I found a fic very loosely based on this oooooooold sketch. It’s amazing and I died it almost killed me I’m not sure if I’m still alive after reading this work of pure genius. SADLY it’s PL only and I’m afraid it wouldn’t work in any other language u_u

I recently thought about drawing a proper remake of this.

"Nie chcę witać dnia, który wieczorem znowu przeklnę

Kiedyś zmierzałem do szczęścia dziś nie wiem sam gdzie biegnę

Bo niebo jest już chyba zbyt odległe

Nie raz już chciałem tym pierdolnąć choć wiem, że nie da rady

Choć wiem, że mi nie wolno chciałbym z tego się ograbić

Złapać to coś w środku, to coś w sobie zabić

Bo ile razy w końcu można powietrzem się dławić

Na wskroś przeszywają mnie zmęczenia dreszcze

Ten ktoś nie wiem ile czekać będzie jeszcze

Bo choć kolorowe staje się powietrze

To zwiększa się pomiędzy nami przestrzeń.”

Wir nehmen unsere Bakterien überall hin mit

Wir nehmen unsere Bakterien überall hin mit

Bild: geralt. CC0 1.0

Jeder Mensch hat seine eigenen Bakterien in, an und um seinen Körper. Die Mikroorganismen wandern sogar mit uns mit. Das haben Wissenschaftler um Simon Lax von der University of Chicago, Illinois herausgefunden. In ihren Untersuchungen entdeckten sie, dass sich die Bakterien in einem Haus teils sehr von den Bakterien in anderen Haushalten unterscheiden.

Der Mensch verbreitet…

View On WordPress

Dwa kilo zdrowia

2 kg – tyle wynosi ciężar bakterii zasiedlających tylko jelita człowieka. W całym naszym organizmie żyje ich 100 bln – 10 razy więcej niż posiadamy komórek. Ale nie ma się czego bać.

O pożytkach z bakterii i ich związku np. z epidemią otyłości czytaj w następnym numerze POLITYKI.

Künstliches Leben aus dem Labor - Ersten Organismus mit künstlichen Bestandteilen erschaffen

Künstliches Leben aus dem Labor – Ersten Organismus mit künstlichen Bestandteilen erschaffen

Biologen haben künstliche Bestandteile in die DNA eines Bakteriums eingeschleust. Damit existiert das erste Lebewesen, das sich mit seinen künstlichen Bestandteilen vermehrt und dabei auch die künstlichen Anteile der DNA dupliziert. Für das Experiment wurde das Darmbakterium Escherichia coli verwendet, dass allerdings durch die veränderte DNA keine neuen Eigesnschaften erhält. In Zukunft ist…

View On WordPress

Mikroby atakują!

image

Z NAJNOWSZEJ POLITYKI:
Antybiotyki przestają być skuteczne!

To już nie przelewki. Grozi nam katastrofa. Przyzwyczajeni do sukcesów kuracji antybiotykowych w zwalczaniu banalnych infekcji oskrzeli czy dróg moczowych, z niedowierzaniem przyjmujemy wieści o zdrowych ludziach, którzy w XXI w. padają ofiarą bakterii. Tymczasem przypadki takie zdarzają się coraz częściej…

Wyhodowaliśmy superbakterie odporne na większość antybiotyków. Jak z nimi walczyć, dlaczego rozprzestrzenianiu się opornych zarazków sprzyjają szpitale i czy Polska lekceważy zagrożenie? O tym w nowym numerze – podwójnym wydaniu na majówkę.

Öpüşürken 40000 parazit, 250 çeşit bakteri, 0.7 gr protein ve 0.45 gr yağ ağızdan ağıza aktarılıyormuş…. ALLAM NE KADAR SAĞLIKLIYIM

anonymous said:

Off furkan sen lisedeyken nasıl birşeymişsin simdi ne olmussun? '-'

İnsandım maymun oldum 5 seneye kadar balık, 15 seneye bakteri olacağım.

Ciltteki ölü deri tabakasının gözeneklerde yağ ile birikip, cilt yüzeyinde oluşturduğu küçük “pütür” olarak adlandırılan yapılara tıkanmış gözenek denir. Eğer bu yapıya p. acne adı verilen bakteri eşlik eder, ve bu tıkanmış gözenek kızarır, iltihaplanırsa, bu yapıya sivilce denir. Sivilcelerin bir hastalık boyutuna ulaşması durumunda ise, bu deri hastalığı Akne olarak adlandırılır. 

