anonymous asked:

Osman a şu konuda katiliyorm arkadşlar, adam seni tanmyo onu tanmiyo karakterni bilmyo ne gibi bi akıl vereblir. Onu geç bide bu adamı niye takip ediyoruz farklı şeyler okuyalm kafamz dagilsin diye. Anonim sorunun amaci da blog sahibini tanimak zaten

canimsin ya ama cidden ben ne teselli verirsem vereyim gece uyurken insan yine kendi bildiğini okuyacağı için birşey diyemiyorum.

Dershanede bir kiz var, disardan baktiginiz zaman “ne guzel kiz” diyeceginiz kizlardan.
Nasil olduysa bir yerden evlilik konusu acilmis ve kizin soyledigi sey “ben universitede ikinci sinifa gecince nisanlanicam ucuncu veya dorduncu sinifta da evlenicem”. Kizin hayali de “kocama yemek yapicam, birlikte zaman geciricez.” Delirdim ya.
E hayatini ne zaman yasayacaksin? Hos zaten kizin oyle bir amaci yok, amaci kocasina hizmet etmek.
Buna da anlam veremiyorum. Zihniyete bak ya.
Of.

Ögrencinin Dostu, Kaliteli Notlarin ve Ucuzlugun Adresi: KIWI

Iyi aksamlar SA  Bugunku sarkimiz

Bugun yine mutus bir iyilik yapip ders notlarimi paylastim. Butun notlarima ekledigim bir imzam var bakin su: 

image

COPYLEFT logosu da koyuyorum ki guzel olsun :D 

Bu arada copyleft bir dalga degil, ciddi bir olay bknz.

Nasilsa yazdiklarimin %90i bana ait olmadigi icin copyright demenin de bir anlami yok. Not olm bu ne abartiyorsun?

Bahsettigim sey gecenlerde bizim okulun facebook grubunda yasanan tam olarak SACMA bir tartisma. Allah bizi böyle tartismalardan uzak tutsun amin.

Tartismanin en hararetli noktasinda araya “Affedersiniz böluyorum ama bu bahsedilern notlar nerde” yazma cesaretini de gösterdim bu arada.

Notlar BOK GIBI cikti ustelik. O kadar bik bik ettigin notlar bu muydu lan dedim? Dedik hatta, bir kac arkadasim katildilar bana.

Ok Google! Play Lifehouse.

Son zamanlarda telefonumla aramda en sik gecen muhabbet. Uzun zamandir tam bir Keane dinleyicisi olup ciktigim icin Lifehouse’dan bayagi uzaklasmistim. Ama yeni album heyecani beni eski sarkilara yöneltti, mutluyum.

Yarin yine sinavim var ve yarin PAZAR.

Okulda gereksiz sicaklik gösteren bir kiz var, ilk kez bu sene gördum ve de tanistim. Ama kiz o kadar sicak ki sanki senelerdir arkadasiz. Onun disinda ögrendim ki kiz bir tek bana karsi sicak degilmis, meger herkese karsi öyleymis. Aferin ona, BENDEN UZAK DUR LUTFEN!

Bir Isvecli arkadasimin da dedigi gibi: I like being COLD, it saves energy.

Kesinlikle katiliyorum. ben onun kadar soguk degilim, olmadiim da ama bu kizin sicakligi rahatsiz edici. 

Turkyede izlenmeyen dizileri izlemenin en buyuk zorlugu zaten ulkede var olmayan bilimum HELAL/LEGAL yolun disinda GAYRI AHLAKI/ILLEGAL yollarin da bu dizileri talep eksikligi sebebiyle bulundurmamasi. Bi suredir deli gibi izledigim WORKAHOLICS de bu dizilerden biriydi. Canim 9GAG beni bu diziyle tanistirdi. Oldukca gerizekali 3 erkegin yasadigi bir dizi olay tek kamera acisindan anlatiliyor, bi sit com degil ama bi kara komedi de degil, ne bilemiyorum ama cok egleniyorum. Hatta eglenmem gerekenden daha cok egleniyorum. Bazen kedim Pasa uyurken kahkahalarima uyandiriyorum hayvani :D

image

En arkadaki adam aslen Norvecli

Sol taraftaki kucuk gozlu tatli adamda kendimi göruyorum :D

Sagdaki adama bir seferinde “Hey Hermionie!” demislerdi, ne kadar da benziyor gercekten de :

image

Bu sacma diziyi sinavlarim biter bitmez TORRENTten indirecegim. ABV sinavlarin bi de bu ulkenin. Yine önume bir engel koydu.

