bamarang.com.tr

2

Kişiselleştirilmiş Bisikletler

Write a Bike, Juri Zaech tarafından sunulan ve bisikletin iskeletine yepyeni bir form getiren konsept. İsminizi üzerine yazdırabiliyor, bisikletin size ait olduğunu daha da belli edebiliyorsunuz. Renk seçenekleri de söz konusu olduğu için şimdiye kadar sahip olmadığınnız en kişisel bisikletlere sahip olmaya hazır olmalısınız. 

İsminiz, lakabınız ya da istediğiniz herhangi bir kelime, size eğlenceli yolculuklar vaat ediyor. 

10

Stencil Art / Stensil Sanatı

Stensil ile daha önce tanışmış mıydınız? Önce stensilin ne olduğuna bir göz atalım ve ardından sanatını didik didik edelim. 

Stensil baskı hayata boyalarla baş kaldırma eylemi. Herkesin kolayca kullanabileceği tarzda olması da onu ulaşılabilir kılıyor.

Uygulayabildiğiniz alanlar da derya deniz stensilde… Duvarlar, elbiseler, yerler ve tavanlar! Siz nerede isterseniz stensil baskınız orada oluyor.

İşler böyleyken İngiltere'de stensili sanata dönüştüren Stensil'in Asi Çocuğu Banksy durmuyor, gizli kimliği ile duvarlara savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajları karalıyor. Gerilla Artist* olarak da bilinen Banksy, hayata baskı ile renk katıyor. 

“Neden stensil kullanıyorsunuz?” sorusuna, “Stensil iki sebepten iyidir; birincisi, kullanımı kolaydır. İkincisi ve en önemlisi pek çok aptalı kızdırır." 

http://www.youtube.com/watch?v=a0b90YppquE

Eğer sadece kıyafetlerinizi ve kendi odanızı boyamak, arkadaşlarınıza sanatsal bir hediyede bulunmak istiyorsanız da kullanabilirsiniz. Belki siz de söyleyeceklerinizin bir ‘kelebek etkisi’ ile hareket etmesini istiyorsunuz.

Türkiye'de stensil sanatının izlerini duvarlarda görüyorken Vardo Tasarım stensil baskıya el atıyor ve sizlere rahatça kullanabileceğiniz stensil paketini sunuyor. Tshirtlerinize, çantalarınıza ve diğer tüm tekstil ürünleri üzerinde rahatça kullanabileceğiniz, keskin mesajlar içeren stensil baskı yapmanın keyfini ortaya çıkarıyor.

İçinizdeki Banksy i uyandıracak, Vardo Tasarım ürünleri için : 

http://www.bamarang.com.tr/vardo-tasarim/

4

Hermes ile Vans birleşirse!!!

Sokak dilini en iyi konuşan ayakkabılar Vans ile moda dünyasının en bilinen ve büyük markası Hermes bir proje için birleşirse ortaya nasıl şeyler çıkar? İşte kimsenin hayır diyemeyeceği, giymeye kıyamayacağı ayakkabılar!

Robert Verdi'nin tasarımı ile yeniden hayat bulan Vans'ler sadece kaykaycılara ya da sporculara değil en şık kadınlara ve erkeklere de hitap ediyor. İşte modanın birleştirici gücü!

10

Kuru Kafa Çılgınlığı! 

Alexander Mcqueen, moda dünyasının kralı! Bir kuru kafa modası ile çıktı ki ortaya, kasıp kavurdu her yeri. Şimdi en ufak detaylarda bile bu “Dikkat!!” çeken parçaları görüyoruz. 

Önce bilekliklerde gördük, küçük küçüklerdi; boncukların yanında diziliyorlardı. Sonra bir anda fularları ve kravatları sardı. Ardından da elbiseler, çantalar, ayakkabılar!

Kuru kafa çılgınlığı ne kadar çok kişiye ulaştıysa o kadar etkili oldu. Kitlelere ulaştıkça daha da mükemmel bir hal almaya başladı. Daha önce sadece tehlikeli alanlarda görmeye alıştığımız, sarı üçgenin arasında kalmış kuru kafayı arkadaşımız saydık. 

