daeint said:

assignment lab:) i'll keep it open until this album on 8tracks is finished:)

yay ok thank you!!!!

url: okay | good | awesome | perfect | asdfghjkl

icon: okay | good | awesome | perfect | asdfghjkl

theme: okay | good | awesome | perfect | asdfghjkl

posts: okay | good | awesome | perfect | asdfghjkl

overall: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10

following: no, sorry | i am now | yes ily | one of my favorites

msg me a “:-)” for a detailed br!!!!

o gün..




santimetrekareme düşen yağış miktarı astronomik rakamlara ulaşmıştı. sabahtan beri başıma gelen aksilikleri unutmak ve bir an önce eve varmak istiyordum.  
 dolmuş durağına doğru ilerledim. yolun kapatılmış olduğunu fark etmem çok sürmedi. oysa çok sürmemesi gereken şey eve gitmemdi. herhangi bir cinayet işlemeden evde olabilmek gibi çok insani bir duygu adına mücadele ediyordum.
etrafta bir sürü çeşit ve ebatta polis vardı. fosforlu yağmurluğunun arkasında trafik polisi yazan birini gözüme kestirdim ancak nasıl sesleneceğimi bilemedim. bu esnada kafama düşen iri ve semiz yağmur damlaları acele etmem gerektiğini söylüyordu.
gelişine koyverdim;

-trafik polisiiiiii! heeyyy! bakar mısınız?
bakmadı. kendisini arkadan dürtmek zorunda kaldım. bu sefer baktı.
- na şoraya nasıl gidebilirim acaba?
soru netti. cevap da öyle oldu.
-inanır mısınız ben de bilmiyorum.

inanırdım. o suratın herhangi bir şey bilmesi ihtimal dhilinde değildi.
 içimdeki çaçaron, önyargının kitabını yazıyordu. yağmur benimle dalga geçiyordu. hiç komik değildi. yine de gülümsemeye çalışarak teşekkür ettim. çünkü bir süre önce hanfendi bir insan olmaya karar vermiştim ve bir yağmurla pes etmeyecektim.
rotamı karayolları hareket amirliğine çevirdim.

yaşadığım şehir kuşatma altındaydı. çeşitli boy ve ebatlardaki polisler, gazete kğıtlarını katlayıp keserek elde ettiğimiz o el ele tutuşan mutlu adamlar gibi birer kulaçlık aralıklarla caddeler boyu sıralanmışlardı. etrafta tek bir araç bile görünmüyordu ama endişelenmiyordum.

çükü karayolları hareket amiri beni bağrına basıp önce bir bardak çay ikram edecek, ben çayımı yudumlarken afili bir ıslıkla bir taksi çağıracaktı. çok umutluydum. umutlu ve ıslaktım. cama tıklattım. komutanım karargahında çay içiyordu. beni iplemeyen yüz ifadesini savaş yorgunluğuna verdim ve eve nasıl gideceğimi sordum.

-valla bütün yollar kapalı. anca yürüyerek gidersin.

o anda her şey durdu. havada asılı kalan yağmur damlalarına baktım. trafiğe kapatılmış yola baktım. sonra el ele tutuşan polis konvoyunun en başındaki “yürüyerek” dedi.
sonra yanındaki..
ve sonra onun yanındaki..

cadde boyunca her bir polisin ayrı ayrı ve uzaklaştıkça boğuklaşan bir sesle “yürüyerek” demesini bekledim.

" lavuk musunuz lan hepiniz, şaka mı yapıyorsunuz laaağğğnnn!" diye bağıran biri vardı.yuhaaa!!! bu bendim. yağmur, üzerimdeki hanfendi kostümünü eritmeye başlamıştı. ıslandıkça çirkefleşiyordum.
üstelik tüm bunların yanı sıra artık kadraja başka bişi de girmişti
bitti..

2

Prag’ta bulunun bu astronomik saat kulesinin hikayesini de sizlere anlatayım:

Bundan yüzyıllar önce 15. yy.’da Orta Çağ döneminde yaşayan Hunuş usta tarafından yapılmış bu şaheser. Saate astronomik denmesinin sebebi ise saatin dünyanın, ayın ve güneşin konumlarını göstermesiymiş. Hunuş Usta bu saati yapınca ünü yayılmış. Dünyanın her tarafından saati görmeye gelmişler. Hunus Usta başka ülkelerden teklif almış bu saatten yapması için bunu duyan kral bütün kıskançlığı ve haşmetiyle Hunuş usta başklarına da bu saati yapamasın diye zavallı adamın gözlerini oydurmuş. Hunuş Usta bunun üzerine öç alma niyetiyle saati elinden geldiğince bozmuş ve ardından intihar etmiş. 50 yıl sonra bir usta tamir etmiş saati fakat saat ilk hali kadar düzgün çalışır mı bilinmez.

Saatin bir diğer özelliği ise Hz. İsa’nın arkadaşlarını temsil eden 12 havarisi her saat başı gösteri yapar ve horoz ötene kadar bu gösteri devam eder. Her saat başı kalabalıktır saatin önü. Daha sonra saatte 4 tane olması gereken tutumları  temsil eden 4 tane olmaması gereken özellikleri temsil eden heykeller bulunur.Olması gereken tutumlardan  başlayacak olursak bilme , eğitime ,adalete ve astronomiye önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bir diğer 4′lü ise soldan en baştaki, elindeki aynayla kendine bakar; “kendini beğenmişliği” sembolize eder. onun yanındaki kukla, elinde altın torbası olan bir Yahudi’dir; “cimriliği” sembolize eder. bir yandaki kukla ise iskelettir; “yaşama karşı isteksizliği” anlatır. sonuncu kukla, elinde mandoline benzer bir müzik aleti bulunan ve Türk’e benzetilen adam da; “gece hayatına ve sefahate düşkünlüğü” anlatır. kısacası bu kuklalar, kendini beğenmiş, cimri, yaşama karşı isteksiz ve sefahate düşkün olmayın der. 

anonymous said:

MIT'de okumak hayata 21309894128 adım önde başlamaktır. Yanılıyor muyum?

Fazla tevazu kibirdendir diye düşünüyorum. O kadar astronomik bir sayıyla olmasa da birçok ülkenin kabul ettiği bir okul olduğu için birkaç adım ileride olma gerçeği var, ama tabii ki öğrenciyle alakalı. Ben sanırım o öndekilerden değilim :)

Ngritja e Januzajt

Ngritja e Adnan Januzajt ka qenë astronomike. Në këtë kohë, vitin e kaluar, mesfushori kosovar ishte duke i zhvilluar ndeshjet e para me ekipin e parë të Manchester Unitedit.

Në njëvjetorin e shpërthimit të tij si një vullkan, ueb-faqja “backpagefootball.com” ia ka kushtuar një shkrim special përfaqësuesit belg.

Ai kishte shkëlqyer në fazën përgatitore, ndërsa më pas ia dha rastin edhe gjatë…

View On WordPress

Text
Photo
Quote
Link
Chat
Audio
Video