Ek olarak tıkanan gözeneklerin hava ile teması sonucu oksitlenmesi sonucu açığa çıkan koyu renkli yapılara da siyah nokta denir.

Bu cilt sorununun tedavisinin bu kadar zor olarak görülmesinin başlıca nedeni tıkanmış gözenek ve sivilce arasındaki farkın bilinmemesi. Her ne kadar sivilce, sadece p. acne bakterisi eklenmiş bir tıkanmış gözenek olsa da, iki sorunun tedavisinde farklar vardır.

Terimler arasındaki farkları anladıysak, şimdi bu sorunların neden ortaya çıktığından bahsedelim. Ergenlikle birlikte, hormonlar ciddi bir değişime girer. Hormonların bu değişimi vücutta kendi belli şekillerde gösterir. Bunlardan en belirgin olan değişim vücut şeklinde ve ciltte meydana gelen değişimlerdir. Cilt, ergenlikle birlikte daha fazla tüy/kıl üretmeye başlar, ciltteki sebum, yani yağ, miktarında artış gözlemlenir. Cildin kendini yenileme hızında da bir artış meydana gelir. Cilt daha fazla kendini yenilediği için, daha fazla ölü deri açığa çıkarır. Ancak her cilt tipi, bu ölü deriyi eksfoliye etme hızında farklı özelliklere sahiptir. Eksfoliyasyon, cildin üzerindeki ölü deri tabakasının dökülmesidir.

Aslında biz farkında olmadan cildimiz sürekli ölü deri dökmektedir. Bahsettiğim tüm bu faktörler akne sorununun ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. 

Ciltteki yağ ve ölü deri oranının artmasıyla tıkanmış gözenek oluşma olasılığı ciddi oranda yükselir. Cilt tipi yavaş eksfoliyasyon hızına sahipse ciltte artış gösteren ölü deri oranı cilt tarafından yeterli sıklıkta dökülemez. Bu yüzden gözenekler tıkanır, eğer ciltte p.acne bakterisi de varsa bu tıknamış gözenekler sivilceye dönüşür. 

Ergenlikle birlikte meydana gelen cilt değişimlerini açıklamamın sebebi, hem neden ergenlikle birlikte sivilce sorunun ortaya çıktığını açıklamak hem de dikkatleri hormonal değişikliğe çekmek. Zira akne, sadece ergenlik sırasında değil, çoğu insan için ergenlikten sonra da devam eden bir cilt problemidir. Burada fark edilmesi gereken şey, bunun sebebinin de genellikle hormonal olmasıdır. Ancak hormonlar tabi ki de akne sorunundaki tek sorumlu değildir. Genetik ve çevresel faktörler de bu sorunun ortaya çıkmasında büyük önem taşır. 

Tedavi

Akne (tıkanmış gözenekler de dahil olmak üzere) tedavisinde kullanılan araçlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kremler
  • İlaç tedavisi
  • Lazer 
  • Işık tedavisi

Yazımda krem ve ilaç tedavilerinden bahsedeceğim. Çünkü diğer yöntemlerin efektifliğinı ve kalıcılığını yeterli bulmuyorum ve krem/ilaç tedavisini daha ulaşılabilir görüyorum.

image

İlaç tedavisi mutlaka doktor kontrolünde izlenen bir yol olmalıdır. İlaç tedavisi, antibiyotik ilaçlar ve halk arasında en çok bilinen isotretinoin ilacı olan Roaccutane ilacını kapsıyor. Roaccutane dışında da aynı aktif maddeyi içeren ilaçlar mevcut, örneğin Zoretanin, Aknetrent.