Şimdi dünyanın en çok bilinen markaları ve özel tasarım ürünleri satan az bilinmiş markalara kadar herkes ürünlerinde en az bir kere kuru kafa figürünü kullanıyor.

Kuru kafa artık tamamen özgürlüğüne kavuşmuş bir sembol. Sizin potansiyel ‘tehlike'nizi vurgulamaya hazır bir asker. Hepimiz biraz kötü değil miyiz zaten? 

Bir de bu kuru kafaya göz atmayı unutmayın; http://www.bamarang.com.tr/X-WORDS-7067.html

2

Korkutmayan Kurukafalar

Yaratıcılık ve orijinallik sanatçının en büyük dayanağı… İki farklı fikri bir araya getirip yepyeni tasarımlar çıkarmak da yaratıcılığı daha çok tetikleyenlerden. Ali Güleç, farklı nesneleri ve fikirleri illüstrasyonlara dönüştürerek görsel bir şov sunuyor. Normalde korku ve ölümle hatırlanan iskeletler Ali Güleç'in dokunuşundan sonra retro çiçeklerle ya da mücevherlerle bezenebiliyor.

Ali Güleç'in bu dokunuşlarının ardında da bir felsefe yatıyor. Geleneksel olan kalıpları ters yüz etmek ve bizleri düşünmeye sevk etmek. Neden bir kurukafa çiçeklerle donatılır? Ölüm ile ölümsüzlük bir arada sizce nasıl bulunabilir?

10

Yaz geldi çattı! 

Son günlerde hava biraz bozuk olsa da önümüzdeki hafta itibariyle yerini bol bol Güneş'e bırakacak. Rejimler artık daha sıkı yapılıyor, özel çaylar içiliyor fakat en önemlisi 2012 plaj modasına uygun mayolar seçiliyor.

Vücudunuza göre mayo seçmek gerçekten başarı isteyen bir konu. Her vücut tipine uymayan mayolar olduğu gibi sahip olunan vücudu şahesere çevirecek türler de mevcut. 

Eğer vücudunuza güveniyorsanız ve fazlalığınız olduğuna inanmıyorsanız mayokini ve monokini sizin için ideal bir tür. Boyundan bağlamalı, ön bölümünde büyük bir dekoltesi olan mayokiniler gözleri tamamen üzerinize çevirecek cinsten.

Elma tipi bir vücuda sahipseniz satın almanız gereken mayo tipi ise düz renk mayolar. Vücudunuzu hem toplayacaktır hem de en şık şekilde güneşlenmenize neden olacaktır.

Armut tipi vücutlar için en uygun tür bikini olacaktır. Gözleri kalçalarınızdan uzaklaştırmış olacak, tüm iddialı havanızla güzel bir tatil geçireceksinizdir. 

Peki vücudumuza göre mayo seçmeye karar verdik fakat satın alacağımız yeri bilmiyoruz. İşte o noktada sizi gerçekten anlayan bir marka devreye giriyor. OYE Swimwear, “Open Your Eyes” mottosu ile tüm sahillerdeki moda algısını değiştirmeyi amaçlıyor.

El işçiliği ile hazırlanan mayoların her biri sizi özel hissettirmeyi amaçlıyor. Bikinilerin, monokinilerin ve diğerlerinin, hepsinin bir ismi var. Her mayonun kendine ait bir misyonu, sizi değiştirmek ve yepyeni birisi yapmak için çalıştığı bir alan var.

OYE Swimwear'ın iddialı ve güçlü dünyasına adım atmak istiyorsanız sizi Bamarang'a davet ediyoruz. 

İndirimli fiyatlarla OYE Swimwear Bamarang'ta.

http://www.bamarang.com.tr/oye-swimwear/

2

İngiltere'nin moda dünyasına hediyeleri saymakla bitmez. Tasarım ve modanın kesiştiği hediyeler, bizim ilgimizi en çok çekenlerden. Zatchels markası, eskiden postacıların ya da pilotların ellerinde gördüğümüz, ultra-İngiliz model Satchel'i (bildiğimiz postacı çantası) sokaklara taşıyor. Nostaljik cepler, el işçiliği, gerçek deri… Capcanlı renklerini bir arada görüp de onları oyuncak sanmayın sakın! Classic, Fluoro, Fluoro Floral, Fluoro Leopard Print ve Pastel koleksiyonları iştah kabartıcı. Bir süre önce Duffel Bag (sırt çantası) koleksiyonunu da görücüye çıkaran Zatchels'in her modelinden birer tane alıp, haftanın her günü farklı bir çanta kullanmak güzel olmaz mıydı?

