiyetini sağlamlaştırmış olacaktı.

Zaten İsrail’in üzüntü duymasına pek gerek kalmıyordu. Çünkü uluslararası emperyalist koalisyon ve bölge ülkeleri hem Filistin’e destek sunup ve hemde İsrail’le ilişkileri yoluna koymayı uzun süredir bir politik tarz olarak benimsemiş durumdaydılar.

Bu nedenle Mısır Hükümeti’nin toplantıya katılmaması önerisine İsrail olumlu yanıt vererek Gazze’nin yeniden inşası toplantılarına katılma talebinde bulunmadı. İsrail’in Gazze’nin Yeniden İmarı için yapılan bir toplantıya katılması herhalde Filistin davasına yapılacak en büyük hakaret olurdu.

Uluslararası yardımın Gazze’de Filistin otoritesinin tanınması ve iktidarın devri konusunda koşullarla yapılacak olması Hamas’ın baskı altına alınarak etkisizleştirilmesini amaçlıyordu. Hamas bu uluslararası baskıyı kaldıramayacağını gördüğü noktada, ağır ambargolar altında Gazze halkıyla karşı karşıya gelmemek için taviz vererek, imar ve geçiş dönemi sorumluluklarını ve ağır ekonomik maliyetlerle yüzleşme meselesini pargmatik bir yaklaşımla Filistin Yönetimi’ne devretti.

Hamas yönetimi böylece seçim sandıklarında kazandığı meşru iktidardan vazgeçmiş oldu. İsrail savaş alanında Hamas’ı askeri olarak ortadan kaldırma hedefine ulaşamamakla birlikte bunu uluslararası ve bölgesel diplomasi alanında gerçekleştirerek, uluslararası koalisyonun mali-ekonomik desteği sayesinde Gazze’de konuşabileceği bir muhataba (Filistin Yönetimi) kavuştu.

Uluslararası arenada Gazze işgali sonrasında Filistin’in devlet olarak tanınması doğrultusunda girişimler –olumlu gelişme olmakla birlikte- Gazze’nin imarı için yapılan toplantı ve Hamas’ın iktiardan uzaklaştırılarak İsrail’e sunulan bir diplomatik zafer üzerinden gelişti.

Ancak İsrail bu uluslararası jesti dahi engellemeye çalıştı. İsrail ve İngiliz İşçi partilerinin İngiliz parlamentosunda bu girişimleri engellemek için işbirliği yaptıkları görüldü.

Filistin’in tanınmasına ilişkin karar İngiltere Parlamentosu’ndan geçti. Aynı şekilde İsveç’in yeni Hükümeti “geç bile kaldık” diyerek Filistin’i devlet olarak tanıdıklarını açıkladılar.

Son olarak AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, tek çözümün Filistin-İsrail çatışmasının son bulması ve İsrail ile barış içerisinde yaşayacak bir Filistin devletinin kurulması olduğunu vurguladı.

Bu gelişmelerin bir taraftan özellikle AB’nin, ABD’nin yanısıra Filistin meselesinde ağırlığını hissettirmeye çalışmasıyla ilgili olduğunun not edilmesi gerekmektedir.

Gazze’nin işgalinden Kudüs’teki İsrail provokasyonuna gelinceye değin neler değişti? Bu sorunun yanıtı kısmen BM toplantıları esnasında İsrail’i uyarmakla birlikte, Obama’nın, ABD ile İsrail arasında “kırılmaz bir bağ” olduğunu vurgulayarak, “İsrail’in güvenliğine yönelik Washington’ın sarsılmaz taahhüdünü” tekrarlayan sözlerinde aramak gerekmektedir.

İsrail’in yaz aylarındaki Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Obama, bu dönem boyunca Gazze’de yaşanan gelişmelerden “derin endişe” duyduklarını vurgularken, bir taraftan işgal esnasında roket saldırılarına karşı oluşturulan (“demir kubbe”) füze savunma sistemine sundukları katkıyı izah etti.

İsrail, Kudüs’te, birçok ülkenin kınadığı 500 yeni konut inşası ve Mescid-i Aksa’ya girişleri kapatma kararıyla Ortadoğu’da Gazze işgalinin ardından (tüm dünya IŞID’a odaklanmışken) tekrardan ‘rol çalmayı’ başardı.

