13 yaşında bi abinizden tavsiyeler gelin
  • -kutunun içinde sabun getirmeyin olum sıvı sabun getirin zengin görünürsünüz
  • -bu hayatta kimseden silgi istemeyin sonra ona aşıksınız sanıyolar
  • -0,5 ucunuz her zaman yanınızda olsun birisi istediğinde verip muhabbet etme sansınız olabilir
  • -çöpün başına 5 erkek toplanıp kalem açmayın mal gibi gözüküyosunuz
  • -yaz tatili çalışma kitaplarınızı bitirmeyince cool olmuyosunuz
  • -para + bisiklet varsa kızlar zaten size gelir beyler rahat olun
  • -işaret parmagını kullanarak söz istemeyin sakın direk elinizi kaldırın tokat şeklinde kaldırın
  • -3. tenefüslerde hayvan gibi beslenme çantanıza abanmayın hemen cool davranın
  • -haftada bir kez andımız okumaya çıkın beyler bütün okul sizi izliyo göz önünde olursunuz birazda tipiniz varsa
  • -panodan iğne alıp kızlara batırabilirsiniz beyler tepkileri kötü olsada içten içe hoşlarına gider
  • -abinizden veya ablanızdan çaldıgınız eşyaları sınıfa hava atmak için götürmeyin sizin olmadıgı çok belli
  • -kantinden simit almayın köfte ekmek falan alın simit yiyen fakirdir beyler bu böyledir
  • -istiklal marşını okurken komiklikler yapınca kızlar sizden hoşlanmıyo adam gibi marşı okuyun siktir olun gidin
  • -yerli malı haftasında pastaneden bişeyler alıp gidin acayip cool oluyo zengin havası veriyosunuz annem yaptı diyincede bütün kızlar size gelebilirmiyim diyor
  • -bahçede ip atlayan kızlar aranıyodur beyler
  • -sınıf başkanı olmak için can atmayın bişey olmuyo
  • -borudan yapılmıs silahlarınızı okula getirmeyin beyler fakir gözüküyosunuz büyük su fışkırtan oyuncakları götürün
  • -su şişesi kapağıyla beşikten geçirmece oynadıgınızda pek güzel bi görüntü olmuyo
  • -uçlu kalem gerçekten bi zenginlik belirtisidir beyler dikkat edin kurşun kalem kullanmayın
  • [Sis Reyis is Back !]
Siz benim kalbimi biliyonuz dimi elimden gelse hep cevaplarım ama işte önce Deyvid sonra Marissa gönderi sınırı koymuşlar maalesef cevap veremezsem kırılmasınız dimi? Seviliyosunuz bunu bilin ^^