4

Keith Haring, 4 Mayıs 1958 yılında doğan ve eserlerini duvarlara kazıyan ABD'li ressam, graffiti sanatçısı. Duvarlara renk vermenin hayata renk vermek olduğunu düşünen sanatçı bu sene Google doodleları ile tüm Dünya'ya ulaştı. 1990 yılında hayatını kaybeden Keith'in resim tarzı pek çok kişiye ilham vermeye devam ediyor. Renkleri ve şekilleri canlı ve hareketli boyutlarda bir araya getiren Haring sevgiyi, dostluğu ve diğer tüm duyguları resimlerine aktardı. İyi ki doğmuş, iyi ki bizlere renklerin ve çizgilerin güzelliğini gösterebilmiş diyoruz.

“Klick the Case, kendine özgü desenleri ve renkleri ile bilgisayarının giyimine de özen gösterenlere göre! Ha tabi bir de "Sadece güzellik yetmez, kullanışlı da olsun; sadece bilgisayarımı değil çevreyi de korusun, biraz da beynelmilel olsun.” diyenlere göre. Çünkü hem yıkanabilir, hem çevre dostu, hem San Francisco'lu hem İstanbul'lu. Tepe tepe afiyetle kullanınız…“ - Melis Okan (Tasarımcı)

8

EASTPAK, kent hayatı için yenilikçi mobil çözümler sunan otantik global yaşam tarzı markasıdır. Mark Goldman’ın babasının askeriyeye sırt çantaları üreten fabrikasını, şehir hayatı ve yanınızda taşıdığınız eşyalar için şık, fonksiyonel çözümler üreten lider tedarikçisine dönüştürmesiyle 1976 yılında kuruldu.

Sokakta kullanacağız şık sırt çantalarından kullanışlı omuz çantalarına ve ustaca tasarlanmış bavul ve seyahat öğelerine kadar her bir EASTPAK çantası ya da aksesuarı ister şehir içinde, ister dünya genelinde seyahat ederken size günlük yaşamınızı ve heyecanlarınızı daha fazla yanınıza almanıza olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

—-

Eastpak markasının 2011’de başlattığı Eastpak Artist Studio projesinin ikincisine ilgi daha da büyüktü. Ülkemizden de önemli isimlerin tasarımları var…

Modelleri, tasarımları, fonksiyonelliğinin yanı sıra  sanata ve spora verdiği destekleri ve sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çeken Avrupa'nın en önemli çanta markalarından Eastpak bu yıl ikincisini düzenlediği “Eastpak Artist Studio” projesi ile yine özgün tasarımları bir araya getirdi.

17 ülkeden 130 ünlü ismin tasarımları ile yer aldığı  “Eastpak Artist Studio” projesine  Türkiye'den  Gamze Saraçoğlu, Özlem Kaya, Sibel Arna, Selim Baklacı ve Burcu Akın tasarladıkları üçer Eastpak çanta ile katıldılar. “Uluslararası AIDS Derneği” için tasarımlarını ortaya koydular.

Berlin'de düzenlenen Bread & Butter Fuarı'nda lansmanı gerçekleşen Eastpak Artist Studio tasarım çantalar 15 Mart tarihinden itibaren  www.eastpak.com  web sitesinden satışa çıkıyor.

Satıştan elde edilecek  tüm gelir  “Uluslararası AIDS Derneği” (Designers Against Aids)‘ne bağışlanacak.

 

Daha fazla bilgi için: http://artiststudio.eastpak.com/abouthttp://www.facebook.com/eastpak.turkiye


Bütün Eastpak severler! Dikkat!

Kalem kutuları, Messenger ve sırt çantaları, telefon kılıfları ve cüzdanları ile Eastpak, 25 Mayıs Cuma saat 10.00’dan itibaren siz tasarım severlerle Bamarang’da buluşuyor.

Gun Shot, Radio Tower, Flying V ve VLR Vorker modelleri Bamarang'da.

