efendy

anonymous asked:

kalbine iz bırakan bi şiirin ismini söyler misin umut efendi

“avlu. ikindinin anayurdu.
önce avluya gelirdi ikindi,
sonra çatıya çekilirdi
gölgelerin sessizliğine takılarak.
kumru kuşlarını akşama hazırlardı.

denizi düşünürdüm zerdali ağacının altında,
dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

ikindi nasıl sarmalardı o büyük suyu?
ya okyanusu?

sökün ederdi sorular
okuduğum sözcüklerden süzülerek:

denizin tuzu nereden gelir,
gözyaşlarından mı denizkızlarının?

yakamoz
anıları mıdır balıkların?

dere okyanusun ipekböceği midir?

güneşin oğlu kime kılıç sallar gündüzleri,
kızı geceleri kime gülümser?

ayın ardında da uçar mı kartal?

ağaçkakan kimin şiirini yazar ağacın defterine?

neden toprağın altında arar
yıldızları salkımsöğüt?

cırcırböceği
neden yaprağın sesine sarmaz uykusunu?

bütün bu soruların yanıtlarını
yıllar sonra sende buldum. nesli.

sende buldum
dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.”

ülkü tamer'in güzel bir şiiridir. 2004'te radikal gazetesinde kendi köşesinde yayınlamış, yazdığı ilk şiir imiş eğer yanılmıyorsam, hafızam da beni yanıltmıyorsa. nesli kimdir bilemiyorum ama “herkesin bir neslisi vardır bu hayatta” cümlesini kurdurmuştu bana ilk okuduğumda. pek kimse bilmez bu şiiri, 2004'ten bu yana herhangi bir kitabında yayınladığını da sanmıyorum. yayınlasa o kitabı herkesten önce ben alırdım. yani bir kitap sayfalarında değil, ipincecik, yırtsan yırtılacak bir gazete kağıdında yayınlamış. belki ilk aşkıdır nesli, belki karısıdır, belki özdemir asaf'ın lavinya'sı misali sevdiğine nesli ismini takmıştır, bilemiyorum. ama bu hayatta herkesin bir neslisi vardır, merak ettiği her şeyin cevabını konu ayırt etmeksizin onda bulur. ya da merak edilen her şey ile onun arasında bir bağ kurar. yine. bende bu düşünce iz bırakmıştı.

Sa kardeşim, akşamdan beri zeka özürlünün biri bana yardırıyo. Direk konuya girmiş, bana milletin donunu eleştirme..vs diyor, hangi posttan bahsediyosun onu bile anlamadım diyorum aptallıkta zirvedesin diyorum hala yazıyor:) diyoki, bunu islamiyet bloga diyo bakın lütfen; AÇ ÇOCUKLAR VAR ONLARI PAYLAŞ MİlLETİN DONUNU BIRAK DİYO, bana diyo:) bi insan önce şu bloga bi bakar:) şimdi kardeşim bu şahsiyet benim sanırım erkek olduğumu zannediyo ki bana bırak alt tarafı düşünme efendi yazmış:) ya kardeşim benim birkaç yazılarım vardı genç kardeşlerimin korunması için açık giymeyin vs diye,sanırım onlardan bahsediyo tam anlamadım bile:/ bir bayan, bir abla bunu bu amaçtan başka niçin yazar? velevki ben erkeğim yazdım bunu, bakın bu klasiktir izmirdede böyle, aaa islamcı geçinen sapık bunlar, hep kızlara o gözle bakıyolara getirip, islamın emirlerini yerine getirmemek için BAHANEci olanlar böyle diyor. Kardeşim ben fatıma gülayım bir aciz kul(glysunflower) islamiyet,ottoman-empire ve allahuaqbar benim bloglarım, belirtmeye çalışıyorum hep yine yazayım kardeşim ben paylaştıklarım gibi değilim, keşke olsam, ama onun için çabalıyorum, ben kusurlu aciz bir kulum sadece. İslam kusursuzdur ben kusurluyum, Ben bunun aksini iddia ediyormuşum gibi bana her gün başka suçlamalarla yazıyolar komik oluyo. Karşımda olsa dalarım bazı insanlara direk ben o derece yani. Benim çoğu kez günahımı alıyolar, bana burda beyni kadar laf sokmaya çalışıp gidiyolar. Allah hepimizi affetsin.
—  glysunflower.tumblr
  • Niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz?
  • Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm…
  • Bir insanın diğer bir insanı , hemen hemen hiçbir şey yapmadan , bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?
  • İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.
  • Ve bir gün her şey bitti… O kadar basit , o kadar katı bir şekilde bitti ki, ilk anda işin azametini anlamak benim için mümkün olmadı… Yalnız biraz şaşırdım , bir hayli üzüldüm ; fakat bu hadisenin hayatım üzerinde bu kadar büyük, bu kadar değişmez bir tesiri olacağını asla düşünmedim.
  • Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
  • Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum; fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu.
  • Bütün bunlara rağmen kafamda, onun hatırasını kirletecek bir şey yoktu.
  • Benim beklediğim aşk başka! O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istemek!
  • Bu karanlık ve sıkıntılı manzara ne kadar güzeldi! İçime çektiğim bu ıslak hava ne kadar tazeydi! Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak… Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak…
  • “Şimdi ben gidiyorum fakat ne zaman çağırırsan gelirim…” dedi. Evvela ne demek istediğini anlamadım… O da bi an durdu ve ilave etti: - Nereye çağırırsan gelirim!
  • Ne olur? Anlaşamayacağımızı anlarsak veda eder ayrılırız. Bu o kadar mühim bir felaket mi? Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
  • Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.
  • Kendimi bildim bileli bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
  • Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum.
  • Kaybedilen en kiymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi!’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

“Hafsa Sultan amansız bir hastalığa yakalanınca, Merkez Efendi, darüşşifadaki delilerle 41 çeşit baharattan oluşan bir macun hazırlar. Macunu yiyen Hafsa Sultan, şifa bulur. Artık o günden sonra mesir meşhur olur.”