Isotretinoin (Roaccutane):

Isotretinoin, cildin eksfoliyasyon hızını artıran bir ilaçtır. Genellikle günde 40-60 mg arasında reçetelenen, 6 ay süresince kullanılan bir ilaçtır. Başarı oranı her ne kadar yüksek olsa da ciddi yan etkileri vardır. Eklem ağrıları, dudak kuruluğu, sinirlilik, yorgunluk vb. etkileri vardır. Ancak bu etkilerin ilacın dozu düşürülüp, kullanma süresi artırılarak azaltılabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Örneğin günde 10-20 mg arası bir doz ve 8-10 ay kullanma süresi ideal bir düzendir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi bu ilaçların kullanımı mutlaka doktor gözetiminde olmalıdır. Zira isotretinoin tedavisi sırasında düzenli kan tahlilleri yaptırılarak, karaciğer enzim oranlarının yükselmediğinden emin olmak gerekir. 

Ne zaman isotretinoin tedavisine başlanması gerektiği sorusu ise şöyle cevaplanabilir: diğer tedaviler gerektiği şekilde ve gerektiği uzunlukta kullanıldıktan sonra akne probleminin geçmediği gözlendiği zaman doktorunuza bu öneri ile gidebilirsiniz. 

Bu ilacın hamilelik sırasında kullanılmaması gerektiğini de unutmamak lazım. Isotretinoin, anne karnındaki bebeklere zarar verebiliyor. Ancak bu hamile olmayan kişilerde de çok ciddi zararlar açığa çıkarabileceği anlamına kesinlikle gelmiyor. 

Antibiyotik:

P. acne bir bakteri olduğu için, akne tedavi yöntemi olarak antibiyotik sıklıkla kullanılan bir ilaçtır. Ancak genellikle kalıcı sonuçlar vermemesi ve antibiyotiklerin billimsel olarak kanıtlanmış kalıcı yan etkilerinden dolayı tercih edilmesini önermediğim bir tedavi yöntemi. İlaç tedavisine başvurulacaksa isotretinoin daha mantıklı bir yöntem.

image

Cilt bakım sektörü, içinde kaybolacağınız ve büyük ihtimalle ihtiyacınızı karşılayamayacağınız, sonsuz büyüklükte bir sektör. Bu yüzden sivilce probleminizi kremlerle çözmek istiyorsanız çok dikkatli olmanız gerekmekte. Sivilce tedavisinde kullanılan kremler şu şekilde sıralanabilir:

  • Eksfoliyantlar
  • Yağ azaltıcı kremler
  • Tretinoin, retinal kremleri
  • Scrublar
  • Kurutucu maskeler

Önerdiğim krem tedavilerine başlamadan önce kullanılmaması gereken ürünlerle başlamak istiyorum. 

Tonikler/Yağ Azaltıcı Kremler:

Tonikler genellikle alkol içeren ve ciltteki yağ oranını azaltmayı hedefleyen ürünlerdir. Ancak alkol cildi tahriş ederek ciltteki enflamasyonu artırır. Bu da sonucunda daha fazla yağ üretimine sebep olur. Ayrıca enflamasyon cildi yaşlandırır. Bu nedenlerle tonik, eğer alkol içeriyorsa, kullanılmasını kesinlikle önermediğim bir ürün türü. Yağ azaltıcı kremler de genellikle alkol içerdikleri için uzun durulması gereken bir ürün türü. 

Scrublar:

Scrublar, enflamasyonu artırarak, yukarıda bahsettiğim etkilere sebebiyet verir. Sivilceli cilt için yapılabilecek en tehlikeli hareket scrub tarzı ürünlerle cildi tahriş etmek. 

Kurutucu Maskeler:

Genel olarak yukarıda bahsettiğim gibi cildi kurutmaya yönelik ürünler cildi tahriş eder. Kurutucu maskelerden de uzak durun. Özellikle sülfür maskesi cilt için çok tehlikeli bir maskedir.

Uzun lafın kısası, cildi tahriş edecek hiçbir yönteme başvurmayın. Şimdi kullanılmasını desteklediğim kremlerle devam ediyoruz.

Eksfoliyantlar:

Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, ciltteki ölü deriyi atmak için eksfoliyantlara başvurulur. Sivilce probleminin sebeplerinden biri olan ciltte biriken ölü deri sorununu ortadan kaldırmak için eksfoliyantlara başvurmak gerekiyor.  

Piyasada iki türlü eksfoliyant bulunmaktadır. Bunlardan biri fiziksel, diğeri kimyasal eksfoliyanttır. 