İsrail Mescid-i Aksa’ya ilgili aldığı karar ve devamında gelişen olayların İntifada’ya dönüşmesi tehlikesi karşısında geri adım atar gibi yaptı.

Ancak somut bir geri dönüşe dair ciddi bir gelişme olmadı. Bu provokatif girişim bile başlı başına İsrail’in Gazze’deki “toplu cezalandırma” ve Hamas’ın askeri varlığını “ezme” üzerine kurulu hedeflerine tam anlamıyla ulaşamamasının acısını çıkarmak istediğini gösterdi. İsrail, Filistinlileri bu topraklardan kovmak için taciz etmeyi, kışkırtmayı, katliamı, cezalandırmaları, ambargoları politika olarak sürdürmekteki ısrarını yineledi.

İsrail’e en büyük desteği sunan ABD yönetiminin dahi tahammül edemeyip, İsrail’in Doğu Kudüs’te Filistinlilere ait 5 dönüm araziye el koymasını kınayarak, bu gelişmenin, “İsrail’i en yakın müttefiklerinden bile uzaklaştıracağı ve Filistinlerle barış çabalarına bağlılığı konusunda soru işaretleri uyandıracağı” mesajını vermesinin bir işe yaramadığı kısa süre sonra görüldü.

Ancak İsrail’in bu adımı bu kez çok daha ciddi sorunlar yaratma potansiyeline sahipti. Filistin Yönetimi’nin BM’yi uyarısında olduğu gibi İsrail‘in bu yaklaşımı bu kez dinler arasında bir çatışma zeminine oturmaktaydı.

Filistin lideri Mahmud Abbas’ın bir sözcüsü, Kudüs’teki kutsal mekanlardan Harem-üş-Şerif’in ibadete kapatılmasını müslümanlara karşı savaş ilanı olarak niteledi.

İsrail gerilimler üzerine inşa edilen saldırgan politikalar üzerinden bölge ülkeleriyle diplomatik ve siyasi ilişki kurmayı ve sürdürmeyi bir tarz olarak benimsemiş durumdadır.

Kudüs’teki son gelişmelerle ilgili olarak hiç bir geri adım atmayan ancak, ortamı yumuşatmaya çalışan İsrail Başbakanı Netanyahu, Filistin sorununu son derece derinden yaşayan ve aralarında işbirliği anlaşmasının bulunduğu Ürdün Kralı Abdullah’la biraraya geldi.

Filistin’de giderek tırmanan olaylar ve Kudüs’te Harem-ül Şerif’e saygı temelinde bir çözüm görüşmenin ana konusu oldu. Daha doğrusu olumlu bir politik çözüm aranıyormuş imajıyla Filistinliler beklentiye sokulmak ve İntifada eğilimleri kırılmak istendi. Bu ikili görüşme sorunlara bölge ülkelerini dahil etme anlamında sürdürülen politika yapış tarzının bir parçası oldu.

Ürdün yönetimi ayakta kalabilme uğruna öteden beri bu tarz politikalara angaje olduğunu, İsrail’e her koşulda payanda olabileceğini göstermiştir.

Son Kudüs provokasyonunun gösterdiği gibi kaos yaratıp ortaya çıkan karagaşalıktan yararlanma stratejisi bağlamında IŞID ve İsrail politikaları tamamen örtüşmektedir.

Ancak İsrail’in bundan sonraki adımı ne olursa olsun Filistin her koşulda yeni bir İntifada sürecine girdi.

2014-11-09 Ahmet Akif Mücek

DAAWO YAABKA: C/Weli Gaas oo Rooti Qalalan iyo Biyo-Madow ku casuumay Safiirka Imaaraadka......

DAAWO YAABKA: C/Weli Gaas oo Rooti Qalalan iyo Biyo-Madow ku casuumay Safiirka Imaaraadka……

Madaxweynaha maamul goboleedka Puntland C/weli Gaas ayaa Rooti qaleeyl ah iyo biyo madow ku soo dhoweeyay safiirka Imaaraadka Carabta u  fadhiya Soomaaliya. Lama oga sababta ku kaliftay in C/Weli Gaas oo madaxweye xil sare haya ah in uu miiska soo saaro Rooti aad u qalalan iyo Biyo Water ah tani oo ka nixisay safiirkii isagoo markiiba diyaaradiisa ku laabtay….Imaaraatka Carabta Midoobey (United…

View On WordPress