NOT: Tum notlarimi ucretsiz veriyorum, isteyene mail atarim hatta.

Merhaba. Ben bu fotograf cekilmeyi sevmeyen cifti taniyan standart bir insan. Bunlardan bir tanesini yaklasik iki senedir, digerini ise 4 aydir taniyorum. Hangisi oldugu onemli degil, sonuc olarak ikisi de sanki hayatimin basindan beri benimlelermis gibi yakinlar. Asil olay ise, onlarin birbirlerine olan yakinliklari. Iliskilerine ilk saniyelerinden beri, hatta baslamadan beri sahidim. Bugun 4. aylari. Sanirim hayatimin en kisa dort ayi oldu, zira bana soylediklerinde inanamadim zamanin o kadar hizli aktigina.
Her gun, Tayyar adinda, kardesim sifatina gercek kardesimden bile daha cok oturan insanla beraber bunlari izliyoruz. Her lanet gun. Umut’un okul cikislarinda kosa kosa Besiktas’a, “Herseyi”ne gitmesini, birbirlerini gordukleri an ikisinin de gozlerinin parlamasini, sanki aylardir gorusmemis gibi birbirlerine sarilmalarini, birbirlerine bakislarindaki utangaclikla karisik aski gozlemledik her gun. Surekli dalga gectik, surekli baltaladik iliskilerini saka amaci ile bile olsa. Bunlari aslinda onlar bizim su hayattaki tek gercek sevincimiz oldugu icin yaptik. Onlarin yuzune soylemedik ama arkalarindan saatlerce ne kadar iyi olduklari ile ilgili konustuk. Umarim her sey istedikleri gibi olur. Umarim, Tayyar ile bana yasatilanlari yasamazlar. Umarim birbirlerine ne kadar yakistiklarinin, kisa bir surede ne kadar birbirlerine karistiklarinin farkindadirlar. Sizi seviyoruz. Iyi ki varsiniz azizim.


“This story will take you far, far away. And I need one more dal, pls.”
-Tayyar Durdan, the NY Times

"MUSTAFA KEMAL ATATURK.
MUSTAFA KEMAL ATATURK.
MUSTAFA KEMAL ATATURK.”
-Dionysus, The Daily Prophet

"Dik-me, Dik-me."
-Selim Recai, Stolen Newspaper

"Before they started this relationship, I was waiting for 29D bus to take me home. It’s their 4th month and I am still waiting for the damn bus."
-Ilayda Kirman, Bus Stop Weekly

"Benim fotografimi mi cektin? SILER MISIN LUTFEN?"
-Ezgi Ozel, BAL Magazine

anonymous asked:

Şu kıza üzme kendini üzme kendini diyip durmayın aq kızın üzülüceği olmasa bile sizin yüzünüzden üzülücek

Kimsenin amaci kotu degil o nedenle kendimi daha iyi hissediyorum bi yandan

Desejo que o seu melhor sorriso, esse aí tão lindo, aconteça incontáveis vezes pelo caminho. Que cada um deles crie mais espaço em você. Que cada um deles cure um pouco mais o que ainda lhe dói. Que cada um deles cante uma luz que, mesmo que ninguém perceba, amacie um bocadinho as durezas do mundo.
—  Ana Jácomo
Desejo que o seu melhor sorriso, esse aí tão lindo, aconteça incontáveis vezes pelo caminho. Que cada um deles crie mais espaço em você. Que cada um deles cure um pouco mais o que ainda lhe dói. Que cada um deles cante uma luz que, mesmo que ninguém perceba, amacie um bocadinho as durezas do mundo.
— Ana Jácomo.
Yeni yazı: Reaksiyon Dizisinin Amacı Nedir
Bu yazı

http://www.vatanicin.biz/reaksiyon-dizisinin-amaci-nedir/ adresinde yayınlanmıştır.

Reaksiyon Dizisinin Amacı Nedir

Reaksiyon dizisini izliyorum fakat dizi, vatandaşın çoğunluğu üzerinde korku etkisi yaratacak senaryoya, diyaloglara sahip hatta algıyı güçlendirebilmek içinde gündem ile de çok samimi bir ilişki içerisinde…

Tapeler, fotoğraflar, video kayıtları?