Fiziksel eksfoliyantlar, içerdikleri taneciklerin cildi fiziksel olarak ölü deriden arındırması prensibiyle çalışır. Ancak bu tarz eksfoliyantlarda bulunan tanecikler, yapıları nedeniyle genellikle cildi tahriş eder ve daha fazla sivilce oluşmasına sebep olabilirler. Bu nedenle piyasada “scrub”, “peeling” vb. olarak adlandırılan tanecikli eksfoliyantlardan uzak durun.

Kimyasal eksfoliyantlar, fiziksel eksfoliyantların yaptığı işi içerdikleri kimyasallar aracılığıyla yaparlar. Bu nedenle tahriş, ürünler doğru konsantrasyonda ve şekilde kullanıldığı zaman minimuma indirgenmiş olur. Kimyasal eksfoliyantlardan başlıcaları AHA ve BHA’dır. AHA ilgili daha fazla bilgi için önceki yazımı okuyabilirsiniz.

BHA, yani Beta Hydroxy Acid, AHA benzeri bir kimyasal eksfoliyanttır. AHA’dan farkı cildin daha derinlerine inebildiği için gözeneklerin içini temizleme özelliğine sahip olmasıdır. Ayrıca bir BHA türü olan, ve aslında piyasadaki tek BHA türü olan, salisilik asitin yatıştırıcı özelliği de bulunmaktadır. Aynı zamanda BHA ürünleri çabuk etki göstermeleriyle de sıkça tercih edilirler; bir hafta gibi kısa bir sürede bile ciddi bir fark gözlemlemek mümkün. Bu yüzden BHA akne tedavisi için mükemmel bir eksfoliyanttır. 

AHA gibi BHA ürünleri seçerken de dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. AHA gibi BHA ürünlerinin de pH aralığının 3,5 ile 5 arasında olması gerekir. BHA ürünlerinin konsantrasyonları genellikle cildi tahriş etmeyecek seviyelerde olsa da, %1 konsantrasyon BHA tedavisine başlamak için ideal bir konsantrasyondur. Piyasada bulunan maksimum BHA konsantrasyonu olan %2 dahi cildi tahriş etme olasılığı düşük bir seviyedir.

BHA, yani salisilik asidin etkisi çok olmasına rağmen piyasada gördüğünüz salisilik asit etiketli ürünlerin hepsinin bu etkiye sahip olduğunu düşünmeyin. Türkiye’de kullanılabilecek en efektif salisilik asit ürünü, eczanelerde satılan Salsil 2 Jel'dir. Ancak eczaneler şu sıralar bu ürünün üretilmediğini söylemekte. Eczanenizle görüşerek depolarda bu üründen olup olmadığını kontrol etmekte fayda var. Bu ürün dışında Türkiye sınırları içerisinde efektif bir BHA ürünü bilmiyorum. Eğer yurtdışından alışveriş imkanınız varsa, vaktinde kullandığım ve çok memnun kaldığım, Paula’s Choice Exfoliating 2% Beta Hydroxy Acid Lotion kesinlikle tavsiye ettiğim bir ürün. Ürüne buradan ulaşabilirsiniz.

Peki BHA nasıl kullanılmalı? BHA da AHA gibi kullanılması gereken bir ürün. Cildi güneşe karşı hassaslaştırdığı için güneş kremi kullanımı zorunlu, bu nedenle gece vakti kullanılması tavsiye ediliyor. Ancak ben, gün içinde cildimi yağlanmaktan ve kızarmaktan koruduğu için sabah kullanmayı tercih ediyorum. Cildimi güneşten yeterince koruyabildiğim için bir sorun teşkil etmiyor. 

Peki AHA mı BHA mı kullanmalıyım sorusunun cevabı oldukça basit: cildiniz kuruysa AHA, yağlıysa BHA kullanmak en doğrusu. Her iki eksfoliyant da her iki cilt tipi için kullanıma uygun. Ancak BHA, yağ dengeleme özelliğine sahip olması ve AHA, cildi yumuşatması nedeniyle belirtilen cilt tipleri için daha uygun seçenekler.

Ek bir bilgi olarak, sivilce probleminin sadece yağlı ciltlerde görülmediğini bilmenizde fayda var. Kuru ciltlerde de ölü deri birikmesi sonucu gözenekler tıkanabilir ve yağlı ciltlerdeki kadar şiddetli olmasa da akne sorunu meydana gelebilir. 