KAYNAKÇA: http://www.womenist.net/tr/p-8733/moda/eastpak_artist_studio_ozgun_tasarimlari_bulusturdu.html

5

Usta eli değmiş bir sabun! 

Tom Ford, moda dünyasına yön verirken kozmetik sektöründe de ürünler vermeye başladıktan sonra adını bu yönde de sıkça duyurdu. Ford'un piyasaya sürdüğü birbirinden özgün parfümler ve makyaj malzemeleri lükse aşık, kendini özel hissetmek isteyenlere yepyeni kapılar açtı.

2012'nin sıcak aylarına adım attığımız şu zamanda Tom Ford keskin zekası ile muzip tavrını birleştirerek Soap on a Rope'u üretti. (Yaklaşık 3 sene öncesinden Soap on a Rope fikri belirmiş ve ilk meyvelerini vermişti.) Erkekler için üretilen bu sabunun üzerinde Tom Ford markası ve bir tarafında ip bulunuyor. İşte Tom Ford'un muzipliği tam da bu noktada başlıyor. Lüks ile zekayı harmanlayabileceğini çok iyi bilen Tom Ford, görenlerin yüzünde ilk anda bir şaşırma ardından tebessüm bırakacak eserlere imza atmayı seviyor.

Açıkça söylemek gerekirse Tom Ford artık duşlarımızda da birlikte. Yenilenmeye bu sefer de Ford ile başlamaya ne dersiniz?

Kendilerini “Wonderland of Handmade” (El Yapımı Harikalar Diyarı) diye tanıtan Wonderhand, çok da doğru söylemiş. Seramik, kil ve Akdeniz sahil taşlarından tek tek elde yapılan tasarımlar, alışılmış yüzük standartlarının ötesinde boyut ve canlılıkları ile baharın parmaklarınızdan çiçek açmasını sağlıyor. İster bir toplantı olsun, ister bir akşam yemeği ya da uzun bir parti, Wonderhand yüzükleri ile farkınızın altını her yerde çizebilirsiniz.

Tadından yenmez sardalya konservesi markası La Sardina, moda dünyasında konforlu çizgisinden ödün vermeyen Fred Perry'nin ellerinde daha da bir lezzetlenmiş. Fred Perry'nin Lomograpy‘nin 60'ıncı yıl kutlaması için giriştiği bu işbirliğinden ortaya çıkan tasarım bir sardalya kutusu değil fotoğraf makinesi. 10 Nisan'da satışa çıkacak bu tasarımı ilk gördüğünüzde hemen yemek mi istersiniz, yoksa o anı ölümsüzleştirmek için fotoğraf çekmek mi?

4

Hong Kong'un Prensesleri

Boris Design Studio'nun kurucuları Anna Karlsson ve Katarina Ivarsson Hong Kong'un sokaklarını tasarım adına arşınlıyor. Küçük ya da büyük üreticilere hızlıca ulaşabildikleri için seçmişler Hong Kong'u. 

Kendi çalışma sistemlerini ise şöyle anlatıyorlar: “Ürün tasarımından tasarım araştırmasına, eğilim üzerine yapılan çalışmalardan etkileşim tasarımına, farklı birçok alanda hizmet veriyoruz. Bazı insanlar bir konuda uzmanlaşıp uzmanlaşmayacağımızı merak ediyor. Ancak, bize göre her farklı proje, dünyada ne olup bittiğini genel bir gözlemleme fırsatı ve kendi koleksiyonlarımızı yaratma konusundaki ilhamımızı destekliyor.

 

Bazı müşterilerimiz için tam kapsamlı bir tasarım hizmet veriyoruz; tasarım araştırmasından ürün tasarımına ve üretim uygulama da dahil oluyor. Diğerleri için ise sadece bir ürün tasarımı için gereken adımlar boyunca destek veriyoruz.”


Projelerine hızla devam eden bu iki yetenekli tasarımcı, şu sıralar gölgeler ile oynadıkları özel bir aydınlatma üzerine çalışıyorlar. Amerika pazarı için bebek ürünleri de üreten ikili, Rusya'da gerçekleşecek olan yeni sergilerini de müjdeliyorlar.


architectureoflife.net'ten alıntılanmıştır. 