Örneğin dizinin ilk bölümünde zaten şuna benzer bir diyalog var ki; her şeyi özetliyor zaten; “devlette yükselmesi imkan dahilinde diye rapor edilen herkesin tüm zaafları bir bir dosyasına eklenir!” ne anlarsınız bu diyalogdan; devletin yönetici koltuğuna bileğinizin hakkı ile otursanız dahi sizi kendi çıkarları için kullanmak isteyecek birileri hep olacaktır.

Adam bıçaklamalar, pala ile saldırmalar, laga luga hareketler?

İnsanların sürü ile acımasızca öldürüldüğü sahneler, baş rol oyuncularının çevrede; ki burada kendi silah arkadaşları da buna dahil, bir sürü ölü varken sanki bunun normalmiş gibi hareket etmeleri izleyen zamane gençler üzerinde şiddete meyil edici etki yapabilir ve yerli yersiz dayılanabilirler.

Hatta bu dizi prime time denen; çocukların televizyon ekranı karşısında olduğu bir zamanda yayınlandığından çocukların gelişimine negatif etki edebilir.

Doğuda, Güneydoğuda yaşanan olaylarda devletin sükut davranışı, diğer yerlerde ise müsamaha göstermemesi?

Belli bir eğitim seviyesinin altında olan, kıt kanaat geçimini sağlayıp çocuğunun/çocuklarının eğitim alması için mücadele eden bir ebeveyn de bu diziyi izledikten sonra çocuğuna/çocuklarına nasihati “aman oğlum/kızım, görüyorsun ortalığın halini=kötü, kim ne yaparsa yapsın sen karışma, sen okulunu oku…” diyecektir. Yani kısaca ebeveyn çocuğuna üç maymunu oynamasını tavsiye edecektir!

Çeşitli operasyon adları ile kodese tıkılanlar?

Diyeceksiniz ki, sen yanlış düşünüyorsun, karşılarında cevval vatanseverler var bak bordo bereli Oğuz var özel harekâtçı Tekin var onlar nasılda çatışıyorlar ülkenin bekası için!

Vardır eminim vardır gerçek hayatta da, var ama dizide bak onlar içinde neler planlamışlar; birisini bacısı ile tehdit ediyorlar, diğerinin babasını öldürdüler… Bu izleyenlere karşı, “bana bakın fazla diklenmeyin, yoksa” diye tehdit savurmuyor mu sizce? Bence açık açık tehdit ediyor.

Kim yaptırıyor peki bu diziyi?

Özellikle gelişmiş olan ülkelerde, yönetim şekli sosyalizm ya da diktatörlük olan ülkelerde istihbarat birimleri tarafından yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir bu.

Eskiden sanki devletten gizli bilgi çıkarılmış gibi kulaktan kulağa fiskos yapılırdı, sonra gazetelerde ısmarlama yazılar yazdırıldı, kitaplar bastırıldı… Bu gün ise ısmarlama diziler ve filmler yaptırılıyor…

Seçilmişler kendilerini haklı gösterme çabası içerisindeler!

Hak edenin değil de yakın çevrenin makamlara yerleştirildiği bizde bunları, yapılan her ne kadar kötü olursa olsun yapılanlar karşısında, halkın üç maymunu (görmedim duymadım bilmiyorum) oynamasını kimler istiyorsa onlar yaptırıyor.

Yani bu dizi ile oluşturulması istenen zihniyet şu: Padişahım çok yaşa, padişahım çok yaşa, padişahım çok yaşa….

Şak şak şak şak…

Yazı http://www.omurokur.com/2014/11/reaksiyon-dizisinin-amaci-nedir/ adresinde yayınlanmıştır.

BAŞKAN ACAR, ‘ALİAĞA’DA 5 YILDA YAPILMASI GEREKEN ÇALIŞMALARI 1 YILDA
YAPMAMIZ GEREKİYOR’


ACAR, PERSONELE KIŞLIK KIYAFET DAĞITMAYA DEVAM EDİYOR


GÖRÜNTÜLÜ/FOTOĞRAFLI/


ALİAĞA BELEDİYESİ/


ALİAĞA-İZMİR(26.11.2014)- Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, sahada görev
yapan personele kışlık kıyafet dağıtmaya devam ediyor. Temizlik İşleri
Müdürlüğü’ne bağlı çalışanların ardından Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçe
Müdürlüğü personeli ile bir araya gelen Başkan Serkan Acar, işçilere sert
kış koşullarına ve iş güvenliği kanuna uygun koruyucu kışlık kıyafetlerini
teslim etti. İçlerinde maske, çelik burunlu bot, yağmurluk, yağmur
çizmeleri, Aliağa Belediyesi logolu flâşörlü mont, forma ve bere gibi
kışlık malzeme bulunan kolileri Başkan Serkan Acar’ın elinden alan
çalışanlar Acar’a teşekkür etti.