Benzoyl Peroxide: 

Benzoyl Peroxide içeren kremler, cildin alt tabakalarına oksijen taşıyarak, sivilceye sebep olan ve oksijenli ortamda yaşayamayan p. acne bakterisini öldürerek çalışır. Ancak bu maddeyi içeren kremlerin gözeneklerin tıkanmasına dair hiçbir faydası yoktur. Bu yüzden kişisel olarak hiçbir zaman başvurmadığım bir yol. Eğer kullanmak isterseniz eczanelerde satılan Benzoyl Peroxide içeren kremleri deneyebilirsiniz. Bu konuda eczacınız size daha detaylı bilgi verebilir. Eczacınızın anlaması için Benzoil Peroksit demeniz sizin için daha iyi olacaktır :)

Tretinoin:

Tretinoin, insanlık tarihinde cilt için üretilmiş en efektif krem olma özelliğine sahiptir. Yaşlanma, büyük gözenekler, siyah nokta, sivilce, tıkanmış gözenekler, lekeler vb. aklınıza gelebilecek neredeyse tüm cilt sorunları için kullanılabilecek bir maddedir. Ancak tretinoin, kullanması zor ve devamlı kullanım gerektiren bir madde. Bu nedenle tretinoin kullanımını başka bir yazımda detaylı olarak ele alacağım. 

Sonuç olarak, akne probleminin çözümünün iki türlü tedavisi bulunmaktadır. İlk seçenek olarak krem tedavisini denemenizi öneririm. Eğer size sunmuş olduğum yöntemleri kullanarak bir sonuç elde edemediğinizi düşünüyorsanız, doktor kontrolü ile isotretinoin tedavisine başlayabilirsiniz.

Sorularınızı buradan bana yönlendirebilirsiniz.

bismillah

Mulai muncul rasa kesel tiap hari makanin obat2 gede. Harus sabar sampe bulan2 ke depan, sampe batas waktunya berakhir. Jadiin itu waktu yang sebentar pls. Pertama kali seumur hidup, chapter 18 menuju 19, kesabaran dilatih drastis dengan ketidaksehatan yang super. Menghambat aktivitas. 3 bulan ke belakang bukan waktu yang sebentar untuk nyusahin orang2 sekitar. Biaya yang di keluarin juga gak cukup kecil. Zzzzh, syukuri aja karena masih mampu. Dosa2 mungkin lagi di hapusin, semoga aja, Aamiin YaAllah. Secepatnya musnah yah, bakteri!

Öümden sonra Adalet Kanıtı

Ateistler cennet cehenneme inanmıyor. Ne yani bu dünyadaki adaletsizliklerin karşılığı olmayacak mı ?

Öncelikle inançlı insanların ‘Ölümden sonra ne olacağı’ ile ilgili fikrimizi sürekli olarak sorduklarını fark ettim. Tahmin etmek zor olmasa da bir ateist ölümden sonra herhangi bir yaşamın olmadığını savunur. Bir bakteri öldükten sonra ona ne olacaksa aynısı herhangi bir insanın da başına gelecek: ölen canlının kimyasal reaksiyonları yön değiştirip yaşamsal faaliyetleri son bulacak. Bir ateist olarak ‘ölümden sonra ne olacak?’ sorusunun ‘bir insanın dili kesilirse, bu eylemden sonra bu insan hangi dili konuşur?’ sorusundan farksız olduğunu düşünüyorum; dil organınızı keserlerse doğal olarak hiçbir dili konuşamıyor hale gelirsiniz, yaşamsal faaliyetleriniz bittiğinde doğal olarak hiçbir şeyi hissedemez, hiçbir şeyi duyumsayamazsınız. Seneca’nın deyimiyle söyleyecek olursak ‘Ölümden sonra, doğumdan önce neysem o olacağım.’

Bununla beraber ateizmin ‘ölümden sonra hayatın olmayışına karşın’ bir tür adalet kanıtı sunmaya çalışan insanlar argümanlarını şu şekilde sunuyorlar:

Dinler ölümden sonra yaşam sunar; iyiler ödülünü alıp kötüler yaptıkları yüzünden cezalandırılacaklar. Ateizmde ise böyle bir şey mevcut değil, ölümden sonra iyi bir insanla kötü bir insanın sonu aynı olacak. Adalet ancak teizmle sağlanıyor, o halde teizm zorunlu olmalıdır.