Deniz Doğruyol ile Kağıdın Keşfi

Kağıttan hikayelerin yaratıcısı Deniz Doğruyol, tamamen kendi geliştirdiği tekniklerle tasarladığı My Paper Art koleksiyonu kağıdın binbir halini ‘başkalaştırılmış’ formlarla sunuyor. Sanatçı tasarımlarına “Kağıttan bir dünya olsa nasıl olurdu?” sorusuyla başlamış ve tamamı el yapımı, kolajlardan oluşan bu eşsiz koleksiyonu tasarlamış. Uzun süreçlerden geçerek hazırlanan My Paper Art koleksiyonu, emek ve sabrın birleşiminden oluşuyor…

Tasarım tutkunları için yaptığımız bu röportajla Deniz Doğruyol’u ve tasarımlarını daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Umarız siz de bu keyifli röportajı beğenirsiniz.

Bamarang: Deniz Doğrulyol’a göre Deniz kimdir?

Deniz Doğruyol: Deniz,  yüreğinin sesi ve  inançlarının her zaman peşinden giden, hayatı heyecan ve  tutkuyla üreterek, kendine anlamlı kılan, her anın; kendini yansıtan bir tablonun parçaları  olduğuna inanan biridir. Kendi hayallerinin ve inancının peşinden giderek yarattığı işine aşık, kendine verdiği en büyük değer ve armağanın bu olduğunu düşünüyor. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık bölümünde okuduktan sonra reklamcılık yaptım. Ve hep hayalim olan yaratma isteğimin peşinden gidip, üç buçuk sene önce içimden gelen sesi dinleyerek kağıtlarla başladım yolculuğuma. İçimin isteğinin, büyük bir tutkuyla peşinden gitmenin eseridir; Deniz My Paper Art by Deniz Doğruyol markası.


B: Şimdiye kadar kağıtlar yazılıp çizilmiş, katlanmış, buruşturulmuş ya da kesilmişti. Siz tamamen kağıdı farklı bir boyutta ele alıyorsunuz. Kağıtlara yepyeni formlar verme fikri ilk ne zaman belirdi aklınızda?

D.D: Hayatın anlamını sorguladığım bir dönemdeydim. İş, insanın hayatında en uzun saatlerini geçirdiği bir yer, zaman geriye getirilmeyen en büyük gerçek. Yüreğimin en derinlerinden gelen bir istekti hep yeni bir şeyler yaratmak… ne olduğunu bilmiyordum ama Daha yapmadan bile, onun heyecanını çok net hissedebiliyordum hayallerimde. Bunun doğal ve hayatımızın içinden bir malzeme ile olmasını istiyordum. Birçok farklı malzeme denemelerim sonucunda, kağıtlarla tanıştım. Ve aşkımız o gün başladı.

 

B: Tasarımlarınızda sadece kağıtları değil eski ve doğal olarak pek çok farklı obje de kullanıyorsunuz. Hangi parçaları kullanacağınızı nasıl seçiyorsunuz?

D.D: Ben eski kağıtlar, eski eşyalar, hayatımızın içinden farklı detaylar, doğadan malzemeler gibi bir çok farklı materyali aslında birbiriyle tanıştırıp başkalaştırıyorum. Bunları seçerken özellikle şu dediğim bir aksesuar, detay, eşya veya kağıt olmuyor. Onlar zaman içinde bir şekilde benim karşıma çıkıp bana yeni ilhamlar veriyorlar. Sonuçta sonsuz bir kaynağın içindeyiz ve bende bu kaynaktan her geçen gün yeni bir şeyler keşfedip, tasarımlarımda kendimi yansıtacağına inandıklarımı kullanıyorum. Tek ayırdığım, kendime yakın görmediğim parçalar, genelde çok teknolojik görünümler, metal detaylar oluyor. Çünkü bana ruhsuz ve hikayesiz geliyorlar. Ben daha çok içinde ruh taşıyan ve bütününde kullandığım parçalar ile başka hikayelere dönüşen işleri seviyorum.

B: Sizin için bir maddenin tasarımlarınızda kullanılabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekir? Kullandığınız maddeleri nerelerden satın alıyorsunuz ya da hangi şartlar altında üretiyorsunuz?