İlkokul birinci sınıf. 1-A sınıfındayım. Öğretmenimin adı Ahmet Çeşme. Bana okuma yazmayı öğreten adam ki adını asla unutmam. Bir keresinde sınıfta herkes gürültü yaparken aramızdan birkaçını seçip kara tahta önünde kulağımı çekip tokat atmıştı yanağıma. Birgün yine çizgi çizmeyi bırakıp fişleri okuduğumuz zamanlarda ben gösterdiği fişi okuyamadım. Tahtaya bir şey yazdı ve benden okumamı istedi. Okudum. Eşek yazıyordu. Tabi tüm sınıf da bana gülüyordu. Aslına bakarsanız öğretmenliğe, öğretmenlere karşı nefretim böyle başladı. Sene sonunda mahalleye yeni bir okul yapıldı, oraya yazdırdılar beni. Hatta hatırlıyorum okulun açılışına dönemin başbakanı Mesut Yılmaz gelmişti. İlkokul ikinci sınıf. 2-A sınıfındayım. Öğretmenimin adı Zeynep Karakulak. Aşı olduğumuz birgün. Yanımda oturan eleman, adı Hakan sıranın diğer tarafa geçmek istedi. Ayaklarımı topladım buyur geç dedim. Bu mal oğlu mal ayağıma takılıp düştü. Ağlamaya başladı. Aşılı olan kolu sıraya çarpmış dediğine göre. Öğretmen geldi ne oldu neden ağlıyorsun derken suç yine bana kaldı. Kulağım çekildi işitmediğim azar kalmadı. Ertesi yıl aynı okulda sınıfım değişti. İlkokul üçüncü sınıf. 3-C sınıfındayım. Öğretmenimin adı Nazmi Çetin. Tam bir Kemalist karakter. Tabi bunu aklımız ermeye başlayınca öğrendik. İstiklal marşını, andımızı kimine güzel sözle kimine de döve döve öğretmişti. Hatırlıyorum bir arkadaşımızı kulaklarından tutup havaya kaldırmıştı. Adı Hüseyin, on yıl önce falan bıçaklı kavgada kalbinden yaralanıp vefat etmişti kendisi. Arada sırada böyle boş zamanlarımız olurdu ders anında ya da işlenecek şeyler erken bittiğinde falan serbest bırakırdı bizi. O anlarda masasında oturur yanına birimizi çağırır sohbet ederdi. İşte hal hatır sorar anne babamızın ne iş yaptığını vs. sorular sorardı. Genellikle de aramızda birkaç sevdiği öğrenci vardı onları çağırırdı. Günlerden birgün yine böyle boş bir derste. Müzik dersi olması lazım. Serbest bıraktığı bir an. Bu yine bahsettiğim gibi bir arkadaşla konuşuyor. Herkes kendi halinde. Ulan ben de gaza gelmişim çıkardım blok flütü sert üfleyince çok ince ama keskin bir ses çıkarır ya. Öyle bir ses çıktı. Ulan sınıftaki herkes de susup bana baktı. Devam etsenize şerefsizler konuşmanıza. Öğretmen kızdı. Çabuk yanıma gel dedi. Elimdeki flütü çantaya attım. Korka korka yanına gittim. Bana öyle bir tokat geçirdi ki iki gün al yanaklı gezdim. Yine birgün okula müfettiş gelmiş, sınıfları geziyorlardı böyle. Bizim sınıfa geldi işte. Nerelisin dedi bana. Benim anne baba tarafı Niğde’li. Ben de Niğde’yim demiş bulundum. Göster bakalım oğlum haritada Niğde’yi dedi bu müfettiş. Ulan şerefsiz boyum zaten bir metre. Harita kadar. Nasıl göstereyim. Yerini de bilmiyordum zaten. Neyse müfettiş gitti Nazmi Çetin harita önünde beni yanına çağırdı. Ne olacağını bilmeden saf saf gittim yanına. Elinin tersiyle bir tokat attı bana. Bir yandan da sol elinin baş parmağı ile bana harita üzerinde Niğde’yi göstererek. Ondan sonra Türkiye ve dünya haritasını hafızaya attım. Hangi il hangi ülke harita üzerinde nerede saniyesinde gösterebilir seviyeye geldim, geldim ama öğretmenlere karşı nefretim de kat kat artıyordu. İlkokul bitene kadar ne bir olaya karıştım ne de sesim soluğum çıktı okulda. Ortaokul dönemi. 6-C sınıfındayım. Fen bilgisi dersinde. Sınıf başkanı o gün gelmemişti. Ben de başkan yardımcısıyım. Öğretmen gelene kadar sınıfın sessiz bir şekilde beklemesini sağlamalıyım. Neyse herkes sessiz sakin bekliyor, çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, adı Ömer. Nah işareti yaptı bana. Olm yapma dedim. Sonra sana kafam girsin anlamında kafasını şekilden şekile soktu. Olm dön önüne lan dedim. Sonra kokum girsin sana diye bir işaret yaptı ki şeytan dürttü beni orada bacağımı kaldırdım buna gösterdim. Tam o sırada Fen Bilgisi öğretmeni Nafiz soyadı bilmem ne sınıfa girdi beni o halde gördü. Ne yapıyorsun lan dedi. Öğretmenim şakalaşıyorduk arkadaşla derken hiç beklemediğim anda bir tane tokat geçirdi. Başkan yardımcısı bunu yaparsa diğerleri ne yapmaz ki sen örnek olacaksın onlara falan filan bir ton da laf söyledi. Öğretmenlere olan nefret daha da arttı. İlkokuldan mezun olduk, liseye başladık. Lisede dayak yoktu açıkcası. O dönem bayağı konuşuluyordu hatta. Okullardan dayak kalktı diye. Yeni geçiş süreci falan işte. Boş ders. Milli Güvenlik dersiydi sanırım bir tane Subay geliyordu. Yüzbaşı olması lazım. O gün gelmedi bu adam. Boş derse de hiç tanımadığım adını dahi bilmediğim bir hoca girdi. Sessiz sakin masasında oturup bir şeyler okuyordu. Sınıf da yine coşmuş bir şekilde arı kovanı gibi ses vardı içeride. Ben sessiz sakin dışarıyı seyrediyorum ara ara. Arada sırada sıraya başımı koyup uyuyorum. Herkes ayrı telden çalıyor. Hoca ayağa kalktı ön sırada oturan birine elinin tersiyle bir tokat geçirdi. Herkes sustu. Sonra iki sıra atlayıp birine vurdu. İki sıra daha atlayıp bana geldi eliyle gel gel işareti yapıp yanağımı uzatmamı istedi. Hocam ben bir şey yapmadım ki derken kafama vurdu sonra başka bir arkadaşa yöneldi. Ben o an yediremedim bunu kendime. Ben bir şey yapmadım orospu çocuğu bana neden vuruyorsun deyip hocanın üzerine yürüdüm. O da tıfıl bir şeydi zaten. Geri çekildi arkadaşlar beni tuttu. Biri kolumdan tutup dışarı çıkardı. Sonra disiplin kurulu vs. bir şeyler ayarlandı okuldan atacaklar seni derken hiçbir şey olmadan ben okula devam ettim. Okula devam ettim etmesine ama öğretmenlerin kimisinden nefret ettim kimisine de nötr kaldım. Bir tane iyi hocam vardı demem. Bütün öğretmenlerin de karşılaştıklarım gibi olduğunu düşündüm ama interneti daha aktif kullanmaya başlayınca fark ettim ki öğrencilerini çok seven onlara varolan müfredat dışında çok daha güzel şeyler öğretme gayreti ve çabasını gösteren öğretmenleri gördükçe biraz biraz saygı duymaya başladım bu mesleğe. Üniversite de zaten sonradan kendimi toparladım fazlasıyla. Velhasıl kelam bugün öğretmenler için özel bir gün. Her öğrencisini kendi çocuğuymuş gibi seven, onlara güzel şeyler öğreten, öğütleyen gönlü güzel öğretmenlerin günü kutlu olsun.