Argümana cevap vermeden önce İbrahimi dinlerin sunmuş olduğu cennet ve cehennem mavalının gerçekten ‘iyi’ bir son olup olmadığını sorgulamamız gerekir. Bir kişinin ne kadar iyi bir insan olursa olsun sırf tanrıya ve dine inanmadığı için cehennemde sonsuza kadar cayır cayır yanması, üzerinden kaynar sular dökülmesi, zebaniler tarafından “sonsuz” işkence görmesi ve derileri yandıkça acıyı hissetmeleri için derilerinin yeniden oluşturulması gerçekten iyi bir son mudur? Böyle bir sadizm mi daha kötüdür yoksa ölümden sonra yaşamın olmaması mı?

Kâfir olarak ölenlerin yaptıkları işler, dünyada da, ahirette de boşa gider, Cehennemde devamlı kalırlar. (Bakara 217)

Onlar, Cehennemin bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin” derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır. (Mümin 49, 50)

Hak din yalnız İslam’dır. (Al-i İmran 19)

İslam dininden başka din isteyenlerin, dinlerini Allah kabul etmez. Bunlar ahirette en büyük zarara uğrayacaklardır. (Al-i İmran 85)

Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp Cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. (Âl-i İmran 185)

Gerçekten çok iyi bir insan olduğunuzu, hayatınızı iyilik yapmakla geçirdiğinizi, yardıma muhtaç insanlara yardım ettiğinizi ama inançsız olduğunuzu veya doğru olmayan bir dine inandığınızı bu sebeple cehennemde sayısız ve sonsuz işkenceye maruz kaldığınızı düşünün. Bununla beraber herhangi bir insanın doğru dinde olduğunu fakat ömrü boyunca kötülük yaptığını, adam öldürdüğünü ve buna benzer insan refahını azaltan davranışlarda bulunduğunu düşünün; bu kişinin her ne kadar kötü olsa bile cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete gittiğini ve sonsuza kadar orada kaldığını hayal edin. Böyle bir son vaat eden inançta adaletten bahsedilebilir mi? Şunu söyleyebilirim ki bir ateistin vaat ettiği doğaya karışma fikri bu iddiadan katbekat iyidir.

Bununla beraber dinin sunduğu ölümden sonra vaat inancına yeniden göz atmayı öneriyorum. Tanrının sözünü birebir yerine getiren, dini bütün bir inançlı olduğunuzu, fakat çok sevdiğiniz kardeşinizin, sevgilinizin veya annenizin inançsız olduğunu düşünün. Sizler cennetteyken sevdiğiniz kişilerin sonsuz azapta olması iyi bir son mudur? Bir anne inançsız çocuğu cehennemde acımasızca kıvranıyorken ne kadar mutlu olabilir? Böyle bir son, hem anne ve babanın hem de kişinin kendisi için yeterince kötü bir son değil midir? Bu durumda ‘Dinin yanlış olması zorunludur’ sonucuna ulaşabilir miyiz?