BAŞKAN SERKAN ACAR, ‘HEPİMİZİN AMACI ALİAĞA’YA HİZMET ETMEK’

Çalışanlarla bir süre sohbet eden Acar, “Önümüzdeki süreçte de beraber
devam edeceğiz. Hepimizin amacı, Aliağa’ya hizmet etmek. Ben burada
belediye başkanı olarak hizmet ediyorum, sizler de burada en az benim kadar
sorumlu bir şekilde çalışıyorsunuz. Hem kendi çocuğumuza, ailemize hem de
Aliağa’da yaşayan vatandaşlarımıza hizmet etmek için buradayız. Şuan da
yoğun bir çalışma içerisindesiniz, bu yoğunluk önümüzdeki süreçte de devam
edecek. Aliağa’da 5 yılda yapılması gereken çalışmaları 1 yılda yapmamız
gerekiyor. Çünkü, Aliağa hızla gelişiyor, sürekli göç alıyor, ihtiyaçlar
her geçen gün artıyor. Bizim de bu hıza yetişmemiz gerekiyor. Hem
geçmişteki eksikleri telafi etmek, hem bu hıza yetişmek için yoğun
çalışacağız. Bu yoğun çalışma içerisinde temel gayemiz, sizlerin haklarını
korumak, daha iyi imkânlar içerisinde çalışmanızı sağlamak. Müdürlerimizle,
amirlerimizle, çavuşlarımızla birlikte hepimiz bir ekibiz, hepimiz bir
aileyiz. Derdimiz olduğu zaman içimizde çözeriz. Bunu böyle bilmemiz
gerekiyor” diyerek çalışmalarından dolayı çalışanlara teşekkür etti.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın işçilerle selamlaşması

Kışlık kıyafetlerin işçilere tanıtılması

İşçilerden detay

Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın konuşması

Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar işçilerle fotoğraf çektirirken

Makam aracının Atölye’den ayrılışı

Yeni Haberler için Halkın Habercisi - Bağımsız Habercilik

Haber Adresi:http://www.halkinhabercisi.com/mimarlar-odasi-yonetmeligin-dogayi-koruma-amaci-yoktur-talanin-araci-haline-gelmistir

Mimarlar Odası: Yönetmeliğin doğayı koruma amacı yoktur, talanın aracı haline gelmiştir

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, resmi gazetede yayımlanan ÇED yönetmeliğindeki geçici madde hakkında değerlendirmede bulundu.

Geçici madde ile ekosistemin zarar göreceği projelerin önünün açıldığını ve yönetmeliğin kentin talanının yönetmeliği olduğunu vurgulayan Candan, “Yönetmeliğin doğayı koruma amacı yoktur, talanın aracı haline gelmiştir. Oysa ki, bu düzenlemenin genişletilerek daha verimli ve doğa merkezli bir çevre yönetimi için sağlık ve sosyal etkiler kavramlarının da yönetmelikte yer alması gerekmektedir. ÇED Yönetmeliği’nin ana aksını oluşturması gereken politika ve yaklaşımın doğa koruma ve doğal varlıkların geliştirilmesi olması zorunluluktur” dedi.

“YÖNETMELİĞİN AMACI DOĞANIN TALAN EDİLMESİ”

Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Candan, açıklamasında “Yönetmeliğin doğayı koruma amacı yoktur, talanın aracı haline gelmiştir. Oysa ki, bu düzenlemenin genişletilerek daha verimli ve doğa merkezli bir çevre yönetimi için sağlık ve sosyal etkiler kavramlarının da yönetmelikte yer alması gerekmektedir. Çevresel etkiler yanında tüm canlıların, insanların, toplumların sağlık yaşam standartlarının göz önüne alınması gereği, bugün evrensel düzeyde kabul gören yaklaşımlardır. Bu nedenledir ki, ÇED Yönetmeliği’nin ana aksını oluşturması gereken politika ve yaklaşımın doğa koruma ve doğal varlıkların geliştirilmesi olması zorunluluktur. Çevresel etkileri belirlemek amacıyla yapılacak teknik ve idari düzenlemelerde kamu ve toplum yararı ile birlikte doğa yararı kavramının yer alması olmazsa olmazdır. Yönetmeliğin amacı, kamu toplum yararı ve doğa yararını içermemekle birlikte doğanın talan edilmesi için araç haline getirilmiştir” ifadelerini kullandı.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARININ GÖRMEZLİKTEN GELİNMİŞ OLMASI HUKUKSUZLUĞUN OLUŞTURULMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR”

Anayasa Mahkemesi’nin kararının görmezlikten gelindiğini savunan Candan, “ÇED Yönetmeliğinde, Türkiye taraf olmamış olsa dahi, çevresel konularda bilgiye erişme, çevresel karar verme sürecine halkın katılımı ve yargıya başvurma konusunda da Aarhus Sözleşmesi’nin ruhunu yansıtacak bir yaklaşım dikkate alınmamıştır. Çağdaş dünyanın çevre koruma konularında ulaştığı konum göz önüne alındığında, çevresel konulara ilişkin karar süreçlerinde halkın katılımı hususu büyük önem arz etmektedir. Söz konusu yönetmelik, bu gidişatın tersine, halkın katılımını sınırlayan ve hatta ilgili halk gibi tanımlamalar, halkın katılım sürecini kısıtlayan bir yaklaşım egemen olmuştur. Oysa ki, içinde bulunduğumuz yıl ve günler dahi göstermektedir ki, gerek büyük kentlerdeki iklimsel değişimler ve kentsel altyapı yetersizlikleri, kentsel planlama yanlışları ile meydana gelen kent afetleri, gerekse de hidroelektrik santral (HES) projeleri gündeme gelen ekolojik bozulma ve tahribatlar, doğa koruma kavramının ve proje/yatırım süreçlerinde çevresel etkileri en aza indirme yaklaşımından uzak günlük tercihlerdir. Bu anlayış doğrultusunda Geçici Madde 2’deki 23/06/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup; 29/05/2013 tarihi itibariyle planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışında tutulması katliamdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararının görmezlikten gelinmiş olması da hukuksuzluğun hukukunun oluşturulması anlamına gelmektedir” açıklamasında bulundu.

“RANT ODAKLI SAĞLIKSIZ KENTLER”

Mimarlar Odası tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Candan, çevresel konulara ilişkin karar süreçlerinde halkın katılımının da önemli olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: “Yeni yönetmelikle, AVM’lerde, Toplu Konut projelerinde, hastane projelerinde, demiryolu ve metro projeleri dahil şehir hastaneleri dahil ÇED raporu aranmıyor. ÇED’ten muaf tutuluyor. AVM lerin ÇED muafiyetinin dışında tutulması kentsel ısı adacıklarını kontrolsüz şekilde artıracaktır. Ankara’da ısı adalarının oluşumuyla ilgili 10 yıllık Landsat uydularından alınan ve güneşin etkisi başlamadan önce saat 8’de elde edilen verilerde, iki alan (kırmızı nokta) ısı adası olarak ortaya çıkmıştır. Bunlar Real ve Ankamall alışveriş merkezleridir. ÇED dışında bırakılan her AVM’nin kentsel ısı adalarını artıracağı ve kentte ısı artışı ile birlikte insan ölümlerinin gerçekleşeceği ortadadır. Örneğin 2003 yılında Paris kentinde 10.000 ölümün nedeni ısı artışıdır. Çok sayıda kişi de hastanelere başvurmuştur. Bu yapılan doğa merkezli çevre yönetiminden vazgeçmek, doğa merkezli bir yönetimden vazgeçmek ise insan merkezli bir çevre yönetiminden vazgeçmek anlamı taşıyor. Şehirlerimiz betonlaşmaya giderken, insanlarımız da rant odaklı sağlıksız kentlerde yaşamaya mahkum ediliyor”

 

 

 

anonymous asked:

Eveet sorunlarim o kadar cokki cirkinim , cahilim hic bi konuda yeenegim yok boyle zeki olmayan otistikler gibiyim igrenc im kisiligimde oyle herseyim igrenc neden yasiyorum sence neden amacim nedir ?

degis. insanlarin amaci degisimdir.