D.D: Yukarıda da bahsettiğim gibi, çok teknolojik, düz, kendini ifade etmekte çok uzaklaşmış materyaller beni heyecanlandırmıyor. Ben çok fazla sahaf, eski malzeme ve eşya satan dükkan geziyorum. Bunun haricinde sürekli yeni yerler ve yeni malzemeler keşfediyorum.

 

B: Satın aldığınız eski objelerden kendinize özellikle ayırmak istediğiniz parçalar oluyor mu? Örneğin bir dergi ya da kaplamak üzere aldığınız bir telefon…

D.D: Kesinlikle, kıyamadığım çok fazla eşya ve görsel oluyor, fakat bir noktada her şey tek olduğu ve çok fazla kişiye özel iş yaptığım için, o anda yapacağım tasarımla uyum sağlayan bir parça ve görsel var ise, tabi ki kullanıyorum. Ama halen daha kıyamadığım parçalar var.

BYaptığınız tasarımlara örnek olacak isimler var mı? Takip ettiğiniz tasarımcılar kimler?

D.D: Ben kendi yaptığım tarza yakın işlere henüz rastlamadım ama tabi ki kağıt ve kullandığım diğer malzemeler ile çalışan birçok başarılı, işlerini keyifle takip ettiğim tasarımcı ve sanatçı var. Türkiye’de Bedri Baykam‘ın eserlerine bayılıyorum.

 

B: Özel tasarımları yaptığınız sürede neleri araştırıyor nasıl bir yol takip ediyorsunuz? Kendinizi kısıtlanmış hissettiğiniz zamanlar oldu mu?

D. D: Kişiye özel tasarımlarda, kişi ile konuşup, ilgi alanları, hayatında önem verdiği şeyleri öğreniyorum. Bu bir sanatçı veya ünlü bir kişi ise onun işini anlatan dökümanlar, küpürler, fotoğraflar, eşyalar gibi her türlü bilgiyi kullanıyorum. Markalara özel tasarımlarımda; bir hikaye üzerinden gidip koleksiyonu oluşturuyorum. O koleksiyon kendi mesajını veriyor. Kişiye özel hediyelerde; kişilerin birbirlerini iletmek istedikleri mesajlardan yola çıkarak, hediye alternatifleri tasarlıyorum. Bu da mesajını anlatan kişiyi özel kılan bir hediye oluyor. Proje bazlı işlerimde ise, projenin ana konusu üzerinden yola çıkarak verilmek istenen mesajı yansıtan işler tasarlıyorum. Benim için kısıtlayıcı olmuyor, çünkü bir kuralı yok zaten. Ben o anda o kişi veya markaya özel olan hikayenin içine giriyorum ve o hikayede kendi sonsuz yaratıcılığımı yine yaşıyorum.

 

B: Eğer bu konsept dışında başka bir konsept seçmek zorunda kalsaydınız ne seçerdiniz?

D.D: Moda tasarımcısı olurdum kesin… İleride kendi işimle bir şekilde modayı bağdaştıracak projeler ve koleksiyonlar üzerinde çalışma isteğim var.

 

B: Size ilham veren, mutlu eden şeyler nedir hayatınızda? Daima aklınızdan geçen, sizi motive edici bir cümleniz var mı?

D.D: İlham veren; her gün yeni bir şey keşfetme, öğrenme ve ortaya koyabilme şansımın olduğunu bilmek. Heyecan duymaktır bence hayat, benim en büyük hayat motivasyonum işim ve işimle ilgili sonsuz keşif ve yapmak istediklerim. Motive edici cümlem ‘’If your dreams don’t scare you, they are not big enough.’’.

 

B: En büyük destekçiniz olarak daima yanınızda olan kişiler kimlerdir?

D.D: Ailem ve arkadaşlarım.

B: Geleceğe dönük çalışmalarınızın arasında neler var? Kısa süre içinde yeni bir sergi söz konusu mu?

D.D: Haziran’da Bebek Şenliği’ne katılacağım. Bu sene içinde kişisel sergim olacak, henüz tam tarihi belli değil, ekim – kasım gibi olabilir. Iksv Design Week’te küratörlüğünü Emre Arolat’ın yaptığı ‘’Musibet’’ sergisi için hazırlanıyorum. Bunun dışında bu sene için koleksiyon hazırlamayı düşündüğüm 2 farklı marka ile görüşmelerim devam ediyor.