Maalesef ölümden sonra hayata inanmamak, mutlak adaletin hiç bir zaman sağlanmayacağını yanında getiriyor. Peki ya bu durum sanıldığı gibi kötü bir düşünce midir? Hiç sanmıyorum. Eğer ölümden sonra hayata inanmıyorsanız ve herhangi bir ödül/ceza yoksa benim görüşümde olan biri bu dünyada adaleti sağlamaya çalışacaktır. Mutlak adalet ölümden sonra sağlanamayacaksa o halde bu dünyada sağlanmalıdır. Eğer kötülerin yapacakları yanlarına kar kalacaksa, bu durum bu dünyada engellenmelidir ki böyle bir adaletsizlikle karşılaşmayalım. İnançlı birinin düşünmesi gereken, zaten ölümden sonra hayat olduğu için bu adaletsizliği önlemekte bir iş yapmaması gerektiği olur. Yani benim görüşümce ölümden sonra hayatın olmayışı nihai bir adalet sağlayıcıyı ölümden önce getireceği görüşüdür, dinin ahlaksız kişilerin ahlaklı gibi görünmesini sağlamasını es geçersek, eğer ölümden sonra hayata inanmıyorsanız ve akla sahipsen, adaleti bu dünyada sağlamaya çalışmak için yeterince sebebiniz var demektir. Bu dünyanın suçunu gelecek dünyaya aktarmazsınız. Eğer dünya ölümden sonra adalete inananlar yerine, bilinçli ve akılcı şekilde ölümden sonra hayata inanmayanlar ile dolu olsaydı, insanlar arasında ölümden sonra adaletten medet umanlar azalmış olurdu ve dünyadaki adalet daha sağlanabilir hale gelirdi. Eğer ölümden sonra adalet sağlanacaksa Dünya içerisinde adaleti sağlamanın bir anlamı olmaz, zira ne kadar sağlarsanız sağlayın bu durumda mutlak bir adalete ulaşamamış olursunuz; mutlak adalet ölümden sonra gerçekleşecektir. Hırsızlık mı yaşanmıştır? Nasıl olsa bunu yapan cehennemde cezalandırılacaktır. Biri adam mı öldürmüştür? Boş verin, nasıl olsa Tanrı onun cezasını ölümden sonra karşılayacaktır. Fakat bu tür bir mutlak adalete inanmadığınız varsayıldığında cennetin yeryüzüne inmesi için ilk ve en önemli adım atılmış olur. Din adamlarının ölümden sonra vaat ettiği adaletin Dünyada sağlanabilmesi için temel şart din adamlarının vaat ettiği ütopyayı insanlığın elinin tersiyle itmesidir.

Üstelik ölümün mutlak son olmasına dair sunulan görüşün daha kabul edilir olduğu da göze çarpacaktır. Bir insanın sahip olabileceği her şeye sahip olduktan sonra var olmasının anlamı kalmaz.Her istediğinizin olduğunda, her istediğinizin gerçekleştiğinde, her zevki defalarca tattığınızda artık hiçbir şey zevk vermemeye başlayacaktır. Sonsuza kadar yaşamayı hayal edin… Tüm dünyevi zevkleri tattıktan ve bunu sayısız kez yaptıktan sonra, yapacak hiçbir şeyiniz kalmaz. İşte o zaman ölmek istersiniz… Şuna kesin gözle bakabiliriz ki eğer ölüm olmasaydı insan ölümü yaratırdı. Elinize bir defter alıp defterin ilk sayfasından son satırına kadar ‘9’ rakamını yazın: ‘999999999999999…‘ Bu kadar zaman yaşadığınızı ve tüm zevkleri defalarca ve defalarca, milyarlarca ve milyarlarca kez tattığınızı ve hala bunların bir sonunun olmadığını hayal ettiğiniz zaman sonsuz yaşamın o kadar da iyi bir fikir olmadığının farkına varabilirsiniz. Yaşamın bir sonu olmalıdır aksi takdirde yaşanmaz bir hal alacaktır. Ölüm zorunludur.

Tüm bunların dışında adalet kanıtına verilmesi gereken temel cevap, bir şeyin doğru olmasının istemenin o şeyi doğru yapmayacağıdır. Dünya içerisinde para ağacının olması, belki de olmamasından daha kötü olurdu, bu durumda gerçekten para ağacı var mıdır? Süpermen’in olması olmamasından daha iyi olurdu, peki ya sırf bu yüzden Süpermen’e inanç zorunlu hale mi gelecektir? Elbette hayır. Biri diş perilerine inanan diğeri inanmayan iki çocuk arasında geçen bir muhabbette inançlı çocuğun ‘İyi de düşünsene diş perisi yoksa dişlerimiz yok olup gidecek, fakat benim dediğime göre tüm dişlerimiz bize para olarak geri dönecek. Sence de bizim dişlerimizi para yapan bir diş perisine inanmak daha iyi değil mi?’ demesi ne diş perilerini gerçek yapar ne de diş perilerine inanmak için rasyonel temel sağlar. Bu durumun ‘İyi de ölümden sonra hayat yoksa adalet sağlanmayacak’ diyen dindarın sözünden farkı yoktur.

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video