şu ateşölçerle hastaların yanına gidip alınlarından ölçtüğümde, bana hepsi “çek tetiği sık tabancayı” demekten bıkmadılar ama ben YILDIM

Ünlü oyuncudan kadınlara destek

Sanatçı İLYAS SALMAN , toplumun yarısının erkek, diğer yarısının kadın olduğuna dikkat çekmek için üzerine yarısı erkek, yarısı kadın elbisesiyle Avcılar’da kadınlarla birlikte yürüdü.

Çocukluğumuzu kaybetmek, kendimiz hakkında arayışlara düşüp çıkmaza girmemize yol açan bir başlangıçken; tam da bu zamanlarda bana anlattığı, yaşattığı, izah ve empoze ettiği bakış açılarıyla her şeye başka bir gözle bakmamı sağlayan, en önemlisi beni çocukluğuma döndürüp tüm katı görüşlerimi geri getirilemez biçimde yok eden, ruhumu tazeleyen sevgili terapistim, en değerlim ve biricik öğretmenim Eylül Doğan’ın başta olmak üzere tüm öğretenlerin günü kutlu olsun. Eğitimci olabilmek için bir formasyon yeterlidir; fakat öğretici potansiyele sahip insanlarla pek azımız karşılaşır. Bir çocuğun gizli dünyasını bana yaşatmanın ve tüm varoluşsal hatalarımı kendimde geriye giderek çözümlememi sağlamasından ziyade beni de eylülleştirdiği için bu yeryüzünün en minik öğretmenine minnettarım. Nice öğreteceklerine..

İyisimi,
Sen gel bence.
Hani bakarsın,
Kışlar yaza dönüşür…
İyisimi,
Gel bence.
Hani bakarsın,
Üşüyen papatyalar yeniden kelebeklerle ısınır

Evet, aslında hepimizin tek bir öğretmeni var..Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk..Ama yine de hayatıma giren her öğretmeni, özellikle benim için özel olanları unutamıyorum..İlkokul öğretmenim, nerde, nasıl, ne yapar, sağlığı iyi mi bir tek onu bulamadım..3 öğretmen değiştirerek bitirdim ilkokulu ama ilkinin yeri ayrıdır..sonra ilkokul 5. sınıftaki öğretmeni mi de kötü anılarla hatırlarım, bana çok çektirmişti :) ve lisedeki sanat tarihi öğretmenim, hem en korktuğum hem en sevdiğim öğretmenimdi, Balıkesirde tek başına bir köyde yaşıyor şimdi..

Ben de birsüre kreşte öğretmenlik yaptım..çok güzel günlerdi, minicik bedenlerin anne-babalarından ayrı alışma ve bize bağlanma süreçleri o kadar güzeldi ki..uykuya yatarlarken, pijamalarını giydirir öper, koklar uyuturduk..kalktıklarında saçlarını tarardık kızların…buyüzden anasınıfı öğretmenliği sorumluluklar açısından yorucu bir okadar da keyifliydi..heran dönebilirim, kendimde o gücü bulduğum an tabii :)

Tüm öğretmen arkadaşların ve bizi bugünlere getiren öğretmenlerimizin gününü kutluyorum..bir gün değil her gün kıymetlerinin bilinmesi dileğiyle elbette…