 

B: Şu sıralar hangi kitabı okuyor, hangi dizileri ve filmleri izliyorsunuz?

D.D: Ben Oyum, Ruhun Yasaları. Ben hiç televizyon izlemiyorum. Dolayısı ile dizi bilmiyorum. Filmi de ancak sinemada izliyorum. Onda en son izlediğim film ‘’Dedemin İnsanları’’. Çağan Irmak harikaydı.

 

B: Sizi ifade ettiğine inandığınız bir şarkı ya da cümle var mıdır?

D.D: “Listen to the whispers of your heart.’’

 

B: PrivateShopping sizin için ne ifade ediyor? Online satış siteleri arasında Bamarang ile çalışmayı tercih etmenizin nedeni nedir? 

D.D: Sonsuz alternatife oturduğunuz yerden ulaşmanın keyfi ve çeşitliği bu kadar kolay yaşanabilir kılmak. Bamarang bir tasarım ürünler sitesi olduğu için, çalıştığı tasarımcıları ve sitenin anlayışını kendime yakın hissettiğim için tercih ettim.

 

B: Bamarang’ı bir tasarımcı gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?


D.D
: İnternette pazarlama kirliliği yaşadığımız şu günlerde, kendini ayrıştırabilen farklı bir site…

Deniz Doğruyol'a bu güzel röportaj için Bamarang ekibi olarak teşekkür ediyoruz. 

4

Hoş geldin anne!

Bu sefer biz annemize “Hoş geldin.” diyelim. Anneler Günü yaklaşıyor. Dünya üzerinde milyonlarca kişi biricik annesine ne alacağını düşünmeye başladı. Belki de tüm sene boyunca yanımızda olan annelerimizi tek bir günde hatırlamak ve onu mutlu etmeye çalışmak yersiz ama kendilerini bir gün de olsa onlara daha özel hissettirmek; paha biçilemez. Her ne kadar hediye almamıza gönülsüz olsalar da yanaklarına konduracağımız bir öpücüğü gözlediklerini biliyoruz. Bu yüzden onlara hem güzel bir öpücük, hem de bizi büyüttüğü, bizi biz olduğumuz için sevdiğinden bir hediye borçluyuz. Örneğin; o harika yemeklerini daha kolay ve güzel yapabilmesi için keskin bıçaklar, anılarını sadece hafızasına değil fotoğraflara sığdırmaları için dijital fotoğraf makinesi eski zamandan kalma fötr şapkalar ve daha nicesi uygun hediyelerden bir tanesi olabilir. 

Bu sefer annelerimiz hoş gelsin dünyamıza ve bir kez daha hatırlayalım ki; Bir tek annem olsun, bana bi'şey olmaz.

 

 “Missoni için doğa ile iç içe olmak her zaman bir öncelik olmuştur. Her zaman tabiatla iç içe yaşar ve çalışırız,mevsimler ve mevsimlere göre değişen renkler her zaman ilham kaynağımız olmuştur. Aynı zamanda, Havaianas‘da malzemelerin atıklarını azaltmak, yeniden kullanmak ve geri dönüştürme mantığı ile çevreci özelliğini her zaman kanıtlamıştır. Bu birliktelik mükemmel tutkuları birleştirmiştir: moda ve doğaya saygı" diyor Angela Missoni. Yani anlayacağınız Missoni Havaianas'a aşka düşmüş, bir araya gelmişler. Bu yaz bu Havaianas'lardan giymezseniz aşk sizden uzak kalacak.

Ne gecesi ne de gündüzü olur Cola Cola'nın. Hele de kalorisiz versiyonu Diet Coke içiyorsanız içiniz rahat! Diet Coke öyle bir atağa geçti ki Jean Paul Gaultier‘ı ayarttı ve şişelerine Jean Paul'e tasarlattı. Fransız tasarımcı bizzat bu ilanlarda rol bile aldı. Eee ne de olsa Diet Coke için kadın Gaultier'in 34 bedenlerine girmeye aday kadındır. 

Buyrun bu da videosu. Tıklasana!